Yusuf Erdoğan'ın Haykırışı

Barlas Sicimoğlu 26.09.2016

Yusuf Erdoğan, Trabzonspor'un 3 yenilginin ardından şeytanın bacağını kırdığı Konyaspor maçında başroldeydi. Bu haykırış, Karadeniz'in çocuklarını şahlandırabilecek mi?

Yusuf Erdoğan'ın Haykırışı
Yusuf Erdoğan'ın Haykırışı

Trabzonspor, son 3-4 senedir üzerinden atamadığı ölü toprağından kurtulmak için çok doğru hamleler gerçekleştirmişti sezon öncesi. Geçen sezon göreve gelen, enerjik, istekli ve bir önceki başkana göre nispeten daha yapıcı bir kulüp başkanı, Ersun Yanal gibi ligin kalburüstü ve Trabzon’u tanıyan teknik direktörlerinden birini başa getirerek, bir de kaliteli transferlerle başarıya aç bir kadro kurarak Trabzonspor’da “tazelenmiş oda spreyi” niyetine ferah bir hava estireceğinin sinyallerini veriyordu. Uzun süredir Trabzonspor camiasına zarardan başka hiçbir şey vermemiş olan “3 Temmuz” ve “kupamız” söylemlerinin olabildiğince azaltılması ve sezon içerisinde geçilecek olan yeni stadyumun verdiği heyecan, bu sezon Trabzonspor’un farklı şeyler yapabileceğinin sinyallerini veriyordu. Bir de ligin ilk maçında Kasımpaşa Onazi’nin iki golüyle mağlup edilince, Trabzon şehri umutlarına bir format attı ve tatlı bir heyecanla ligin geri kalan maçlarını beklemeye koyuldu. Ancak… Sırasıyla Gaziantepspor, Osmanlıspor ve Alanyaspor maçları, takımda adeta Bermuda Şeytan Üçgeni etkisi yarattı ve bu üç maçta takım bırakın puan almayı, gol bile kaydedemeden yeşil sahadan ayrılmak zorunda kaldı.

Hiç beklenilmeyen ve Trabzon’da bildiğimiz hezeyanları yeniden canlandıran bu şanssız tablo, Konyaspor maçında gördük ki teknik heyet ve futbolcular üzerinde bir gerginlik yaratmış. Her ne kadar Ersun Yanal hafta içerisinde ümitvar açıklamalarda bulunmuş ve “ben takımıma güveniyorum” özetinde cümleler kurmuş olsa da hakem tarafından tribünlere gönderilecek düzeyde bir sinir harbi yaşadı Konyaspor maçında. (Tabii öte yandan hakem Serkan Çınar’ın da takdir haklarını Trabzonspor’un lehine kullandığını pek söyleyemeyiz, Ersun Yanal’ı tribüne gönderdiği durum tartışmaya açık.) Futbolcular ise, özellikle ikinci yarıda rakip kalede baskı kurmuş olsalar da zihinlerindeki “ya yine kazanamazsak” endişesini atamadıkları için ayaklarına hakim olmakta zorluk yaşıyorlardı. Maçı izleyen (benim gibi) çoğu futbolsever de Trabzonspor’un bu panik ortamından galibiyetle çıkmasının hayli zor olacağını düşünüyordu. Ta ki, yükselen bir haykırışa kadar.

Trabzonspor, son 3-4 senedir üzerinden atamadığı ölü toprağından kurtulmak için çok doğru hamleler gerçekleştirmişti sezon öncesi. Geçen sezon göreve gelen, enerjik, istekli ve bir önceki başkana göre nispeten daha yapıcı bir kulüp başkanı, Ersun Yanal gibi ligin kalburüstü ve Trabzon’u tanıyan teknik direktörlerinden birini başa getirerek, bir de kaliteli transferlerle başarıya aç bir kadro kurarak Trabzonspor’da “tazelenmiş oda spreyi” niyetine ferah bir hava estireceğinin sinyallerini veriyordu. Uzun süredir Trabzonspor camiasına zarardan başka hiçbir şey vermemiş olan “3 Temmuz” ve “kupamız” söylemlerinin olabildiğince azaltılması ve sezon içerisinde geçilecek olan yeni stadyumun verdiği heyecan, bu sezon Trabzonspor’un farklı şeyler yapabileceğinin sinyallerini veriyordu. Bir de ligin ilk maçında Kasımpaşa Onazi’nin iki golüyle mağlup edilince, Trabzon şehri umutlarına bir format attı ve tatlı bir heyecanla ligin geri kalan maçlarını beklemeye koyuldu. Ancak… Sırasıyla Gaziantepspor, Osmanlıspor ve Alanyaspor maçları, takımda adeta Bermuda Şeytan Üçgeni etkisi yarattı ve bu üç maçta takım bırakın puan almayı, gol bile kaydedemeden yeşil sahadan ayrılmak zorunda kaldı.

Hiç beklenilmeyen ve Trabzon’da bildiğimiz hezeyanları yeniden canlandıran bu şanssız tablo, Konyaspor maçında gördük ki teknik heyet ve futbolcular üzerinde bir gerginlik yaratmış. Her ne kadar Ersun Yanal hafta içerisinde ümitvar açıklamalarda bulunmuş ve “ben takımıma güveniyorum” özetinde cümleler kurmuş olsa da hakem tarafından tribünlere gönderilecek düzeyde bir sinir harbi yaşadı Konyaspor maçında. (Tabii öte yandan hakem Serkan Çınar’ın da takdir haklarını Trabzonspor’un lehine kullandığını pek söyleyemeyiz, Ersun Yanal’ı tribüne gönderdiği durum tartışmaya açık.) Futbolcular ise, özellikle ikinci yarıda rakip kalede baskı kurmuş olsalar da zihinlerindeki “ya yine kazanamazsak” endişesini atamadıkları için ayaklarına hakim olmakta zorluk yaşıyorlardı. Maçı izleyen (benim gibi) çoğu futbolsever de Trabzonspor’un bu panik ortamından galibiyetle çıkmasının hayli zor olacağını düşünüyordu. Ta ki, yükselen bir haykırışa kadar.

Yusuf Erdoğan'ın Haykırışı
Yusuf Erdoğan'ın Haykırışı

Trabzonsporluların üzerlerine düşen görevler

Trabzonsporluların üzerlerine düşen görevler

Yusuf Erdoğan, Trabzonsporluların yıllardır yüksek derecede güven duyduğu ve bazı anlarda kendisine duyulan bu güveni gerçekten boşa çıkarmayan bir oyuncu. Konyaspor maçının uzatma dakikalarında kazanılan serbest vuruşta topun başına da o geçti. Topu çimenlere yerleştirdiği andan itibaren tribünlere koşup sonra gözyaşlarına hâkim olamadığı maç sonuna kadar, Trabzon şehrinde yankılanacak bir haykırışın başrolü oldu Yusuf. Bu sezon başı yenildiği haftalarda dahi kötü oynamayan, ama yıllardır bir lanet gibi yakasına yapışan şanssızlıktan bir türlü kurtulamayan Trabzonspor takımına, böyle bir “son dakika mucizeli” galibiyet hayli gerekliydi. Aslına bakarsanız cumartesi günkü Konyaspor maçının Trabzonspor’un hakkı olduğunu söylememiz gerekir. Ama bazen hakkınız olan şeyi kaybetmek üzereyken kazandığınızda, bir sonraki sefer aynı sıkıntıyı bir daha çekmemek için elinizden geleni yaparsınız. Bu cümleyi biraz açmak gerekirse, Trabzonspor’da bu maç işlerin rayına oturması için belki de sezonun kilit maçı olabilir, ama Trabzonspor camiasının üç önemli bileşeninin bundan sonra üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekmekte.

Yusuf Erdoğan, Trabzonsporluların yıllardır yüksek derecede güven duyduğu ve bazı anlarda kendisine duyulan bu güveni gerçekten boşa çıkarmayan bir oyuncu. Konyaspor maçının uzatma dakikalarında kazanılan serbest vuruşta topun başına da o geçti. Topu çimenlere yerleştirdiği andan itibaren tribünlere koşup sonra gözyaşlarına hâkim olamadığı maç sonuna kadar, Trabzon şehrinde yankılanacak bir haykırışın başrolü oldu Yusuf. Bu sezon başı yenildiği haftalarda dahi kötü oynamayan, ama yıllardır bir lanet gibi yakasına yapışan şanssızlıktan bir türlü kurtulamayan Trabzonspor takımına, böyle bir “son dakika mucizeli” galibiyet hayli gerekliydi. Aslına bakarsanız cumartesi günkü Konyaspor maçının Trabzonspor’un hakkı olduğunu söylememiz gerekir. Ama bazen hakkınız olan şeyi kaybetmek üzereyken kazandığınızda, bir sonraki sefer aynı sıkıntıyı bir daha çekmemek için elinizden geleni yaparsınız. Bu cümleyi biraz açmak gerekirse, Trabzonspor’da bu maç işlerin rayına oturması için belki de sezonun kilit maçı olabilir, ama Trabzonspor camiasının üç önemli bileşeninin bundan sonra üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekmekte.

Herkese sorumluluk düşüyor

Birincisi Trabzonspor taraftarı, maçın son dakikasında yaşadığı o coşkuyu ve enerjiyi sezonun geri kalanına yansıtırsa, bu durum takımın en önemli yakıtı olacaktır. Özellikle Akyazı Stadyumu’na geçiş yapılacak olan şu son 2-3 iç saha maçında, tribünler Avni Aker Stadyumunun hatrına dolmalı en azından. Trabzonspor seyircisi hem bu statta, hem yeni statta takımlarını yalnız bırakmaz ve takımlarına inanıp onlara itici güç olurlarsa, Trabzonspor’un aslında en ihtiyaç duyduğu boşluğu doldurmuş olurlar. (Kaldı ki Trabzonspor takımı şu anda kendisine inanılmaya son derece elverişli.) İkinci bileşen olarak Trabzon’daki yerel medyanın, eleştirel manada daha yapıcı ve pozitif olması elzem. Trabzon ahalisinin kanının deli olduğu ve sükunet, sabır gibi konularda onlardan bir Batı Avrupalı performansı beklememek gerektiğinin farkındayız. Ama yerel medya en azından, taraftarı kulübe ve takıma karşı dolduracak başlıklardan ve içeriklerden kaçınırsa ve eleştirilerini fanatizmden biraz daha uzak tutarsa, Trabzonspor’un ihtiyaç duyduğu yaşam alanı oluşacaktır. Tabii futbolcular da bir takım önlemler almalı.

Herkese sorumluluk düşüyor

Birincisi Trabzonspor taraftarı, maçın son dakikasında yaşadığı o coşkuyu ve enerjiyi sezonun geri kalanına yansıtırsa, bu durum takımın en önemli yakıtı olacaktır. Özellikle Akyazı Stadyumu’na geçiş yapılacak olan şu son 2-3 iç saha maçında, tribünler Avni Aker Stadyumunun hatrına dolmalı en azından. Trabzonspor seyircisi hem bu statta, hem yeni statta takımlarını yalnız bırakmaz ve takımlarına inanıp onlara itici güç olurlarsa, Trabzonspor’un aslında en ihtiyaç duyduğu boşluğu doldurmuş olurlar. (Kaldı ki Trabzonspor takımı şu anda kendisine inanılmaya son derece elverişli.) İkinci bileşen olarak Trabzon’daki yerel medyanın, eleştirel manada daha yapıcı ve pozitif olması elzem. Trabzon ahalisinin kanının deli olduğu ve sükunet, sabır gibi konularda onlardan bir Batı Avrupalı performansı beklememek gerektiğinin farkındayız. Ama yerel medya en azından, taraftarı kulübe ve takıma karşı dolduracak başlıklardan ve içeriklerden kaçınırsa ve eleştirilerini fanatizmden biraz daha uzak tutarsa, Trabzonspor’un ihtiyaç duyduğu yaşam alanı oluşacaktır. Tabii futbolcular da bir takım önlemler almalı.

Futbolcular da sakin kalmalı

Eğer bana soracak olurlarsa, taraftarlar ve yerel medya gibi, futbolculara da maç içerisinde sakin kalmalarını salık veririm. Özellikle yerli futbolcuların (yerli derken Trabzon menşei olarak bahsediyorum), iç saha maçlarında tribünleri galeyana getirecek hareketlerden kaçınmaları en başta kendi performanslarının maç içerisinde üst düzeyde kalması için önemli. Trabzonspor tribünleri ilginç bir dinamiğe sahip. Kendi oyuncularının jest ve mimiklerinden haksızlığa uğradıklarını düşündükleri anda, doğal olarak rakibe veya hakeme tepki koymak için enerjilerini yükseltiyorlar ama bu enerjiden yine en ufak bir hatada, Trabzonsporlu oyuncular olumsuz manada nasibini alıyor. Aslına bakarsanız bütün tribünlerin dinamiği hemen hemen böyledir ama bu reaksiyon Trabzonspor tribünlerinde daha çabuk gerçekleşiyor. Zaten halihazırda statta bir avuç bulunan Trabzon taraftarı, bir de kendi futbolcularının üzerinde baskı kurunca, Trabzon deplasmanları rakip takımlar için “ellerini kollarını salladıkları” yerler haline dönüşüyor. Bu nedenle özellikle yerli futbolcular, mümkün olduğu kadar sakin kalmalı ve Trabzonluları takımı iten tezahüratlara sevketmeli, bana göre.

Futbolcular da sakin kalmalı

Eğer bana soracak olurlarsa, taraftarlar ve yerel medya gibi, futbolculara da maç içerisinde sakin kalmalarını salık veririm. Özellikle yerli futbolcuların (yerli derken Trabzon menşei olarak bahsediyorum), iç saha maçlarında tribünleri galeyana getirecek hareketlerden kaçınmaları en başta kendi performanslarının maç içerisinde üst düzeyde kalması için önemli. Trabzonspor tribünleri ilginç bir dinamiğe sahip. Kendi oyuncularının jest ve mimiklerinden haksızlığa uğradıklarını düşündükleri anda, doğal olarak rakibe veya hakeme tepki koymak için enerjilerini yükseltiyorlar ama bu enerjiden yine en ufak bir hatada, Trabzonsporlu oyuncular olumsuz manada nasibini alıyor. Aslına bakarsanız bütün tribünlerin dinamiği hemen hemen böyledir ama bu reaksiyon Trabzonspor tribünlerinde daha çabuk gerçekleşiyor. Zaten halihazırda statta bir avuç bulunan Trabzon taraftarı, bir de kendi futbolcularının üzerinde baskı kurunca, Trabzon deplasmanları rakip takımlar için “ellerini kollarını salladıkları” yerler haline dönüşüyor. Bu nedenle özellikle yerli futbolcular, mümkün olduğu kadar sakin kalmalı ve Trabzonluları takımı iten tezahüratlara sevketmeli, bana göre.

Yusuf Erdoğan'ın Haykırışı
Yusuf Erdoğan'ın Haykırışı

Muhammet, Ersun Yanal, Yusuf...

Muhammet, Ersun Yanal, Yusuf...

Yusuf Erdoğan, Konyaspor maçından sonraki demecinde “enkazdan uyanma zamanı” ifadelerini kullanmış. Kesinlikle kaydettiği gol, gerek zamanlamasıyla, gerekse kazandırdığı üç puanla Trabzonspor’u enkazdan uyandırabilir. Ama Trabzonspor takımının, enkazdan uyanabilmek için daha fazlasını ortaya koyması şart. Muhammet Demir’in Trabzonspor’da, sıradan bir Anadolu takımında yeterli görebileceği performanstan daha yukarıda bir efor sarf etmesi gerektiğinin farkına varmış olması gerek. Ersun Yanal, ofans özelliği ligimizde iş yapabilecek düzeyde bir oyuncu olan Onazi’yi ilk maçtaki gibi ileriye dönük olarak daha fazla düşünmesi, Trabzonspor’un bakiyesine artı olarak yazılacaktır. (Onazi'nin son Konyaspor maçında 89. dakikada oyuna girmesine rağmen, ileriye dönük takıma kattığı harekete futbolseverler şahit olmuştur.) Öte yandan, haykırışın kahramanı Yusuf Erdoğan’ın da “Trabzon’un has çocuğu” olarak, bu takımda efsane olma yolunda mesafe katedebilmesi için artık belli bir oyun çizgisini oturtması şart. Trabzonspor camiasının Hami Mandıralı’dan beri aradığı “bizim delifişek uşak” (ya da diğer bir deyişle “legend of Trabzon”) özellikli oyuncu olmaya şu anda en yakın isim Yusuf Erdoğan. Oyununu bir daha düşürmeksizin yukarıya çektiği her an, Trabzonspor’un efsanesi olmaya daha da yaklaşır. Trabzonspor, yıllardır üzerinde olan şanssızlığı bu sene kırabilecek potansiyele sahip. Yeter ki Yusuf’un bu haykırışı, Trabzonspor’da bir “uyanış” yaratsın.

(Yazıdaki görseller, Trabzonspor'un resmi twitter adresi @Trabzonspor'dan alınmıştır.)

Yusuf Erdoğan, Konyaspor maçından sonraki demecinde “enkazdan uyanma zamanı” ifadelerini kullanmış. Kesinlikle kaydettiği gol, gerek zamanlamasıyla, gerekse kazandırdığı üç puanla Trabzonspor’u enkazdan uyandırabilir. Ama Trabzonspor takımının, enkazdan uyanabilmek için daha fazlasını ortaya koyması şart. Muhammet Demir’in Trabzonspor’da, sıradan bir Anadolu takımında yeterli görebileceği performanstan daha yukarıda bir efor sarf etmesi gerektiğinin farkına varmış olması gerek. Ersun Yanal, ofans özelliği ligimizde iş yapabilecek düzeyde bir oyuncu olan Onazi’yi ilk maçtaki gibi ileriye dönük olarak daha fazla düşünmesi, Trabzonspor’un bakiyesine artı olarak yazılacaktır. (Onazi'nin son Konyaspor maçında 89. dakikada oyuna girmesine rağmen, ileriye dönük takıma kattığı harekete futbolseverler şahit olmuştur.) Öte yandan, haykırışın kahramanı Yusuf Erdoğan’ın da “Trabzon’un has çocuğu” olarak, bu takımda efsane olma yolunda mesafe katedebilmesi için artık belli bir oyun çizgisini oturtması şart. Trabzonspor camiasının Hami Mandıralı’dan beri aradığı “bizim delifişek uşak” (ya da diğer bir deyişle “legend of Trabzon”) özellikli oyuncu olmaya şu anda en yakın isim Yusuf Erdoğan. Oyununu bir daha düşürmeksizin yukarıya çektiği her an, Trabzonspor’un efsanesi olmaya daha da yaklaşır. Trabzonspor, yıllardır üzerinde olan şanssızlığı bu sene kırabilecek potansiyele sahip. Yeter ki Yusuf’un bu haykırışı, Trabzonspor’da bir “uyanış” yaratsın.

(Yazıdaki görseller, Trabzonspor'un resmi twitter adresi @Trabzonspor'dan alınmıştır.)

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.