Yok Artık LeBron James!

Umut Tarı 18.05.2016

LeBron James'in göz kamaştırıcı kariyerini adım adım inceledik.

Adam olacak çocuk küçüklükten belli olur derler ya hani; tam olarak bunu karşılayan oyunculardan biriydi LeBron James. NBA'e 19 yaşında adım atan LeBron'un ne kadar büyük bir star olacağı belliydi. 2003 yılı, en seçkin draft senelerinden biri olması ile ünlü bir sene zaten. O seneki draftlarda 1. sıradan LeBron James, 3. sıradan Carmelo Anthony, 4. sıradan Dwayne Wade, 5. sıradan Chris Bosh gibi çok değerli oyuncular draft edildi. Lakin 2. sıradan draft edilen Darko Milicic en önemli hayal kırıklıklarından biri olarak hatırlanacaktır elbette.

Draftı bilmeyen Bıyıklılar için kısaca açıklamam gerekirse; NBA biraz daha farklı bir lig her açıdan. Ligde 30 takım var ve Doğu - Batı konferansları olarak 15'er takım bulunmakta. Takımlar o sene ne kadar başarısız olursa, daha yüksek sıradan oyuncu seçme hakkını elde ediyorlar. Daha da basit haliyle, kötü olan takımlara iyi ve genç oyuncular getirerek takımların seviyelerini daha yakın tutmaya çalışıyorlar diyebiliriz.


LeBron James lige giriş yaptığında 1 numara, yani point guard olarak oynasa da aktif kariyerinde 3 numara, yani small forward olarak devam etmekte. LeBron'un lige girişinden bahsedecek olursak; ilk sezonunda Carlos Boozer, Zydrunas Ilgauskas gibi yıldız isimlerle oynama fırsatı bulmuş ama Cleveland ligde ilk 8'e giremeyince Play-Off oynayamamıştı. LeBron bu sezonu 20.9 sayı, 6.9 asist, 5.5 ribaunt ve 1.6 maç başına top çalma istatislikleriyle kapatmış ve yılın çaylağı, yani Rookie Of The Year seçilerek önemli bir yıldız olacağının mesajını lige ilk adım attığı seneden vermeye başlamıştı.


LeBron'un ligdeki 2. senesinde gene çok iddialı bir kadro kuramayan Cleveland, sezonu 42-40 derecesiyle bitirse de sezonu aynı derece ile bitiren New Jersey'e 8.'liği kaptırıyor, yine Play-Off dışında kalıyordu. Lebron her geçen sezon büyümeye devam ediyor ve takıma katkısı artıyordu. LeBron sezonu 27.2 sayı, 7.4 ribaunt, 7.2 asist, 2.2 top çalma istatislikleri ile tamamlarken, 2004-2005 sezonunda ilk kez All-Star seçiliyor ve yıldızlaşmaya durmaksızın devam ediyordu.

2006 sezonuna geldiğimizde LeBron'lu Cleveland 1998'den bu yana ilk kez Play-Off'a kalıyordu ve LeBron James bu sezonda 31.4 sayı, 7 ribaunt, 6.6 asist ve 1.6 top çalma istatistiklerini tuttururken, 30 sayı ortalaması bulunan en genç oyuncu oldu ve o sezon tekrar All-Star seçilmeyi başardı. Bu sezonla birlikte ilk All-Star MVP'liğini kazandı ve bunu kazanan en genç oyuncu oldu. Bunun yanında en değerli oyuncu (MVP) ödülü için Steve Nash ile kapışan James, MVP'liği Nash'e bıraksa da ne kadar değerli bir oyuncu olduğunu gösteriyordu. Play-Off'larda ise Konferans Finali'nde yenilerek sezonu bitirdiler.


2007 yılında LeBron önderliğinde Cleveland iyi bir sezon geçirdi ve ligi 2. olarak bitirdiler. Play-Off'larda bütün turları birer birer geçen takım, finalde San Antonio'ya rakip oldu fakat San Antonio seride Cleveland'a maç vermeden Cleveland'ı süpürdü ve şampiyonluğunu ilan etti. LeBron sezonu 27.3 sayı, 6.7 ribaunt, 6 asist ve 1.6 top çalma ortalamalarıyla kapattı. Bu arada LeBron yine All-Star kadrosuna girerek, üst üste 3. defa All-Star seçiliyordu.

2008 yılında geldiğimizde, LeBron ve arkadaşları sezonu 47-35 ile kapatıyor ve ligi 4. sırada bitiriyorlardı. LeBron bu sezonda da All-Star seçiliyor ve serisini 4 yıla çıkarmakla kalmıyor, 2. defa All-Star MVP'si oluyordu. Play-Off'larda ilk turu geçmeyi başaran James ve arkadaşları, Konferans Yarı Finali'nde o sezonu şampiyon bitirecek olan Boston Celtics'e 4-3 ile elenerek sezonu kapatırken, LeBron başarılarının yanına yeni bir başarı ekleyerek sezonu "Sayı Kralı" olarak tamamlıyordu. LeBron'un istatistikleri ise 30 sayı, 7.9 ribunt, 7.2 asist ve 1.8 top çalma şeklindeydi.


2009 yılında ise Cleveland Cavaliers, fırtına gibi estiği sezonu LeBron önderliğinde 66-16 ile bitirerek klüp rekorunu kırarken, LeBron kariyerinde ilk kez "En Değerli Oyuncu", yani MVP ödülünü kazanıyor ve bunu başaran ilk Cavaliers'lı oyuncu oluyordu. Cleveland Konferans Finali'ne yükseldi ve temsilcimiz Hidayet Türkoğlu'nun formasını giydiği Orlando Magic ile eşleşti, fakat bu seriyi 4-2 kaybederek elendi. Orlando ise finalde Kobe Bryant'ın takımı Lakers ile karşılaştı ve seriyi 4-1 kaybederek sezonu Konferans Şampiyonu olarak tamamladı. LeBron ise sezonu 28.4 sayı, 7.6 ribaunt, 7.2 asist, 1.7 top çalma ortalaması ile kapattı.


2010 yılında Cavaliers normal sezonu yine lider tamamlarken, King James sezonu 29.7 sayı, 7.3 ribaunt, 8.6 asist, 1.6 top çalma ve 1 blok ortalamaları ile tamamladı ve 2. kez MVP ödülünü kazandı. Play-Off'larda ise Konferans Yarı Finali'nde Boston'a 4-2 ile yenilerek sezonu erken kapattılar diyebiliriz.

Her sene beklediği ve istediği başarıya ulaşamayan James, 2010 yılında Free-Agent, yani serbest oyuncu oldu ve birçok takımın ilgisine rağmen Chris Bosh ve Dwayne Wade'in bulunduğu Miami yolunu tuttu. "Neden Miami?" soruları karşısında ise başarısızlıktan sıkıldığını ve artık başarılı olmak istediğini söylüyordu. Cleveland taraftarları onun gidişinden sonra LeBron forması bırakmadı desek yeridir, çünkü tüm James formalarını yakmışlardı. Birçok insan tarafından korkaklık ve kolaycılık olarak görülen bu olaya James tarafından bakarsak, çok da haksız sayılmadığını söyleyebiliriz aslında.


2011 yılında, ilk Miami sezonunda 26.7 sayı, 7.5 ribaunt, 7.0 asist ortalamaları tutturan James, takımını Konferans 2.'si yaptı. Takım tüm turları geçti ve finalde Dallas'ın rakibi oldu. Tüm maçlarını benim de izlediğim seride Dallas adeta cennet tarafı, Miami ise cehennem tarafı olarak görülüyordu. Hiç şans verilmese de Dallas, sadakatin temsili olan Dirk Nowitzki önderliğinde 2-1 geri düştükleri seriyi 4-2 kazanarak peri masalını gerçeğe dönüştürürken, LeBron düşmanlarının ise yüzünün gülmesine sebep oldular. Bu seride LeBron'un maçların 4. çeyreğinde adeta yok olduğunu ve tüm sorumluluk ve baskıyı Wade'e bıraktığını da söylemeden geçemeyeceğim sayın Bıyıklılar.


2012 senesine geldiğimizde Miami Big Three'si ile yeni bir sezona girdi ve sezonu 42 galibiyet 20 mağlubiyet ile bitirerek Chicago Bulls'un arkasından 2. olarak ligi tamamladılar. James sezonu 27.1 sayı, 7.9 ribaunt, 6.2 asist ve 1.9 top çalma ortalamaları yakalayarak tamamladı. Play-Off'larda Konferans Finali'ne yükselen takım, mükemmel bir seri sonrasında Indiana Pacers'ı 4-3 ile geçerek Final'e çıkıyor ve Oklohama'nın rakibi oluyordu. Finalde Oklohama'yı 4-1 ile geçen Miami şampiyon olurken, King James ilk şampiyonluğunu kazanıyor ve finallerin MVP'si oluyordu.


2013 yılı ise adeta James'in tam gaz devam yılıydı. Sezonu fırtına gibi geçiren Miami tekrar Konferans Finali'ne kadar yükseldi ve rakibi tekrar Indiana idi. 7 maçlık seri sonunda yine gülen taraf James ve arkadaşları oluyordu. Finalde rakipleri, 6 sene önce süpürüldüğü takım olan San Antonio Spurs idi. Seride 3-2 geriye düşseler de toparlanmayı bilip unutulmaz bir final maçı oynayarak seriyi 4-3 kazandılar ve üst üste 2. kez şampiyonluk ipini gögüslediler. Ayrıca LeBron, 2. defa finallerin MVP'si seçilme başarısını gösteriyordu. LeBron normal sezonu 26.8 sayı, 8 ribaunt, 7.3 asist ve 1.7 top çalma ortalamalarını tutturarak geçirdi.


2014 yılı ise pek istedikleri gibi gitmedi. LeBron kariyer sayı rekorunu bu sezonda Charlotte Bobcats'e karşı 61 sayı atarak kırdı. LeBron normal sezonu 27.1 sayı, 6.9 ribaunt, 6.3 asist ve 1.6 top çalma ortalamaları ile tamamladı. Konferans Finali'nde 3. kez Indiana ile oynayan Miami, Indiana'yı yine mağlup etti ve finalde geçen sezon yendikleri Spurs'un rakibi oldular. Final ise, 38 yaşında olan ve kariyeri boyunca duygularını çok göstermeyen Duncan'ın bile resmen bağırıp çağırıp çığlıklar attığı bir oyun
oldu ve 5 maçlık seri sonunda Heat Spurs'e 4-1 yenilerek şampiyonluğu San Antonio'ya kaptırdı. Böylece San Antonio geçen senenin intikamını almış oldu.

2014 yazında LeBron oyuncu opsiyonunu kullanmayarak serbest kaldı ve "Eve Dönüş" diyerek eski takımı Cleveland'ın yolunu tuttu. Bu arada birçok dedikoduya göre LeBron, Miami'ye maaş boşluğu açmak için serbest kaldığını söyleyip tekrar Miami ile imzalaması gerekirken, Miami'yi ortada bırakmış. Bu arada Cleveland'ta da Big Three kurulmuştu Lebron'un gidişi ile. Kevin Love, Kyrie Irving ve Lebron James'li Big Three bayağı göz korkutucuydu açıkçası.


2015 yılında LeBron ve arkadaşları sezonu 57 galibiyet ve 25 mağlubiyet ile 1. sırada bitirdi ve Play-Off'larda finale kadar yükselme başarısı gösterdiler. Lebron normal sezonu 25.3 sayı, 6 ribaunt, 7.4 asist ile bitirdi. Şunu da belirtmekte fayda var; LeBron o sezon içinde sakatlıklarla da mücadele etti. Bu arada Lebron'un üst üste 11 kez All-Star seçilme başarısı gösterdiğini de unutmamak ve üst üste 5 kez NBA'de final oynamanın ne kadar zor olduğunu belirtmek gerek. Finalde Kyrie Irving ve Kevin Love'ın sakatlıkları yüzünden adeta takımı tek başına sırtlayan LeBron, final serisinde 35.8 sayı, 13.3 ribaunt ve 8.8 asist ortalamaları tutturarak, tabiri caizse, insanüstü bir performans ortaya koydu fakat tek başına takımına yetemediği için Golden State'e 4-2 yenilerek şampiyonluğu kaçırıp hayalleri bir başka bahara bıraktı.

2016 yılında ise normal sezonun bitmesiyle, şu an hala Play-Off'larda oynayan Lebron ve arkadaşları Konferans Finali'nde rakibini bekliyor. Bakalım bu sezon adeta döktüren James ve arkadaşları, şampiyonluğun en büyük favorisi Golden State'e rağmen sürpriz yapıp şampiyon olmayı başarabilecekler mi? Biz de en az sizin kadar merak ile bekliyoruz efendim.

Dipnot: James'in Amerika Milli Takımı ile 2 altın madalyası bulunmakta.


Umut Tarı
Görseller LeBron James Facebook Resmi Hesabı'ndan, istatistikler NBA resmi sitesinden alınmıştır.


Adam olacak çocuk küçüklükten belli olur derler ya hani; tam olarak bunu karşılayan oyunculardan biriydi LeBron James. NBA'e 19 yaşında adım atan LeBron'un ne kadar büyük bir star olacağı belliydi. 2003 yılı, en seçkin draft senelerinden biri olması ile ünlü bir sene zaten. O seneki draftlarda 1. sıradan LeBron James, 3. sıradan Carmelo Anthony, 4. sıradan Dwayne Wade, 5. sıradan Chris Bosh gibi çok değerli oyuncular draft edildi. Lakin 2. sıradan draft edilen Darko Milicic en önemli hayal kırıklıklarından biri olarak hatırlanacaktır elbette.

Draftı bilmeyen Bıyıklılar için kısaca açıklamam gerekirse; NBA biraz daha farklı bir lig her açıdan. Ligde 30 takım var ve Doğu - Batı konferansları olarak 15'er takım bulunmakta. Takımlar o sene ne kadar başarısız olursa, daha yüksek sıradan oyuncu seçme hakkını elde ediyorlar. Daha da basit haliyle, kötü olan takımlara iyi ve genç oyuncular getirerek takımların seviyelerini daha yakın tutmaya çalışıyorlar diyebiliriz.


LeBron James lige giriş yaptığında 1 numara, yani point guard olarak oynasa da aktif kariyerinde 3 numara, yani small forward olarak devam etmekte. LeBron'un lige girişinden bahsedecek olursak; ilk sezonunda Carlos Boozer, Zydrunas Ilgauskas gibi yıldız isimlerle oynama fırsatı bulmuş ama Cleveland ligde ilk 8'e giremeyince Play-Off oynayamamıştı. LeBron bu sezonu 20.9 sayı, 6.9 asist, 5.5 ribaunt ve 1.6 maç başına top çalma istatislikleriyle kapatmış ve yılın çaylağı, yani Rookie Of The Year seçilerek önemli bir yıldız olacağının mesajını lige ilk adım attığı seneden vermeye başlamıştı.


LeBron'un ligdeki 2. senesinde gene çok iddialı bir kadro kuramayan Cleveland, sezonu 42-40 derecesiyle bitirse de sezonu aynı derece ile bitiren New Jersey'e 8.'liği kaptırıyor, yine Play-Off dışında kalıyordu. Lebron her geçen sezon büyümeye devam ediyor ve takıma katkısı artıyordu. LeBron sezonu 27.2 sayı, 7.4 ribaunt, 7.2 asist, 2.2 top çalma istatislikleri ile tamamlarken, 2004-2005 sezonunda ilk kez All-Star seçiliyor ve yıldızlaşmaya durmaksızın devam ediyordu.

2006 sezonuna geldiğimizde LeBron'lu Cleveland 1998'den bu yana ilk kez Play-Off'a kalıyordu ve LeBron James bu sezonda 31.4 sayı, 7 ribaunt, 6.6 asist ve 1.6 top çalma istatistiklerini tuttururken, 30 sayı ortalaması bulunan en genç oyuncu oldu ve o sezon tekrar All-Star seçilmeyi başardı. Bu sezonla birlikte ilk All-Star MVP'liğini kazandı ve bunu kazanan en genç oyuncu oldu. Bunun yanında en değerli oyuncu (MVP) ödülü için Steve Nash ile kapışan James, MVP'liği Nash'e bıraksa da ne kadar değerli bir oyuncu olduğunu gösteriyordu. Play-Off'larda ise Konferans Finali'nde yenilerek sezonu bitirdiler.


2007 yılında LeBron önderliğinde Cleveland iyi bir sezon geçirdi ve ligi 2. olarak bitirdiler. Play-Off'larda bütün turları birer birer geçen takım, finalde San Antonio'ya rakip oldu fakat San Antonio seride Cleveland'a maç vermeden Cleveland'ı süpürdü ve şampiyonluğunu ilan etti. LeBron sezonu 27.3 sayı, 6.7 ribaunt, 6 asist ve 1.6 top çalma ortalamalarıyla kapattı. Bu arada LeBron yine All-Star kadrosuna girerek, üst üste 3. defa All-Star seçiliyordu.

2008 yılında geldiğimizde, LeBron ve arkadaşları sezonu 47-35 ile kapatıyor ve ligi 4. sırada bitiriyorlardı. LeBron bu sezonda da All-Star seçiliyor ve serisini 4 yıla çıkarmakla kalmıyor, 2. defa All-Star MVP'si oluyordu. Play-Off'larda ilk turu geçmeyi başaran James ve arkadaşları, Konferans Yarı Finali'nde o sezonu şampiyon bitirecek olan Boston Celtics'e 4-3 ile elenerek sezonu kapatırken, LeBron başarılarının yanına yeni bir başarı ekleyerek sezonu "Sayı Kralı" olarak tamamlıyordu. LeBron'un istatistikleri ise 30 sayı, 7.9 ribunt, 7.2 asist ve 1.8 top çalma şeklindeydi.


2009 yılında ise Cleveland Cavaliers, fırtına gibi estiği sezonu LeBron önderliğinde 66-16 ile bitirerek klüp rekorunu kırarken, LeBron kariyerinde ilk kez "En Değerli Oyuncu", yani MVP ödülünü kazanıyor ve bunu başaran ilk Cavaliers'lı oyuncu oluyordu. Cleveland Konferans Finali'ne yükseldi ve temsilcimiz Hidayet Türkoğlu'nun formasını giydiği Orlando Magic ile eşleşti, fakat bu seriyi 4-2 kaybederek elendi. Orlando ise finalde Kobe Bryant'ın takımı Lakers ile karşılaştı ve seriyi 4-1 kaybederek sezonu Konferans Şampiyonu olarak tamamladı. LeBron ise sezonu 28.4 sayı, 7.6 ribaunt, 7.2 asist, 1.7 top çalma ortalaması ile kapattı.


2010 yılında Cavaliers normal sezonu yine lider tamamlarken, King James sezonu 29.7 sayı, 7.3 ribaunt, 8.6 asist, 1.6 top çalma ve 1 blok ortalamaları ile tamamladı ve 2. kez MVP ödülünü kazandı. Play-Off'larda ise Konferans Yarı Finali'nde Boston'a 4-2 ile yenilerek sezonu erken kapattılar diyebiliriz.

Her sene beklediği ve istediği başarıya ulaşamayan James, 2010 yılında Free-Agent, yani serbest oyuncu oldu ve birçok takımın ilgisine rağmen Chris Bosh ve Dwayne Wade'in bulunduğu Miami yolunu tuttu. "Neden Miami?" soruları karşısında ise başarısızlıktan sıkıldığını ve artık başarılı olmak istediğini söylüyordu. Cleveland taraftarları onun gidişinden sonra LeBron forması bırakmadı desek yeridir, çünkü tüm James formalarını yakmışlardı. Birçok insan tarafından korkaklık ve kolaycılık olarak görülen bu olaya James tarafından bakarsak, çok da haksız sayılmadığını söyleyebiliriz aslında.


2011 yılında, ilk Miami sezonunda 26.7 sayı, 7.5 ribaunt, 7.0 asist ortalamaları tutturan James, takımını Konferans 2.'si yaptı. Takım tüm turları geçti ve finalde Dallas'ın rakibi oldu. Tüm maçlarını benim de izlediğim seride Dallas adeta cennet tarafı, Miami ise cehennem tarafı olarak görülüyordu. Hiç şans verilmese de Dallas, sadakatin temsili olan Dirk Nowitzki önderliğinde 2-1 geri düştükleri seriyi 4-2 kazanarak peri masalını gerçeğe dönüştürürken, LeBron düşmanlarının ise yüzünün gülmesine sebep oldular. Bu seride LeBron'un maçların 4. çeyreğinde adeta yok olduğunu ve tüm sorumluluk ve baskıyı Wade'e bıraktığını da söylemeden geçemeyeceğim sayın Bıyıklılar.


2012 senesine geldiğimizde Miami Big Three'si ile yeni bir sezona girdi ve sezonu 42 galibiyet 20 mağlubiyet ile bitirerek Chicago Bulls'un arkasından 2. olarak ligi tamamladılar. James sezonu 27.1 sayı, 7.9 ribaunt, 6.2 asist ve 1.9 top çalma ortalamaları yakalayarak tamamladı. Play-Off'larda Konferans Finali'ne yükselen takım, mükemmel bir seri sonrasında Indiana Pacers'ı 4-3 ile geçerek Final'e çıkıyor ve Oklohama'nın rakibi oluyordu. Finalde Oklohama'yı 4-1 ile geçen Miami şampiyon olurken, King James ilk şampiyonluğunu kazanıyor ve finallerin MVP'si oluyordu.


2013 yılı ise adeta James'in tam gaz devam yılıydı. Sezonu fırtına gibi geçiren Miami tekrar Konferans Finali'ne kadar yükseldi ve rakibi tekrar Indiana idi. 7 maçlık seri sonunda yine gülen taraf James ve arkadaşları oluyordu. Finalde rakipleri, 6 sene önce süpürüldüğü takım olan San Antonio Spurs idi. Seride 3-2 geriye düşseler de toparlanmayı bilip unutulmaz bir final maçı oynayarak seriyi 4-3 kazandılar ve üst üste 2. kez şampiyonluk ipini gögüslediler. Ayrıca LeBron, 2. defa finallerin MVP'si seçilme başarısını gösteriyordu. LeBron normal sezonu 26.8 sayı, 8 ribaunt, 7.3 asist ve 1.7 top çalma ortalamalarını tutturarak geçirdi.


2014 yılı ise pek istedikleri gibi gitmedi. LeBron kariyer sayı rekorunu bu sezonda Charlotte Bobcats'e karşı 61 sayı atarak kırdı. LeBron normal sezonu 27.1 sayı, 6.9 ribaunt, 6.3 asist ve 1.6 top çalma ortalamaları ile tamamladı. Konferans Finali'nde 3. kez Indiana ile oynayan Miami, Indiana'yı yine mağlup etti ve finalde geçen sezon yendikleri Spurs'un rakibi oldular. Final ise, 38 yaşında olan ve kariyeri boyunca duygularını çok göstermeyen Duncan'ın bile resmen bağırıp çağırıp çığlıklar attığı bir oyun
oldu ve 5 maçlık seri sonunda Heat Spurs'e 4-1 yenilerek şampiyonluğu San Antonio'ya kaptırdı. Böylece San Antonio geçen senenin intikamını almış oldu.

2014 yazında LeBron oyuncu opsiyonunu kullanmayarak serbest kaldı ve "Eve Dönüş" diyerek eski takımı Cleveland'ın yolunu tuttu. Bu arada birçok dedikoduya göre LeBron, Miami'ye maaş boşluğu açmak için serbest kaldığını söyleyip tekrar Miami ile imzalaması gerekirken, Miami'yi ortada bırakmış. Bu arada Cleveland'ta da Big Three kurulmuştu Lebron'un gidişi ile. Kevin Love, Kyrie Irving ve Lebron James'li Big Three bayağı göz korkutucuydu açıkçası.


2015 yılında LeBron ve arkadaşları sezonu 57 galibiyet ve 25 mağlubiyet ile 1. sırada bitirdi ve Play-Off'larda finale kadar yükselme başarısı gösterdiler. Lebron normal sezonu 25.3 sayı, 6 ribaunt, 7.4 asist ile bitirdi. Şunu da belirtmekte fayda var; LeBron o sezon içinde sakatlıklarla da mücadele etti. Bu arada Lebron'un üst üste 11 kez All-Star seçilme başarısı gösterdiğini de unutmamak ve üst üste 5 kez NBA'de final oynamanın ne kadar zor olduğunu belirtmek gerek. Finalde Kyrie Irving ve Kevin Love'ın sakatlıkları yüzünden adeta takımı tek başına sırtlayan LeBron, final serisinde 35.8 sayı, 13.3 ribaunt ve 8.8 asist ortalamaları tutturarak, tabiri caizse, insanüstü bir performans ortaya koydu fakat tek başına takımına yetemediği için Golden State'e 4-2 yenilerek şampiyonluğu kaçırıp hayalleri bir başka bahara bıraktı.

2016 yılında ise normal sezonun bitmesiyle, şu an hala Play-Off'larda oynayan Lebron ve arkadaşları Konferans Finali'nde rakibini bekliyor. Bakalım bu sezon adeta döktüren James ve arkadaşları, şampiyonluğun en büyük favorisi Golden State'e rağmen sürpriz yapıp şampiyon olmayı başarabilecekler mi? Biz de en az sizin kadar merak ile bekliyoruz efendim.

Dipnot: James'in Amerika Milli Takımı ile 2 altın madalyası bulunmakta.


Umut Tarı
Görseller LeBron James Facebook Resmi Hesabı'ndan, istatistikler NBA resmi sitesinden alınmıştır.


Adam olacak çocuk küçüklükten belli olur derler ya hani; tam olarak bunu karşılayan oyunculardan biriydi LeBron James. NBA'e 19 yaşında adım atan LeBron'un ne kadar büyük bir star olacağı belliydi. 2003 yılı, en seçkin draft senelerinden biri olması ile ünlü bir sene zaten. O seneki draftlarda 1. sıradan LeBron James, 3. sıradan Carmelo Anthony, 4. sıradan Dwayne Wade, 5. sıradan Chris Bosh gibi çok değerli oyuncular draft edildi. Lakin 2. sıradan draft edilen Darko Milicic en önemli hayal kırıklıklarından biri olarak hatırlanacaktır elbette.

Draftı bilmeyen Bıyıklılar için kısaca açıklamam gerekirse; NBA biraz daha farklı bir lig her açıdan. Ligde 30 takım var ve Doğu - Batı konferansları olarak 15'er takım bulunmakta. Takımlar o sene ne kadar başarısız olursa, daha yüksek sıradan oyuncu seçme hakkını elde ediyorlar. Daha da basit haliyle, kötü olan takımlara iyi ve genç oyuncular getirerek takımların seviyelerini daha yakın tutmaya çalışıyorlar diyebiliriz.


LeBron James lige giriş yaptığında 1 numara, yani point guard olarak oynasa da aktif kariyerinde 3 numara, yani small forward olarak devam etmekte. LeBron'un lige girişinden bahsedecek olursak; ilk sezonunda Carlos Boozer, Zydrunas Ilgauskas gibi yıldız isimlerle oynama fırsatı bulmuş ama Cleveland ligde ilk 8'e giremeyince Play-Off oynayamamıştı. LeBron bu sezonu 20.9 sayı, 6.9 asist, 5.5 ribaunt ve 1.6 maç başına top çalma istatislikleriyle kapatmış ve yılın çaylağı, yani Rookie Of The Year seçilerek önemli bir yıldız olacağının mesajını lige ilk adım attığı seneden vermeye başlamıştı.


LeBron'un ligdeki 2. senesinde gene çok iddialı bir kadro kuramayan Cleveland, sezonu 42-40 derecesiyle bitirse de sezonu aynı derece ile bitiren New Jersey'e 8.'liği kaptırıyor, yine Play-Off dışında kalıyordu. Lebron her geçen sezon büyümeye devam ediyor ve takıma katkısı artıyordu. LeBron sezonu 27.2 sayı, 7.4 ribaunt, 7.2 asist, 2.2 top çalma istatislikleri ile tamamlarken, 2004-2005 sezonunda ilk kez All-Star seçiliyor ve yıldızlaşmaya durmaksızın devam ediyordu.

2006 sezonuna geldiğimizde LeBron'lu Cleveland 1998'den bu yana ilk kez Play-Off'a kalıyordu ve LeBron James bu sezonda 31.4 sayı, 7 ribaunt, 6.6 asist ve 1.6 top çalma istatistiklerini tuttururken, 30 sayı ortalaması bulunan en genç oyuncu oldu ve o sezon tekrar All-Star seçilmeyi başardı. Bu sezonla birlikte ilk All-Star MVP'liğini kazandı ve bunu kazanan en genç oyuncu oldu. Bunun yanında en değerli oyuncu (MVP) ödülü için Steve Nash ile kapışan James, MVP'liği Nash'e bıraksa da ne kadar değerli bir oyuncu olduğunu gösteriyordu. Play-Off'larda ise Konferans Finali'nde yenilerek sezonu bitirdiler.


2007 yılında LeBron önderliğinde Cleveland iyi bir sezon geçirdi ve ligi 2. olarak bitirdiler. Play-Off'larda bütün turları birer birer geçen takım, finalde San Antonio'ya rakip oldu fakat San Antonio seride Cleveland'a maç vermeden Cleveland'ı süpürdü ve şampiyonluğunu ilan etti. LeBron sezonu 27.3 sayı, 6.7 ribaunt, 6 asist ve 1.6 top çalma ortalamalarıyla kapattı. Bu arada LeBron yine All-Star kadrosuna girerek, üst üste 3. defa All-Star seçiliyordu.

2008 yılında geldiğimizde, LeBron ve arkadaşları sezonu 47-35 ile kapatıyor ve ligi 4. sırada bitiriyorlardı. LeBron bu sezonda da All-Star seçiliyor ve serisini 4 yıla çıkarmakla kalmıyor, 2. defa All-Star MVP'si oluyordu. Play-Off'larda ilk turu geçmeyi başaran James ve arkadaşları, Konferans Yarı Finali'nde o sezonu şampiyon bitirecek olan Boston Celtics'e 4-3 ile elenerek sezonu kapatırken, LeBron başarılarının yanına yeni bir başarı ekleyerek sezonu "Sayı Kralı" olarak tamamlıyordu. LeBron'un istatistikleri ise 30 sayı, 7.9 ribunt, 7.2 asist ve 1.8 top çalma şeklindeydi.


2009 yılında ise Cleveland Cavaliers, fırtına gibi estiği sezonu LeBron önderliğinde 66-16 ile bitirerek klüp rekorunu kırarken, LeBron kariyerinde ilk kez "En Değerli Oyuncu", yani MVP ödülünü kazanıyor ve bunu başaran ilk Cavaliers'lı oyuncu oluyordu. Cleveland Konferans Finali'ne yükseldi ve temsilcimiz Hidayet Türkoğlu'nun formasını giydiği Orlando Magic ile eşleşti, fakat bu seriyi 4-2 kaybederek elendi. Orlando ise finalde Kobe Bryant'ın takımı Lakers ile karşılaştı ve seriyi 4-1 kaybederek sezonu Konferans Şampiyonu olarak tamamladı. LeBron ise sezonu 28.4 sayı, 7.6 ribaunt, 7.2 asist, 1.7 top çalma ortalaması ile kapattı.


2010 yılında Cavaliers normal sezonu yine lider tamamlarken, King James sezonu 29.7 sayı, 7.3 ribaunt, 8.6 asist, 1.6 top çalma ve 1 blok ortalamaları ile tamamladı ve 2. kez MVP ödülünü kazandı. Play-Off'larda ise Konferans Yarı Finali'nde Boston'a 4-2 ile yenilerek sezonu erken kapattılar diyebiliriz.

Her sene beklediği ve istediği başarıya ulaşamayan James, 2010 yılında Free-Agent, yani serbest oyuncu oldu ve birçok takımın ilgisine rağmen Chris Bosh ve Dwayne Wade'in bulunduğu Miami yolunu tuttu. "Neden Miami?" soruları karşısında ise başarısızlıktan sıkıldığını ve artık başarılı olmak istediğini söylüyordu. Cleveland taraftarları onun gidişinden sonra LeBron forması bırakmadı desek yeridir, çünkü tüm James formalarını yakmışlardı. Birçok insan tarafından korkaklık ve kolaycılık olarak görülen bu olaya James tarafından bakarsak, çok da haksız sayılmadığını söyleyebiliriz aslında.


2011 yılında, ilk Miami sezonunda 26.7 sayı, 7.5 ribaunt, 7.0 asist ortalamaları tutturan James, takımını Konferans 2.'si yaptı. Takım tüm turları geçti ve finalde Dallas'ın rakibi oldu. Tüm maçlarını benim de izlediğim seride Dallas adeta cennet tarafı, Miami ise cehennem tarafı olarak görülüyordu. Hiç şans verilmese de Dallas, sadakatin temsili olan Dirk Nowitzki önderliğinde 2-1 geri düştükleri seriyi 4-2 kazanarak peri masalını gerçeğe dönüştürürken, LeBron düşmanlarının ise yüzünün gülmesine sebep oldular. Bu seride LeBron'un maçların 4. çeyreğinde adeta yok olduğunu ve tüm sorumluluk ve baskıyı Wade'e bıraktığını da söylemeden geçemeyeceğim sayın Bıyıklılar.


2012 senesine geldiğimizde Miami Big Three'si ile yeni bir sezona girdi ve sezonu 42 galibiyet 20 mağlubiyet ile bitirerek Chicago Bulls'un arkasından 2. olarak ligi tamamladılar. James sezonu 27.1 sayı, 7.9 ribaunt, 6.2 asist ve 1.9 top çalma ortalamaları yakalayarak tamamladı. Play-Off'larda Konferans Finali'ne yükselen takım, mükemmel bir seri sonrasında Indiana Pacers'ı 4-3 ile geçerek Final'e çıkıyor ve Oklohama'nın rakibi oluyordu. Finalde Oklohama'yı 4-1 ile geçen Miami şampiyon olurken, King James ilk şampiyonluğunu kazanıyor ve finallerin MVP'si oluyordu.


2013 yılı ise adeta James'in tam gaz devam yılıydı. Sezonu fırtına gibi geçiren Miami tekrar Konferans Finali'ne kadar yükseldi ve rakibi tekrar Indiana idi. 7 maçlık seri sonunda yine gülen taraf James ve arkadaşları oluyordu. Finalde rakipleri, 6 sene önce süpürüldüğü takım olan San Antonio Spurs idi. Seride 3-2 geriye düşseler de toparlanmayı bilip unutulmaz bir final maçı oynayarak seriyi 4-3 kazandılar ve üst üste 2. kez şampiyonluk ipini gögüslediler. Ayrıca LeBron, 2. defa finallerin MVP'si seçilme başarısını gösteriyordu. LeBron normal sezonu 26.8 sayı, 8 ribaunt, 7.3 asist ve 1.7 top çalma ortalamalarını tutturarak geçirdi.


2014 yılı ise pek istedikleri gibi gitmedi. LeBron kariyer sayı rekorunu bu sezonda Charlotte Bobcats'e karşı 61 sayı atarak kırdı. LeBron normal sezonu 27.1 sayı, 6.9 ribaunt, 6.3 asist ve 1.6 top çalma ortalamaları ile tamamladı. Konferans Finali'nde 3. kez Indiana ile oynayan Miami, Indiana'yı yine mağlup etti ve finalde geçen sezon yendikleri Spurs'un rakibi oldular. Final ise, 38 yaşında olan ve kariyeri boyunca duygularını çok göstermeyen Duncan'ın bile resmen bağırıp çağırıp çığlıklar attığı bir oyun
oldu ve 5 maçlık seri sonunda Heat Spurs'e 4-1 yenilerek şampiyonluğu San Antonio'ya kaptırdı. Böylece San Antonio geçen senenin intikamını almış oldu.

2014 yazında LeBron oyuncu opsiyonunu kullanmayarak serbest kaldı ve "Eve Dönüş" diyerek eski takımı Cleveland'ın yolunu tuttu. Bu arada birçok dedikoduya göre LeBron, Miami'ye maaş boşluğu açmak için serbest kaldığını söyleyip tekrar Miami ile imzalaması gerekirken, Miami'yi ortada bırakmış. Bu arada Cleveland'ta da Big Three kurulmuştu Lebron'un gidişi ile. Kevin Love, Kyrie Irving ve Lebron James'li Big Three bayağı göz korkutucuydu açıkçası.


2015 yılında LeBron ve arkadaşları sezonu 57 galibiyet ve 25 mağlubiyet ile 1. sırada bitirdi ve Play-Off'larda finale kadar yükselme başarısı gösterdiler. Lebron normal sezonu 25.3 sayı, 6 ribaunt, 7.4 asist ile bitirdi. Şunu da belirtmekte fayda var; LeBron o sezon içinde sakatlıklarla da mücadele etti. Bu arada Lebron'un üst üste 11 kez All-Star seçilme başarısı gösterdiğini de unutmamak ve üst üste 5 kez NBA'de final oynamanın ne kadar zor olduğunu belirtmek gerek. Finalde Kyrie Irving ve Kevin Love'ın sakatlıkları yüzünden adeta takımı tek başına sırtlayan LeBron, final serisinde 35.8 sayı, 13.3 ribaunt ve 8.8 asist ortalamaları tutturarak, tabiri caizse, insanüstü bir performans ortaya koydu fakat tek başına takımına yetemediği için Golden State'e 4-2 yenilerek şampiyonluğu kaçırıp hayalleri bir başka bahara bıraktı.

2016 yılında ise normal sezonun bitmesiyle, şu an hala Play-Off'larda oynayan Lebron ve arkadaşları Konferans Finali'nde rakibini bekliyor. Bakalım bu sezon adeta döktüren James ve arkadaşları, şampiyonluğun en büyük favorisi Golden State'e rağmen sürpriz yapıp şampiyon olmayı başarabilecekler mi? Biz de en az sizin kadar merak ile bekliyoruz efendim.

Dipnot: James'in Amerika Milli Takımı ile 2 altın madalyası bulunmakta.


Umut Tarı
Görseller LeBron James Facebook Resmi Hesabı'ndan, istatistikler NBA resmi sitesinden alınmıştır.


Adam olacak çocuk küçüklükten belli olur derler ya hani; tam olarak bunu karşılayan oyunculardan biriydi LeBron James. NBA'e 19 yaşında adım atan LeBron'un ne kadar büyük bir star olacağı belliydi. 2003 yılı, en seçkin draft senelerinden biri olması ile ünlü bir sene zaten. O seneki draftlarda 1. sıradan LeBron James, 3. sıradan Carmelo Anthony, 4. sıradan Dwayne Wade, 5. sıradan Chris Bosh gibi çok değerli oyuncular draft edildi. Lakin 2. sıradan draft edilen Darko Milicic en önemli hayal kırıklıklarından biri olarak hatırlanacaktır elbette.

Draftı bilmeyen Bıyıklılar için kısaca açıklamam gerekirse; NBA biraz daha farklı bir lig her açıdan. Ligde 30 takım var ve Doğu - Batı konferansları olarak 15'er takım bulunmakta. Takımlar o sene ne kadar başarısız olursa, daha yüksek sıradan oyuncu seçme hakkını elde ediyorlar. Daha da basit haliyle, kötü olan takımlara iyi ve genç oyuncular getirerek takımların seviyelerini daha yakın tutmaya çalışıyorlar diyebiliriz.


LeBron James lige giriş yaptığında 1 numara, yani point guard olarak oynasa da aktif kariyerinde 3 numara, yani small forward olarak devam etmekte. LeBron'un lige girişinden bahsedecek olursak; ilk sezonunda Carlos Boozer, Zydrunas Ilgauskas gibi yıldız isimlerle oynama fırsatı bulmuş ama Cleveland ligde ilk 8'e giremeyince Play-Off oynayamamıştı. LeBron bu sezonu 20.9 sayı, 6.9 asist, 5.5 ribaunt ve 1.6 maç başına top çalma istatislikleriyle kapatmış ve yılın çaylağı, yani Rookie Of The Year seçilerek önemli bir yıldız olacağının mesajını lige ilk adım attığı seneden vermeye başlamıştı.


LeBron'un ligdeki 2. senesinde gene çok iddialı bir kadro kuramayan Cleveland, sezonu 42-40 derecesiyle bitirse de sezonu aynı derece ile bitiren New Jersey'e 8.'liği kaptırıyor, yine Play-Off dışında kalıyordu. Lebron her geçen sezon büyümeye devam ediyor ve takıma katkısı artıyordu. LeBron sezonu 27.2 sayı, 7.4 ribaunt, 7.2 asist, 2.2 top çalma istatislikleri ile tamamlarken, 2004-2005 sezonunda ilk kez All-Star seçiliyor ve yıldızlaşmaya durmaksızın devam ediyordu.

2006 sezonuna geldiğimizde LeBron'lu Cleveland 1998'den bu yana ilk kez Play-Off'a kalıyordu ve LeBron James bu sezonda 31.4 sayı, 7 ribaunt, 6.6 asist ve 1.6 top çalma istatistiklerini tuttururken, 30 sayı ortalaması bulunan en genç oyuncu oldu ve o sezon tekrar All-Star seçilmeyi başardı. Bu sezonla birlikte ilk All-Star MVP'liğini kazandı ve bunu kazanan en genç oyuncu oldu. Bunun yanında en değerli oyuncu (MVP) ödülü için Steve Nash ile kapışan James, MVP'liği Nash'e bıraksa da ne kadar değerli bir oyuncu olduğunu gösteriyordu. Play-Off'larda ise Konferans Finali'nde yenilerek sezonu bitirdiler.


2007 yılında LeBron önderliğinde Cleveland iyi bir sezon geçirdi ve ligi 2. olarak bitirdiler. Play-Off'larda bütün turları birer birer geçen takım, finalde San Antonio'ya rakip oldu fakat San Antonio seride Cleveland'a maç vermeden Cleveland'ı süpürdü ve şampiyonluğunu ilan etti. LeBron sezonu 27.3 sayı, 6.7 ribaunt, 6 asist ve 1.6 top çalma ortalamalarıyla kapattı. Bu arada LeBron yine All-Star kadrosuna girerek, üst üste 3. defa All-Star seçiliyordu.

2008 yılında geldiğimizde, LeBron ve arkadaşları sezonu 47-35 ile kapatıyor ve ligi 4. sırada bitiriyorlardı. LeBron bu sezonda da All-Star seçiliyor ve serisini 4 yıla çıkarmakla kalmıyor, 2. defa All-Star MVP'si oluyordu. Play-Off'larda ilk turu geçmeyi başaran James ve arkadaşları, Konferans Yarı Finali'nde o sezonu şampiyon bitirecek olan Boston Celtics'e 4-3 ile elenerek sezonu kapatırken, LeBron başarılarının yanına yeni bir başarı ekleyerek sezonu "Sayı Kralı" olarak tamamlıyordu. LeBron'un istatistikleri ise 30 sayı, 7.9 ribunt, 7.2 asist ve 1.8 top çalma şeklindeydi.


2009 yılında ise Cleveland Cavaliers, fırtına gibi estiği sezonu LeBron önderliğinde 66-16 ile bitirerek klüp rekorunu kırarken, LeBron kariyerinde ilk kez "En Değerli Oyuncu", yani MVP ödülünü kazanıyor ve bunu başaran ilk Cavaliers'lı oyuncu oluyordu. Cleveland Konferans Finali'ne yükseldi ve temsilcimiz Hidayet Türkoğlu'nun formasını giydiği Orlando Magic ile eşleşti, fakat bu seriyi 4-2 kaybederek elendi. Orlando ise finalde Kobe Bryant'ın takımı Lakers ile karşılaştı ve seriyi 4-1 kaybederek sezonu Konferans Şampiyonu olarak tamamladı. LeBron ise sezonu 28.4 sayı, 7.6 ribaunt, 7.2 asist, 1.7 top çalma ortalaması ile kapattı.


2010 yılında Cavaliers normal sezonu yine lider tamamlarken, King James sezonu 29.7 sayı, 7.3 ribaunt, 8.6 asist, 1.6 top çalma ve 1 blok ortalamaları ile tamamladı ve 2. kez MVP ödülünü kazandı. Play-Off'larda ise Konferans Yarı Finali'nde Boston'a 4-2 ile yenilerek sezonu erken kapattılar diyebiliriz.

Her sene beklediği ve istediği başarıya ulaşamayan James, 2010 yılında Free-Agent, yani serbest oyuncu oldu ve birçok takımın ilgisine rağmen Chris Bosh ve Dwayne Wade'in bulunduğu Miami yolunu tuttu. "Neden Miami?" soruları karşısında ise başarısızlıktan sıkıldığını ve artık başarılı olmak istediğini söylüyordu. Cleveland taraftarları onun gidişinden sonra LeBron forması bırakmadı desek yeridir, çünkü tüm James formalarını yakmışlardı. Birçok insan tarafından korkaklık ve kolaycılık olarak görülen bu olaya James tarafından bakarsak, çok da haksız sayılmadığını söyleyebiliriz aslında.


2011 yılında, ilk Miami sezonunda 26.7 sayı, 7.5 ribaunt, 7.0 asist ortalamaları tutturan James, takımını Konferans 2.'si yaptı. Takım tüm turları geçti ve finalde Dallas'ın rakibi oldu. Tüm maçlarını benim de izlediğim seride Dallas adeta cennet tarafı, Miami ise cehennem tarafı olarak görülüyordu. Hiç şans verilmese de Dallas, sadakatin temsili olan Dirk Nowitzki önderliğinde 2-1 geri düştükleri seriyi 4-2 kazanarak peri masalını gerçeğe dönüştürürken, LeBron düşmanlarının ise yüzünün gülmesine sebep oldular. Bu seride LeBron'un maçların 4. çeyreğinde adeta yok olduğunu ve tüm sorumluluk ve baskıyı Wade'e bıraktığını da söylemeden geçemeyeceğim sayın Bıyıklılar.


2012 senesine geldiğimizde Miami Big Three'si ile yeni bir sezona girdi ve sezonu 42 galibiyet 20 mağlubiyet ile bitirerek Chicago Bulls'un arkasından 2. olarak ligi tamamladılar. James sezonu 27.1 sayı, 7.9 ribaunt, 6.2 asist ve 1.9 top çalma ortalamaları yakalayarak tamamladı. Play-Off'larda Konferans Finali'ne yükselen takım, mükemmel bir seri sonrasında Indiana Pacers'ı 4-3 ile geçerek Final'e çıkıyor ve Oklohama'nın rakibi oluyordu. Finalde Oklohama'yı 4-1 ile geçen Miami şampiyon olurken, King James ilk şampiyonluğunu kazanıyor ve finallerin MVP'si oluyordu.


2013 yılı ise adeta James'in tam gaz devam yılıydı. Sezonu fırtına gibi geçiren Miami tekrar Konferans Finali'ne kadar yükseldi ve rakibi tekrar Indiana idi. 7 maçlık seri sonunda yine gülen taraf James ve arkadaşları oluyordu. Finalde rakipleri, 6 sene önce süpürüldüğü takım olan San Antonio Spurs idi. Seride 3-2 geriye düşseler de toparlanmayı bilip unutulmaz bir final maçı oynayarak seriyi 4-3 kazandılar ve üst üste 2. kez şampiyonluk ipini gögüslediler. Ayrıca LeBron, 2. defa finallerin MVP'si seçilme başarısını gösteriyordu. LeBron normal sezonu 26.8 sayı, 8 ribaunt, 7.3 asist ve 1.7 top çalma ortalamalarını tutturarak geçirdi.


2014 yılı ise pek istedikleri gibi gitmedi. LeBron kariyer sayı rekorunu bu sezonda Charlotte Bobcats'e karşı 61 sayı atarak kırdı. LeBron normal sezonu 27.1 sayı, 6.9 ribaunt, 6.3 asist ve 1.6 top çalma ortalamaları ile tamamladı. Konferans Finali'nde 3. kez Indiana ile oynayan Miami, Indiana'yı yine mağlup etti ve finalde geçen sezon yendikleri Spurs'un rakibi oldular. Final ise, 38 yaşında olan ve kariyeri boyunca duygularını çok göstermeyen Duncan'ın bile resmen bağırıp çağırıp çığlıklar attığı bir oyun
oldu ve 5 maçlık seri sonunda Heat Spurs'e 4-1 yenilerek şampiyonluğu San Antonio'ya kaptırdı. Böylece San Antonio geçen senenin intikamını almış oldu.

2014 yazında LeBron oyuncu opsiyonunu kullanmayarak serbest kaldı ve "Eve Dönüş" diyerek eski takımı Cleveland'ın yolunu tuttu. Bu arada birçok dedikoduya göre LeBron, Miami'ye maaş boşluğu açmak için serbest kaldığını söyleyip tekrar Miami ile imzalaması gerekirken, Miami'yi ortada bırakmış. Bu arada Cleveland'ta da Big Three kurulmuştu Lebron'un gidişi ile. Kevin Love, Kyrie Irving ve Lebron James'li Big Three bayağı göz korkutucuydu açıkçası.


2015 yılında LeBron ve arkadaşları sezonu 57 galibiyet ve 25 mağlubiyet ile 1. sırada bitirdi ve Play-Off'larda finale kadar yükselme başarısı gösterdiler. Lebron normal sezonu 25.3 sayı, 6 ribaunt, 7.4 asist ile bitirdi. Şunu da belirtmekte fayda var; LeBron o sezon içinde sakatlıklarla da mücadele etti. Bu arada Lebron'un üst üste 11 kez All-Star seçilme başarısı gösterdiğini de unutmamak ve üst üste 5 kez NBA'de final oynamanın ne kadar zor olduğunu belirtmek gerek. Finalde Kyrie Irving ve Kevin Love'ın sakatlıkları yüzünden adeta takımı tek başına sırtlayan LeBron, final serisinde 35.8 sayı, 13.3 ribaunt ve 8.8 asist ortalamaları tutturarak, tabiri caizse, insanüstü bir performans ortaya koydu fakat tek başına takımına yetemediği için Golden State'e 4-2 yenilerek şampiyonluğu kaçırıp hayalleri bir başka bahara bıraktı.

2016 yılında ise normal sezonun bitmesiyle, şu an hala Play-Off'larda oynayan Lebron ve arkadaşları Konferans Finali'nde rakibini bekliyor. Bakalım bu sezon adeta döktüren James ve arkadaşları, şampiyonluğun en büyük favorisi Golden State'e rağmen sürpriz yapıp şampiyon olmayı başarabilecekler mi? Biz de en az sizin kadar merak ile bekliyoruz efendim.

Dipnot: James'in Amerika Milli Takımı ile 2 altın madalyası bulunmakta.


Umut Tarı
Görseller LeBron James Facebook Resmi Hesabı'ndan, istatistikler NBA resmi sitesinden alınmıştır.


BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.