Yeraltında Yaşam

Bihter Kartheuser 13.06.2016

Yeraltında yaşam, fantastik olduğu kadar da renkli!

Yeraltı yapıları son yıllarda ekolojik mimarinin ilgi alanlarından biri haline geldi. Yeryüzü tabakasıyla kaplı bu binalar, doğal olarak yalıtıma sahip olduklarından binayı ısıtmak ya da soğutmak için harcanması gereken enerji miktarı çok daha düşük. Ancak, insanoğlunun yerin altında yaşaması o kadar da yeni bir geçmişe sahip değil. Türkiye de dahil olmak üzere, dünyanın çeşitli yerlerinde volkanik bölgelerde kayaların içinin oyularak barınma alanları olarak kullanıldığını biliyoruz.

Dünyanın öbür ucundaki Avustralya'da da yeraltı yaşamının farklı bir örneğini görüyoruz. Coober Pedy, Güney Avustralya'da küçük bir kent. Kent nüfusunun büyük çoğunluğu, II. Dünya Savaşı sonrasında göçen Avrupalılar'dan oluşuyor. Yalnızca 3 bin 500 kişinin yaşadığı kent, aynı zamanda dünyanın opal başkenti. Aslında yeraltı yaşamını mümkün kılan ya da gerekli kılan tam da bu opal ticareti.

1915'te Jim Hutchison ve oğlu William, Coober Pedy yakınlarında altın avına çıkarlar ve orada kamp kurarlar. William su aramak üzere kazıya başladığında tesadüfen opal madeniyle karşılaşır. O gün bugündür, Coober Pedy dünyanın dört bir yanına opal ticareti yapmasıyla ünlenir. Sadece opal ticareti değil, kentteki ilginç yapılaşma da dikkate değer.

Aborjinler'in memleketi Coober Pedy'e girdiğinizde terk edilmiş ıssız bir çöl kasabası gibi gözükse de yerin altına oteller, galeriler, müzeler, kiliseler, restoranlar ve tabii ki opalin her türlüsünü satın alabileceğiniz kuyumcular inşa edilmiş. Avustralya'nın yakıcı sıcağında şüphesiz bu yeraltı yapıları Coober Pedy sakinlerinin ve turistlerin kurtuluş alanları. Söylenene göre I. Dünya Savaşı sonrası göçen askerlerin Coober Pedy'de ilk sığınakların kurulması konusunda katkıları olmuş. İlk zamanlar su sıkıntısı yaşansa da artık yeraltı borularıyla 24 kilometre kuzeyden kente içilebilir su taşınıyor.


Yeraltı yapıları son yıllarda ekolojik mimarinin ilgi alanlarından biri haline geldi. Yeryüzü tabakasıyla kaplı bu binalar, doğal olarak yalıtıma sahip olduklarından binayı ısıtmak ya da soğutmak için harcanması gereken enerji miktarı çok daha düşük. Ancak, insanoğlunun yerin altında yaşaması o kadar da yeni bir geçmişe sahip değil. Türkiye de dahil olmak üzere, dünyanın çeşitli yerlerinde volkanik bölgelerde kayaların içinin oyularak barınma alanları olarak kullanıldığını biliyoruz.

Dünyanın öbür ucundaki Avustralya'da da yeraltı yaşamının farklı bir örneğini görüyoruz. Coober Pedy, Güney Avustralya'da küçük bir kent. Kent nüfusunun büyük çoğunluğu, II. Dünya Savaşı sonrasında göçen Avrupalılar'dan oluşuyor. Yalnızca 3 bin 500 kişinin yaşadığı kent, aynı zamanda dünyanın opal başkenti. Aslında yeraltı yaşamını mümkün kılan ya da gerekli kılan tam da bu opal ticareti.

1915'te Jim Hutchison ve oğlu William, Coober Pedy yakınlarında altın avına çıkarlar ve orada kamp kurarlar. William su aramak üzere kazıya başladığında tesadüfen opal madeniyle karşılaşır. O gün bugündür, Coober Pedy dünyanın dört bir yanına opal ticareti yapmasıyla ünlenir. Sadece opal ticareti değil, kentteki ilginç yapılaşma da dikkate değer.

Aborjinler'in memleketi Coober Pedy'e girdiğinizde terk edilmiş ıssız bir çöl kasabası gibi gözükse de yerin altına oteller, galeriler, müzeler, kiliseler, restoranlar ve tabii ki opalin her türlüsünü satın alabileceğiniz kuyumcular inşa edilmiş. Avustralya'nın yakıcı sıcağında şüphesiz bu yeraltı yapıları Coober Pedy sakinlerinin ve turistlerin kurtuluş alanları. Söylenene göre I. Dünya Savaşı sonrası göçen askerlerin Coober Pedy'de ilk sığınakların kurulması konusunda katkıları olmuş. İlk zamanlar su sıkıntısı yaşansa da artık yeraltı borularıyla 24 kilometre kuzeyden kente içilebilir su taşınıyor.


Başlangıçta hayalet kent gibi gözüküyor.

Görsel Kaynağı: Rob Candler


Başlangıçta hayalet kent gibi gözüküyor.

Görsel Kaynağı: Rob Candler


Opali kazımışlar, elde kalan malzemeyle de yaşam alanı kurmuşlar.

Görsel Kaynağı: Phil Whitehouse


Opali kazımışlar, elde kalan malzemeyle de yaşam alanı kurmuşlar.

Görsel Kaynağı: Phil Whitehouse


Şöyle serin serin!

Görsel Kaynağı: eyeintim


Şöyle serin serin!

Görsel Kaynağı: eyeintim


Kilise

Görsel Kaynağı: Simon Brown


Kilise

Görsel Kaynağı: Simon Brown


Otel

Görsel Kaynağı: Phil Whitehouse


Otel

Görsel Kaynağı: Phil Whitehouse


Bar

Görsel Kaynağı: eyeintim


Bar

Görsel Kaynağı: eyeintim


Opal Müzesi

Görsel Kaynağı: eyeintim


Opal Müzesi

Görsel Kaynağı: eyeintim


Bihter Kartheuser


Bihter Kartheuser


Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.