Yazmak Da Bir İhtiyaçtır

Zafer Babal 28.08.2016

Kelimelerin diyarına adım attığınızda siz susarsınız, onlar dile gelir.

Çoğu kişi yazma işini keyfe keder bir olay olarak algılar. Halbuki yazanlar çoğu zaman yazmak zorunda kaldıkları için yazarlar. “İnsan neden yazmak zorunda kalsın ki?” sorusu aklınıza takılabilir, normaldir. Sizin aklınıza bu soru geldiğinde, ben de “İnsan neden konuşmak zorundadır ki?” karşılığını verebilirim.

Yazmak Da Bir İhtiyaçtır

İnsanın kendini ifade etmesi bir ihtiyacın ürünüdür. Bir bebeği düşünün; acıktığını, altına yaptığını ya da bir yerinin ağrıdığını çoğu zaman ağlayarak dışa vurur. Dışa vurur ki annesi ilgilensin, karnını doyursun, onu temiz bir beze kavuştursun. Bazen de hiçbir ağrısı sızısı olmadığı halde ağlar bebekler. Annesinin onu kucağına almasıyla kesilen ağlamalardır bunlar. Annenin sevgi ve şefkatini hissettiği o kucağı hiçbir şeye değişmez hatta. En cafcaflı oyuncaklar, ışıl ışıl lambalar anne kucağının rahatını vermez ona.

Yazmak Da Bir İhtiyaçtır

“Kolay olan konuşmakken, neden bütün zorluğuna rağmen yazmayı seçeriz?” Belki sorulması gereken asıl soru budur. Bir bebeğin kendini huzurlu hissettiği yer nasıl ana kucağıysa biz de kelimelerle kucaklaşınca dinginleşiyoruz. Kelimeler okşuyor saçlarımızı, bilgisayardaki yazı imleci bir yanıp bir sönen gece lambamız oluyor bizim. Konuşmak sese dayalı bir eylemken, yazmak sessizliğin kıyılarında gezmeyi sever. Gürültüyle dolu dünyamızda insanın, kendini duyabilmesi için sessizliğin anahtarını birkaç tur çevirmesi gerekir bazen. Konuştuğunuz kişinin bütün tepkileri iyi bir gözlemci için çırılçıplak ortadayken, yazan kişi yazdıklarının hasatını ancak okuma mevsiminde toplayabilir. Her şeyin bu kadar ortada ve açık yaşandığı bir dünyada okuyanın zihninde sizin gönlünüzden çıkan kelimelerin koşturması ne de güzeldir aslında. Okuyucunun gönül teline dokunup kafasını biraz kurcalayabildinizse sizden mutlusu yoktur. Lakin kelimeler hedefini bulamadıysa dahi sizin içinizden kopup geldiği ve gittikleri her mecrada içinde biraz da sizi taşıdığı için bile değerlidir. Bir şeyler karalayınca rahatlayanların sırrı budur belki de. Kelimeler denizinde yüzerken, bu deniz sizin için ne kadar değerli olursa olsun, yüzmekten yorulup da boğulacak gibi olduğunuzda etrafınızdakilerin kovasını doldurmak iyi bir fikirdir.

Yazmak Da Bir İhtiyaçtır

Bazıları ucunu başını tutmak ister yazdıklarının, etrafa saçılan duygu ve düşüncelerden hoşlanmaz yazılarında. Kimi ise, belki benim şu anda yaptığım gibi, hissettiği tüm renkleri döker tuvaline. “O renk bu renkle gider mi, hüzün mavisi biraz fazla mı olmuş, aşkın kırmızısı soluk mu kalmış ne?” aldırmaz eserinde. Kelimeler olmasa da duygular yönünü hep bilir nasıl olsa. Bir kalpten diğer kalbe… Hissedebilene, hissettirebilene…

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.