Yaza Damga Vuran İki Dizi: Stranger Things & The Night Of

Erdem Şimşek 13.09.2016

Buram buram 80'ler kokan Stranger Things ile suç ve ceza üzerine derinlikli bir tablo sunan The Night Of, yaza damga vuran iki dizi olarak öne çıkıyor

Yaza Damga Vuran İki Dizi: Stranger Things & The Night Of

Not: Her iki dizide de ilk bölümlerdeki bazı ana unsurlar haricinde hikayeye dair, izleyicinin heyecanını bozacak noktalara değinilmemeye özen gösterilmiştir.

2016 yazına iki dizinin damga vurduğunu söyleyebiliriz. İlki buram buram 80'ler kokan, birçok fantastik kitap ve filme göndermeler içeren Stranger Things, diğeri ise 11 Eylül sonrası Amerika'nın ruh halini sergileyen, izleyiciyi suç ve cezaya dair derin düşüncelere sevk eden The Night Of. Stranger Things'ten başlayalım. Yapımcılarının 80'lere dair ne varsa içeriğine dahil ettiği Stranger Things, bizi daha sinemayla ilk tanıştığımız zamanlardan yakalıyor. Kabul edelim, hiçbirimiz Avrupa ya da Uzakdoğu sineması ile büyümedi. Hepimiz Amerikan yapımı filmler, diziler izledik. Alacakaranlık Kuşağı, İkiz Tepeler, E.T., Geleceğe Dönüş, Elm Sokağında Kabus... Sonra her şey çoğaldı, zenginleşti, bir anlamda yeni diller öğrendik. İyi de oldu. Amerikan yapımları da zaman içinde o homojen görüntülerinden sıyrıldı. Sıyrılamayanlar ilerleyemedi, izlenmez kaldı. Çünkü yapımcıların o kalıplardan çıkacak vizyonu yoktu ya da işlerine öyle geliyordu. Peki ya o kalıplara bilinçli bir şekilde girilir, o anlatım diline bilinçli bir şekilde dönülürse ne olurdu? İşte Stranger Things ile böyle bir sorunun karşılığını bulduk.

Tuhaf şeyler, tuhaf işler

Stranger Things'in hikayesi 1983 yılında Hawkins isimli bir kasabada başlıyor. 12 yaşındaki Will, bir gece ortadan kayboluyor, o kaybolurken Eleven isimli tuhaf bir kız ortaya çıkıyor. Will'in kaybolmasının ardından uzun bir bekleyiş, arayış dönemi başlıyor. Will'in üç arkadaşı, ailesi, Eleven, kasabanın şerifi, hepsi Will'i aramaya başlıyorlar. Derken esrarengiz telefonlar, evin içinde yanıp sönmeye başlayan ışıklar görüyoruz. Telekinetik işler içinde buluyoruz kendimizi. Anne Joyce Byers (Winona Ryder), Will'in metafizik yollarla kendisiyle iletişim kurmaya başladığını düşünüyor. Oğlu kaybolan annenin yanılsamaları mı bu, yoksa akıl almaz işler mi dönüyor? Birçok yanılsama ve soru işareti içinde bir bölüm biter bitmez diğerini açıyoruz. Yakalandık!

Yeni bulunmuş eski bir dizi gibi

Stranger Things'in büyüsü bizimle, eskiden, çocuk olduğumuz zamanlarda konuşulan bir dille iletişim kurmasından geliyor. Bize o zamanların en büyülü hikayelerini E.T.'yi, Geleceğe Dönüş'ü anlatan dil bu. Özellikle 25-30 yaş yukarısı izleyicinin yakalanmaması pek kolay değil. Başarısını da göndermelerinden çok buradan yakaladığını düşünüyorum. 80'lerin atmosferini yansıtmak adına oyuncu seçiminden müzik seçimine kadar her noktada puzzle'ın parçaları doğru yerleştirilmiş. Sanki gerçekten 1983'te çekilmiş bir diziyi şimdi izliyoruz. Sanki Will gibi o da kayıpmış bir yerlerde ve yeni gün ışığına çıkmış. Winona Ryder ile de yeniden karşılaşıyoruz. Beterböcek'in Lydia'sı, Dracula'nın Mina'sı Winona Ryder, kendi gençlik zamanlarına anne rolünde dönüyor. Zaman yolculuğu o zamanlar öğrenilmemiş miydi zaten? Biz öyle biliyoruz!

Yaza Damga Vuran İki Dizi: Stranger Things & The Night Of

Suç ve ceza üzerine bir tablo: The Night Of

Yaza damga vuran ikinci dizi ise HBO yapımı The Night Of oldu. 8 bölümden oluşan mini dizi The Night Of, ikinci sezonu olması planlanmamış bir dizi. Buna rağmen yakaladığı başarı sonrasında yapımcıların bu ihtimali düşünmeye başladığı konuşuluyor. Peki ne anlatıyor The Night Of? Suç ve ceza ilişkisi üzerine bir tablo sunuyor. Tablo tam karşılayacak kelime. Çünkü filmde gördüğünüz, göreceğiniz, çerçeveye giren her ana karakterin suçla ilişkisini, aydınlık ve karanlık tarafını size gösteriyor. Tek bir temada, hiçbir karakteri boşuna çizilmemiş bir tablo. Hikaye, Nasir Ahmed (Naz) isimli, Pakistan asıllı ana karakterin bir partiye gitmek için evden çıktığı gecede başlıyor. Babasının iki kişiyle ortak sahip olduğu taksisini izinsiz alan Naz, tepe lambasını kapatmayı beceremeyince taksisine müşteriler binmeye çalışıyor. Önce iki adam, sonra güzel bir kadın! Naz ve Andrea, New York sokaklarında dolaşmaya başlıyorlar. Kamera zaman zaman mobese kamerasına dönüşüyor. Naz ve Andrea nereden geçerlerse biz de mobeseden izler gibi izliyoruz. Gecenin sonunda bir cinayet var ve bu cinayetin bütün işaretleri Naz'ı gösteriyor. Naz, Pakistan asıllı, üniversitede okuyan, iyi yüzlü, astım hastası, parlak, yumuşak, suçlu tipine pek uymayan bir genç. Buna karşılık cinayeti bir kenara bıraksak bile, bir gecede, taksi çalmak, yanlış yöne dönmek, uyuşturucu kullanmak, polisten kaçmaya çalışmak gibi 6-7 suç işleyebiliyor...

Seyirci de bütün aşamalardan geçiyor

Dizinin ilk ve son bölümü diğer bölümlerden daha uzun. İlk bölümde dizinin ana hikayesini izliyoruz. Devamında suça dair bütün ilişkileri izliyoruz. Avukatlar, polisler, savcılar, dedektifler, gardiyanlar, mahkumlar... Naz üzerinden hepsi ile ilişki kuruyoruz. Bütün kapılardan onunla geçiyoruz. Önce polis memurları, sonra dedektiflerle tanışıyoruz. Sorgu odasında sorguya çekilirken, tanıkların bizi parmağıyla işaret ettiğini görüyoruz. Sonra birkaç avukat ile tanışıyoruz. Derken hapse girip çeşitli belalı ilişkiler içerisine giriyoruz. Nihayetinde mahkemede yargılanıyoruz! Dizi, tüm bunları çok sakin bir şekilde ilerletiyor. Bu da gerçekten bizim de aynı süreçleri hissetmemizi sağlıyor. Kimin iyi kimin kötü olduğuna karar vermek gerçek hayatta olduğu kadar zor!

Yaza Damga Vuran İki Dizi: Stranger Things & The Night Of

Fay hattındaki kırılmalar

Naz, suçun açtığı karanlık delikten içeri girip gittikçe daha derinlere ilerler, hayatta kalmaya çalıştıkça sertleşirken, biz diğer karakterleri tanımaya, dışarıdaki hayatı izlemeye devam ediyoruz. Tek bir suç, fay hattındaki kırılma gibi her şeyi dönüştürüyor. Naz'ın ailesi maddi manevi zorlu süreçler yaşıyor. Etraflarında gezinen herkes, yalnızca kendi çıkarını düşünüyor. Her karakterin aydınlık ve karanlık tarafını görüyoruz. Sonra, bir 11 Eylül sözü düşüyor yere. Naz'ın psikolojisini 11 Eylül üzerinden okumaya başlıyoruz. Bir anda 11 Eylül sonrası Amerika'yı, orada yaşayan müslümanların ve potansiyel suçlu görülenlerin durumunu düşünmeye başlıyoruz. Naz'ın olayıyla kırılan fayı tetikleyen daha büyük bir fay hattı olduğunu görüyoruz. The Night Of'ın yansıttığı tablo büyüyor, büyüyor, büyüyor...

John Turtturo döktürüyor

The Night Of, temposu yüksek olmayan, sizi kovalatmak yerine yavaş yavaş içine çeken bir dizi. Başroldeki Riz Ahmed ile birlikte Avukat Jack Stone'u canlandıran John Turturro çok başarılı performans sergiliyorlar. Turturro, dizinin devamı için de düşünlen karakterlerden biri. Dizi, 8 bölüm boyunca finalini merak ettirse de finalinden çok işlediği konularla öne çıkıyor. İzleyici olarak da parmağımızı kemirip finalini merak etmek yerine, karakterleri, sunulan tabloları izlemek, incelemek, dizinin derdini, meramını anlamak adına daha çok önem arz ediyor. The Night Of, renkli, güzel vakit geçirmelik bir dizi sayılmaz ama sizi gezdirdiği sokaklarda hep karanlıkla aydınlık arasındaki, gerçeğin renklerine daha yakın olan o sınırda tutması ile az bulunur bir seyir keyfi verdiğini de belirtelim. İyi seyirler...

Yaza Damga Vuran İki Dizi: Stranger Things & The Night Of

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.