Ya Kürtaj Yasaklansaydı?

Venüslüler Ekibi 24.05.2018

Yüzlerce kadının vücutlarına "Benim bedenim, benim kararım" yazarak ayaklanması boşuna değildi.

Daha birkaç yıl önce tartışmalar başladı, sokaklara döküldük. “Ne demek koca koca adamların başka işleri yokmuş gibi, en ufak bir fikir sahibi olmadıkları bir konuda fütursuzca görüş bildirmeleri?” dedik, “Tecavüze uğrayan doğursun, gerekirse devlet bakar” ve “Çocuğun suçu ne? Anası kendisini öldürsün” gibi demeçleri duyunca sinirden aklımızı kaybettik.

Keyiften yapmadık bunları efendiler! Bizi buna siz zorladınız! Yasaları koyan, yasakları dayatan, size ait olmayan bedenler üzerinde hak iddia eden sizler! Ve sizler, ne yazık ki, sadece bu ülkede bulunan insanlar değilsiniz. Her yerdesiniz. Dünyanın en kuş uçmaz kervan geçmez yerlerinde de varsınız, en modern sayılan toplumlarında da. Peki kadın bedeni üzerinde düşüncesizce aldığınız bu kararlar ne getiriyor, biliyor musunuz?

Ölüm. Sakatlık. Hastalık.


Belki şaşıracaksınız kız kardeşler ama Türkiye yine o kadar da fena bir durumda değil. Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği’nin raporunda “Türkiye’de anne ölümleri içinde düşüğün payı yalnızca %2’dir. Dünyada düşüğün anne ölümleri içindeki payının %13 olduğu hatırlanacak olursa bu durumun Türkiye açısından bir başarı olarak değerlendirilmesi gerekir” diyor. Ancak raporun tarihi belirtilmediği için bu bilginin güncelliğinden emin olamıyoruz. Çünkü Gizem Coşkunarda’nın 2015 yılında yaptığı deneyde, Sağlık Bakanlığı “Tüm kadınlar isteğe bağlı kürtaj olabilme hakkına sahiptir” dediği halde hastanelerin kürtaj yapmamak için nasıl taklalar attığını anlatmıştı. Tabii kürtajın sigorta kapsamında olmadığını da hepimiz biliyoruz, değil mi?

İstatistikler hala geçerliliğini koruyorsa da kendimizi hemen çok şanslı saymayalım. Bizim ölüm nedenlerimiz farklı. Daha alacak çok yolumuz var. Sonuçta “Türkiye ekonomik ve sosyal büyümeye rağmen toplumsal cinsiyet uçurumunun en derin olduğu ülkeler arasında. Dünya Ekonomik Forumu 2013 yılı Küresel Toplumsal Cinsiyet Uçurumu Raporu’na göre değerlendirilen 135 ülke arasında 120. sırada yer alıyoruz.”

“Özgürlükler ülkesi” olarak bilinen Amerika’da da durum pek farklı değil, hatta belki de daha vahim. New York Times analisti Seth Stephens-Davidowitz’in Google aramaları üzerinde yaptığı araştırma, şu sıralar Amerika’da kürtajın yasal olmadığı bölgelerde “kendi kendine kürtaj” konulu aramaların müthiş derecede artış gösterdiğini ortaya koyuyor. 2015 yılında ülke çapında incelenen 700.000 Google araması, kürtaja sıkı kısıtlamalar getiren eyaletlerde “evde kürtaj yöntemleri”, “kürtaj hapı satışı”, “ücretsiz kürtaj hapları” ve hatta “elbise askısıyla kürtaj nasıl yapılır?” aramalarının endişe verecek oranda yüksek olduğunu gösteriyor. 2005-2015 yılları arasında yapılan aramalar incelendiğinde ise bu tip sorgulamaların 2011 yılında kayda değer ölçüde arttığı görülüyor. 2011 yılı, eyaletler bazında kürtaj kliniklerinin daha sıkı kontrollere tâbi tutulduğu teker teker kapatıldığı döneme denk geliyor.


Yani bu ne demek?

Böyle yasaklar kadını engellemiyor, sadece öldürüyor demek. Sizin bedeninizin içinde büyümeyen bir çocuk hakkında karar verme yetkisi size ait olmamalı demek.

Sadece erkekler değil, “anti-kürtaj timi” oluşturmaya meraklı tüm insanlar bilmeli ki, kürtaj kolayca verilen bir karar veya hobi olarak gerçekleştirilen bir uygulama değil. İster tecavüz mağduru olsun, ister beklenmedik bir hamilelikle karşılaşsın, ister tıbbi bir komplikasyon yaşasın; bazı kadınların gebeliğini sonlandırmaya ihtiyacı var. Yasaları kendi değer yargılarınıza göre şekillendirip henüz nefes almayan ceninler yerine yaşayan, anıları ve planları olan, düşünen, konuşan, üreten, seven, sevişen kadınları öldürmeye hakkınız yok.

Bizi istediğimiz gibi yaşayabilmek için ölmek zorunda bırakmayın.


Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.