Utanç Gecesi

Tolga Gerger 06.09.2016

6-7 Eylül Olayları ile tarihimizin en korkunç gecelerinden biri yaşandı.

Utanç Gecesi

İlkokulda ilk tarih dersini aldığımda sevinmiştim. Çünkü artık tarihi öğreniyor, bilmediğim kişileri ve olayları inceliyordum. Tarih sevgim lisedede devam etti. Bir gün arkadaşlardan biri tarih öğretmenine 6-7 Eylül olaylarını sordu. Öğretmen biraz duraksadı "bu konuyu kapatalım" diyip derse devam etti. O güne kadar 6-7 Eylül'e dair hiçbir fikrim yoktu. Evet, kitap okuyordum fakat bu olayı bana hiç kimse anlatmamıştı. Merak edip ansiklopediyi açtım. Okuduğum zaman böyle bir şeyin nasıl ve ne şekilde olduğunu aklım almamıştı.

Her şey bir gecede yok oldu

Aradan yıllar geçti ve bugün halen bu olayın nasıl olduğunu, bu cinnet haline insanların nasıl geldiğini aklım almıyor. Oysa bu ülkenin tarihi geçmişi hoşgörü ve dini toleransın yaşandığı topraklar değil midir? Zorda olan herkesin sığındığı topraklar değil midir? 6 Eylül gecesi bu ülke için utanç günüdür. Bugüne dair günümüzdeki değerlendirmeler, kimi zaman bireyin içinde bulunduğu siyasi atmosfer ve onun sonucunda gelen bir intikam alma duygusu, kimi zaman ise görmezden gelme ya da "bizim de böyle felaketlerimiz var" düşüncesiyle geçiştirilmekte. Fakat yaşananlar halen taze, üstelik bu olaya maruz kalanlar yüzyıllardır bu topraklarda birlikte yaşadığımız insanlar. Aynı acıları, aynı sevinçleri, aynı duyguları yaşadık yıllarca ve her şey bir gecede yok oldu.

Utanç Gecesi

"Kıbrıs Türktür"

1953 yılında Kıbrıs ciddi bir sorun haline gelmişti. Enosis düşüncesi altında silahlanan Rumlar Kıbrıs'ın Yunanistan'a bağlanması için illegal yöntemlere başvuruyorlardı. Adada yaşanan olaylar özellikle Türkiye'de büyük hoşnutsuzluk yaratmıştı. Bu dönemde Hürriyet gazetesinin "Kıbrıs Türktür" manşeti adeta bir slogan haline geliyor ve birçok dernek açılıyordu. İngiltere, adada yaşanan bu olayları durdurmak için Yunan ve Türk heyetini Londra'ya davet etti. Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu'nun başında bulunduğu heyet çözüm amacıyla Londra'ya hareket etti. Olayların büyüdüğü vakit Hürriyet gazetesi şüpheli ve kesin olmayan bir kaynakla İstanbul'da Rum azınlığın Kıbrıs adına para topladığını yazıyordu.

Atatürk'ün evinin bombalanması

Hemen hemen tüm günümüz tarihçilerinin birleştiği bir ortak nokta, Adnan Menderes hükümetinin Kıbrıs olayını bir siyasi kazanç haline dönüştürdüğüdür. 6-7 Eylül olaylarının kimin tarafından tertiplendiği bugün halen bilinmemektedir. Hükümet mi, kendiliğinden oluşan bir olay mı, yoksa bilinmeyen güçler mi? Özel Harp Dairesi ve ayrıca MGK Sekreterliği yapmış olan Sabri Yirmibeşoğlu'nun Fatih Güllap ile yaptığı röportajda bu olayın Özel Harp Dairesi tarafından yapıldığını iddia edilmektedir. Kıbrıs Türktür Derneği'nin başkanı Hikmet Bil'in iddiaları ise oldukça ilginçtir. Londra'da toplantı halinde olan Fatin Rüştü Zorlu, Menderes'e şifreli bir mesaj gönderir. Mesajda "çok sıkışık durumdayım beni destekleyin" ifadesi yer almaktadır. Yine Hikmet Bil'in iddiasına göre 5 Eylül akşamı Florya'da Başbakan Menderes, Fuat Köprülü, İçişleri Bakanı Namık Kemal Gedik ve İstanbul Valisi nasıl bir eylem yapacaklarını tartışmıştır. Bu toplantıda Selanik'te bulunan konsolosluk ve Atatürk'ün evinin arasında bulunan bahçeye bir bomba atılacak, sonrasında bu olay basında yayılacak ve sert bir miting gerçekleştirilecektir.

Utanç Gecesi

Taksim mitinginde tek tip sopalar

Sabaha karşı Atatürk'ün Selanik'te bulunan evinin bahçesine bomba atılır. Olay sonrasında Selanik Konsolosluğu ve yan tarafında bulunan Gazi'nin evinin bazı camları kırılır. Öğlen radyo haberlerinde bu olay duyurulur. 6 Eylül günü öncesinde, bazı tanıklardan alınan bilgiye göre, gayrimüslimlerin yaşadığı evler ve dükkanlar işaretlenmiştir. Haber sonrasında Beyoğlu çevresine dernekler akın akın gelmeye başlar. Akşam saatlerinde basılan İstanbul Ekspres'in "Atamızın Evi Bomba ile Hasara Uğradı" manşetli haberi olayın fitilini daha çok ateşler. Bu sırada Cumhurbaşkanı Bayar ve Başbakan Menderes temaslarını tamamlayarak İstanbul'dan ayrılmaktadır. Taksim'de miting düzenleyen üniversiteli gruba diğer semtlerde yaşayan binlerce insan katılmaya başlamıştır. General Refik Tulga, sonraki yıllarda, bunların dış semtlerden, hatta illerden geldiğini, ellerinde ise tek tip sopaların olduğunu söylemiştir.

Sıkıyönetim ilan edildi

Saat 19:00 ile 20:00'den itibaren korkunç olaylar İstanbul'un birçok semtinde, İzmir'de, hatta İskenderun'da başlar. Dükkanların camları kırılır, Rumların evlerine saldırılar düzenlenir. Kitleler halinde dolaşan bu güruh, açamadıkları kapılara kaynak makinesiyle bile müdahale ederler. Hiçbir kolluk gücü olaylara müdahale etmemektedir. Fedakar komşular, iyi niyetini halen koruyan insanlar, kaçan vatandaşlarımızı evlerine alır ve korurlar. Anılar ve tanıkların ifadelerine göre, yağmalanan dükkanlarda mallar sokaklara atılır, taşınamayanlar ise kırılır. Cinnet hali yaşayan kalabalık Rum mezarlıklarına girip mezarları tahrip eder, hatta mezarların içindeki cesetleri çıkartıp dışarı atarlar. Beyoğlu, Beşiktaş, Yeşilköy gibi Rumların yoğunlukta yaşadığı yerlerde evlere giren iğrenç güruh, kimi yerde kadınlara tecavüz eder, kimi yerde evdekileri yaralayıp eşyalarını çalarlar. Yine bazı tanıkların anlattığına göre papazlar kiliselerden çıkartılarak sünnet edilmeye bile çalışılmıştır. Gece 12:00'de ilan edilen sıkıyönetime uymayan isyancı kalabalık, motorlarla adalara gitmiş Büyükada'da Lefter'in evine bile saldırıp yağmalamıştır.

6 Eylül 1955 gecesi olan olaylar burada anlattıklarımızdan çok daha fazla. Yaşanan gelişmeler sonrası Bayar ve Menderes acilen İstanbul'a geri döner. Halen tam anlamıyla bilinmeyen rakamlara göre 80 kilise, binlerce ev ve dükkan yağmalanmış ve tahrip edilmiştir.

Utanç Gecesi

Kemal Tahir, Aziz Nesin ve daha nicesi

En korkuncu ise tecavüz olaylarına varan saldırılardır. 7 Eylül sabahı Beyoğlu tamamen savaş alanına dönmüştür. 1000 kişinin üzerinde yağmacı Haydarpaşa Garı'nda çaldıklarıyla tutuklanmış olaya katılanlarla bu rakam 5000'e ulaşmıştır. Olaylar sonrasında hiçbir nedeni ya da suçu olmayan Kemal Tahir, Aziz Nesin gibi sol görüşlü 45 yazar tutuklanmıştır. Bu olayı gerçekleştiren güruha gelecek olursak, hepsi suçsuz bulunup serbest bırakılır.

Utanç Gecesi

Adnan Menderes ve Fatin Rüştü Zorlu mu düzenledi?

27 Mayıs İhtilali'nden sonra Fuat Köprülü 6-7 Eylül olaylarını Menderes ve Zorlu'nun organize ettiğini iddia etmiştir. Yassıada'da konu hakkında yapılan davada araştırma sonucu hiçbir kanıt bulunamamış, olayları engelleyemediğinden dolayı Menderes ve Zorlu 6 ile 7 yıl arası hapis cezasına çarptırılmıştır.

6-7 Eylül olayları Cumhuriyet tarihimizin en büyük utançalarından bir tanesidir. Halen kim ya da kimlerin yaptığı bilinmese de sonuçları dehşettir. Sermayenin el değiştirmesinden tutun, binlerce vatandaşımızın bu ülkeyi terketmesine neden olan bu olay, halen bir sır perdesi altında.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.