Underworld Serisine Bakış

Erdem Şimşek 21.09.2016

Underworld: Blood Wars'ın ilk fragmanı yayınlanmışken, seriyi hatırlamaya, ayrıntılarına göz atmaya ne dersiniz?

Underworld Serisine Bakış

Kurtadam ve vampirleri klanlar şeklinde karşımıza çıkaran Underworld (Karanlıklar Ülkesi) serisi, beşinci film Underworld: Blood Wars (Karanlıklar Ülkesi: Kan Savaşları) ile geri dönüyor. Ocak 2017'de vizyona girecek filmin ilk fragmanı geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Serinin son filmi olan Underworld Awakening 2012 yılında sinemalarda boy göstermişti. Dolayısıyla araya oldukça uzun bir zaman girdi. Gençler okullarını bitirdi, çocuklar büyüdü! Biz de bu beş yıllık aranın ardından gelen yeni film öncesinde, serinin önceki bölümlerini bir hatırlayalım dedik. Yani görevimiz uzak kalan, gevşeyen bağlara birkaç düğüm atıp arayı ısındırmak. O zaman başlayalım.

Aristokrat vampirler, plancı kurtadamlar

Evet öncelikle Underwold serisi nedir, neden bahseder kısaca bir hatırlayalım. Seri birbirine rakip kurtadam ve vampir kalanlarının günümüz metropollerinde sürdürdükleri mücadeleyi anlatıyor. Vampirler kurtadamları avlamaya çalışırken kurtadamlar da sürekli yer altında gizli planlar üretiyor. Hem vampirlerin hem de kurtadamların yüzyıllar boyu yaşamış, yaşayan liderleri var. Onlar en güçlüler. Bu ata vampirler sırayla komutayı devralıyor. Üç ata liderden (Marcus, Viktor ve Amelia) ikisi uykuya dalarken, birisi 100 yıl boyunca klanın liderliğini yürütüyor. Böylece uyuyan vampirler güçlerini koruyarak yüzyıllar boyunca yaşamlarını sürdürüyor. Vampirler daha çok aristokrasiyi andırırken, kurtadamlar ise sokak çeteleri gibiler ve onların bir yere kadar aslında tek bir lideri var. Kurtadam demişken, burada bir fark var. Lycan olarak anılan kurtadamlar (Biz yazı boyunca yine onlara da kurtadam diyeceğiz) bildiğimiz kurtadamlardan farklı. Bu Lycan amcalar istedikleri zaman dönüşme yeteneğine sahipler. Daha eski devirlerde yaşayan kurtadamlar ise aklını mantığını büyük oranda kaybeden vahşileşmiş hayvanlar olarak resmediliyorlar. Her iki klanın derdi de rakip klanı etkisizleştirmek. Hangi tarafın haklı olduğu da o bölümdeki kişilere göre değişiyor. Av ve avcı sürekli değişiyor. Seri boyunca birçok karakter değişse de geçmişi anlatan bölüm haricinde ana karakter Selene hiç değişmiyor. Kate Beckinsale'in canlandırdığı Selene, bugün Underworld'ün yüzü konumunda. O halde artık onun adımlarını izleyerek seriyi anlatmaya başlayalım. Filmlerin yalnızca ana hatlarını verip kısa değerlendirmeler şeklinde ilerleyeceğiz.

Underworld Serisine Bakış

Underworld (2003)

Serinin birinci bölümü Underworld, Matrix-vari aksiyon sahneleri içeren bir metro sahnesiyle açılıyor. Evet, kurtadam ve vampirleri ellerinde silahlarla görenlerin bir kısmının daha bu ilk sahneden filmi yardırgadığını biliyoruz. Baş karakterimiz Selene, bir ölüm taciri (death dealer) olarak sokaklarda kurtadam kovalıyor. Ancak çok geçmeden kurtadamların sandıkları gibi tek tük olmadıklarını, yer altında gizlice güçlendiklerini fark ediyor. Bu durumu vampir ailesine bildirdiğinde ise açık bir şekilde sallanmıyor. Bunun üzerine Selene, ata vampirlerden Viktor'u vaktinden önce uyandırmaya karar veriyor. Kurtadamlar ise Michael Corvinus isimli bir adamın peşindeler. Vampirleri alt etme yönünde gizli bir amaçları var. Hikayenin ana ekseni bu şekilde. Ötesini anlatmayalım. Şu kadarını söyleyebiliriz ki birçok seride olduğu gibi ilk film, yine en güzeli. En büyük başarısı ise kurgusunda saklı. Seyirciyi birden fazla kez ters köşeye yatırıyor, üstelik virajları alış şekli de oldukça estetik. Film, kendi ana hikayesi haricinde ikinci bir hikaye daha içeriyor, ki bu diğer hikaye, daha sonra serinin üçüncü bölümünün de ana hikayesi olarak karşımıza çıkıyor.

Underworld: Evolution (2006)

Underworld Evolution (Karanlıklar Ülkesi: Evrim), birinci bölüm sonunda Selene'in yarattığı tahribat sebebiyle uyanan ata vampir Marcus'tan kaçışını anlatıyor. Bu arada artık Selene'in yanında bir yarı vampir - yarı kurtadam (hibrit) erkek arkadaşı var. İkinci bölüm, geçmişe dair bir sahne ile açılıyor. Marcus'a dair bir bölüm bu izlediğimiz. Marcus'un kurtadam kardeşi William'ın esaret altına alınışını ve Marcus'un da onun canına karşılık kontrol altında tutulduğunu öğreniyoruz. Oysa Marcus aslında en güçlüleriymiş. Serinin ikinci bölümünün en güzel tarafı da bu zaten. Gerçekten bir şeyler öğreniyoruz. Vampirlerin ve kurtadamların tarihine dair bilgiler ediniyoruz. İkinci bölüm için, birinci bölümden çok geride diyemem, belki daha çok beğenenler bile vardır. Benim gözümde filmi zayıf bırakan nokta çok fazla kaçma - kovalama üzerinden ilerlemesi. Tony Curran'ın canlandırdığı Marcus, gerçekten karakter olarak izleyicide güçlü bir etki bırakıyor. Filmin final sahnesi de aksiyon açısından oldukça başarılı.

Underworld Serisine Bakış

Underworld: Rise of the Lycans (2009)

Geldik serinin isyan ve aşk filmine. Underworld: Rise of the Lycans (Karanlıklar Ülkesi: Lycanların Yükselişi) ile bu kez kısa parçalar halinde değil, tamamen geçmişteyiz. Kurtadamların lideri Lucian'ın hikayesini izliyoruz şimdi. Zincire vurulmuş kurtadamlar, vampirler uyurken onların bekçiliğini yapmak üzere kale duvarlarında diziliyorlar. Kurtadamlar, vampirlerin köleleri. Buna karşılık istediği zaman dönüşebilen Lucian, vampir Viktor'un gözdesi. Bir anlamda özel köpeği. Peki ya Lucian, Viktor'un kızı Sonja'ya aşık olursa? Evet, bu bölüm tam bir aşk ve isyan bölümü. Serinin diğer tüm bölümlerinden farklı bir atmosfere sahip olan ve tek başına da izlenebilecek bölüm. Film, duygusal ağırlığı sebebiyle biraz sertliğinden kaybetse de hiç fena bir bölüm değil. Filmi zayıf kılan şeyin, kurgu masasında dönen muhabbetler olduğunu düşünüyorum. Bazı sahnelerde aşırı hızlı kesilmiş, sıralanmış kareler var. Zaten karanlık olan bir filmde bunlar göze fazla geliyor. Film nedense kısa tutulmak istenmiş gibi. Aksiyonlar haricinde diyalogların dönüğü sahneler de çok yavan kalmış. Hani "Ne koysak bilemedik" havası var. Kitap okumayan insanlar yapmış.

Underworld: Endless War (2011)

Başlığı gören "böyle bir film mi varmış?" diyebilir. Zira Underworld: Endless War (Karanlıklar Ülkesi: Sonsuz Savaş), seriye ait bir uzun metraj film değil. Üç kısa animeden oluşan toplam 18 dakikalık bir proje. Bu üç kısa anime, Selene'in Fransa'da palazlanmış üç kurtadam kardeşi avlama hikayesini anlatıyor. 1890, 1967 ve 2012 yılları olmak üzere farklı zamanlarda geçen bu hikayeler, filmin 1,2 ve 4. bölümleri arasında bir köprü vazifesi de görüyor. Oldukça keyifli olan bu kısa seriyi de izlemenizi tavsiye ederiz.

Underworld: Awakening (2012)

Geldik serinin en zayıf bölümüne. Underworld: Awakening (Karanlıklar Ülkesi: Uyanış) ile ikinci bölümde kaldığımız hikayeye, Selene'in hikayesine geri dönüyoruz. Onca zaman geçince hibrit erkek arkadaş Michael'ı oynayan oyuncu da değişmiş. Kaldı ki Michael zaten bir var bir yok, hayalet gibi. Michael'in yerine, Michael ve Selene'in kızı olduğunu öğrendiğimiz Eve ön plana taşınıyor. Bu bölüm biraz anne - kız hikayesi ama zayıflığı burada değil. Zayıflığı, klanlar arasındaki savaşın anlamsızlaşmasında ve tarihe dayanan pek fazla şeyin kalmamasında. Ayrıca ana kötü karakter yalnızca hormonlu, aşırı büyük bir kurtadam. Yani kişilik yok! Bu iki maddeyi yan yana koyunca film çok fazla klişe roller üzerinde dönüyor ve gerçeklik algısı da kayboluyor. Serinin bu bölümünde Divergent serisinden tanıdığımız Theo James'in de ana karakterlerden birisi olarak karşımıza çıktığını belirtelim. David karakteri ile Theo James, beşinci filmde de yer alacak. Kendisi bir vampir.

Underworld Serisine Bakış

Underworld: Blood Wars (2017)

Geldik yeni bölüme. Underworld: Blood Wars'ın geçmişsiz gelecek çizgisinde devam etmemesini umuyorum. Bu seri ciddi şekilde devam edecekse (belki ileride diziye dönüşür) sıkı köprülerin kurulması, yeni karakterlerin doğru inşa edilmesi şart. Zor ama "Nerede Marcus, Viktor, Lucian?" dedirtmemeli. Serinin bu beşinci bölümünde yine Kate Beckinsale'i, yani Selene'i ana karakter olarak izleyeceğiz. Az önce dediğimiz gibi Theo James de David rolünde devam ediyor. Serinin dördüncü bölümünde de yer alan Charles Dance (Tywin Lannister desem tanırsınız) de bu bölümde yine vampirlerin lideri Thomas olarak karşımızda. Yine Game of Thrones'dan tanıdığımız Tobias Menzies ise kurtadamların yeni lideri Marius olarak karşımıza çıkacak. Marius karakterinin filme not verme adına kilit rollerden biri olacağını söyleyebilirim. Semira rolünde de Lara Pulver'i izleyeceğiz. Filmin yönetmeni de bir kez daha değişiyor. Bu kez yönetmen koltuğunda daha çok dizilerde yönetmenlik yapan Anna Foerster var. Serinin bu bölümünde Selene, hem kurtadamların hem vampirlerin saldırılarına karşı koyarken, iki klan arasındaki sonsuz savaşı da sona erdirmeye çalışacak. Bunu yaparken de yanındaki kişiler David ve Thomas olacak.

Film müziklerine dikkat!

Malum, sinema dediğimiz şey onlarca öğenin bir araya gelmesiyle oluşuyor. Müzik de sinemayı oluşturan en önemli öğelerden biri. Underworld serisinin her bölümünün ayrı bir soundtrack albümü var. Her albümde de gerçekten çok iyi şarkılar var. Üstelik dört albümü yan yana koysanız oldukça güçlü bir bütünlükten de söz edebilirsiniz. Bu albümlerde yer alan birçok şarkının altyapısında Danny Lohner imzası bulunuyor. Renhölder olarak da bilinen Danny Lohner'ı Nine Inch Nails, Puscifer gibi gruplardan tanıyoruz. Şimdiye kadar yayınlanan dört soundtrack albümde, The Cure, David Bowie, Skinny Puppy, Johnette Napolitano, Puscifer, A Perfect Circle, Alkaline Trio, Lacuna Coil, Deftones, Combichrist, Evanescence, Black Light Burns gibi grup ve müzisyenler yer alıyor. Bizden söylemesi.

Underworld: Blood Wars, ABD'de 6 Ocak 2017'de vizyona girecek. Türkiye'deki vizyon tarihinin de aynı olmasını bekleyebiliriz. Bazı sitelerde vizyon tarihi olarak 9 Aralık 2016 gösterilse de bu tarihin ileri çekildiğini hatırlatalım.

Underworld Serisine Bakış

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.