Türünün Bildiğim Tek Örneği: Braindead

İnci Vardar 25.09.2016

Politika, bilim kurgu, komedi, gerilim ve daha neler neler... Çok şenlikli bir diziye hazır olun.

Türünün Bildiğim Tek Örneği: Braindead

Bugün yapacak ilginç bir şeyiniz yoksa ve dizi kıtlığı çekiyorsanız, Braindead'i izlemenizi öneriyorum. İncelemeyi yazmaya başlamadan önce etiketlerini yazdım ve politika, komedi, uzaylı saldırısı, dram, gerilim ve bilim kurgu tanımlarını aynı dizi için kullanmak bana da bir hayli tuhaf geldi. Ama beni de diziyi izlemeye iten şey şu olmuştu:

Absürt demek, Braindead demek

Okuduğum cümlenin tam karşılığını buldum. Hayatımda BrainDead kadar absürt bir şeyle ancak Louis CK izlerken karşılaşmış olabilirim.

Eğer bu diziden bir House of Cards bekliyorsanız, unutun o işi. Her ne kadar jenerikte Ridley Scott ismi şöyle bir görünüp kayboluyorsa da kesinlikle Alien gibi bir gerilim beklemeyin. Aşağıda Braindead'in konusuyla ilgili hemen hemen hiçbir şey anlatmayan fragmanı göreceksiniz ama sıkıcılığına kanmayın. Büyük saçmalık dönüyor.

Bürokrasi, uzaylı böcekler ve yarım akıllı radikaller

Neresinden girsem spoiler olmaz diye düşünüyorum ama sanırım beceremeyeceğim. Öncelikle Rusya'ya bir göktaşı düşüyor, bunu Smithsonian Müzesi'ne götürüp incelemek için anlaşma yapılıyor. Tabii bu iş için bütçe lazım. Büyük bütçe için de hükümeti devreye sokmak gerekiyor. Daha ilk sahnelerde ''Senatör bütçeyi ayarlayamıyor, yarı fiyatına getirebilir misiniz?'' cümlesiyle bürokrasiye ortasından dalıyoruz.

Göktaşı Amerika'ya getiriliyor, içinden sinsi uzaylı böcekler çıkıyor ve insanların kulaklarından girip beyinlerinin yarısını yiyorlar. Yarı beyinli kalmış insanlar da alkolü ve seksi bırakıyor, çılgınca sağlıklı beslenmeye başlıyor, politikayı hayatlarının merkezine koyup radikalleşiyorlar. Başta sadece Trump'a oy verecek olan muhafazakar parti taraftarları geri zekalı (veya bu durumda yarı zekalı) gösterilirken, zamanla cumhuriyetçilerin de bir o kadar aşırıya kaçabildiğini, inandıkları politik görüşler radikalleştiğinde aynı ölçüde zekasız ve tehlikeli olabildiklerini görüyoruz.

Türünün Bildiğim Tek Örneği: Braindead

Braindead'den alınabilecek dersler de var

Olaylar gelişirken tabii ki politikacılar halkı zerre kadar umursamadan kararlar veriyor, birbirlerinin kuyusunu kazıyor, kapalı kapılar ardında anlaşmalar yapıyor ve oy almaya çalışıyorlar.

Bütün absürtlüğün ortasında dikkatimi çeken bir şey oldu, sanıyorum böyle söyleyince spoiler olmayacaktır. Sıradan bir vatandaş için savaş, bir ülkenin gelebileceği en korkunç nokta, bıçağın kemiğe dayanmanın ötesine geçtiği, gerçekten endişe uyandıracak, hatta paniğe neden olacak sonuçtur ya; Braindead, savaş ihtimalinin bile daha büyük bir gerçeğin üstünü örtüp dikkati dağıtmak için kullanılabileceğini gösteriyor. Benzer bir durumu House of Cards'da da görmüştük. Demek ki neymiş? Kahramanlık konuşmaları yapan, birilerini suçlayan her politikacıya gözü kapalı güvenip ''Gerekirse aslanlar gibi savaşırız, bu ülkeyi yedirmeyiz!'' demiyor, gaza gelip kendimizi kolay kolay kullandırmıyormuşuz.

Türünün Bildiğim Tek Örneği: Braindead

Sanırım Braindead'in konusu ve çeşitli cinlikleri dışındaki detayları merak edenler de vardır. Braindead, The Good Wife'ın da yaratıcıları olan Robert ve Michelle King'in beyninden çıkan bir dizi. Ridley Scott da yapımcılar arasında yer alıyor.

Braindead'in oyuncu kadrosu

Bir tuhaflık olduğunu ilk fark eden ve politikadan nefret eden Laurel Healy isimli ana karakteri Scott Pilgrim'in mor saçlı yari olarak tanıdığımız Mary Elizabeth Winstead canlandırıyor. Laurel'ın ağabeyi rolündeki Danny Pino'yu Cold Case, Law and Order gibi dizilerden tanıyoruz. Daha doğrusu tanıyorsunuz muhtemelen. Ben kendisini ilk kez gördüm ve sempatik buldum. Yarım akıllı bir aşırı sağcı olarak kitleleri yöneten ve kanımca çok iyi iş çıkaran Tony Shalhoub'a, aynısının liberal görüşlü versiyonu şeklinde Jan Maxwell eşlik ediyor. Muhafazakar olduğu halde akıl, mantık ve insanlık gibi özelliklerini kaybetmediği için Laurel'la iyi anlaşan Gareth Ritter, yine benim tanımadığım bir karakter ama siz Sefiller ve Graceland'den biliyor olabilirsiniz.

Şimdiye kadar pek görmemiş olabileceğiniz Johnny Ray Gill'in canlandırdığı Gustave karakteri, dizide göründüğü ilk andan itibaren 'manyak bu herif' diyeceğiniz, çok iyi tasarlanmış ve bir o kadar iyi hayata geçirilmiş bir tip. En azından ben onun hemen hemen her sahnesinde çok eğlendim.

Türünün Bildiğim Tek Örneği: Braindead

Son olarak, Braindead'in her bölümünün başında, aşağıda göreceğiniz gibi şiirlerle, şarkılarla, alkışlarla verilen bir özet var. Kanımca izlenmeye değer, pek şenlikli. Ama ''Hiçbir şey bilmek istemiyorum, daha fazla spoiler'a dayanamam!'' diyorsanız, bence izlemeyin, sonuçta ilk bölümün özeti.

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.