Türkiye Kupası Galatasaray'ın

Emre Aydın 27.05.2016

Galatasaray, kendi dar kadro yapısı ve tarihinin en kötü sezonlarından birini geçirmesine rağmen, sezonu yine kupa alarak bitirmeyi başardı.

Galatasaray, Ziraat Türkiye Kupası'nın finalinde ezeli rakibi Fenerbahçe'yi 1-0 yenerek üst üste 3. kez, toplamda 17. kez mutlu sona ulaştı.

6. dakikada Galatasaray atağında Emre Çolak'ın sağdan kullandığı serbest vuruşta ceza alanına ortaladığı topu Selçuk İnan kafayla arkaya aşırttı. Arka direğe hareketlenen Podolski'nin gelişine vuruşunda meşin yuvarlak üstten auta çıktı.

9. dakikada Sneijder'in pasıyla ceza alanı dışında buluşan Podolski'nin sol çaprazdan sert şutunda kaleci Fabiano topu yumruklarıyla uzaklaştırdı.

13. dakikada Podolski'nin ceza alanı dışı sağ çaprazında yerde kalmasıyla kazanılan serbest vuruşta Podolski’nin şutunu kaleci Fabiano çeldi.

26. dakikada Luis Nani, soldan taşıyarak ceza alanına soktuğu topu, daha uygun durumdaki Alper Potuk'a aktardı. Bu oyuncunun bekletmeden vuruşunda top savunmadan kornere gitti.

31. dakikada Emre Çolak'ın sağdan kullandığı kornerde altıpas önüne düşen topu Denayer kafayla içeri çevirdi. Kale sahasında bulunan Podolski, arka direkte uygun durumda kafayla meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu: 1-0.

39. dakikada Luis Nani'nin sağdan kullandığı kornerde altıpas önüne düşen topa Mehmet Topal kafayla vurdu ancak Muslera, meşin yuvarlağın sahibi oldu.

42. dakikada Luis Nani, soldan kullandığı serbest vuruşta topu sert bir şekilde ceza alanı içine kesti ancak kimsenin dokunamadığı top az farkla yandan auta gitti.

62. dakikada Nani'nin soldan kullandığı serbest vuruşta kaleci Muslera, kale sahasına gelen topu yumrukla uzaklaştırmak istedi ancak meşin yuvarlak kısa düştü. Burada bulunan Ba'nın, seken topa kafayla yaptığı vuruşta meşin yuvarlak iki direğin birleştiği yere çarparak oyun alanına döndü.

65. dakikada Sabri Sarıoğlu'nun sağdan ortaladığı topta Denayer, meşin yuvarlağa kafayı vurdu ancak kaleci Fabiano, topu tokatlayarak kornere çeldi.

90+3. dakikada topla sağdan ceza alanına giren Nani'nin ortasında savunmadaki Chedjou ters bir vuruş yaptı ancak kaleci Muslera, meşin yuvarlağı iki hamlede kontrol etti.

İki kötü teknik direktörün anlamsız hamleleri ile kör dövüşü şeklinde başlayan ve sonuna kadar o şekilde devam eden maçı, kulüp genleri açısından kupa ve final canavarı olan Galatasaray kazandı. Bir Fenerbahçeli olarak Galatasaraylı okuyucularımı ve dostlarımı tebrik ediyorum.

Maç sonuna gelecek olursak, hayatımda hiç utanmadığım kadar utandım. Maçın bitmesi ile birlikte olan iki şey adeta midemi bulandırdı. Birincisi, rakibini alt edemeyen, bu sezon oynadığı hiçbir maçta yenemeyen -ki bu ciddi anlamda bir tarihi anekdottur, en son böyle bir şey 87-88 sezonunda olmuş- sadece 1 gol atan, Olcan Adın gibi kısa boylu bir futbolcudan kafa golü yemeyi başarabilmiş Fenerbahçe, çok büyük bir saygısızlık yaparak, ikincilik madalyalarını almak için kupa seremonisine çıkmadı. Gerçekten kabul edilebilir bir durum değil. Öncelikle rakibe saygısızlık gibi klişe konulara değinmeyeceğim, çünkü rakibin çok da umrunda değil zaten Fenerbahçe’nin oraya çıkıp çıkmaması. Galatasaraylı futbolcular bir an önce hak ettikleri kupayı kaldırmayı düşünüyorlardı. Seremoniye çıkmayan Fenerbahçeli futbolcuların ne düşündüğünü ise çok ediyorum. Bu kadar kötü geçen bir sezondan sonra bir kupa daha kaybederek taraftarımızın yüzüne bakmaya yüzümüz yok demediklerine eminim.

Utandıran diğer şey ise, Fenerbahçe başkanlık koltuğunu derebeylik haline getiren Aziz Yıldırım’ın açıklamaları. Bu konuşmalar başlı başına bir yazı konusu olacağından dolayı teker teker değinmeyeceğim.

Galatasaray cephesi ise kendi dar kadro yapısı ve tarihinin en kötü sezonlarından birini geçirmesine rağmen sezonu yine kupa alarak bitirmeyi başardı. Hoş, Riekeerink yaptığı hamleler ile maçı Fenerbahçe’ye vermeye niyetlendiyse de gerek Vitor Pereira’nın 6 ay sakat olan adamı final maçında kurtarıcı olarak sahaya sürmek gibi dahice (!) hamleleri, gerekse de Galatasaray’ın tarihi ve alışkanlıkları buna izin vermedi.


Emre Aydın


Galatasaray, Ziraat Türkiye Kupası'nın finalinde ezeli rakibi Fenerbahçe'yi 1-0 yenerek üst üste 3. kez, toplamda 17. kez mutlu sona ulaştı.

6. dakikada Galatasaray atağında Emre Çolak'ın sağdan kullandığı serbest vuruşta ceza alanına ortaladığı topu Selçuk İnan kafayla arkaya aşırttı. Arka direğe hareketlenen Podolski'nin gelişine vuruşunda meşin yuvarlak üstten auta çıktı.

9. dakikada Sneijder'in pasıyla ceza alanı dışında buluşan Podolski'nin sol çaprazdan sert şutunda kaleci Fabiano topu yumruklarıyla uzaklaştırdı.

13. dakikada Podolski'nin ceza alanı dışı sağ çaprazında yerde kalmasıyla kazanılan serbest vuruşta Podolski’nin şutunu kaleci Fabiano çeldi.

26. dakikada Luis Nani, soldan taşıyarak ceza alanına soktuğu topu, daha uygun durumdaki Alper Potuk'a aktardı. Bu oyuncunun bekletmeden vuruşunda top savunmadan kornere gitti.

31. dakikada Emre Çolak'ın sağdan kullandığı kornerde altıpas önüne düşen topu Denayer kafayla içeri çevirdi. Kale sahasında bulunan Podolski, arka direkte uygun durumda kafayla meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu: 1-0.

39. dakikada Luis Nani'nin sağdan kullandığı kornerde altıpas önüne düşen topa Mehmet Topal kafayla vurdu ancak Muslera, meşin yuvarlağın sahibi oldu.

42. dakikada Luis Nani, soldan kullandığı serbest vuruşta topu sert bir şekilde ceza alanı içine kesti ancak kimsenin dokunamadığı top az farkla yandan auta gitti.

62. dakikada Nani'nin soldan kullandığı serbest vuruşta kaleci Muslera, kale sahasına gelen topu yumrukla uzaklaştırmak istedi ancak meşin yuvarlak kısa düştü. Burada bulunan Ba'nın, seken topa kafayla yaptığı vuruşta meşin yuvarlak iki direğin birleştiği yere çarparak oyun alanına döndü.

65. dakikada Sabri Sarıoğlu'nun sağdan ortaladığı topta Denayer, meşin yuvarlağa kafayı vurdu ancak kaleci Fabiano, topu tokatlayarak kornere çeldi.

90+3. dakikada topla sağdan ceza alanına giren Nani'nin ortasında savunmadaki Chedjou ters bir vuruş yaptı ancak kaleci Muslera, meşin yuvarlağı iki hamlede kontrol etti.

İki kötü teknik direktörün anlamsız hamleleri ile kör dövüşü şeklinde başlayan ve sonuna kadar o şekilde devam eden maçı, kulüp genleri açısından kupa ve final canavarı olan Galatasaray kazandı. Bir Fenerbahçeli olarak Galatasaraylı okuyucularımı ve dostlarımı tebrik ediyorum.

Maç sonuna gelecek olursak, hayatımda hiç utanmadığım kadar utandım. Maçın bitmesi ile birlikte olan iki şey adeta midemi bulandırdı. Birincisi, rakibini alt edemeyen, bu sezon oynadığı hiçbir maçta yenemeyen -ki bu ciddi anlamda bir tarihi anekdottur, en son böyle bir şey 87-88 sezonunda olmuş- sadece 1 gol atan, Olcan Adın gibi kısa boylu bir futbolcudan kafa golü yemeyi başarabilmiş Fenerbahçe, çok büyük bir saygısızlık yaparak, ikincilik madalyalarını almak için kupa seremonisine çıkmadı. Gerçekten kabul edilebilir bir durum değil. Öncelikle rakibe saygısızlık gibi klişe konulara değinmeyeceğim, çünkü rakibin çok da umrunda değil zaten Fenerbahçe’nin oraya çıkıp çıkmaması. Galatasaraylı futbolcular bir an önce hak ettikleri kupayı kaldırmayı düşünüyorlardı. Seremoniye çıkmayan Fenerbahçeli futbolcuların ne düşündüğünü ise çok ediyorum. Bu kadar kötü geçen bir sezondan sonra bir kupa daha kaybederek taraftarımızın yüzüne bakmaya yüzümüz yok demediklerine eminim.

Utandıran diğer şey ise, Fenerbahçe başkanlık koltuğunu derebeylik haline getiren Aziz Yıldırım’ın açıklamaları. Bu konuşmalar başlı başına bir yazı konusu olacağından dolayı teker teker değinmeyeceğim.

Galatasaray cephesi ise kendi dar kadro yapısı ve tarihinin en kötü sezonlarından birini geçirmesine rağmen sezonu yine kupa alarak bitirmeyi başardı. Hoş, Riekeerink yaptığı hamleler ile maçı Fenerbahçe’ye vermeye niyetlendiyse de gerek Vitor Pereira’nın 6 ay sakat olan adamı final maçında kurtarıcı olarak sahaya sürmek gibi dahice (!) hamleleri, gerekse de Galatasaray’ın tarihi ve alışkanlıkları buna izin vermedi.


Emre Aydın


Galatasaray, Ziraat Türkiye Kupası'nın finalinde ezeli rakibi Fenerbahçe'yi 1-0 yenerek üst üste 3. kez, toplamda 17. kez mutlu sona ulaştı.

6. dakikada Galatasaray atağında Emre Çolak'ın sağdan kullandığı serbest vuruşta ceza alanına ortaladığı topu Selçuk İnan kafayla arkaya aşırttı. Arka direğe hareketlenen Podolski'nin gelişine vuruşunda meşin yuvarlak üstten auta çıktı.

9. dakikada Sneijder'in pasıyla ceza alanı dışında buluşan Podolski'nin sol çaprazdan sert şutunda kaleci Fabiano topu yumruklarıyla uzaklaştırdı.

13. dakikada Podolski'nin ceza alanı dışı sağ çaprazında yerde kalmasıyla kazanılan serbest vuruşta Podolski’nin şutunu kaleci Fabiano çeldi.

26. dakikada Luis Nani, soldan taşıyarak ceza alanına soktuğu topu, daha uygun durumdaki Alper Potuk'a aktardı. Bu oyuncunun bekletmeden vuruşunda top savunmadan kornere gitti.

31. dakikada Emre Çolak'ın sağdan kullandığı kornerde altıpas önüne düşen topu Denayer kafayla içeri çevirdi. Kale sahasında bulunan Podolski, arka direkte uygun durumda kafayla meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu: 1-0.

39. dakikada Luis Nani'nin sağdan kullandığı kornerde altıpas önüne düşen topa Mehmet Topal kafayla vurdu ancak Muslera, meşin yuvarlağın sahibi oldu.

42. dakikada Luis Nani, soldan kullandığı serbest vuruşta topu sert bir şekilde ceza alanı içine kesti ancak kimsenin dokunamadığı top az farkla yandan auta gitti.

62. dakikada Nani'nin soldan kullandığı serbest vuruşta kaleci Muslera, kale sahasına gelen topu yumrukla uzaklaştırmak istedi ancak meşin yuvarlak kısa düştü. Burada bulunan Ba'nın, seken topa kafayla yaptığı vuruşta meşin yuvarlak iki direğin birleştiği yere çarparak oyun alanına döndü.

65. dakikada Sabri Sarıoğlu'nun sağdan ortaladığı topta Denayer, meşin yuvarlağa kafayı vurdu ancak kaleci Fabiano, topu tokatlayarak kornere çeldi.

90+3. dakikada topla sağdan ceza alanına giren Nani'nin ortasında savunmadaki Chedjou ters bir vuruş yaptı ancak kaleci Muslera, meşin yuvarlağı iki hamlede kontrol etti.

İki kötü teknik direktörün anlamsız hamleleri ile kör dövüşü şeklinde başlayan ve sonuna kadar o şekilde devam eden maçı, kulüp genleri açısından kupa ve final canavarı olan Galatasaray kazandı. Bir Fenerbahçeli olarak Galatasaraylı okuyucularımı ve dostlarımı tebrik ediyorum.

Maç sonuna gelecek olursak, hayatımda hiç utanmadığım kadar utandım. Maçın bitmesi ile birlikte olan iki şey adeta midemi bulandırdı. Birincisi, rakibini alt edemeyen, bu sezon oynadığı hiçbir maçta yenemeyen -ki bu ciddi anlamda bir tarihi anekdottur, en son böyle bir şey 87-88 sezonunda olmuş- sadece 1 gol atan, Olcan Adın gibi kısa boylu bir futbolcudan kafa golü yemeyi başarabilmiş Fenerbahçe, çok büyük bir saygısızlık yaparak, ikincilik madalyalarını almak için kupa seremonisine çıkmadı. Gerçekten kabul edilebilir bir durum değil. Öncelikle rakibe saygısızlık gibi klişe konulara değinmeyeceğim, çünkü rakibin çok da umrunda değil zaten Fenerbahçe’nin oraya çıkıp çıkmaması. Galatasaraylı futbolcular bir an önce hak ettikleri kupayı kaldırmayı düşünüyorlardı. Seremoniye çıkmayan Fenerbahçeli futbolcuların ne düşündüğünü ise çok ediyorum. Bu kadar kötü geçen bir sezondan sonra bir kupa daha kaybederek taraftarımızın yüzüne bakmaya yüzümüz yok demediklerine eminim.

Utandıran diğer şey ise, Fenerbahçe başkanlık koltuğunu derebeylik haline getiren Aziz Yıldırım’ın açıklamaları. Bu konuşmalar başlı başına bir yazı konusu olacağından dolayı teker teker değinmeyeceğim.

Galatasaray cephesi ise kendi dar kadro yapısı ve tarihinin en kötü sezonlarından birini geçirmesine rağmen sezonu yine kupa alarak bitirmeyi başardı. Hoş, Riekeerink yaptığı hamleler ile maçı Fenerbahçe’ye vermeye niyetlendiyse de gerek Vitor Pereira’nın 6 ay sakat olan adamı final maçında kurtarıcı olarak sahaya sürmek gibi dahice (!) hamleleri, gerekse de Galatasaray’ın tarihi ve alışkanlıkları buna izin vermedi.


Emre Aydın


Galatasaray, Ziraat Türkiye Kupası'nın finalinde ezeli rakibi Fenerbahçe'yi 1-0 yenerek üst üste 3. kez, toplamda 17. kez mutlu sona ulaştı.

6. dakikada Galatasaray atağında Emre Çolak'ın sağdan kullandığı serbest vuruşta ceza alanına ortaladığı topu Selçuk İnan kafayla arkaya aşırttı. Arka direğe hareketlenen Podolski'nin gelişine vuruşunda meşin yuvarlak üstten auta çıktı.

9. dakikada Sneijder'in pasıyla ceza alanı dışında buluşan Podolski'nin sol çaprazdan sert şutunda kaleci Fabiano topu yumruklarıyla uzaklaştırdı.

13. dakikada Podolski'nin ceza alanı dışı sağ çaprazında yerde kalmasıyla kazanılan serbest vuruşta Podolski’nin şutunu kaleci Fabiano çeldi.

26. dakikada Luis Nani, soldan taşıyarak ceza alanına soktuğu topu, daha uygun durumdaki Alper Potuk'a aktardı. Bu oyuncunun bekletmeden vuruşunda top savunmadan kornere gitti.

31. dakikada Emre Çolak'ın sağdan kullandığı kornerde altıpas önüne düşen topu Denayer kafayla içeri çevirdi. Kale sahasında bulunan Podolski, arka direkte uygun durumda kafayla meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu: 1-0.

39. dakikada Luis Nani'nin sağdan kullandığı kornerde altıpas önüne düşen topa Mehmet Topal kafayla vurdu ancak Muslera, meşin yuvarlağın sahibi oldu.

42. dakikada Luis Nani, soldan kullandığı serbest vuruşta topu sert bir şekilde ceza alanı içine kesti ancak kimsenin dokunamadığı top az farkla yandan auta gitti.

62. dakikada Nani'nin soldan kullandığı serbest vuruşta kaleci Muslera, kale sahasına gelen topu yumrukla uzaklaştırmak istedi ancak meşin yuvarlak kısa düştü. Burada bulunan Ba'nın, seken topa kafayla yaptığı vuruşta meşin yuvarlak iki direğin birleştiği yere çarparak oyun alanına döndü.

65. dakikada Sabri Sarıoğlu'nun sağdan ortaladığı topta Denayer, meşin yuvarlağa kafayı vurdu ancak kaleci Fabiano, topu tokatlayarak kornere çeldi.

90+3. dakikada topla sağdan ceza alanına giren Nani'nin ortasında savunmadaki Chedjou ters bir vuruş yaptı ancak kaleci Muslera, meşin yuvarlağı iki hamlede kontrol etti.

İki kötü teknik direktörün anlamsız hamleleri ile kör dövüşü şeklinde başlayan ve sonuna kadar o şekilde devam eden maçı, kulüp genleri açısından kupa ve final canavarı olan Galatasaray kazandı. Bir Fenerbahçeli olarak Galatasaraylı okuyucularımı ve dostlarımı tebrik ediyorum.

Maç sonuna gelecek olursak, hayatımda hiç utanmadığım kadar utandım. Maçın bitmesi ile birlikte olan iki şey adeta midemi bulandırdı. Birincisi, rakibini alt edemeyen, bu sezon oynadığı hiçbir maçta yenemeyen -ki bu ciddi anlamda bir tarihi anekdottur, en son böyle bir şey 87-88 sezonunda olmuş- sadece 1 gol atan, Olcan Adın gibi kısa boylu bir futbolcudan kafa golü yemeyi başarabilmiş Fenerbahçe, çok büyük bir saygısızlık yaparak, ikincilik madalyalarını almak için kupa seremonisine çıkmadı. Gerçekten kabul edilebilir bir durum değil. Öncelikle rakibe saygısızlık gibi klişe konulara değinmeyeceğim, çünkü rakibin çok da umrunda değil zaten Fenerbahçe’nin oraya çıkıp çıkmaması. Galatasaraylı futbolcular bir an önce hak ettikleri kupayı kaldırmayı düşünüyorlardı. Seremoniye çıkmayan Fenerbahçeli futbolcuların ne düşündüğünü ise çok ediyorum. Bu kadar kötü geçen bir sezondan sonra bir kupa daha kaybederek taraftarımızın yüzüne bakmaya yüzümüz yok demediklerine eminim.

Utandıran diğer şey ise, Fenerbahçe başkanlık koltuğunu derebeylik haline getiren Aziz Yıldırım’ın açıklamaları. Bu konuşmalar başlı başına bir yazı konusu olacağından dolayı teker teker değinmeyeceğim.

Galatasaray cephesi ise kendi dar kadro yapısı ve tarihinin en kötü sezonlarından birini geçirmesine rağmen sezonu yine kupa alarak bitirmeyi başardı. Hoş, Riekeerink yaptığı hamleler ile maçı Fenerbahçe’ye vermeye niyetlendiyse de gerek Vitor Pereira’nın 6 ay sakat olan adamı final maçında kurtarıcı olarak sahaya sürmek gibi dahice (!) hamleleri, gerekse de Galatasaray’ın tarihi ve alışkanlıkları buna izin vermedi.


Emre Aydın


BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.