Tarih Sohbetleri: Sena Büke Yılmaz

Tolga Gerger 25.09.2016

Türkiye'de arkeolojiyi Sena Büke Yılmaz ile konuştuk.

Tarih Sohbetleri: Sena Büke Yılmaz

Arkeoloji dalı ülkemizde pek konuşulmaz. Oysa Türkiye'nin şu an içinde bulunduğu topraklar yakinen incelendiğinde birçok eserle karşılaşırız. Bunun detaylarına ulaşmak için Sena Büke Yılmaz ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Öncelikle röportaj teklifimi kabul ettiğin için teşekkürler. Arkeolojik mirasımız hakkında neler söyleyebilirsin bize?

Arkeoloji hakkında gerçekten konuşmaktan çekiniyorum. Çünkü ülkemiz bu anlamda inanılmaz geniş bir tarih aralığına sahip ve hepsi ile ilgili yorum yapabilmek haddime olamaz. Öte yandan herkes de arkeolog olmak istemiş; mahalledeki bakkal, taksici, kaldığınız otelin müdürü... Herkesten bunu duyabilirsiniz. Ama okumaya tembel olduğumuz icin kulaktan dolma bilgiler, sahte haritalar ve definecilik ciddi zararlar veriyor. Ülkemizdeki kazılar oldukça zor durumda, yabancı araştırmacılara çıkartılan zorluklar, politikanın ve kadrolaşmanın arkeolojiye ve yayın kalitesine zararı ise çok daha büyük...

Arkeolojik anlamda Anadolu'da bizi bekleyenler var mı?

Bu sorunun cevabı her coğrafya ve her zaman icin evet! Topraklarımızın bizim için neler sakladığını hiçbir zaman tam olarak bilemeyiz. Tabii ki öngörülen noktalar var ve kazılar da bu esasa göre yapılıyor. Ama bu coğrafyanın bir geçiş bölgesi, tarihsel açıdan oldukça yoğun bir coğrafya olduğunu biliyoruz, bu sebeple çok önemli buluntuların günışığına çıkması sürpriz olmaz. Tabii bu buluntular en büyükler, çok acayipler ve süper değişiklikler konusunda halkımızı ne kadar tatmin eder onu bilemem!


Tarih Sohbetleri: Sena Büke Yılmaz
Çokça konuşuluyor, Göbekli Tepe hakkında ne diyebilirsin?

Göbekli Tepe, günümüzden yaklaşık 12.000 yıl öncesine, Neolitik Dönem'e tarihlenen bir yerleşme. Güneydoğu Anadolu'da, günümüz Urfa ilinde yer alıyor. Avcı toplayıcı gruplar tarafından, olasılıkla av ile ilişkili ritüellerin gerçekleştirildiği özel işlevli yapıların inşası, büyük bir işgücü organizasyonuna işaret etmekte. Sembolik ögeler çoğunlukla av hayvanlarını tasvir etmekte. Uzunca bir süre, yerleşik yaşamın / kalıcı yapıların inşa edildiği yerleşmelerin ortaya çıkışının tarım faaliyetleri ile ilişkili olduğu düşünülmekteydi. Göbekli Tepe, avcı toplayıcı grupların inşa ettiği en erken yerleşmelerden biri olarak, yerleşikliğe geçiş sürecinin itici güçleri içerisinde sembolizm ve ritüeller ile ilişkili faaliyetlerin önemini vurgulamakta. Tabii bunlar benim söyleyebileceklerim.

Peki bir kazının işleyişinden biraz bahsedebilir miyiz?

Bu konuda genelleyici konuşmak istemem, her kazının işleyişte farklılıkları olabilir. Ancak genel olarak açma denen bölümlerde çalışılır. Her açmadan elde edilen buluntular yerinde numaralandırılır ve kayıt altına alınır. Sonrasında restorasyon gerektiren parçalar ilgili bölüme gönderilir ve kazı sonunda eserler toplu olarak incelenerek yayını çıkartılır. Genel olarak bu şekilde özetlesek de bu çok sayıda insanın büyük bir özveri ile gerçekleştirdiği bir çalışma. Pek Indiana Jones'a benzemiyor yani...

Tarih Sohbetleri: Sena Büke Yılmaz
Türkiye'de ve dünyada tarih anlayışını nasıl buluyorsunuz?

Sadece Türkiye'de değil, tüm dünyada tarih yazımı ideolojilere ve siyasete çok bağlı bir şekilde ilerliyor. Bu elbette endişe verici ancak eleştirel okuma, farklı kaynaklar tarama, her zaman uygulanması gereken ilkeler. Ayrıca yine global olarak tarihin çok da okunmadığını, biraz kulaktan kulağa ilerlediğini düşünüyorum. Bu da tabii ki eklemelere ve aslı astarı olmayan söylemlere yol açıyor. Bununla beraber, Türkiye özeli için insanların ilgisini genelde 'en'ler çekiyor ve çok yanlış bir sahiplenme var. En büyük cami, en eski yerleşim gibi söylemleri çok fazla duyuyoruz. Oysa bunlar kolaylıkla değişebilecek bilgiler! Üstelik tarihsel anlamda ne kadar "değerli" oldukları da tartışılır. Yine aynı cümle içindeki sahiplenme olgusunu açıklamak gerekirse, Türkiye'de herkes kendine yakın olanın tarihi mirasını, varlığını sahipleniyor ancak ne tarih ne de genel olarak bilim bu şekilde ilerlemez. Genel olarak olumsuz etkisi olduğunu düşündüğüm bir diğer konu da hap bilgi. Özellikle sosyal medyanın her şey için kullanılmasıyla hap bilgiler de yeni bilgi edinme yöntemi oldu. Kullanıcı adı olarak arkeoloji ve tarih ile ilişkili kelimeleri seçen herkes saçma sapan paylaşımlar yapabiliyor ve sorgulamak genel kullanıcı profilinin en öne çıkan özelliği sayılmaz! Tüm bunlar bir araya gelince, kişilerin ucube bir fikir yapısı oluyor ve ne yazık ki fikirlerinde de oldukça iddialı oluyorlar...

Son olarak tarih kitapları hakkında bir soru sormak istiyorum. Önerin var mı?

Tarih çok kocaman bir alan ve her uzmanlık icin onlarca isim var. Roma tarihini merak eden birine Osmanlı tarihi kitabı tavsiye edemeyiz sonuçta. Bu sebeple ben kitap ismi vermek yerine kendi kullandığım seçme yöntemini söyleyebilirim. Öncelikle internet, dikkatli kullanırsak bizim arkadaşımız olabilir. Kendinize birkaç isim belirledikten sonra kitabı ortasından açın ve hangisinin dili sizin için uygunsa, hangisinin devamını okumak istiyorsanız, o kitaptan başlayın. Kullanılan kaynakçalardan ya da elinizdeki kitabı kaynakça olarak kullanan kitaplardan da ilerleyebilirsiniz. Tarih özelinde ise verebileceğim ipucu şu: "X sayıda kişiden oluşan ordu Viyana'ya ulaştı" cümlesiyle "Şanlı ordumuz Viyana kapılarına dayandı" arasında ciddi bir bilimsel fark var. Tarih kitapları, kullandıkları dille size çok şey anlatır.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.