Tarih Filmleri

Tolga Gerger 04.09.2016

Yönetmen senarist Berkay Akbudak ile tarihi anlatan filmleri konuştuk.

Tarih Filmleri

Tarih her zaman evrak ile yapılan bir bilimdir. Bugün ülkemiz dahil, dünyada da tarih okuyucusu duymak istediğini kendisine anlatan kitapları okur, tartışır. Oysa tarih bu şekilde yapılmaz, çok büyük emek, çok büyük özveri ister. İşte bugün tarih kavramını kitlelere anlatan en önemli araçtan, yani sinemadan bahsedeceğiz. 'Avrupa Yakası', 'Bu Kalp Seni Unutur Mu?' gibi birçok televizyon yapımında, aynı zamanda 'İtirazım Var', 'Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi' gibi yine birçok sinema yapımında yönetmenlik ve senaristlik yapmış olan Berkay Akbudak ile tarihi anlatan filmler hakkında konuştuk

Berkay merhaba öncelikle röportajı kabul ettiğin için teşekkür ediyorum. Sinema ve tarih deyince ne geliyor aklına?

Sinemanın her şeyden önce ve her şeyden fazla tarihe hizmet ettigini düşünüyorum. Teknolojik bir buluş olarak 19. yüzyılın sonunda icat edilen hareketli görüntü kaydedebilen kamera ile onu ilk kullananlar, kısa kısa haber, belge filmler çekmeye başladılar. İşte meşhur trenin gara girişi, bir binanın yıkılışı, yangın vs. derken, önemli olayları arşivleme amaçlı kullanıldı. Mesela bir kralın başka bir ülkeyi ziyareti, önemli bir binanın açılışı gibi tarihe kaydı düşülsün istenen olayları belgelemek, arşivlemek amaçlı kullanıldıktan sonra, bu filmleri çeken kişiler yavaş yavaş düz, direkt bir anlatımı bırakarak estetik kaygılar da taşımaya başladılar. Çünkü iş para kazandırmaya ve geniş kitleye yayılmaya başladı. Derken işin içine kurmaca girdi ve işte bugünkü hali ile bir ticari ürün ve aynı zamanda bir sanat eseri olarak film çıktı ortaya.

Yani ilk etapta gündelik hayatı ülkede yaşayan insanlara anlatma diyebiliriz o halde?

Kesinlikle. Haber ve arşiv amaçlı kullanıldı, hâlâ bile tarihe hizmet eder. En çok bugünü bilerek, isteyerek ya da yanlışlıkla, geri planda kalan herhangi bir şeyle belgeliyor, kaydediyor yani. 100 yıl sonra bugünün filmini koyup izlese biri, işte her şey var. Konuşma tarzı, mimari, giyim kuşam, saç modeli, gündelik hayat, popüler kültür...

Tarih Filmleri

Berkay, bildiğin üzere tarihi olayların anlatıldığı binlerce yapım var. Sence bunlar tarihi gerçekleri ne ölçüde yansıtıyor?

Burda da geliyoruz sinemanın bir propaganda aracı olarak da kullanılmasına. Belgesel ya da kurmaca olsun, her iki tür sinema, yapılabilen her yerde propaganda amaçlı kullanıldı. En yoğun dönemi tabii ki 2. Dünya Savaşı. İşte orada gördük ki, özellikle Almanlar zayıflamaya başladıklarında kurmaca zafer filmlerini tarihi belgeseller gibi yutturmaya başlıyorlar. Halkı ve kendi ordusunu motive tutmak amaçlı yalan söylüyorlar. Savaşın başlarında da İngiliz ve Amerikan filmciler bütün cephelerden arşiv topluyor, kimse kendi kaybından bahsetmiyor tabii. Hep zafer, hep kazanç... İşte, halkta moral bozmayalım gibi. Aynı şey Vietnam'da da çok yoğun yapıldı. Ülkelerindeki Amerikalılara sürekli helikopterler, savaş gemisi, eğitim yapan canavar ordu görüntüleri geçerlerken, Vietnamlı Amerikan askerini avlıyordu sinek gibi. Şimdi tabii bunlar belge. Tarihi olayları anlatmak için kurmaca sinema da çok kullanıldı. Özellikle sinemada gücü olan, yani parası olan, istediği şekilde yüksek sesle ahkam kesebiliyor. Dünyanın bütün sermaye sinemaları, mevcut hükümetler ve savunma sanayii ile entegre çalışır, aksi imkansız. İstihbarat birimleriyle birlikte hareket eder. Yani kurmaca sinema da propagandaya hizmet eder. Bak, bu film romantik komedi bile olsa, sulu zırtlak bir komedi dahi olsa, tarihi çarpıtmak ve bunu az bilen, ilgisi olmayan bir seyirciye sunarak onu ikna etmek kadar kolay bir şey yok. Sinema çok kolay bir ikna aracıdır. 1,5 - 2 saat bir ekrana bakıyorsun, ağzın açık 'haaa' diyosun, 'demek öyleymiş'. Sinemayı yapan kendi tarafından, kendi bakış açısından yapacağı için mutlak bir tarihi gerçeği yansıtması imkansız. Aynı konuyu karşı taraftan görüp kıyaslamak gerek. Eğer amaç liberal bir uzlaşma değilse, tam tersi filmler olacaktır.

Tarih Filmleri

İşte bu noktada galiba şunu sormak gerekiyor: Amerikan sineması var koskoca, orada duruyor. Roma tarihinden tut, kendi tarihlerindeki birçok olayı anlatıyorlar. Tarafsızlık ölçütü nedir Amerikan sinemasının?

Amerikan sinemasının tarafsız bakması mümkün değil. Amerikan bağımsız sineması diye bir şeye de inanmıyorum o yüzden. O kulvara giren filmciler dahi tarafsız değiller. Amerika, özellikle sinemada ayrı bir gezegen. Hâlâ onlar ne derse o olur olduğu için tarihi de öncelikle kendi halkına nasıl isterse öyle anlatıyor. Amerikan filmcileri sistemin hizmetçisidir. Hepsi, alayı, istisnasız. 2000'li yıllarda hâlâ Vietnam'da kahraman askerlerimiz vardı, vatanını çok seviyordu gibi filmler çekiliyor. Yok işte Amerikan sivil savaşında çok bedeller ödedik, bakın biz demokrasi aşığıyız demeye çalışıyorlar. Lincoln çekti bak Spielberg, zenci hakları, eşitlik, seçme seçilme hakkı... Görüyorsun işte, zencinin gazını alıp duruyorlar. Bak aynı şekilde Spielberg Amistad da çekti. Bunlar devlet eliyle desteklenen araçlar, film değil bunlar, propaganda çarpıtmaları. Eastwood Japonya işgalini çekti mesela, Iwo Jima. Orada da yalandan 'Japonları da anlıyoruz, onlar da insan' der gibi sempati toplamaya çalıyor. Toplum üzerinde etki yaratıyor, 'iyi Japonlar da vardı' diye. Hayır, iyi Japonlar yoktu, siz birbirinizi bombalayıp gırtlaklıyordunuz. Tarihi istedikleri gibi yazarlar. Güçlüler, çok güçlüler. Mesela Pearl Harbour. İddia var ya Amerika savaşa girebilmek için gereken bahaneyi yarattı, kendi kendine saldırdı ve savaşa girdi diye. Şimdi buna inanıyor gibiyim ben. Doğru olabilir, evet. Ama tarihe ne yazdılar? Japonlar limana saldırdı ve biz mecburen savaşa girdik. Sonra yüzlerce filmini çektiler bu konunun. Şimdi ben Amerikan olsam, benim resmi ve milli tarihimin filmi bu. Pearl Harbour filmleri dolu arşiv. Her birinde ağlarsın, tarihi acılar falan... Tarihi de onlar yazdığı için film çarpıtılmış olmuyor. Tarih ne yazıyorsa onu çekiyor. Bence önce tarihe bakmak lazım ne kadar doğru yazılıyor diye.

Seninle aynı fikirdeyim tabii. Tarih belgeyle ve tarafsız bir bakış açısıyla yazılan bir bilimdir. Yorum çok sonra yapılan bir unsurdur ve çok dikkatli olmak gerekiyor yorum yaparken. Avrupa sineması diyelim o halde. Tarihi filmlere bakışları nasıl?

Avrupa Amerika'ya kıyasla daha naif bu konuda. Belki de bütün olan biteni topraklarında yaşadıkları için ama orada da devletler, ordular olduğu sürece, orada da bu propaganda ve emperyalist tavır eksik olmayacak tabii. Hele şimdilerde Çek ve Polonyalı yönetmenler, çok değil bundan 20 sene önce deliler gibi övdükleri Rusları yerden yere vuruyorlar filmleriyle. Gelişlerini şenliklerle, konfetilerle, şarkı türkülerle kutladıkları, etler, şaraplar sundukları, kendilerini Naziler'den kurtaran kahramanlar olarak gördükleri, evlerini açtıkları Ruslar'ı şimdi, aradan geçen zaman, yönetim değişikliği ve rejim esneklikleri sonucunda Allah'ın belası işgalci, tecavüzcü, hırsız, talancı, acımasız, gaddarlar olarak gösteriyorlar. Filmler böyle değişim gösterdi. Bir Amerikan sevgisi, bir hayranlık... Bak mesela, Life is Beautiful filmi en bilineni klişesidir. Film, İtalya sokaklarında Amerikan bayrağı sallayan İtalyanların karşıladığı Amerikan askerlerinin tanklarla geçişi ile biter. Avrupa da ABD de bu konuda çok kötü, çok iki yüzlü. Her konuda olduğu gibi. Mesela Cezayir Savaşı'nın günahını çıkaran yerli yapım, bir Fransız filmi göremezsin. Sistem izin vermez. Cezayirli tatlı sert çocuklar Fransız arkadaşları ile filmlere konu olur, Le Haine gibi. Fransa'nın arka sokaklarında suça, uyuşturucuya bulaşmış gençler, tabii ki zenci bir Cezayirli ve aynı onun gibi olan, ondan farksız bir beyaz safkan Fransız'dır. Yani biz eşitiz, biz aynıyız. Zengin, elit bir sınıf olarak işlemiyor. Düşkün, bitmiş, evsiz, hırsız olarak yapıyor. Cezayirliyi yüceltmiyor, herhangi bir Fransızı küçültüyor. Tek bir Fransızı feda ederek koca toplumu kurtarıyor, saflıyor aklı sıra. Eski filmciler daha keskindi. Özellikle 1920'lerde Napolyon aşığı, imparatorluk öven filmler yapanlar var, cumhuriyet karşıtı adamlar. Onlar, o zamanın sermaye sahibi sinemacıları oldukları için boruları öttü. Kimse de bir şey diyemedi. Filmler bugün hâlâ duruyor mesela, böylesi de var.

Tarih Filmleri

Şöyle bir popüler ifade var Berkay, özellikle biz çokça duyuyoruz: "Tarihle yüzleşmek." Son dönemde çekilen filmler sonrasında böyle bir garip ifade kullanılıyor ki, milletler tarihleriyle yüzleşmez, tarihleriyle yüzleştirilir. Nasıl bakıyorsun bu konuya?

Tamamen senin gibi bakıyorum. Tarihle yüzleşmekten kasıt herhalde deminden beri yukarda konuştuğumuz gibi bir şey. Sanatçının kurmaca içinde, (belgeselde asla) tarihi istediği gibi çarpıtabilme hakkına inanıyorum bu arada. Ne niyetle olursa olsun, o kendini bağlar ama görmek istediği olmasını dilediği bir olayı bir gerçeklik, yaşanmışlık olarak sunabilme özgürlüğü olmalı. Tarantino'nun Hitler'i parçalaması gibi. Amaç tarihi anlatmak, olaylar silsilesi hakkında bir film çekmek ise, orada dediğin gibi yapılmalı, tarihle yüzleştirilmeli seyirci. Guernica gibi, Goya'nın işgal resimleri gibi.

O halde tarihi filmlere yönetmenin kafasındaki yansıma ya da yorumlama dersek doğru bir ifade mi olur?

Tam olmaz bence. Tarihi olduğu gibi, tarafsız anlatan yönetmenler de var. Costa Gavras, Yılmaz Güney (ki çok iyi arkadaş olurlar) Altın Palmiye paylaştılar. The Battle of Algiers diye bir film var. Baştan sona tasarlanmış bir filmdir ama yönetmenin dahiyane işçiliği ile belgesel gibi izlenilen bir film çıkar ortaya. Cezayir sokakları, isyan eden halk, çatışan rejim polisleri... Sert, çarpıcı bir film. Cezayir tarafını tuttuğunu bas bas bağıran bir film. 1966'da çekildi, şimdi değil. Çok namuslu bulurum o filmi. Costa Gavras'ın Yol ile ödülü paylaşan Missing filmi. İsim vermediği bir Güney Amerika ülkesinde geçer ki, hepimiz biliriz, orası Şili. Darbe olur, Amerikalı bir çocuk kaybolur. Babası steril, izole ülkesinden bu kötü ülkeye oğlunu aramaya gelir. Ve biz babayla birlikte faşizmin ne kadar kötü birşey olduğuna şahit oluruz. Baba Amerikan konsolosluğuna gidip isyan eder ''Bunu siz yaptınız'' diye. Bak, bu filmi bir Amerikan çekemez. Politik olarak vizyonu yetmez ve Costa bunu 12 Eylül'den sonra yazar ve çeker. Kimden ne duyduysa? :) 1900 mesela, Bertolucci'nin 20. yüzyıl siyasi, ekonomik, kültürel bir dökümüdür. 5 saat sürer. Tarihi zengin toprak sahibi ile aynı gün doğan fakir işçi çocuğu üzerinden izleriz. Her iki tarafı da anlatmaya, tanıtmaya çalışan bir film. Onu da namuslu, samimi bulurum.

Tarih Filmleri

Son olarak, bizden bir soru sormak istiyorum. Atatürk filmleri nedir? Niye çekilmiyor ya da çekilemiyor?

Uzun süre 'Atatürk filme çekilemez, çekilmemeli' gibi saçma sapan bir fikir hakimdi. Sanki filmciler Atatürk'ü çekmeye layık değil gibi bir inanış vardı. Sanki filmini çekmek Atatürk'ü basitleştirmek gibi bir algı ki, aptallık. Sonra bu, yerini ''Hangi kesime yedireceğiz?'' kaygısına bıraktı. TRT filmler yaptı vs... Dokunulmaz bir tabu. Atatürk yapacaksan ya deliler gibi öveceksin, tertemiz anlatacaksın ya da hiç yapma gibi bir yaklaşım. Ben uzun süre sağlıklı, iyi bir Atatürk filmi yapılacağına inanmıyorum. Tepkilerden korkuluyor. Hepimiz tatlı su sinemacılarıyız. Atatürk karşıtlarından gelen tepki değil bu. Sevenlerden, hayranlardan, yolunda ilerleyenlerden. En ufak laf edemezsin. Laf etmemiş de olabilirsin, anlatamazsın. ''Saçı daha açık sarıydı, Atama saygısızlık etmişsin'' diye seni linç ederler. Hep didaktik, ders veren, altı kalın kalın çizili mesajlar veren filmler olunca da olmuyor. Atatürk'ü Rutkay Aziz oynadı mesela bir yapımda. Falso vermemek için acı çekmiş resmen, yüzünden okunuyor. Orta 1 ders kitabı gibi film çekilmez. En nihayet ''Aman bulaşmayalım abi şimdi, n'olur n'olmaz'' var, o yüzden çekilmiyor. İyi sinemacı da çok az olduğu için iyi çekilemiyor.

Tarihi anlatan bazı kült filmler var, tek cümleyle yorumunu almak istiyorum.


Cesur Yürek

Romantik.

Ben-Hur

Çok paraları var.

Arabistanlı Lawrance

İngiliz ajanları çalışıyor.

Cleopatra

Shakespeare'den Hollywood'a giden yolda Elizabeth Taylor'u harcadılar.

Er Ryan'ı Kurtarmak

Kusabilirim.

Schindler'in Listesi

Çok iyi film.

Piyanist

Olması gerektiği kadar iyi, fazla görkemli.

Potemkin Zırhlısı

Ayağa kalktım şu an saygısızlık olmasın diye.

Tarkan Serisi

Ahahahahahahah!


Berkay, son olarak, tarih anlatan filmler hakkında eklemek istediğin birşey var mı?

Tarihi filmler, tarih hakkında bilgi almak için çok da sağlıklı kaynaklar değiller (belgeseller hariç). Filmde anlatılan tarih hakkında fikir sahibi olmak için ise muhteşem kaynaklar. Topluca hepsi popüler kültür yığını.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.