Tarih Anlayışımız

Tolga Gerger 11.09.2016

Tarih anlayışımızdan tarihi eserlere, Murat Akdeniz ile keyifli bir söyleşi yaptık.

Tarih Anlayışımız

Tarih algıyla değil, bilgiyle yapılan bir bilimdir. Disiplin ister, çalışma çok önemlidir ve kendince yenilikler katarak bazı şeyleri geliştirir insan. Böyle biridir Murat Akdeniz. Sık sık Murat Hocanın yanına uğrarım, sosyal medya hesabımda görülen kitapların %90'ı onun bana armağanıdır. Arşivlerde yıllarını harcamış bir emekçidir. Tevazunun hiç eksik olmadığı söyleşimizi Gülhane Parkı'nda gerçekleştirdik.

Öncelikle Murat Bey, söyleşi teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ediyorum. Türkiye'de tarih anlayışı nedir?

Biz ülke olarak okumayı sevmiyoruz. Okumadan fikir sahibi oluruz. Tarihte de böyle tabii ve bundan dolayı tarihi olduğundan çok farklı görebiliyoruz. Biz tarihi olması gibi okuyamıyoruz, anlayamıyoruz, anlatamıyoruz da. Bundan dolayı gerçek bir tarih önümüzde değil. Bundan 100 yıl öncesine kadar olan Türk tarihini bile doğru düzgün bilmiyoruz. Bu da belki de bizim en büyük sorunumuz, ilerleyemememizin en önemli nedenin de bu olduğu düşüncesindeyim. Ama yeni nesil de var, inanıyorum iyi insanlar, iyi tarihçiler yetişiyor. Bunlar tarihimizi gelecek kuşaklara daha iyi anlatacak, böylece tarihimizi daha iyi anlayacağız.

Türkiye'de hemen herkesin bir tarih anlayışı var. İnsanlar inanmak istediğine inanıyor. Bu konuda ne düşüyorsunuz?

Aslında dediğinden yola çıkmak gerekirse, bizim tarih konjonktürümüz Türkler'in İslamiyeti kabul etmesini milat kabul ediyor. Aslında bu böyle değil. Sen de biliyorsun, Türkler'in elimizde olan sınırlı kaynaklara rağmen bunu söyleyebilirim, Hunlar, Göktürkler, Uygurlular gibi devletleri var. Daha birçok devlet sayılabilir. Bazı kişilikler hem devlet adamı hem de komutan. Biz bunları tanımıyoruz. Neden? Çünkü ya bakış açısı ya da görmemek istememizden kaynaklanıyor. Onların yaşayışlarını, örf ve adetlerini ve gelecek nesillere bırakmış oldukları dil mirasını - ki bugün konuştuğumuz Türkçe'de izlerini görürüz - buna rağmen kaynakları araştırmıyoruz, yenilikler çıkartmıyoruz. Türkler'in miladı Talas Savaşı değildir, bu çok eksik bir yorum. Herkes inanmak istediği tarihe inanıyor. Yine bir örnek, Türk tarihini Osmanlı'dan ibaret olarak gören bir görüş var, oysa bu yanlış. Bugün Cumhurbaşkanlığı forsunda yer alan yıldızların hepsi birer Türk Devletidir. Bunlardan bir tanesi Timur İmparatorluğu'dur ama bizim tarih anlayışımız bu konuyu anlatırken Osmanlıcılık yapar, kötü olarak anlatılır. Timur'u anlatırken hatalara sürüklenirler. Bunun popüler söylemlerle de alakası var. Bazı algıları kullanıp bunun üzerinden rant elde etmeye çalışan insanlar var. Bu, gerçekten üzerinde düşünmemiz gereken bir konu.

Tarih Anlayışımız

Son cümlenizden yola çıkacağım. Tarih kavramı popülerleşti. Hoş, popüler kelimesini bir türlü anlamışımdır hayatımda ama bu konuda kitaplar yazılıyor, filmler, diziler çekiliyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Doğru bir bakış değil. Bunlar açısından tarihi öğrenmek bir amaç değil, ancak bir araç olabilir. Çok kitap var nicelik ve nitelik olarak eksik. Bunlar sahiplerine iyi para kazandırabilir, kazandırıyor da fakat nesiller zehirleniyor. Bunu görmemek büyük bir gaflettir. Yalan satmak her zaman kolaydır. Tarih anlayışımız çok eksik.

Tarihte galiba en hassas konu tarafsızlık, bu dünyada da bizde de büyük bir sorun. Taraf mıyız sizce?

Kesinlikle tarafız. Demin dediğim gibi, bırakın Avrupa'yı, dünyayı algılamamızı, kendi içimizde bile konu tarih olunca ayrımlar var. Cem Sultan olayında Bayezid taraftarı olunuyor. Cem Sultan isyankar diye bir duruş var, hain algısı yaratılıyor. Objektif bakış açımızın olmadığı, tarih konularında hemen anlaşılıyor. Kaldı ki Avrupa'ya tarafız, Avrupa'da bize karşı taraf. Tarihin getirdiği birçok önyargı var. Bugün Fransa'da, Almanya'da bu taraf duygusunu görürüz. Bunlar bir devlet politikası. Geçmiş, devletin temelini oluşturur, bir nevi aynadır geçmiş. Tarafsızlık ilkesi yok sayılarak devletin devamının sağlandığına inanılıyor. Bunu Balkan tarihçiliğinde görürüz. Ivo Andriç'in Drina Köprüsü hoş kitaptır ama aynı Andriç'in doktora tezini Graz'da okursanız Balkan milliyetçiliğini görürsünüz. Tarih konusunda kaynakları bilmediğimiz zaman duygular devreye girer. Duygular gevşetir insanı. O zaman iş romantizme kaçar. Kimine göre roman okursunuz, kimine göre yanlış bir tarih. Tarihte saplantıya yer yok, zaten buna açık bir milletiz.


Tarih Anlayışımız

Gündemde olan konu: Bazı yerlerin adı değiştiriliyor, yeni yerlere ilginç isimler veriliyor, tarihle bağdaştırılmaya çalışıyor...

Tarihi savaş tarihi olarak görenlerin hatası. Bu kadar insan varken, neden bunlara saplanıp kalıyoruz anlamak mümkün değil. Ortak değerlerimiz var. Elbette toplumda görüş ayrılıklarının olması doğal. O halde bu görüş ayrılığını giderebilmek için bunu düzgün bir şekilde aktarın. Aktarın ki toplum anlasın.

Hocam, sizin de uzmanlık dalınız olduğu için soruyorum. Türkiye'de tarihi eserlere ne ölçüde önem veriliyor, ne ölçüde koruyabiliyoruz?

Toplum olarak vurdumduymaz olduğumuz bir konu. Osmanlı'nın ilk başkenti sayabileceğimiz Bursa'da bir çok tarihi eser olmasına rağmen birçoğu da yok olmuştur. Yeşil Türbe'nin çinileri bir hırsız tarafında çalındı biliyorsun ki. Bu toplum Yeşil Türbe'nin çinilerini çalacak kadar vahşileşti. Bu, tarih algısının umursanmadığının göstergesidir. Yine Bursa'dan örnek vermek isterim, TOKİ yapıldı biliyorsun. Tophane'den baktığında Bursa'nın havasını, manzarasını alabiliyordun, bu insanlarımızın elinden alındı. Bu mimari bir cinnettir.

Peki İstanbul?

Bursa örneğini verdik. İstanbul dünyevi bir merkez. Çarpık yapılaşma kontrol edilemedi. Şu an İstanbul'da mimari estetik yok. Tarihi eserlere yakın yerlere yapılanlara bak. Bunları anlamak mümkün değil. Son 15 yıldır neler yapılıyor neler! Tarihi eserlerin dokusu bozuluyor. Hataları tekrarlayarak ilerliyoruz. Osmanlı'nın mirasçısı olduğunu söyleyen insanlar var. Bu mu sahip çıkmak? İtalya'ya bakın, Roma'ya, şehir merkezlerindeki tarihi yapı bozulmadan şehirlerini koruyorlar. Biz yaşadığımız şehri, mahalleyi koruyamıyoruz.

Siyasi algılarla da birleştirilmeye çalışılan bir tarih var...

Tarih, emin ol, hasta insanlara bırakılmayacak kadar değerli bir konu.

Nefret tarihi diye bir ifade var. Kişisel olan davranışları milletlere adapte ederek algılama anlayışımız...

Nefret tarihi bizden olmayanı ötekileştirdiğimiz zaman başlar. Küfür ve hakaretle tarih olmaz, zaten başka şeyleri de yapamazsınız. Nefret sizi bilinmez bir karanlığa götürür. Sait Faik'in çok severim o ifadesini, "Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak her şey". Algılarımızda nefreti unutmamamız gerekiyor.

Hocam, son olarak, önermek istediğiniz kitaplar ya da yazarlar var mı?

Büyük hocamız Halil İnalcık'ın bütün eserlerini diyebilirim başlangıçta. Yine öğrencisi ve bizim yine büyük tarihçimiz İlber Ortaylı'nın bütün eserleini diyebilirim. Özellkle belirtmek istediğim bazı kitaplar var. İstanbul’un Yaşayan Efsanesi, Semavi Eyice. Modern Türkiye Tarihi, Findley'in, çok iyi kitaptır. Yine senin hayranlıkla baktığın Bernard Lewis'in bütün eserleri, ayrıca Gogol'un Taras Bulba diyebilirim.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.