Sosyal Medya, İntihar Yöntemlerini de Etkiliyor mu?

Özge Kaya 12.10.2016

Uzman Klinik Psikolog Deniz Ağar konuyla ilgili sorularımızı yanıtladı.

Dün, Erdoğan Ceren isimli bir genç, Facebook’tan yaptığı canlı yayın sırasında intihar etti. Haberin içeriğine göre genç adam, aşık olduğu kız için ‘’Hiç kimse inanmadı onun için öleceğime. Alın, alın da izleyin.’’ diyerek elindeki av tüfeğini karnına dayayarak tetiği çekti.

Videoyu izlemedim ve izlemeyi de düşünmüyorum. Ama haberi ilk duyduğumda aklıma son birkaç sene içerisindeki benzer örnekler geldi. Etrafımızdaki her şeyin dijitalleştiği, sosyal medya profillerimizin kimliğimizin bir parçası olduğu bu dönemde intihar notları da online ortamlara taşınıyor olabilir miydi? Şu an şaşırdığımız bu haberleri zamanla kanıksamaya mı başlayacaktık? Yoksa, intihar girişiminde bulunan bir bireyin kendine böyle bir yöntem seçmesinin ardında ayrı bir hikaye mi vardı?

Uzman Klinik Psikolog Deniz Ağar konuyla ilgili sorularımızı yanıtladı.

Facebook canlı yayınında gerçekleşen intihar haberini gördük. Daha önce de hem Türkiye’de, hem dünyada benzer haberlerle karşılaşmıştık. İntihar girişiminde bulunan bir birey neden bunu videoya çekme ve yayınlama ihtiyacı duyar?

Her bireyi intihara sürükleyen süreçler muhakkak ki birbirinden farklıdır ve tüm seçimlerimiz gibi, kişinin intihar etme yöntemi de onun karakteri, rol modelleri, sosyal çevresi, aile öyküsü, hayatına son verdiği güne değin geçtiği süreçler ve ruh sağlığı gibi sayısız faktörden etkilenir. Genellikle intihar davranışlarının tetikleyicisi suçluluk, utanç, intikam, kayıplar ve depresif duygulardan kaçış olarak yorumlanır. Özellikle bu son olayı değerlendirecek olursam; elbette kişiye dair verilen haberler dışında bir bilgiye sahip olmadığım için ancak tahminde bulunabilirim. Bir intihar notundan ziyade intihar ediminin bizzat sergilendiği bu yol bana intikam duygularını çağrıştırıyor. Bu noktada bu videoya ulaşabilecek sınırsız sayıda kişinin intihar eden birey için o kadar da mühim olduğunu sanmam. Onu; reddedilmiş, dışlanmış, yetersiz ve değersiz hissettiren kişisel hayatındaki insanlardan ve belki de daha geniş bir sosyal çerçevede tüm insanlıktan intikamını almaktadır. Muhtemelen kendisini çok güçsüz ve değersiz hissediyor o anda.Varlığının diğer insanlar üzerinde hiç bir etkisi olmadığını, öyle ki ancak trajik ve şok edici bir yolla ölerek bir etki uyandırabileceğine inanıyor olmalı.

Böyle bir hareketin diğer intihar girişimlerinden farklı olarak incelenmesi gerektiğini söyleyebilir miyiz?

Sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle birlikte, bildiğimiz anlamda kamusal alan ve özel alan tanımlarının yıkıldığını ve halen yeniden inşa sürecinin devam ettiğini düşünüyorum. Çünkü evlerimizin içindeki alanlar ve çok kişisel deneyimler bir anda kamusal alana dahil olabiliyor. Bu sebeple bu olayı sosyal medyanın olmadığı zamanlarda kamusal alanda intihar olaylarından ne kadar ayırabiliriz, bilemiyorum. Hatırlarsanız 90'larda televizyonda sık sık köprüdeki intihar girişimleri yayınlanırdı. Öte yandan, bu hareketin elbette ulaştığı kitle bakımından bambaşka etkiler doğuracağı için, ayrıca ele alınması gerekir. Nasıl ki yıllar içerisinde dünyada intihar konusunda farkındalık arttı, bu konuda destek veren kurumlar, 7/24 ulaşılabilen danışma hatları gibi kamusal hizmetler sunulmaya başlandıysa; bunun gibi intiharları önlemek için de zamanla çalışmalar yapılacaktır diye düşünüyorum.

Bir intiharı canlı yayında izlemenin kişiler üzerinde nasıl etkileri olur?

Bu sorunun da tek yanıtı olamaz. Her birimizin, ölüm ve şiddet olayları karşısında duyguları, düşünceleri ve davranışları bambaşkadır. Zira her birimizin bu tür zorlu deneyimlerle baş etme yolları ve bu konudaki yeterliliği farklıdır. Bu noktada her birimizin; hiç etkilenmemekten, bunu travmatik bir yaşantı olarak deneyimlemeye varan bir yelpazenin çeşitli yerlerinde durduğumuzu düşünüyorum. Simone de Beauvoir'ın bu konuda çok doğru bir tespiti var: "Bir intihar öyküsü okuduğunuzda iliklerinizi donduran şey, pencerede asılı kırılgan beden değil de olaydan hemen önce o kalbin içinde neler olduğudur." Elbette bu çok çarpıcı, üzücü ve rahatsız edici bir olay ve bir şekilde izlemiş olan pek çok kişiyi olumsuz yönde etkileyecektir. İnsanca olanı da etkilemesidir zaten. Esas, böyle bir görüntüye maruz kalan kişinin çelik gibi sinirlere sahip olduğunu düşünerek hiç bir tepki vermemesi duygusal açıdan sağlıksız olur.

Bu tarz videolar sosyal medyada çok hızlı bir şekilde yayılıyor. Bu durumun yeni vakaları tetiklemesi mümkün müdür?

Mümkündür. Çünkü kişi, o anda sıkıntılarıyla baş etmenin daha etkin bir yolunu göremediği için intihar eder. Problemlerinin içinden çıkılamaz olduğunu düşünen ve bir çıkar yol, bir kurtuluş arayan kişi için, özellikle de zihninde daha evvelden de intihar düşünceleri varsa izleyeceği bir video rol model olabilir. Öte yandan nasıl bir etki yaratacağı kesin olarak söylenemez ve kişiye bağlıdır. Belki de kişi intihar görüntüsüyle bu denli gerçek bir şekilde karşılaşınca bunun fantazilerden ne kadar uzak bir görüntü olduğunu düşünecek, belki korkacak ve bir şekilde bu hatadan dönecek. Varsayımlar çeşitlendirilebilir. Zaten buna eğilimi olan bireyler arasında yeni vakaların tetiklemesi her zaman olasılık dahilinde. Öte yandan ruhsal açıdan sağlıklı ve normal şartlarda bu tür düşünceleri olmayan biri sırf böyle bir görüntüye maruz kaldığı için intihar düşüncelerine kapılmaz. İntihar eden kişi ruhsal açıdan sağlıksızdır. Yoğun bir ruhsal acı yaşamaktadır ve bilişsel çarpıtmaları dolayısıyla çaresiz ve güçsüz hisseder ve kimsenin kendisine yardımcı olamayacağına inanır. Yani tek bir olayın tetikleyemeyeceği kadar derin bir sorunun neticesidir.

Son bir ay içerisinde İstanbul Metrosu, Boğaz Köprüsü gibi yerlerde gerçekleşen pek çok intihar haberi okuduk. Bu konudaki değerlendirmeniz nedir?

Bu haberlerin üst üste gelişini tesadüf olarak nitelendirebiliriz. Kamusal alanlardaki intiharlar genellikle dürtüseldir ve uzun süre üzerine düşünülmemiştir. Hatta, Houston Üniversitesinin intihar girişimlerinden, ölümcül hasara karşın kurtulmuş kişilerle yaptığı bir araştırmaya göre; intihar eden bireylerin %71'i intihar üzerine 1 saatten az bir süre düşünmüş oluyor ve bu oranın da neredeyse üçte biri bunu 5 dakikadan az bir süredir düşünmekteyken yapıyor. Burada bir diğer etken devreye giriyor, aslında kişiler bu duygu ve düşüncelere kapıldığı sırada intihar edebilecekleri aletlere ya da mekanlara ulaşmaları bu kadar kolay olmasa, muhtemelen bu duyguların yatışmasıyla bu fikirlerinden vazgeçeceklerdi. Bu nedenle intihar olasılığı bile ciddi bir acil durum olarak ele alınmalı ve ruh sağlığı çalışanlarıyla iletişime geçilmelidir.

Öte yandan üst üste gelen bu haberleri sosyolojik açıdan değerlendirmek de mümkün. Sosyal bir bilim olarak sosyolojinin kurucularından sayılabilecek Durkheim, çığır açan kitabı "İntihar"da bu olguyu bireysel ve psikolojik bir vaka olarak değil sosyolojik bir olgu olarak ele alır. İki önemli sosyal etkiden söz eder: biri bireyden topluma yönelik olduğu düşünülebilecek, sosyal bağları kapsar; diğeri toplumdan bireye yönelik olduğu düşünülebilecek sosyal talepleri. Bunlar arasındaki denge bozuldukça birey toplumdan izole olur ve giderek artan uyumsuzluğu intiharla noktalanabilir.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.