Singularity: Evrimin Bir Sonraki Halkası

Gökbey İnaç 25.08.2016

Evrimin bir sonraki halkasına geçişin yolu teknoloji olabilir mi?

Bir önceki yazımda da teknolojinin insan evriminin bir parçası olabileceğini ve 2045 yılı itibariyle hybrid insanlara dönüşebileceğimiz ihtimalinden bahsetmiştim.

Bu öngörünün temelinde yatan başlıca sebep “Singularity”, yani tekillik kavramı.

Singularity Nedir?

İlk olarak 1958 yılında John Von Neumann tarafından kullanılan singularity kavramı, aynı yılda Stanislaw Ulam’ın konuya biraz daha açıklık getirerek bu kavramın hızlıca gelişen bir teknolojinin insan yaşamını tamamen değiştirmesi anlamına geldiğini ifade etmesiyle biraz daha anlaşıldı. Son olarak da Ray Kurzweil’ın 2012 yılında, bu teknolojinin aslında yapay zeka olabileceğinden bahsederek “2045 yılında bu iş olur beyler” demesiyle iyicene ete kemiğe büründü.

Yapay Zeka Derken?

Son 1 yılda oldukça popüler konu başlıklarından biri olan yapay zekanın gün gelip insan beyninin yeteneklerine eriştiği an ortaya teknolojik bir büyüme çıkacak ve teknolojik büyüme sayesinde medeniyetimizi olumlu yönde etkileyebilecek sonuçlar meydana gelecek.

Nasıl mı? Şöyle: Şu ana kadar insan ırkının alet kullanma kabiliyetini edindiği günden bugüne kadar edindiği teknolojik gelişim sürecini ele alalım. Anatomik olarak 200.000, modern davranış biçimi olarak 50.000 yıllık bir geçmişimiz var ve bugüne kadar geldiğimiz nokta aslında fena sayılmaz. Özellikle sanayi devrimiyle birlikte teknolojik gelişim eğrisinin ivmesini oldukça artırdık diyebiliriz. İnterneti icat ettik, kullandığımız cihazlar gitgide daha da “zeki” hale geldi. Bununla birlikte fiziksel yeteneklerimiz de değişti, hem tıp hem fizyoloji anlamında kullandığımız bilimsel teknikler insan ırkının fiziksel kabiliyetlerini son 50 yılda çok üst düzeye taşıdı.

(Not: 50 yıl önceki olimpiyatlarda yapılan akrobasi hareketleri ile bu son olimpiyatlarda yapılanlara baktığınızda bu farkı rahatlıkla gözlemleyebiliyorsunuz.)

Evet, insanlık olarak bir çok şeyi başardık ama artık teknolojik bir atlamaya ihtiyacımız var ve belki de teknolojik evrimimizin devamı da yapay zekanın bizim kabiliyetlerimize erişerek bir süper zeka üretmesi olabilir. Singularity, yani tekillik tam olarak böyle bir yapının hayatımıza girip bizi ileriye taşımasına deniyor.

Singularity Bizi Nasıl Etkileyecek?

Ortaya çıkacak bu süper zeka kendisini de geliştirecek ve teknolojik atılımlar yapmaya, üretmeye, teoriler oluşturmaya doyamayacak ve hatta belki de bizim bu yapay zeka sistemiyle kendi beynimizi eşleştirdiğimiz durumda ortaya çıkacak sonuçlar hayal edebileceğimizin çok ötesine bile geçebilir.

Örneğin belki zihnimizi bir yapıya kopyalayacak ve sahip olduğumuz insan bedeninden taşabileceğiz ve hatta belki de radyo dalgaları veya kuantum bilgisayar teknolojisi sayesinde milyonlarca ışık yılı uzaklara farklı bir enerji formuna erişip seyahat edebileceğiz. (Biraz uçuk geliyor tabii.)

Ya da gezegenimizdeki çevresel sorunlara arayıp da bulamadığımız ya da bulduğumuz yetersiz çözümlerin yerine çok daha etkili çözümler bulabileceğiz.

Yine Ray Kurzweil

Ray Kurzweil, Singularity hakkında yaptığı konuşmada, bu sürecin 2020’de bilgisayarların insan beynini tamamen simüle edebilmesiyle başlayacağından bahsediyor. Her sene bir önceki yıla göre ikiye katladığımız teknolojik gelişmelere de bakılırsa 2029 yılında ise insan beyninin ters mühendislik aşamasını yapabilecek kapasiteye geleceğimizden bahsediyor ve özetle, bu yetenekler sayesinde kendi kendine yazılım geliştirme süreci yapabilecek yapay zekayı üretebileceğimizi söylüyor.

Bir önceki yazımda da teknolojinin insan evriminin bir parçası olabileceğini ve 2045 yılı itibariyle hybrid insanlara dönüşebileceğimiz ihtimalinden bahsetmiştim.

Bu öngörünün temelinde yatan başlıca sebep “Singularity”, yani tekillik kavramı.

Singularity Nedir?

İlk olarak 1958 yılında John Von Neumann tarafından kullanılan singularity kavramı, aynı yılda Stanislaw Ulam’ın konuya biraz daha açıklık getirerek bu kavramın hızlıca gelişen bir teknolojinin insan yaşamını tamamen değiştirmesi anlamına geldiğini ifade etmesiyle biraz daha anlaşıldı. Son olarak da Ray Kurzweil’ın 2012 yılında, bu teknolojinin aslında yapay zeka olabileceğinden bahsederek “2045 yılında bu iş olur beyler” demesiyle iyicene ete kemiğe büründü.

Yapay Zeka Derken?

Son 1 yılda oldukça popüler konu başlıklarından biri olan yapay zekanın gün gelip insan beyninin yeteneklerine eriştiği an ortaya teknolojik bir büyüme çıkacak ve teknolojik büyüme sayesinde medeniyetimizi olumlu yönde etkileyebilecek sonuçlar meydana gelecek.

Nasıl mı? Şöyle: Şu ana kadar insan ırkının alet kullanma kabiliyetini edindiği günden bugüne kadar edindiği teknolojik gelişim sürecini ele alalım. Anatomik olarak 200.000, modern davranış biçimi olarak 50.000 yıllık bir geçmişimiz var ve bugüne kadar geldiğimiz nokta aslında fena sayılmaz. Özellikle sanayi devrimiyle birlikte teknolojik gelişim eğrisinin ivmesini oldukça artırdık diyebiliriz. İnterneti icat ettik, kullandığımız cihazlar gitgide daha da “zeki” hale geldi. Bununla birlikte fiziksel yeteneklerimiz de değişti, hem tıp hem fizyoloji anlamında kullandığımız bilimsel teknikler insan ırkının fiziksel kabiliyetlerini son 50 yılda çok üst düzeye taşıdı.

(Not: 50 yıl önceki olimpiyatlarda yapılan akrobasi hareketleri ile bu son olimpiyatlarda yapılanlara baktığınızda bu farkı rahatlıkla gözlemleyebiliyorsunuz.)

Evet, insanlık olarak bir çok şeyi başardık ama artık teknolojik bir atlamaya ihtiyacımız var ve belki de teknolojik evrimimizin devamı da yapay zekanın bizim kabiliyetlerimize erişerek bir süper zeka üretmesi olabilir. Singularity, yani tekillik tam olarak böyle bir yapının hayatımıza girip bizi ileriye taşımasına deniyor.

Singularity Bizi Nasıl Etkileyecek?

Ortaya çıkacak bu süper zeka kendisini de geliştirecek ve teknolojik atılımlar yapmaya, üretmeye, teoriler oluşturmaya doyamayacak ve hatta belki de bizim bu yapay zeka sistemiyle kendi beynimizi eşleştirdiğimiz durumda ortaya çıkacak sonuçlar hayal edebileceğimizin çok ötesine bile geçebilir.

Örneğin belki zihnimizi bir yapıya kopyalayacak ve sahip olduğumuz insan bedeninden taşabileceğiz ve hatta belki de radyo dalgaları veya kuantum bilgisayar teknolojisi sayesinde milyonlarca ışık yılı uzaklara farklı bir enerji formuna erişip seyahat edebileceğiz. (Biraz uçuk geliyor tabii.)

Ya da gezegenimizdeki çevresel sorunlara arayıp da bulamadığımız ya da bulduğumuz yetersiz çözümlerin yerine çok daha etkili çözümler bulabileceğiz.

Yine Ray Kurzweil

Ray Kurzweil, Singularity hakkında yaptığı konuşmada, bu sürecin 2020’de bilgisayarların insan beynini tamamen simüle edebilmesiyle başlayacağından bahsediyor. Her sene bir önceki yıla göre ikiye katladığımız teknolojik gelişmelere de bakılırsa 2029 yılında ise insan beyninin ters mühendislik aşamasını yapabilecek kapasiteye geleceğimizden bahsediyor ve özetle, bu yetenekler sayesinde kendi kendine yazılım geliştirme süreci yapabilecek yapay zekayı üretebileceğimizi söylüyor.

Bir sonraki yazım Çin’in geçtiğimiz hafta uzaya gönderdiği kuantum uydusuyla ve kuantum bilgisayarlarla ilgili olacak.

Görüşmek üzere!

Bir sonraki yazım Çin’in geçtiğimiz hafta uzaya gönderdiği kuantum uydusuyla ve kuantum bilgisayarlarla ilgili olacak.

Görüşmek üzere!

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.