Sihirbazlar, Ermişler, Falcılar ve Diğerleri

Asaf Vodvil 25.08.2016

Bir adet 'hadi ordan'ımız olsa; kahve dahil 20 liraya fal bakıp geleceği gördüğünü iddia eden falcı için değil, kendini ikiye bölüp seke seke gezinen sihirbaz için kullanırız.

‘Şeyhim deyip insanları kandırdı…’

‘Din tacirleri yakalandı…’

‘Sana büyü yapılmış diyerek insanların tüm paralarını alan D.A. aranıyor…’

Bu ve bunun gibi haberlere herkes denk gelmiştir. Bu haberler haricinde aile, akraba meclislerinde dolanan herkesin duyup bildiği gizemli hikayeler de vardır:

"Adam gelmiş, senin annene büyü yapılmış ve büyü seni de kötü etkiliyor deyip ölmüş annesinin mezarını kazdırmış. Mezarın her yerinde böyle Arapça bir şeyler yazan muskalar çıkmış!"

Bu hikayeyi dinledikten sonra ana haber bülteni açılsa ve yukarıdaki başlıklardan biri haber olarak verilse dahi, insanlar akrabasının yaşamış olduğu hikayedeki ermişe sahtekar unvanını kolay kolay yakıştıramaz.

Oysa işin içinde bir gizem de yok. Bir dolandırıcı mezarlığa gidip mezar taşından yola çıkarak toprağı hafifçe eşeler, içine sokakta 1 liraya alabileceği 4–5 muskayı iliştirir ve ertesi sabah soluğu mezar sahibinin kapısında alır. Bundan sonrası sadece başarılı bir oyunculuk gerektiriyor.



"Yatak odamızdaki muskayı buldu, duvarın içindeki yazıyı bildi, benim dahi bilmediğim bir aile sırrını bildi…" örnekler uzasa ve zorlaşsa da yöntem aynı. Sadece senaryo giriftleştikçe ve etrafa saçılmış olan "bilinmesi gerekenler" arttıkça, bütçe ve kazanç da artmış oluyor. Her halükarda kârlı bir iş.

Bununla birlikte, bu kültürde büyüyen her çocuk sündürülmüş bir inanç algısıyla büyütüldü:

"Tabağındaki yemekleri bitirmezsen şeytanlar yer."

"Gece gece tırnaklarını kesersen cinler gelir."

Bunlar elbette korkuyu da yanına alan örnekler. Çocuğa öğretilmek istenen israfçı olma, artık bırakma öğütleri, evi kirletebileceği düşüncesiyle tırnak kesmenin gündüz vakti yapılması gereken bir eylem olduğunun nasihati; bu sözler yerine, korkutarak belletiliyor. Çocukluğunda gerçeklik algısına şeytan, cin gibi cezalandırıcı kavramları da fazlasıyla dahil eden çocuk, elbette bunları yetişkinliğine de taşıyor.


"Bu falcı çok iyi, her şeyimi bildi."

"Nereden biliyormuş?"

"Üç harflilere karışmış…"

Çocukluktan itibaren üzerine eklene eklene büyüyen bu inanç algısı; bir yerden sonra Türk kahvesi fincanından geleceği gördüğünü iddia eden insanların, bunu sadece 20 liraya (kahve dahil) anlattığı bir gerçekliğe dönüşüyor. İnanç güçlendikçe, bu yükü (yük ne kadar az olsa da) tartmaya imkan vermiyor.

Kültürümüzde "bul karayı, al parayı" olarak kendine yer edinmiş hokkabazlık ise, bir sahne sanatı olan sihirbazlığın bizdeki örneği olarak duruyor ama el becerisi gerektirdiği halde ne yazık ki aklına gelen isimleri sayan bir falcı kadar saygı görmüyor. Orta Çağ’da cadılıkla, büyücülükle bir tutulan sihirbazlık, o dönemde diri diri yakılan cadılar ve büyücülerden kendini ayrı tutarak sanata yakınlaşıp güvenilirleşti. Güven arttıkça, yani sihirbazların aslında doğaüstü hiçbir şey yapmadığı, ‘ip var’ mantığı netleştikçe, kitlesi de azaldı.

"Adam uçuyor..."

"Çektiğim kartı bildi."

"Adam kendini ikiye böldü."

"Bir saniyede üstündeki kıyafetleri komple değiştirdi hem de defalarca."

Bunun gibi bir çok örnek verilebilecek, olağanüstü hadiseleri yapmaya haiz bir kişi, üsttekilerden daha şaşırtıcı olsa da konumlandırıldığı nokta nedeniyle şov denilip geçiliyor. Keza sihirbazlığın alternatifleri belli; tiyatro, müzikal, sirk, sinema…

Aksi halde falcının söylediği, "Ben hep iyiliğimden kaybediyormuşum, falcı doğru bildi vallahi" cümlesine dahi şaşırıp inanan kişinin, kendini ikiye bölen insanın mucizesine haliyle daha fazla şaşırması beklenirdi.


Bu bağlamda falcılar ve ermişlerin konumlandırıldığı nokta nedeniyle alternatifleri bambaşkadır. Öncelikle bu kişilere danışma gerekçeleri şunlardır; sağlıkla ilgili sıkıntı ve meraklar, gelecekle ilgili meraklar, parasal sıkıntı ve kaygılar, okul, sınav ve iş hayatının seyri ve sonucu, bağımlılıklarıyla olan sorunları, aile ilişkileri, evlilik, ilişki sorunları, gelecekteki durumu, vb…

Sihirbazların alternatifi müzikal iken; diğerlerinin alternatifi eğer merak edilen ‘sağlıksa’ doktordur, ‘iş hayatının seyriyse’ mentordur, ‘sınav, okul, vb' ise eğitim ve öğretmendir, ‘aşk, ilişki, evlilik, bağımlılık, gelecek kaygısı’ ise psikologtur, psikiyatrdır. Yani modern bilim ve analitik düzendir.

Sonuç olarak algılarımız öğrendiklerimizle anlam kazanır. Sihirbazın, hilekar ve oyunbaz olduğunu öğrendiğimizden beri gülümseyerek izliyoruz sihirlerini. Geleceği gören falcıları, ayakları tutmayan sakatı bir üfürükle ayaklandıran ermişleri, yemek yenilen tabağa dadanan canı ıspanak çekmiş şeytanları, tırnak fetişisti cinleri duyduğumuzda gülümseyemiyor olmamızın sebebi bundan; henüz öğrenmedik, sadece duyduk ve inandırıldık.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.