Sen Bu Kadar Seviyorsun... Peki Ya Komşular?

İnci Vardar 27.04.2016

Çocuğunuz sizin için evrenin merkezi, hayattaki en büyük eseriniz olabilir. Başkaları içinse bu duygularınız hiçbir şey ifade etmeyebilir.

Geçen gün büyük bir kabalık yaptım. Daha doğrusu, bir süredir yapmakta olduğum kabalığı fenafillah seviyesine ulaştırdım. Aslında yaptığım basit bir görüş bildirme, hatta can sıkıcı olması muhtemel bir durumu tüm dürüstlüğümle en baştan engelleme şeklinde ele alınabilir. Birkaç aydır anne olan bir arkadaşım bizim kızlar ekibiyle görüşmek istediğinde, "Çocuğun gelmezse olabilir tabii" dedim.

Aslen çocuk sevmeyen insanların gerçekte var olduğuna inanmıyorum. İnsanların bazı insanlara yakınlık duyduğuna, bazılarına duymadığına ve bu kişilerin bazılarının çocuk sınıfına girdiğine ve bazılarının da yetişkin olduğuna dair kanılarım var. Tanımadığın birini sevmek veya onu tanımaya çalışmak zorunda değilsin; bahsi geçen kişi bir çocuk olduğunda da onun sevimliliğinden etkilenme gibi bir yükümlülüğün yok. En azından benim hayata ve insanlığa bakış açım böyle bir şey.


Bu arkadaşım da özellikle hamileliği bilinen bir gerçek olarak ortaya çıktığından beri hayatının kayda değer bir bölümünü bebeğe adamış kişilerdendi. Belki farkında değildi ama yatıp kalkıp bebek anlatıyordu. Bu da benim hiç ilgimi çekmiyordu. Aramıza doğal yöntemlerle mesafe koymaya başladık. O kadar doğaldı ki, farkına varmamız bile yaklaşık altı ay aldı. Tipik hamile hallerinin yanı sıra, hayata dair yüz binlerce konu arasından birini seçtiğimiz zaman, her nasılsa, dönüp dolaşıp bebeğe geliyorduk ve bir yerden sonra üstümü başımı parçalayıp bileklerimi kesme isteğim ayyuka çıkıyordu. Bunun bencilliğimden olduğunu da düşünebilirsiniz. Hatta bu konuda haklı da olabilirsiniz. Nedeni her ne olursa olsun, 35 yaşına geldiği halde sağlık sigortası yaptırmayan ve Megadeth tişörtüyle dolaşan biriyim ben, bir bebekle ilgilenmem için ortada hiçbir neden yok. Çocuk sahibi arkadaşlarım bile erkek (toplumumuzda bir erkeğin çocukları hakkında ne kadar konuştuğunu sanıyorum biliyorsunuzdur, bu nedenle cümleyi yargılamamaya çalışın).

Velhasıl kelam, bebek doğdu, hastaneye gittik, hediyemizi verdik ve kendi hayatlarımıza devam ettik. Ta ki bir gün arkadaşım, oğluşuyla ortak açtığı Instagram hesabına pek çok arkadaşı gibi beni de davet edene kadar. Bana bir rahatsızlık geldi. Oturduğum yerde hafif kıpırdandım, "Bu kız herhangi bir pazarlama malzemesi gibi çocuğunun reklamını mı yapıyor yahu?" diye düşündüm. Sanki hayatı boyunca bu bebeğe yatırım yapmış ve şimdi de kendi annelik yetenekleriyle birlikte oğluşunun ne kadar mükemmel olduğunu göstererek parsayı toplamaya çalışıyormuş gibi hissettim. Tabii bu benim kötü niyetim olabilir. Kızın muhtemelen tek yapmaya çalıştığı sevincini paylaşmaktı. Sorun şu ki, ben bu paylaşıma açık değilim. Belki de hiçbir zaman olmayacağım. Arkadaşımın çocuğuyla ilgim yok ve kendisinin nasıl bir insan evladı olacağını hiç merak etmiyorum. Hatta işin kötüsü, bütün hayatı bebeğe endeksli hale gelmiş arkadaşımın bile nasıl olduğunu merak etmiyorum.


Instagram davetini kabul etmediğim zaman trip atmadı. Hiçbir iletişim kurmaya çalışmamam da onu pek germemiş olsa gerek. Sonuçta o kızlar grubundaki favori insanı hiçbir zaman ben olmadım ve hayatında böyle bir grup olmasa bile kendine daha yakın gördüğü arkadaşları her zaman vardı. Üstelik bu arkadaşları çocuklu kişilerdi. Yine son derece doğal bir yöntemle kendi yaşam tarzlarımıza uygun ortamları seçmiş, çevremizde bulunacak insanları buna göre belirlemiştik. Gelin görün ki, bu yazıyı yazmama neden olan konunun açılması, olumsuz cevabım sonucunda da dev bir afra tafranın gelmesi gecikmedi.

Neden görüşmüyorduk ki biz? Bebek karnındayken görüşüyorduk (aslında pek görüşmüyorduk), şimdi tek fark, bebeğin karnında değil de dışarıda olmasıydı. Yani benim anlayışıma göre emzirilmesi, bezinin değiştirilmesi, ağlamaması için eğlendirilmesi, şirin bulunması, maşallah denilmesi, fotoğraflarına bakılması ve mütemadiyen hakkında konuşulması gereken bir insan ortaya çıkmıştı. Belki pek çoğunuz için bütün bunlar bir sorun değil, doğal olarak yapıyorsunuz. Ama bazılarınız için de düpedüz çileden çıkma nedeni.

Bu yazı da böyle durumları sorun olarak gören kişilere yalnız olmadıklarını hatırlatmak için yazıldı. İnanın gariplik sizde değil. Dünya üzerinde her şeyin küçüğünün sevilesi olmadığını düşünen, hatta bu küçüklere katlanmakta zorlanan insanlar var. Bunun üzerine trip yemeyi de hak etmiyoruz. Özellikle de duruşumuzu bu kadar açık bir şekilde ortaya koymuşken.

Bir zamanlar, ben henüz bir bebekken, annem beni bütün gün öper, mıncık mıncık sever, hakkımda methiyeler düzermiş. O günlerden birinde dayım (ki kendisi 35 yaşında olduğum halde beni hala çok sever ve her fırsatta meziyetlerimi ortaya döker) tüm anneleri bir parça hizaya getirmesi gereken soruyu sormuş: "Sen bu kadar seviyorsun... Peki ya komşular? Peki ya annemin komşuları?"

Bence bu soru tüm annelerin aklının bir köşesinde bulunmalı.


İnci Vardar


Geçen gün büyük bir kabalık yaptım. Daha doğrusu, bir süredir yapmakta olduğum kabalığı fenafillah seviyesine ulaştırdım. Aslında yaptığım basit bir görüş bildirme, hatta can sıkıcı olması muhtemel bir durumu tüm dürüstlüğümle en baştan engelleme şeklinde ele alınabilir. Birkaç aydır anne olan bir arkadaşım bizim kızlar ekibiyle görüşmek istediğinde, "Çocuğun gelmezse olabilir tabii" dedim.

Aslen çocuk sevmeyen insanların gerçekte var olduğuna inanmıyorum. İnsanların bazı insanlara yakınlık duyduğuna, bazılarına duymadığına ve bu kişilerin bazılarının çocuk sınıfına girdiğine ve bazılarının da yetişkin olduğuna dair kanılarım var. Tanımadığın birini sevmek veya onu tanımaya çalışmak zorunda değilsin; bahsi geçen kişi bir çocuk olduğunda da onun sevimliliğinden etkilenme gibi bir yükümlülüğün yok. En azından benim hayata ve insanlığa bakış açım böyle bir şey.


Bu arkadaşım da özellikle hamileliği bilinen bir gerçek olarak ortaya çıktığından beri hayatının kayda değer bir bölümünü bebeğe adamış kişilerdendi. Belki farkında değildi ama yatıp kalkıp bebek anlatıyordu. Bu da benim hiç ilgimi çekmiyordu. Aramıza doğal yöntemlerle mesafe koymaya başladık. O kadar doğaldı ki, farkına varmamız bile yaklaşık altı ay aldı. Tipik hamile hallerinin yanı sıra, hayata dair yüz binlerce konu arasından birini seçtiğimiz zaman, her nasılsa, dönüp dolaşıp bebeğe geliyorduk ve bir yerden sonra üstümü başımı parçalayıp bileklerimi kesme isteğim ayyuka çıkıyordu. Bunun bencilliğimden olduğunu da düşünebilirsiniz. Hatta bu konuda haklı da olabilirsiniz. Nedeni her ne olursa olsun, 35 yaşına geldiği halde sağlık sigortası yaptırmayan ve Megadeth tişörtüyle dolaşan biriyim ben, bir bebekle ilgilenmem için ortada hiçbir neden yok. Çocuk sahibi arkadaşlarım bile erkek (toplumumuzda bir erkeğin çocukları hakkında ne kadar konuştuğunu sanıyorum biliyorsunuzdur, bu nedenle cümleyi yargılamamaya çalışın).

Velhasıl kelam, bebek doğdu, hastaneye gittik, hediyemizi verdik ve kendi hayatlarımıza devam ettik. Ta ki bir gün arkadaşım, oğluşuyla ortak açtığı Instagram hesabına pek çok arkadaşı gibi beni de davet edene kadar. Bana bir rahatsızlık geldi. Oturduğum yerde hafif kıpırdandım, "Bu kız herhangi bir pazarlama malzemesi gibi çocuğunun reklamını mı yapıyor yahu?" diye düşündüm. Sanki hayatı boyunca bu bebeğe yatırım yapmış ve şimdi de kendi annelik yetenekleriyle birlikte oğluşunun ne kadar mükemmel olduğunu göstererek parsayı toplamaya çalışıyormuş gibi hissettim. Tabii bu benim kötü niyetim olabilir. Kızın muhtemelen tek yapmaya çalıştığı sevincini paylaşmaktı. Sorun şu ki, ben bu paylaşıma açık değilim. Belki de hiçbir zaman olmayacağım. Arkadaşımın çocuğuyla ilgim yok ve kendisinin nasıl bir insan evladı olacağını hiç merak etmiyorum. Hatta işin kötüsü, bütün hayatı bebeğe endeksli hale gelmiş arkadaşımın bile nasıl olduğunu merak etmiyorum.


Instagram davetini kabul etmediğim zaman trip atmadı. Hiçbir iletişim kurmaya çalışmamam da onu pek germemiş olsa gerek. Sonuçta o kızlar grubundaki favori insanı hiçbir zaman ben olmadım ve hayatında böyle bir grup olmasa bile kendine daha yakın gördüğü arkadaşları her zaman vardı. Üstelik bu arkadaşları çocuklu kişilerdi. Yine son derece doğal bir yöntemle kendi yaşam tarzlarımıza uygun ortamları seçmiş, çevremizde bulunacak insanları buna göre belirlemiştik. Gelin görün ki, bu yazıyı yazmama neden olan konunun açılması, olumsuz cevabım sonucunda da dev bir afra tafranın gelmesi gecikmedi.

Neden görüşmüyorduk ki biz? Bebek karnındayken görüşüyorduk (aslında pek görüşmüyorduk), şimdi tek fark, bebeğin karnında değil de dışarıda olmasıydı. Yani benim anlayışıma göre emzirilmesi, bezinin değiştirilmesi, ağlamaması için eğlendirilmesi, şirin bulunması, maşallah denilmesi, fotoğraflarına bakılması ve mütemadiyen hakkında konuşulması gereken bir insan ortaya çıkmıştı. Belki pek çoğunuz için bütün bunlar bir sorun değil, doğal olarak yapıyorsunuz. Ama bazılarınız için de düpedüz çileden çıkma nedeni.

Bu yazı da böyle durumları sorun olarak gören kişilere yalnız olmadıklarını hatırlatmak için yazıldı. İnanın gariplik sizde değil. Dünya üzerinde her şeyin küçüğünün sevilesi olmadığını düşünen, hatta bu küçüklere katlanmakta zorlanan insanlar var. Bunun üzerine trip yemeyi de hak etmiyoruz. Özellikle de duruşumuzu bu kadar açık bir şekilde ortaya koymuşken.

Bir zamanlar, ben henüz bir bebekken, annem beni bütün gün öper, mıncık mıncık sever, hakkımda methiyeler düzermiş. O günlerden birinde dayım (ki kendisi 35 yaşında olduğum halde beni hala çok sever ve her fırsatta meziyetlerimi ortaya döker) tüm anneleri bir parça hizaya getirmesi gereken soruyu sormuş: "Sen bu kadar seviyorsun... Peki ya komşular? Peki ya annemin komşuları?"

Bence bu soru tüm annelerin aklının bir köşesinde bulunmalı.


İnci Vardar


BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

sinnee
Oh agzina saglik diyorum :)
Son derece siradan cocuk hikayelerini, hepimiz cok ozel, cok ilginc bir seymis gibi dinlemek zorunda kalmisizdir. Ayip olmasinda diye ilgilenmeler, sasirmis gibi yapmalar falan da bi yere kadar yapilabiliyor, sonrasi sıkıntıdan bayginlik gecirmeye donuyor.
Anneler bizi baymayin noolur yaaa :)
28.Nis
Beğen(0) Beğenme(0)
Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.