Savaşın Başladığı Gün

Tolga Gerger 01.09.2016

Bugün Almanya'nın Polonya'ya saldırması üzerine 2. Dünya Savaşı başladı. Peki dünya bu kanlı savaşa nasıl sürüklendi?

Savaşın Başladığı Gün

İkinci Dünya Savaşı.. Tarihin en büyük kayıplarının yaşandığı felaket dönemi. 77 yıl önce, yani 1 Eylül 1939 tarihinde dünya, daha önce yaşamadığı bir kan ve dehşet dönemine başlıyordu. Alman ordusu Wehrmacht'ın bütün kuvvetleriyle Polonya'ya saldırmasıyla İkinci Dünya Savaşı başladı. Peki bu yıkıma nasıl gelindi? Tarihin hemen her döneminde savaşlar olmuştur fakat hiçbir savaş bu savaşa benzememiştir. Sivil halkın öldüğü, soykırımın yapıldığı, hiçbir kuralın olmadığı bu yıkıma nasıl gelindi?

Bütün savaşları bitirecek son savaş

11 Kasım 1918 günü Alman İmparatorluğu ateşkes isteğini İtilaf Devletleri'ne bildirmiştir. Birinci Dünya Savaşı'nın sonu olan bu gün aslında birçok şeyin başlangıcıdır. Bütün savaşları bitirecek bu son savaş, daha büyüğüne neden olacaktır. ABD, İngiltere, Fransa savaş sonrası dünyayı paylaşmaya koyulurlar. Çizilen masa başı haritalar ve anlaşmalar mağlup ülkelerin toplumsal yapısı, etnik kimliği ya da ekonomik durumu gözetilmeksizin sunulmuştur. Mağlup ülkelerden olan Almanya, Avusturya-Macaristan, Osmanlı İmparatorluğu kendi kaderine terk edilmiştir. Rusya'da henüz savaş devam ederken yine savaşın getirdiği atmosferle devrim olmuş ve rejim değişmiştir. Savaşın kazananları dünyanın tüm kaynaklarını kendilerine pay ederken kaybeden ülke halklarının öfkesini toplamıştır. Öte yandan, gelişmek isteyen Japonya gibi ülkelerde ise arz talebi karşılamamaktadır, bunun için daha çok hammaddeye ihtiyaç duyulmaktadır. Savaşı kaybeden ülkelerde büyük bir hayal kırıklılığı ve karmaşa baş gösterir. Almanya'da Komünistler büyük bir devrime doğru yürümektedir, Avusturya-Macaristan dağılmıştır, Osmanlı İmparatorluğu tamamen işgal edilmiş, aydınlar ve askerler bir çare düşünmektedir.

Savaşın Başladığı Gün

Dünya üzerinde yaşanan bu toplu kaos, siyasi anlamda daha radikal ve daha sert fikirlerin ortaya çıkmasına zemin hazırladı. Bu olayların merkezinde yer alan kişi ise o sırada 30 yaşında savaştan hırs ve nefretle dönmüş olan Adolf Hitler'di. Hitler, savaş sonrası orduda kalmak istiyordu fakat talih onu Almanya'nın başına geçirecek ve milyonlarca insanın ölümünden sorumlu yapacaktı. İlk zamanlar görevli olarak Münih birahanelerine gönderilip siyasi anlamdaki bilgileri orduya aktarıyordu. Bu sırada Versay Anlaşması'nın getirdiği hükümler, Hitler dahil bütün halkı nefrete sürüklüyordu. İşte tam bu noktada Hitler siyasete girme kararı aldı. Hitabet gücüyle kısa zamanda parladı. Girdiği partinin başına geçti ve ismini Nasyonel Sosyalist İşçi Partisi (Nazi) olarak değiştirdi. Yahudi nefreti içeren bu parti, savaşın getirdiği yıkım dalgasıyla güçlendi. Bundan cesaret alan Hitler ve yandaşları 8-9 Kasım 1923 tarihinde iktidarı ele geçirmek için ayaklandı. Başarısız olan Hitler hapishaneye atıldı burada Dünya Savaşı'ndaki nefretin temellerini oluşturacak Kavgam kitabını yazdı. Almanların yaşam sahası fikrine inanan Hitler, iktidara gelmesi durumunda kendi tabiriyle "Yahudi Sorunu"nu kökten temizleyeceğine inanıyordu.

Birinci Dünya Savaşı sırasında oluşan tek taraflı yansıma ekonomiyi vurdu. Amerika'da başlayan yıkıcı ekonomik kriz tüm dünyayı sardı. Almanya gibi ülkelerde para değerini kaybetti. Japonya gibi ülkelerde hammadde isteği rekor seviyelere ulaştı. Böyle bir atmosferde halk çareyi uç ideolojik akımlarda buldu. 1933 yılında Hitler Almanya'da iktidara geldi.

Savaşın Başladığı Gün

Dünya bu dönemde kendi ideoloji ve çıkarları doğrultusunda birleşmelere sahne oldu. Japonya Çin'i işgal etti ve Sovyetler karşısında Almanya ile yakınlaştı. İtalya'da faşist yönetimin başında ki Mussolini sömürge sahasını genişletmek için Almanya ile ittifak oluşturdu. Sovyetler, Stalin sonrası yeniden yayılmacı politika izlemeye başladı. Almanya batılı devletlerin bu çaresiz halinden yararlandı, Avusturya'yı sözde bir referandum ile ele geçirdi. Hitler bundan cesaretlenip Çekoslavakya'da bulunan Sudet bölgesini istedi. İstediğini aldıktan aylar sonra dünya kamuoyunun gözü önünde Çekoslovakya'nın tamamını işgal etti.

Bu sefer Danzig koridorunu bahane eden Hitler, Polonya'ya 1 Eylül 1939 tarihinde saldırdı ve İkinci Dünya Savaşı'nın fitilini ateşledi. Bugünün şartlarında o dönemi değerlendirdiğimizde uluslararası hukuğun ve uzlaştırıcı tutumun olmadığını net bir şekilde görmekteyiz. Tarih elbette ki "olmasaydı ne olurdu" ya da "olsaydı ne olurdu" ifadeleri ile yapılmayan bir şeydir fakat Hitler çok önceden durdurulabilirdi. Devletler bu noktaya gelmeden önce, buna zemin hazırlayan anlaşmaları yeniden gözden geçirebilirdi. Barışın temelini tek taraflı gören milletler bunun cezasını muhakkak bulmuşlardır ve bulacaklardır da. Bu savaşın sonrasında 6 milyon Yahudi sistemli şekilde Nazi yönetimi tarafından öldürüldü, toplu yıkım silahları savaşı kazanmak için sivil halka yönlendirildi. Atom bombalarının tahribatı halen günümüzde devam etmektedir. Dünyaya nefret ve şiddetin tohumları salındı. Bugün dünyanın dört bir yanında ırkçılık halen en büyük sorun. Bir daha aynı felaketleri yaşamamak için tarihten her zaman mantıklı dersler çıkarmalıyız.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.