Pers Zülfü

Gonca Baviker 11.08.2016

İran'a gitmek için sebep çok, Şiraz da onların en önemlilerinden.

Pers Zülfü
Pers Zülfü
Pers Zülfü
Pers Zülfü

Vaktiyle, 32 yaşındaki kalbim İran’a gideceğim için pır pır atmaktaydı. Kendime bir rota ve program çıkarmıştım ama çok sadık olmam gerekmiyordu, çünkü geride beni bekleyen maaş artı yemek parası yoktu. Yaşasın işsizlik! Ve bu cüretle, uçak biletini alırken Beatrix Kiddo edasıyla “Tahran, tek gidiş!” deyiverdim.

Tahran oldukça büyük bir şehir, tıpkı İstanbul gibi geniş bir alana yayılıyor ve en az İstanbul kadar kalabalık, trafik buradaki kadar yoğun. Ambargo öncesinden İranlılar kendi arabalarını yapmaya başlamışlar zaten, fakat ambargodan sonra da başka bir markayla üretime devam etmişler. Araba ve petrol ucuz olunca ülkede araç sayısı da fazla oluyor. Bu arada, İranlı kadınların çoğu otomobil kullanıyor, ehliyete sahip olma oranları Türkiye’dekine kıyasla çok daha fazla.

Tahran’ın kuzeyine oturmuş Elbruz Dağı, kafayı her kaldırdığında görülecek kadar büyük ve yakın. Tepesi yılın iki ayı hariç hep beyaz, çoğu insan buraya kış sporları için ya da sadece gezmek için mutlaka gidiyor. Bu dağın şehre kattığı şeylerden biri de içme suyu. Tahranlılar musluktan dağ suyu içiyorlar, ayrıca şehrin neredeyse tüm sokaklarının her iki tarafında da üzeri çoğu zaman mazgalla kapatılmış bir metrelik kanallar var. Bu kanallar ağaçlara can veriyor ve parkları besliyor.

Vaktiyle, 32 yaşındaki kalbim İran’a gideceğim için pır pır atmaktaydı. Kendime bir rota ve program çıkarmıştım ama çok sadık olmam gerekmiyordu, çünkü geride beni bekleyen maaş artı yemek parası yoktu. Yaşasın işsizlik! Ve bu cüretle, uçak biletini alırken Beatrix Kiddo edasıyla “Tahran, tek gidiş!” deyiverdim.

Tahran oldukça büyük bir şehir, tıpkı İstanbul gibi geniş bir alana yayılıyor ve en az İstanbul kadar kalabalık, trafik buradaki kadar yoğun. Ambargo öncesinden İranlılar kendi arabalarını yapmaya başlamışlar zaten, fakat ambargodan sonra da başka bir markayla üretime devam etmişler. Araba ve petrol ucuz olunca ülkede araç sayısı da fazla oluyor. Bu arada, İranlı kadınların çoğu otomobil kullanıyor, ehliyete sahip olma oranları Türkiye’dekine kıyasla çok daha fazla.

Tahran’ın kuzeyine oturmuş Elbruz Dağı, kafayı her kaldırdığında görülecek kadar büyük ve yakın. Tepesi yılın iki ayı hariç hep beyaz, çoğu insan buraya kış sporları için ya da sadece gezmek için mutlaka gidiyor. Bu dağın şehre kattığı şeylerden biri de içme suyu. Tahranlılar musluktan dağ suyu içiyorlar, ayrıca şehrin neredeyse tüm sokaklarının her iki tarafında da üzeri çoğu zaman mazgalla kapatılmış bir metrelik kanallar var. Bu kanallar ağaçlara can veriyor ve parkları besliyor.

Pers Zülfü
Pers Zülfü
Kaynak: travelblog.org
Kaynak: travelblog.org

Son zamanlarda dilden dile dolanan Tahran’ın saklı, gizli kapaklı ev partileri meşhur. Bırakın bizi, artık Mollalar Meclisi bile bunlardan haberdardır eminim. Yani alkolün yasak olması, o memlekette kimsenin içki içmediği anlamına gelmiyor elbette. Hele ki üzüm türü ve bağlarıyla ünlü Şiraz’da…

Şemseddin Muhammed, yani Şirazlı Hafız da 14. yüzyılda sağlam güpletmiştir bu Şiraz şaraplarından.

Hafız Divanı için “İran’da Kuran olmayan ev vardır ama Divan’ın olmadığı ev yoktur.” derler.

Hafız Divanı başı sıkışanlar için devadır, sorunu olan kitaptan bir fal açar, yani herhangi bir sayfayı seçer, karşısındaki dizeler ona yol gösterir, ona tavsiyelerde bulunur, içine su serper. Yoldan aldığınız kağıt mendilin içinden bile bir Hafız falı çıkar, neredeyse herkes Hafız’ın iki dizesini ezbere bilir. Dost sofralarda kitap getirilir, evin en değerlisiymiş gibi tutulur, açılıp okunur, yorumlanır, şarkısı söylenir. Bu kadar önemli, saygıdeğer, büyük ve içlerindendir Hafız.

Açıkçası Şiraz’da en çok merak ettiğim yer Takht-e Cemşit, yani bizim bildiğimiz ismiyle görkemli Persepolis idi. Ben nereden bilebilirdim Hafız’ın kabrinden bu kadar etkileneceğimi?

İrem Bağları/Bahçeleri’ni aratmayan havuzlu bir bahçenin içindeydi mezarı, 8 kolonlu küçük bir kubbenin altında mermerdendi. Girişin ücretli olduğu bu yer oldukça kalabalıktı, her yaştan her çeşit insan vardı. Mezarının yanında fotoğraf çektirmek isteyen kalabalık oldukça sessiz ve saygılıydı, herkes sırasını bekliyor, bazısı dua okuyor, çoğu mezara el sürüyordu fakat istisnasız hepsinde Divan vardı. Öğleden sonra gittiğim bu yerde saatlerimi geçirdim, hava karardı, Şiraz mehtabının altında bahçe ve mezar daha da çekici hale gelmişti. Ziyaret edenlerin sayısında azalma yoktu, bazısı çıkıyor ama yerine başkaları geliyordu. İnsanların sol elinde kitap sağ elleri kalbinde, mezarı tavaf edip ara sıra sesle gazellerinden birini okuduklarını gördüm, içlerinde sarhoş olanlar bile vardı.

Ben de gördüğüm bu manzaradan, insanların kendini Hafız’a bu kadar sunmasından, saygı duyup içselleştirmesinden, sokaklarda biraz yalnız dolaşıp sarhoş döndüm kaldığım yere.

Son zamanlarda dilden dile dolanan Tahran’ın saklı, gizli kapaklı ev partileri meşhur. Bırakın bizi, artık Mollalar Meclisi bile bunlardan haberdardır eminim. Yani alkolün yasak olması, o memlekette kimsenin içki içmediği anlamına gelmiyor elbette. Hele ki üzüm türü ve bağlarıyla ünlü Şiraz’da…

Şemseddin Muhammed, yani Şirazlı Hafız da 14. yüzyılda sağlam güpletmiştir bu Şiraz şaraplarından.

Hafız Divanı için “İran’da Kuran olmayan ev vardır ama Divan’ın olmadığı ev yoktur.” derler.

Hafız Divanı başı sıkışanlar için devadır, sorunu olan kitaptan bir fal açar, yani herhangi bir sayfayı seçer, karşısındaki dizeler ona yol gösterir, ona tavsiyelerde bulunur, içine su serper. Yoldan aldığınız kağıt mendilin içinden bile bir Hafız falı çıkar, neredeyse herkes Hafız’ın iki dizesini ezbere bilir. Dost sofralarda kitap getirilir, evin en değerlisiymiş gibi tutulur, açılıp okunur, yorumlanır, şarkısı söylenir. Bu kadar önemli, saygıdeğer, büyük ve içlerindendir Hafız.

Açıkçası Şiraz’da en çok merak ettiğim yer Takht-e Cemşit, yani bizim bildiğimiz ismiyle görkemli Persepolis idi. Ben nereden bilebilirdim Hafız’ın kabrinden bu kadar etkileneceğimi?

İrem Bağları/Bahçeleri’ni aratmayan havuzlu bir bahçenin içindeydi mezarı, 8 kolonlu küçük bir kubbenin altında mermerdendi. Girişin ücretli olduğu bu yer oldukça kalabalıktı, her yaştan her çeşit insan vardı. Mezarının yanında fotoğraf çektirmek isteyen kalabalık oldukça sessiz ve saygılıydı, herkes sırasını bekliyor, bazısı dua okuyor, çoğu mezara el sürüyordu fakat istisnasız hepsinde Divan vardı. Öğleden sonra gittiğim bu yerde saatlerimi geçirdim, hava karardı, Şiraz mehtabının altında bahçe ve mezar daha da çekici hale gelmişti. Ziyaret edenlerin sayısında azalma yoktu, bazısı çıkıyor ama yerine başkaları geliyordu. İnsanların sol elinde kitap sağ elleri kalbinde, mezarı tavaf edip ara sıra sesle gazellerinden birini okuduklarını gördüm, içlerinde sarhoş olanlar bile vardı.

Ben de gördüğüm bu manzaradan, insanların kendini Hafız’a bu kadar sunmasından, saygı duyup içselleştirmesinden, sokaklarda biraz yalnız dolaşıp sarhoş döndüm kaldığım yere.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.