Sanatın Kökenlerine İniş ve Altamira'daki Bizon Resimleri

S. Emre Özcan 05.09.2016

Sanatın kökenleri acaba nereye kadar uzanmaktadır? Altamira'daki duvar resimlerinin ilk keşfi nasıl olmuş ve ilk hangi arkeolog bu duvar resimleri üzerinde ciddiyetle çalışmaya başlamıştır? İşte yanıtları...

Sanatın kökenleri nereye dayanır? Bu kökenleri M.Ö. 35.000 yıllarındaki hayvan ve kadın heykelciklerine kadar götürebiliriz. Bu heykelcikler, göçebe yaşam biçimlerinin doğal bir sonucu olarak, taş, pişmiş toprak, kemik ya da fildişinden yapılmış heykellerdir.

Yontularak yapılmış kadın heykellerinde çok az yüz ayrıntısı bulunmakta, abartılı bir şekilde yapılmış göğüs ve kalça kabartmaları yer almaktadır. Abartılı göğüs ve kalçalar, bunların bir tür “bereket sembolü” olarak kullanıldığını akıllara getirmiş ve bu yüzden bu heykellere Venüs heykelcikleri denilmiştir.

Sanatın Kökenlerine İniş ve Altamira'daki Bizon Resimleri

Mağaralarda yer alan “duvar resimleri” ise daha geç bir dönemde gelişmiş ve yaratıcılarının yerleşik bir dönemde yaşadıkları düşünülmüştür. İlginç bir şekilde, 19. yüzyılda bu resimler ilk bulunduğunda, arkeologlar gerçeğe çok benzeyen ve canlı gibi duran bu hayvanların, buzul çağı insanlarınca yapılmış olabileceğine inanmamışlar ve bunları sahte kabul etmişlerdir.

Bu dönemdeki mağara resimleri çoğunlukla hayvan resimlerinden oluşur. Bu hayvanlar arasında at, geyik, bizon, boğa ve nadiren balık tasvirleri yer almaktadır.

Taş devri mağara resimleri sadece Avrupa’da değil, Orta Amerika, Avustralya ve Afrika’da da bulunmuştu. Her yörenin resimlerinde o bölgenin doğal yaşantısından izler vardı. Örneğin Afrika’daki resimler orada yaşayan hayvanların tasvirlerini, gergedan ve zebra tasvirlerini içermekteydi. En sık betimlenen hayvanlar ise genellikle bölgenin en iri hayvanları oluyordu, bu da tasvirlerin fiziksel gücün birer ifadesi olduklarına işaret ediyordu.

Sanatın Kökenlerine İniş ve Altamira'daki Bizon Resimleri

Tarih öncesi mağara resimlerinde kullanılan boya maddesi, mağarada dövülerek tuz haline getirilen ve bazı sıvılarla karıştırılan maden cevherleriydi. Fransa’da bulunan Lascaux mağarasındaki tasvirlerde kullanılan sıvı suyken, diğer mağara resimlerinde reçineler, yumurta akı ve başka maddeler kullanılmıştı. Bu mağara resimlerinden biri de Altamira mağaralarında bulunuyordu.

Sanatın Kökenlerine İniş ve Altamira'daki Bizon Resimleri

Altamira Mağaraları’nın Keşfi

Kuzey İspanya’daki Altamira mağaralarının keşfi, bir bilimsel araştırmadan çok, bir şanstı. 1869’da, havlamaları birden sessizleşen köpeğini arayan bir avcı, birden kendini oldukça karmaşık ve bilinmeyen bir mağaranın içinde bulmuştu. Altamira’nın önemi altı yıl kadar anlaşılamamış; yerel amatör arkeolog Marcelino de Sautuola, Altamira’nın öyküsünü duyunca mağaraların bulunduğu bölgeye gelerek, tam 4 yıl mağaranın yerini bulmaya çalışmıştı.

Sanatın Kökenlerine İniş ve Altamira'daki Bizon Resimleri

Sautuola, 1879’da on iki yaşındaki kızıyla mağaraları gezerken, kızı aniden bağırarak: “Baba resmedilmiş boğalara bak” demiş ve Sautualo sonunda aradığı bizonları bulmuştu. Sautuola resimlerin yaşı ve özgünlüğü hakkında ikna olmuş ve bundan bir yıl sonra keşfini yayınlamıştır. Ama onun raporu yine de kuşkuyla karşılanmış ve Sautuola kuramını kanıtlayamadan, 1888 yılında, 57 yaşındayken dünyaya gözlerini yummuştur. Kuramları ancak yirmi dört yıl sonra, 1902 yılında onaylanabilecektir.

Sanatın Kökenlerine İniş ve Altamira'daki Bizon Resimleri

Altamira’daki bizon resimleri ve Lascaux’taki hayvan çizimleri, ilk sanat eserlerine dair önemli bulgular olarak görülmekte ve bu tasvirler ilk insanlara dair önemli ipuçları sunmaktadır. Ünlü sanat tarihçisi E. H. Gombrich ise bu mağaralar hakkında şu yorumları yapmaktadır:

Bu mağaralara girmek, insana garip bir duygu verir. Bazen dar ve alçak koridorladan geçilir. Dağın karanlık içindeyken, rehberiniz, bir el feneriyle bir boğa resmini birden aydınlatıverir. Böylesine güç ulaşılan bir yere, yalnızca süsleme amacıyla gidilmiş olması düşünülemez (...) mağaraların duvarlarındaki ve tavanlarındaki resimler düzenlice yapılmamışlar, tersine, belirli bir düzen anlayışından çok uzak olarak, bazen birbirleri üzerine boyanmış ya da çizilmişlerdir. Bu kalıntıları daha iyi şöyle açıklayabiliriz: Bunlar, imgelerin etkisine ilişkin evrensel inanışın en eski örnekleridir. Başka bir deyişle, bu ilkel avcılar, belki de oklarını ve taş baltalarını kullanarak elde ettikleri avlarının yalnızca resmini yapmakla, gerçek hayvanların da kendi gerçeklerine boyun eğeceğine inanıyorlardı

Ama amaç her ne olursa olsun bu çizimler, dünyanın ilk sanat eserleri olarak kabul edilmekteydi.


Kaynak:

E. H. Gombrich, Sanatın Öyküsü, Remzi Kitabevi. (1. Yabansı Başlangıçlar)

Mary Hollingsworth, Dünya Sanat Tarihi, İnkılap Yayınları. (Bölüm 1: Sanatın Kökenleri)

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.