Sanatçının Gözünden Anlatılmayan Öyküler

Marjinol Ekibi 08.10.2017

10 sanatçının bakış açısı ve bilinmeyen hikayeler, Dan Banino'nun fotoğraf serisinde bir araya geldi.

Birbirinden ilginç fotoğraf projelerine imza atan sanatçı Dan Banino, "Sanatçının Gözünden: Anlatılmayan Öyküler" isimli bir fotoğraf serisi oluşturdu. 22 şehri 3 ayda gezerek 10 ressamın bilinmeyen hikayelerini topladı ve evlerini, yürüyüşe çıktıkları yolları, yedikleri yemekleri, çalışma süreçlerini onların gözünden fotoğraflamaya çalıştı. Ortaya harika bir fotoğraf serisi çıktı.


Bu seyahatler sırasında çekilen fotoğrafları ve daha fazlasını sanatçının Instagram hesabında inceleyebilir, diğer çalışmalarına web sitesinden ulaşabilirsiniz.



Paul Cezanne ve Emile Zola çocukluklarından itibaren kardeş gibi büyümüş ve sanatlarında birbirlerinden ilham almışlar. Zola, bir karakterini Cezanne'dan ilham alarak yazdığı bir romanının el yazması kopyasını arkadaşına göndermiş. Bunun üzerine Cezanne'ın Zola'ya yazdığı mektup, aralarındaki son yazışma olmuş.




İspanya'da 60 yıl boyunca aynı restoranın müdavimi olan Salvador Dali, bir gün restorana gittiğinde, hiç adeti olmadığı halde tek başına yemek yemek istediğini söylemiş ve köşedeki bir masaya oturmuş. Sadece balık çorbası istemiş. Yemek geldiğinde ayağa fırlayıp tabağı kırmış, kırmızı çorbayı etrafa saçmış, "Ben Dali'yim!" diye bağırmış. Sonra da oturup kırık tabak parçalarını imzalamaya başlamış.




El Greco'nun enteresanlığı, yemek yerken canlı müzik istediği için müzisyenler kiralaması ve müşterilerinin isteklerini reddetmekle övünmesiymiş.




Francisco Goya'nın ilginç bir boyama tekniği varmış. Resmini tamamladıktan sonra gün ışığının kaybolmasını bekliyor, ardından çevresine mumlar yerleştirilmiş silindir şapkasını takıyor, mumları teker teker yakıyormuş. Böylece, karanlıkla bütünleşmeye ve resmine son fırça darbelerini uygulamaya hazır oluyormuş.




Henry De Toulouse-Lautrec, ailesi ve arkadaşlarıyla yemek yemeyi sever, kimsenin masadan ayık kalkmasına izin vermezmiş. Bunu sağlamak için de tüm su sürahilerini akvaryum balıklarıyla doldurur, misafirlerine şaraptan başka bir şey içirmezmiş.




Henri Matisse, abstrakt sanatını tablolara taşımadan önce şekilleri kağıttan keser, kolajlarını yapar, kompozisyonun son haline karar verdikten sonra boyamaya başlarmış.




1899'da Barcelona'da bulunan genç Picasso, "El 4 Gats" isimli restoranın müdavimlerinden olmuş ve ilk sergisini de burada gerçekleştirmiş. Aradan 100 yıl geçmesine rağmen restoranın hala açık olduğu ve buraya gelen sanatçıların tasarladığı mönüyü kullandığı söyleniyor.




Pierre-Auguste Renoir, hayatının son 25 yılını romatoid artrit hastalığıyla geçirmiş. Tamamen katılaşmış eliyle resim yapması için oğlu Claude ona yardım ediyormuş. Bazen kendisini felç edecek kadar şiddetli ağrılar çekiyormuş ama resim yapmayı hiçbir zaman bırakmamış.




Vincent Van Gogh'un kulak kesme hikayesine dair bir rivayete göre, o kulak delilikten kesilmemiş. Arkadaşı Paul Gauguin'le kavga ederken kulağını kaybetmiş ve "eski kulağı kesikler" arasına katılmış. Hikayenin devamını biliyorsunuz. Kafasının yanından kanlar akan Vincent, elinde paketlenmiş kesik kulağıyla bir geneleve gider ve olaylar gelişir...




Philip IV, 16 Ağustos 1623'te resmini yapması için Diego Rodriguez de Silva Velasquez'in karşısına oturmuş. Resim bir günde tamamlanmış ve herkes sonuçtan memnun kalmış. Bunun üzerine Velasquez'e Madrid'e taşınması söylenmiş. O tarihten sonra Philip'in resmini yapan başka kimse olmamış ve daha önceden yapılmış portreleri de ortadan kaldırılmış.

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.