Şah ve Ayetullah

Tolga Gerger 07.09.2016

İran İslam Devrimi nasıl yaşandı? Şah Rıza Pehlevi'den Humeyni'nin İslam devletine giden süreci anlattık.

Şah ve Ayetullah

İran binlerce yıllık geçmişe sahip eski bir coğrafyadır. Persis ya da Persia adı veya bir milleti değil Güneybatıda yer alan bir eyaletin adıdır. İran isminin fikir babası ise bölgede yoğunlukla yaşayan Türkler'dir. Türkler her zaman bu ülkeyi kendi ülkeleri olarak belirtmiş ve sahip çıkmışlardır. 20. yüzyılın başında bu ülke büyük buhranın içinde yer almış, yine yüzyılın son 20 yılında hiç kimsenin beklemediği büyük bir devrime şahit olmuştur.

İran İslam Devrimi'ne giden yol

İran Devrimi'ni incelerken dört insandan bahsetmek gerekmektedir. Bu dört lider farklı düşünce ve görüşlere sahipti. Bunlar Şah Rıza Pehlevi, oğlu Şah Muhammed Rıza Pehlevi, Musaddık ve en nihayetinde Humeyni'dir. İran'ı devrime götüren süreci incelerken, bölgede varlık gösteren farklı kültürleri, Şii geleneğini ve tarihsel geçmişi çok iyi bilmek gerekiyor. Bu devlet neler yaşadı ve bu sürece nasıl geldi? Bugün halen tartışılan bir şey var ki o da devrimin amacından sapmasıdır. Oluşan toplumsal kaos elbette ki yeni bir başlangıcın habercisiydi fakat kimse bunun şeriat rejimiyle yönetilen bir ülke haline dönüşeceğini zannetmiyordu. Öyle ki bu yeni rejim kabına sığmayan, düşman edinmekten korkmayan bir hale bürünmüştür. İran'la olan bağlarımız geçmişten geldiği için bu devrimi bilmemiz gerekiyor. Bugün İran bölgenin en güçlü ülkelerinden biri. Orta Doğu politikalarında gerek Suriye, gerek Yemen, gerek Filistin konularında hep söz sahibi olmak istiyor. Bu elbette ki 1979'da yaşanan devrimin bir uzantısıdır.

Şah ve Ayetullah

Şah Rıza Pehlevi'nin Atatürk hayranlığı

Şah Rıza Pehlevi, büyük bir mücadele sonrasında İran'da yönetimi ele geçirmiştir. İç isyanları bastırmış, dış tehditleri sindirerek yönetimi devralmıştır. Şah'ın kendisine en çok örnek aldığı ülke Türkiye'dir. Türkiye, laik duruşu içerisinde o dönem İran'ı, sonrasında Mısır'ı ve birçok ülkeyi etkileyen, yönlendiren, parmakla gösterilen bir ülkeydi. Bunu unutmamamız gerekiyor. Şah, ülkeyi Cumhuriyet rejimine taşımayı hep arzulamıştır. Bunu bugün kaynaklardan edindiğimiz bilgiler ışığında rahatlıkla görebiliriz. Öncesinde dediğimiz gibi Şii gelenekleri ve onun koruyucusu olan molla sınıfı bu rejim önerisine karşı çıkar. Yeni kurduğu iktidarının zarar görmemesi için Şah saltanatını ilan eder. Ülkede yaptığı petrolün millileştirilmesi ve gelirin daha çoğunun İran'a gelmesi düşüncesi, bölgede şirketi olan İngilizlerin tepkisini çekmiştir. Bu tepkinin içinde yer alanlardan biri de gelecekte rejimi yıkacak kişi olan Humeyni'dir.

Rıza Pehlevi ülkeyi örnek aldığı Atatürk devrimleri idealinde değiştirmeye çalışır. Kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilme çalışmaları, kılık kıyafette yapılan düzenlemeler, hepsi yeni modern İran için yaptıklarıdır. Ünlü Türkiye gezisinde "Benim birader bilesiniz ki Şark'ta bir kolordu komutanınız hazır bekliyor" ifadesine kadar Atatürk'e hayran olan Şah inkılap çalışmalarına devam eder. İkinci Dünya Savaşı sırasında bölgede daha bağımsız hareket ettiğine inanılan Rıza Pehlevi, İngilizler'in desteği ve Molla güçlerinin yardımıyla tahttan indirilir. Bu sırada kuzey bölgelerinden de Sovyet işgali gerçekleşmektedir. Şahın devrilişi ve yerine oğlu Muhammed Rıza Pehlevi'nin getirilişi İran için dönüm noktası olur.

Şah ve Ayetullah

Milli irade hiçe sayılıyor

Şah Muhammed Rıza Pehlevi İngilizler tarafından tahta oturtulur fakat henüz mutlak lider değildir. İran adeta İngiltere'nin uydu gücü halinde yaşamaya zorlanan bir ülke haline gelir. Bölgede petrol yataklarında kurulan devasa firmalar İngilizler'e aittir, çalışanlar ise tabii ki İranlıdır. Her şey bölgede çok az sayıda yaşayan İngilizler'e göre tasarlanmıştır. İngilizler'in bindiği toplu taşıma araçlarına İran vatandaşı binemez, hatta restoranlara bile giremezler. Öyle ki bazı restoranlarda "Köpekler ve İranlılar giremez" tabelaları asılmıştır. Bu acı bir tesadüftür. İnsanlar kendi ülkelerinde bir yabancıdan çok bir nevi yarı köle şeklinde yaşamıştır. Bu durum halkın yoğun tepkisini çeker.

Şah ve Ayetullah

Bazari kepenk kapatır...

Tam bu dönemde petrol haklarının İngilizler'e peşkeş çekilmesini reddeden Musaddık, halkın gözünde bir kahraman haline dönüşmüştür. Ulusalcı cephenin lideri olan Musaddık, petrolün İran'ın denetiminde olmasını ve İngilizler'in yönetimden el çektirilmesini savunur. Bu duruşu karşısında Şah, Musaddık'ı başbakanlığa getirmek zorunda kalır. Musaddık ülkede farklı şeyler yapamaya çalıştıkça, batılı güçlerin çıkarları sarsılmıştır. Şah Muhammed Rıza Pehlevi, 1953 yılının Ağustosunda Musaddık'ı görevden almaya çalışır. Ülkede isyan patlak verir. Şah kaçar fakat CIA destekli yeni bir darbe hazırlanır. Tahran'da Bazari, yani bizim dilimizde Kapalı Çarşı diye bir yer bulunmaktadır. İran'da sanayi olmadığı için Bazari İran'ın ekonomik ve siyasi yönünü tespit eder. Bazari'de ne zaman kepenkler inerse, o zaman İran karışır. İşte böyle bir atmosferde Bazari'de yer alan dükkanların hepsi kepenk kapatır, büyük mitingler düzenlenir. Şah tekrar gelir ve mutlak iktidarını İran üzerinde pekiştirir.

Şah ve Ayetullah

Kadınlara oy hakkı, toprak reformu ve daha fazlası

Musaddık hareketi İran'da asla unutulmayacaktır. Öyle ki devrim fikri ilk olarak onun zeminini hazırladığı insanlar arasında yayılmıştır. Şah Muhammed Rıza Pehlevi ülkede tam iktidarını kurduğu zaman bazı şeyleri denemeye karar vermiştir. Beyaz Devrim adı verilen bu reform hareketi, kadınlara oy hakkından toprak reformuna kadar bir dizi yeniliği içeriyordu. Bu reformlar özellikle biri tarafından çok eleştirildi: Humeyni. Humeyni dini bir otoriteydi ve devrimde beyaz olan tek şeyin Beyaz Saray etkisi olduğunu belirtiyordu. Humeyni, bu çıkışı sonrası tutuklandı, dini otoritesine saygı duyulduğu için sürgüne gönderildi.

Ve halk baskıyla tanışır

Şah'ın en büyük hatası, yapması gerekenleri Amerika büyükelçilerinden ya da diplomatlardan dinlemesidir. Ülkenin farklı bir yöne gittiğini anlayan Şah, OPEC'te (Dünya Petrol Üreticileri) söz sahibi olmak için petrol fiyatlarına zam yapmıştır. Dünyanın 70'li yılların başında yaşadığı petrol krizi İran'ın müdahalesi sonrasında ortaya çıkmıştır. Evet, ülke ekonomik anlamda bir gecede zenginleşmişti fakat halk enflasyonla tanışıyor, yeni duruma ayak uyduramıyordu. İran'da muhalefet olmak her zaman zordur. Şah döneminde muhalifler SAVAK adı verilen gizli istihbarat servisinin dehşet yöntemleriyle susturuluyor ve cezası, tutuklandığının gecesi veriliyordu. Bu halkta korku ve nefret yarattı. Şah attığı adımlarla Amerikalı dostlarını hiç memnun etmemişti. Halk arasında karmaşa artmaya başladı. Sürgünde bulunan Humeyni'nin sözleri kasetlerle camilerde, üniversitelerde dinleniyor ve halk Şah'a karşı nefret duymaya başlıyordu. 1979 yılına gelindiğinde bütün halk Şah Pehlevi'ye başkaldırdı. Resimlerinin heykellerinin yakıldığını gören Şah Muhammed Rıza Pehlevi ülkeyi terk etti.

Şah ve Ayetullah

Gelen gideni aratır

1 Şubat 1979 yılında Humeyni İran'da görkemli şekilde karşılandı. Aralık ayında ebedi lider seçildi. Sonrası herkesin malumu, şeriat düzeni... İran'da yaşanan olayların seyrini dünya kamuoyu hiçbir zaman görmedi ya da görmek istemedi. Batı yönetimleri Şah'ı destekliyordu fakat Şah'ın ilk hamlesinde desteklerini ondan çektiler. Üstelik kimse devrimin ve olayların sonucunun böyle olacağını beklemiyordu, özellikle de batı. Düşünce, İran'da özgür bir iradenin olacağını ve halkın bununla yönetileceğiydi, aslında halkın da beklentisi buydu. Humeyni ise bu tablonun en önemli parçasıydı.

Bölgeyi tanımayan batı dünyası, hatta o dönemde yorum yapan Türk aydınları Şah'ın gitmesini istiyorlardı. Bugün halen o aydın tipini görebilirsiniz. Burada sorulması gereken soru şu: Şah gitti, yerine kim geldi? Muhammed Rıza Pehlevi elbette ki iyi bir yönetici değildir, bunu söylemek gerekiyor. Fakat yerine daha despot bir iradenin hakim olduğu ortada. Modern İran'ı kurmaya çalışan Şah elbette ki halkına zulüm ve acı çektirdi. Peki onun yerine gelen Şah ne yaptı?

Orta Doğu çok kaygan zeminler üzerine kurulu bir yerdir. Buna İran da dahil. İran'da yaşanan bu devrimin nedenleri ve sonuçları çok açık. Daha önceki yazılarımda dediğim gibi, tarih yazılmaya devam ediyor. İran köklü medeniyete sahip bir uygarlıktır, geçmişinden kopmaz fakat kendi geleceğini nasıl şekillendireceği halen bir soru işareti. Bekleyip göreceğiz.

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.