Saga ve Başarının Şifreleri

Erdem Şimşek 07.10.2016

Çizgi roman dünyasında çıktığı günden bu yana fırtınalar estiren Saga'nın bu kadar başarılı olmasının ardındaki sebepleri sizler için inceledik

Saga ve Başarının Şifreleri

Çizgi romanla azıcık haşır neşirseniz son yıllarda Saga ismini muhtemelen duymuşsunuzdur. İlk sayısı 2012'de yayınlanan Saga, çıktığı günden beri önüne çıkan ödülleri toplaya toplaya ilerliyor. Çizgi roman dünyasının Oscar'ı sayılan Eisner Ödülleri'nde her sene ikişer üçer ödülleri toplayan Saga'nın arşivinde daha birçok ödül de yer alıyor.

Peki ne anlatıyor Saga? Saga'da oluşturulan evrende Landfall gezegeni ve uydusu Wreath arasında bitmek bilmeyen, galaksinin her yerine sıçramış bir savaş var. Bu savaş sırasında Landfall'lu Alana ile kendi ellerinde esir olan Wraith'li Marko arasında bir aşk yaşanıyor ve bu aşkın meyvesi olarak da Hazel dünyaya geliyor. Hazel, babası gibi boynuzları, annesi gibi kanatları olan bir melez. Ancak bu evrende Hazel, kabul edilmesi imkansız bir mahlukat olarak görülüyor. Hükümetler peşlerine kiralık katiller yolluyor. Hem de ne katiller! Hikaye de temelde Alana, Marko ve Hazel'in galakside oradan oraya kaçarken yaşadıkları maceraları anlatıyor. İlk bakışta oldukça basit gözüken bu hikayenin ayrıntılarında onlarca güzellik var. Peki nedir bu ayrıntılar? Saga nasıl oluyor da okuru böyle kendine bağlıyor? Bu çizgi romanın bu kadar tutmasının sebepleri neler? Şimdi bunlara bakalım.

Derslik karakter tasarımları

Brian K. Vaughan'ın yazdığı ve Fiona Staples'in resimlediği Saga'nın belki de en başarılı olduğu nokta karakter tasarımları. Bu karakterleri sadece görsel anlamda değil, kişilikleri ile birlikte görmek gerekiyor. Aslında ana karakterleri oldukça insansı ve normal olan Saga'da hikayeye girip çıkan yan karakterler tek başlarına fenomene dönüşecek kadar başarılı işler. Örneğin The Will kod adlı kiralık katilin yanında koca bir kedi dolaşıyor. Bu Lying Cat (Bazen de Honest Cat) olarak anılan kedi, karşısında konuşan kişi yalan söylüyorsa "Lying" (Yalan söylüyor) diye tıslıyor. Ağzından başka da hiçbir kelime çıkmıyor. Bir kiralık katil için daha iyi bir yoldaş olabilir mi? Böyle bir kediyi gören piyasa boş durur mu? Durmaz. Tıklayın bakın aşağıdaki videoyu Lying Cat oyuncağı size ne diyor?

Bir başka karakter olan Izabel ise savaş sırasında mayına basarak hayatını kaybeden ve artık vücudunun yarısı olmayan bir hayalet. Peki Izabel'in görevi ne dersiniz? Bu ergen hayalet Izabel, bir anlaşma sonucu Hazel'in dadısı oluyor. Üstelik ruhları da birbirine bağlı. Yine bir kiralık katil olan örümcek kadın The Stalk, deniz aygırlarına çobanlık yapan fok-adam Ghüs, aşırı şiddet eğilimli, televizyon kafalı robot krallığı üyeleri ve en önemli figür olarak Prince Robot IV, Marko'nun eski sevgilisi Gwendolyn, gay gazeteciler Upsher ve Doff, bir ev ve uzay gemisi olan ağaç ve daha niceleri... Saga'nın karakterleri evrim sonucu bugünkü haline gelmiş varlıklar gibi. Gereksiz ayrıntılar yok ama var olan ayrıntı karakterlerin üzerlerine tam oturuyor.

Herkes hata yapar

Saga'nın en önemli yönlerinden birisi hiçbir karakterinin kişilik anlamında mükemmel olmaması. Yani hepsi hata yapıyor. Hazel'in ağzından anlatılan bu hikayede yalnızca macera peşinde koşmuyoruz. Hazel ile birlikte hem Hazel'i hem yetişkinleri izleyerek biz de hayata dair birçok şey öğreniyoruz. Örneğin bir yerde Hazel, yetişkinlerin çocuk yaparak ne çok şeyden feragat ettiklerini anlatıyor. Hikaye boyunca bunu görmemize rağmen, Hazel bize bunu hatırlatana kadar durumu normal olarak kabul ediyoruz. Tek bir kısa metinle tüm seriye o gözle tekrar bakmamızı sağlayabiliyor Saga. Bir başka karede, Alana kötü bir alışkanlığa bulaşıyor ve Marko ile aralarında bir kavga yaşanıyor. Bu kavga, ilişkilerini zedeleyici bir kavga. Marko'nun her şeyi açık bir şekilde görmesini sağlayan şey ise aynı şeyi kendi deneyimlemesi ile oluşuyor. Yani her şey hayat gibi hikayede. Hatalar var, çatışmalar var, ardını bıraksanız kopup gidecek şeyler var, araya giren uzun zamanlar var. Saga, sizi buradan da yakalıyor.

Saga ve Başarının Şifreleri

Hikaye sürekli şaşırtıyor

Her şey hayat gibi dedik. Hayat, beklenmedik gelişmelere de gebedir her zaman. Saga'da da hikaye bu şekilde ilerliyor. Köşe başlarını tutup, koruyup hiç değiştirmeden ilerlemiyor. Okuru bu evrende gezen bir uyurgezere, bir bağımlıya dönüştürmüyor. Sokakta olduğu gibi, şiddet, ikinci bir soru sormadan uygulanıyor. İyi saydığımız karakterlerde şiddet eğilimi, soğukluk gördüğümüz gibi, kötü saydığımız karakterlerde sevgi ve anlayış ile karşılaşabiliyoruz. Örneğin The Will, çok soğuk, ölümcül bir kiralık katil ama günahsız bir kızı hiçbir çıkarı olmamasına rağmen kötü ellerden kurtarıyor. Üstelik The Will, bir başka günahsız kızın, Hazel'in peşinde! Prince Robot IV, önüne çıkanı deşen bir robot ama çocuğu ve karısı için her şeyi yapabilir, üstelik hikaye içinde o da bir dönüşüm geçiriyor. Yani, okuduğumuz hikayenin tıpkı oksijen solunan bir ortamda olduğu gibi, yaşayan, dönüşen, beklenmedik kişilerin beklenmedik hareketlerde bulunabildikleri bir hikaye olduğunu gözlemleyebiliyoruz. Bu da önümüzdeki sayılarda ne olacağı konusunda daha fazla merak oluşmasını sağlıyor.

Gözler Vaughan'ın üzerinde

Saga'nın yazarı Brian K. Vaughan daha önce Marvel, DC Comics gibi çizgi roman devlerinde de bazı işlere imza atmış. Vaughan, Marvel ve DC gibi yerlerde kahramanların ön planda olduğuna işaret ederek, "Orada kahramanların yazara ihtiyacı, yazarın kahramana ihtiyacından daha fazla. Eğer, yükselmek istiyorsanız buralar doğru adres. Kendi yaratımınızı oluşturmak isterseniz, hiçbir zaman ortada bir garanti olmaz ama bazen mütevazi bir iş bile hayat değiştirici olabilir" diyor. Vaughan'ın Saga ile geldiği nokta, sözlerini olumlar nitelikte. Vaughan, birçok kişinin kendisine Saga'yı işaret ederek, "İlk kez bir çizgi roman okudum" dediğini belirterek, özellikle çizgi roman dünyasına aşina olmayan okurlara ulaşmanın kendisi için önemli olduğunu söylüyor. Ayrıca çizer Fiona Staples'ın da okuru yakalama konusunda hakkını büyük harflerle teslim ediyor. Aynı zamanda Under the Dome dizisinin yaratıcı ismi olan Vaughan'ın Y: The Last Man isimli çizgi serisi de, FX tarafından televizyona uyarlanıyor. Ancak ne zaman yayına gireceğine dair bir bilgi henüz yok. Dolayısıyla daha bekleyeceğimizi öngörebiliriz.

Her eve lazım

Saga'ya dönersek, Vaughan'a okurların ilk okudukları çizgi roman olarak Saga'yı söylemeleri boşuna değil. Saga, çizgi roman ve hatta bilim kurgu klişelerine sırtını yaslamıyor. Hem dilde hem çizgide yalın ama etkili bir anlatım yakalıyor Saga. Biz de ilk kez çizgi roman okuyacak okurlara Saga'yı rahatlıkla önerebiliriz. Neticede adından bilmeniz gereken bir külliyat olan bir seriden bahsetmiyoruz. İçinde şiddet ve +18 sahnelerin olduğu uyarısını da vererek Saga'ya bir şans vermenizi öneririz. Image Comics etiketiyle bugüne kadar 38 sayısı yayınlanan Saga'nın, Marmara Çizgi tarafından da ilk 18 sayıyı içeren üç cildi Türkçe'ye kazandırılmış durumda.

Saga ve Başarının Şifreleri

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.