Röportaj: Cüneyt Kaşeler

Emre Aydın 21.09.2016

"Toplum olarak onlar, içinde yaşadıkları coğrafya ve toplumda mutlular, biz ise mutsuzuz. Neyse ki sonunda hepimiz öleceğiz, bizim de bir gün mutlu olup olamayacağımızın önemi yok."

Lig Radyo yorumcusu Cüneyt Kaşeler ile edebiyat, futbol ve biraz da müzik konuştuk. Sağ olsun, kırmadı bizi ve içtenlikle yanıt verdi tüm sorularımıza. Vakit kaybetmeden başlayalım.

Öncelikle kariyer basamaklarından başlamak istiyorum Cüneyt abi. Emlakçılıktan, DJ'liğe, radyo programlarından spor yorumculuğuna kadar CV'de birçok titrin var. Bu kadar "alakasız" işler nasıl oldu? Hep ilgi alanlarına göre mi belirledin kariyerini, nasıl gelişti bu süreçler?

Ben hayatım boyunca sadece radyoda program yapmak istedim. Ancak Kent FM'de 1994 yılında radyoculuğa başladığımda, radyodan gelen para ile hayatımı idame ettiremeyeceğimi anladım. O yüzden arada dış satın alma ve emlak işi yaptım. Aslında emlak ve inşaat aile şirketimiz, hala devam ediyor. Ve hala sadece radyodan gelen para ile yaşamak mümkün değil. Gelirimin büyük kısmı emlak ve inşaat işinden geliyor.

Cüneyt Kaşeler mutlu bir insandır diyebilir miyiz?

Peki bu kariyer sürecinin geldiği noktadan mutlu musun? Cüneyt Kaşeler mutlu bir insandır diyebilir miyiz? Bunu şu yüzden soruyorum, seni tanıdığım için bu "mutluluk" kavramına bakışın çoğu insandan farklıdır muhtemelen ve açıkçası merak ediyorum.

Yaptığım işten mutluyum. Zaten başka bir iş yapıyor da olsam, izleyeceğim maçları izliyor, onlar hakkında yorum yapıyorum. Çocukluk kahramanlarımla aynı masada oturabiliyor, basın toplantılarında onlara sorular sorup onlardan cevap alabiliyorum. İş olarak bundan daha iyi bir seçenek yok ve mutluyum. Eğer sorduğun soru hayata dair ise, benim için mutluluk, para kazanmak, tatil yapmak, ev ya da araba almak değil. Sevdiğim insanlarla anı paylaşmaktır. Bu anlamda çok mutluyum.

Birçok insanın yerinde olmak isteyebileceği bir hayatın varmış gibi görünüyor dışarıdan bir gözle bakınca. Senin de "keşke ben de x kişisinin yerinde olsaydım" dediğin oluyor mu?

Direkt belirli bir kişinin yerinde olmayı değil, ancak kendim olarak bugüne kadar yaşadığım hayatı belirli bir coğrafyada yaşayabilmeyi isterdim. Mesela İngiltere veya Arjantin'de. :)

Lig Radyo yorumcusu Cüneyt Kaşeler ile edebiyat, futbol ve biraz da müzik konuştuk. Sağ olsun, kırmadı bizi ve içtenlikle yanıt verdi tüm sorularımıza. Vakit kaybetmeden başlayalım.

Öncelikle kariyer basamaklarından başlamak istiyorum Cüneyt abi. Emlakçılıktan, DJ'liğe, radyo programlarından spor yorumculuğuna kadar CV'de birçok titrin var. Bu kadar "alakasız" işler nasıl oldu? Hep ilgi alanlarına göre mi belirledin kariyerini, nasıl gelişti bu süreçler?

Ben hayatım boyunca sadece radyoda program yapmak istedim. Ancak Kent FM'de 1994 yılında radyoculuğa başladığımda, radyodan gelen para ile hayatımı idame ettiremeyeceğimi anladım. O yüzden arada dış satın alma ve emlak işi yaptım. Aslında emlak ve inşaat aile şirketimiz, hala devam ediyor. Ve hala sadece radyodan gelen para ile yaşamak mümkün değil. Gelirimin büyük kısmı emlak ve inşaat işinden geliyor.

Cüneyt Kaşeler mutlu bir insandır diyebilir miyiz?

Peki bu kariyer sürecinin geldiği noktadan mutlu musun? Cüneyt Kaşeler mutlu bir insandır diyebilir miyiz? Bunu şu yüzden soruyorum, seni tanıdığım için bu "mutluluk" kavramına bakışın çoğu insandan farklıdır muhtemelen ve açıkçası merak ediyorum.

Yaptığım işten mutluyum. Zaten başka bir iş yapıyor da olsam, izleyeceğim maçları izliyor, onlar hakkında yorum yapıyorum. Çocukluk kahramanlarımla aynı masada oturabiliyor, basın toplantılarında onlara sorular sorup onlardan cevap alabiliyorum. İş olarak bundan daha iyi bir seçenek yok ve mutluyum. Eğer sorduğun soru hayata dair ise, benim için mutluluk, para kazanmak, tatil yapmak, ev ya da araba almak değil. Sevdiğim insanlarla anı paylaşmaktır. Bu anlamda çok mutluyum.

Birçok insanın yerinde olmak isteyebileceği bir hayatın varmış gibi görünüyor dışarıdan bir gözle bakınca. Senin de "keşke ben de x kişisinin yerinde olsaydım" dediğin oluyor mu?

Direkt belirli bir kişinin yerinde olmayı değil, ancak kendim olarak bugüne kadar yaşadığım hayatı belirli bir coğrafyada yaşayabilmeyi isterdim. Mesela İngiltere veya Arjantin'de. :)

Röportaj: Cüneyt Kaşeler
Röportaj: Cüneyt Kaşeler

"Tutunamayanlar her 10 senede bir yeniden okunması gereken bir kitap"

Herkes aslında seni, biraz da normal olarak, spor yorumcusu ve iyi bir Fenerbahçeli olarak tanıyor. Lakin senin futbol dışında iyi bir müzik ve edebiyat zevkin de var. Olabildiğince çok okuyup dinliyorsun. Cüneyt Kaşeler en çok neler dinlemekten hoşlanır, neler okumaktan hoşlanır?

Yıllarca en sevmediğim soru bu oldu. Çünkü bu sorunun hiçbir zaman tek ve değişmeyen bir cevabı olamaz. Bu aralar ne okuyorsun ve ne dinliyorsun diye sorarsan, Karl Ove Knausgaard - Kavgam kitabını bitirdim, şimdi devamı olan "Aşık Bir Adam"ı okuyorum. Aynı zamanda Barış Bıçakçı külliyatını bitiriyorum. Ancak Bukowski'nin kitaplarını her zaman dönüp dönüp okurum. Müzik olarak, bu ara sürekli "Adamlar" dinliyorum. Alabama Shakes, Nick Cave yine bu aralar sürekli dinlediklerimden.

Bu cevap üzerine Bukowski ve Oğuz Atay'a değinmeden olmaz diye düşünüyorum. Neler aklına getiriyor bu iki isim?

İlk kez 1992 yılında Bukowski okudum. 22 yaşındaydım. Hayat görüşümü şekillendirdi diyebilirim. Hâlâ canım sıkıldıkça Bukowski'ye danışırım. Oğuz Atay'ın "Tutunamayanlar" romanındaki Turgut Özben karakterini, benim bugünkü halimi görerek yazdığını düşünüyorum. Özellikle "Tutunamayanlar" her 10 senede bir yeniden okunması gereken bir kitap bence.

Ne olacak bu Fenerbahçe'nin hali?

Yavaştan futbola geçiş yaparsak, abi klasik olarak küt diye sorayım. Ne olacak Fener'in bu hali? Ve hatta ne olacak bu Liverpool'umuzun hali? Biz şampiyonluk göremeyecek miyiz?

Fener'in hali hiçbir zaman daha iyiye gitmeyecek, Liverpool da asla şampiyon olamayacak. :) Fenerbahçe bir futbol aklıyla yönetilmediği müddetçe - ki bu yönetim haliyle pek mümkün gözükmüyor - iyiye doğru gitmez. Yönetim veya zihniyet değişikliğiyle elbette arzuladığımız muasır medeniyetler seviyesine yükselebilir. Liverpool ise şu anda Football Manager'da Premier Lig'e geçen sene çıkmış bir takım gibi. Klopp ile başladıkları dönüşümü, bütçeleri nispetinde sürdürürlerse önümüzdeki 5 sene içinde şampiyonluk adayı olabilirler. Ancak Premier Lig tam bir kurtlar sofrası, avcı olarak çıkıp av olabilirsiniz.

Ligin favorisi sence kim ve neden?

4. haftayı geride bıraktığımız bu günlerde oturmuş kadrosu ve yaptığı takviyelerle Beşiktaş'ın bu sene de şampiyon olacağını düşünüyorum.

Ülkenin futbol iklimi ve olmayan futbol aklı için neler söylemek istersin? Sence değiştirilmesi gereken ilk "şey" nedir?

Ülkedeki futbolun daha iyiye gitmesi için değiştirilmesi gereken ilk şeyin Türkiye'de futbolu yönetenler, yani futbol federasyonu olduğunu düşünüyorum. Bunun arkasından kulüplerin dernek statüsünden çıkarılıp sahiplerinin olması gerektiğini düşünüyorum. Ancak bu şekilde bu irrasyonel transfer harcamalarının önüne geçilebilir. Son dönemde Beşiktaş'ın iyi yönetildiğini düşünmekle birlikte onların da futbol şubesini gönüllülük esasına dayanan yöneticilerle değil, profesyonel bir futbol direktörüyle yürütmesi gerektiğine inanıyorum.

"Tutunamayanlar her 10 senede bir yeniden okunması gereken bir kitap"

Herkes aslında seni, biraz da normal olarak, spor yorumcusu ve iyi bir Fenerbahçeli olarak tanıyor. Lakin senin futbol dışında iyi bir müzik ve edebiyat zevkin de var. Olabildiğince çok okuyup dinliyorsun. Cüneyt Kaşeler en çok neler dinlemekten hoşlanır, neler okumaktan hoşlanır?

Yıllarca en sevmediğim soru bu oldu. Çünkü bu sorunun hiçbir zaman tek ve değişmeyen bir cevabı olamaz. Bu aralar ne okuyorsun ve ne dinliyorsun diye sorarsan, Karl Ove Knausgaard - Kavgam kitabını bitirdim, şimdi devamı olan "Aşık Bir Adam"ı okuyorum. Aynı zamanda Barış Bıçakçı külliyatını bitiriyorum. Ancak Bukowski'nin kitaplarını her zaman dönüp dönüp okurum. Müzik olarak, bu ara sürekli "Adamlar" dinliyorum. Alabama Shakes, Nick Cave yine bu aralar sürekli dinlediklerimden.

Bu cevap üzerine Bukowski ve Oğuz Atay'a değinmeden olmaz diye düşünüyorum. Neler aklına getiriyor bu iki isim?

İlk kez 1992 yılında Bukowski okudum. 22 yaşındaydım. Hayat görüşümü şekillendirdi diyebilirim. Hâlâ canım sıkıldıkça Bukowski'ye danışırım. Oğuz Atay'ın "Tutunamayanlar" romanındaki Turgut Özben karakterini, benim bugünkü halimi görerek yazdığını düşünüyorum. Özellikle "Tutunamayanlar" her 10 senede bir yeniden okunması gereken bir kitap bence.

Ne olacak bu Fenerbahçe'nin hali?

Yavaştan futbola geçiş yaparsak, abi klasik olarak küt diye sorayım. Ne olacak Fener'in bu hali? Ve hatta ne olacak bu Liverpool'umuzun hali? Biz şampiyonluk göremeyecek miyiz?

Fener'in hali hiçbir zaman daha iyiye gitmeyecek, Liverpool da asla şampiyon olamayacak. :) Fenerbahçe bir futbol aklıyla yönetilmediği müddetçe - ki bu yönetim haliyle pek mümkün gözükmüyor - iyiye doğru gitmez. Yönetim veya zihniyet değişikliğiyle elbette arzuladığımız muasır medeniyetler seviyesine yükselebilir. Liverpool ise şu anda Football Manager'da Premier Lig'e geçen sene çıkmış bir takım gibi. Klopp ile başladıkları dönüşümü, bütçeleri nispetinde sürdürürlerse önümüzdeki 5 sene içinde şampiyonluk adayı olabilirler. Ancak Premier Lig tam bir kurtlar sofrası, avcı olarak çıkıp av olabilirsiniz.

Ligin favorisi sence kim ve neden?

4. haftayı geride bıraktığımız bu günlerde oturmuş kadrosu ve yaptığı takviyelerle Beşiktaş'ın bu sene de şampiyon olacağını düşünüyorum.

Ülkenin futbol iklimi ve olmayan futbol aklı için neler söylemek istersin? Sence değiştirilmesi gereken ilk "şey" nedir?

Ülkedeki futbolun daha iyiye gitmesi için değiştirilmesi gereken ilk şeyin Türkiye'de futbolu yönetenler, yani futbol federasyonu olduğunu düşünüyorum. Bunun arkasından kulüplerin dernek statüsünden çıkarılıp sahiplerinin olması gerektiğini düşünüyorum. Ancak bu şekilde bu irrasyonel transfer harcamalarının önüne geçilebilir. Son dönemde Beşiktaş'ın iyi yönetildiğini düşünmekle birlikte onların da futbol şubesini gönüllülük esasına dayanan yöneticilerle değil, profesyonel bir futbol direktörüyle yürütmesi gerektiğine inanıyorum.

Röportaj: Cüneyt Kaşeler
Röportaj: Cüneyt Kaşeler

Geçen sene Van Persie ülkeye geldiğinde, basın toplantısında herkesi güldüren bir olay yaşanmıştı senin tarafından. Daha sonraları ise yine bir basın toplantısında Vitor Pereira ile bir diyalog yaşanmıştı. Birçok basın mensubu soru dahi sormadan giderken, Cüneyt Kaşeler'in bu "rahatlığı" nereden geliyor?

Ben bunu rahatlık olarak değil, dersine çalışmak olarak görüyorum. Diğer bir faktör ise soru sormaya gelenlerin çoğunluğu muhabir arkadaşlar. Sordukları sorulardan dolayı yöneticiler onları patronlarına şikayet edebiliyor, hatta işlerine son verdirebiliyorlar. Benim ise radyo yorumcusu olmam, çalıştığım kurum ve özellikle Mehmet Ayan'ın arkamda durması sayesinde böyle bir endişemin olmaması bu soruları sorabilmemi sağlıyor. Son olarak, soru soranların çoğunun adını ve kurumunu söylemiyor olması ancak benim söylüyor olmam, benim daha çok akılda kalmış olmamı sağlamış olabilir.

Fenerbahçe'ye başkan olacak adam

EkşiSözlük'te senin ismini aratınca "Fenerbahçe'ye başkan olacak adam" şeklinde bir entry var hakkında. Hiç bu konuda bir hayalin oldu mu?

Olmadı. Bunun karakterimle de alakası var. Ben hiçbir zaman birinci adam olmayı istemedim. Her zaman takım oyununa inanırım.

Cüneyt abi sana göre muhakkak okunması gereken 3 kitap, muhakkak dinlenmesi gereken 3 şarkı nedir?

Mutlaka dinlenmesi / okunması gereken 3 şarkı / kitap çok iddialı oldu ama yine bu aralar tavsiye edebileceğim 3 şarkıyı / kitabı söyleyeyim.

Adamlar - Öyle Normal

Nick Cave & the Bad Seeds - Girl in the Amber

Kasabian - Goodbye Kiss

Bukowski - Kadınlar

Oğuz Atay - Tutunamayanlar

Albert Camus - Yabancı

Neyse ki sonunda hepimiz öleceğiz

Kadıköy'ü Cüneyt Kaşeler gözünden nasıl tanımlarsın?

Evim. Yaşamaktan ve bulunmaktan en keyif aldığım yer. Kadıköy sınırlarından çıktığımda kendimi deplasmanda hissediyorum.

Arada sırada Kanada'ya da gidip geliyorsun abi. Orası ile burası arasında gördüğün temel farklılıklar nelerdir? Ve bizim için imkansız mı?

Toplum olarak onlar, içinde yaşadıkları coğrafya ve toplumda mutlular, biz ise mutsuzuz. Neyse ki sonunda hepimiz öleceğiz, bizim de bir gün mutlu olup olamayacağımızın önemi yok.

Geçen sene Van Persie ülkeye geldiğinde, basın toplantısında herkesi güldüren bir olay yaşanmıştı senin tarafından. Daha sonraları ise yine bir basın toplantısında Vitor Pereira ile bir diyalog yaşanmıştı. Birçok basın mensubu soru dahi sormadan giderken, Cüneyt Kaşeler'in bu "rahatlığı" nereden geliyor?

Ben bunu rahatlık olarak değil, dersine çalışmak olarak görüyorum. Diğer bir faktör ise soru sormaya gelenlerin çoğunluğu muhabir arkadaşlar. Sordukları sorulardan dolayı yöneticiler onları patronlarına şikayet edebiliyor, hatta işlerine son verdirebiliyorlar. Benim ise radyo yorumcusu olmam, çalıştığım kurum ve özellikle Mehmet Ayan'ın arkamda durması sayesinde böyle bir endişemin olmaması bu soruları sorabilmemi sağlıyor. Son olarak, soru soranların çoğunun adını ve kurumunu söylemiyor olması ancak benim söylüyor olmam, benim daha çok akılda kalmış olmamı sağlamış olabilir.

Fenerbahçe'ye başkan olacak adam

EkşiSözlük'te senin ismini aratınca "Fenerbahçe'ye başkan olacak adam" şeklinde bir entry var hakkında. Hiç bu konuda bir hayalin oldu mu?

Olmadı. Bunun karakterimle de alakası var. Ben hiçbir zaman birinci adam olmayı istemedim. Her zaman takım oyununa inanırım.

Cüneyt abi sana göre muhakkak okunması gereken 3 kitap, muhakkak dinlenmesi gereken 3 şarkı nedir?

Mutlaka dinlenmesi / okunması gereken 3 şarkı / kitap çok iddialı oldu ama yine bu aralar tavsiye edebileceğim 3 şarkıyı / kitabı söyleyeyim.

Adamlar - Öyle Normal

Nick Cave & the Bad Seeds - Girl in the Amber

Kasabian - Goodbye Kiss

Bukowski - Kadınlar

Oğuz Atay - Tutunamayanlar

Albert Camus - Yabancı

Neyse ki sonunda hepimiz öleceğiz

Kadıköy'ü Cüneyt Kaşeler gözünden nasıl tanımlarsın?

Evim. Yaşamaktan ve bulunmaktan en keyif aldığım yer. Kadıköy sınırlarından çıktığımda kendimi deplasmanda hissediyorum.

Arada sırada Kanada'ya da gidip geliyorsun abi. Orası ile burası arasında gördüğün temel farklılıklar nelerdir? Ve bizim için imkansız mı?

Toplum olarak onlar, içinde yaşadıkları coğrafya ve toplumda mutlular, biz ise mutsuzuz. Neyse ki sonunda hepimiz öleceğiz, bizim de bir gün mutlu olup olamayacağımızın önemi yok.

Röportaj: Cüneyt Kaşeler
Röportaj: Cüneyt Kaşeler

Son olarak, belki de hayatında en fazla görüştüğün kişiyi soracağım. Ilgaz Çınar deyince aklına ilk neler geliyor? Şota - Arçil diyenler var sizin için? :)

Ilgaz Çınar denildiğinde aklıma gelen ilk kelime "kardeş". Ilgaz ile sunduğumuz "Gol Yolları" programı Lig Radyo'da 5. sezonuna girdi. Birbirimizin ne zaman susacağını, ne zaman konuşacağını, nerede ne diyeceğini ezbere biliyoruz. Çoğu program doğaçlama oluyor ve dolayısıyla tahmin etmediğimiz yerlere gidiyor. Biz de bazen dönüp "Vay be ne program oldu" diyoruz. Biz kendimizi Arçil - Şota'dan çok The Muppet Show'daki 'Huysuz İhtiyarlar'a benzetiyoruz. :)

Cüneyt abi röportajımızın burada sonuna geldik. Değerli vaktini ayırdığın için Gazetemsi.com ekibi adına çok teşekkür ederim.

Son olarak, belki de hayatında en fazla görüştüğün kişiyi soracağım. Ilgaz Çınar deyince aklına ilk neler geliyor? Şota - Arçil diyenler var sizin için? :)

Ilgaz Çınar denildiğinde aklıma gelen ilk kelime "kardeş". Ilgaz ile sunduğumuz "Gol Yolları" programı Lig Radyo'da 5. sezonuna girdi. Birbirimizin ne zaman susacağını, ne zaman konuşacağını, nerede ne diyeceğini ezbere biliyoruz. Çoğu program doğaçlama oluyor ve dolayısıyla tahmin etmediğimiz yerlere gidiyor. Biz de bazen dönüp "Vay be ne program oldu" diyoruz. Biz kendimizi Arçil - Şota'dan çok The Muppet Show'daki 'Huysuz İhtiyarlar'a benzetiyoruz. :)

Cüneyt abi röportajımızın burada sonuna geldik. Değerli vaktini ayırdığın için Gazetemsi.com ekibi adına çok teşekkür ederim.

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.