Romantik Komedi Filmleri Aşkı Nasıl Öldürdü?

Ece Tuğran 08.08.2016

Aşk büyülü bir şey değil. Aşk filmlerdeki gibi hiç değil. Zaten aşk öldü.

Romantik komedi filmleri, ya 13-16 yaş arası ergenlik dönemindeki kızların iç geçirmeler ve özenme eşliğinde romantizm hakkında bir fikir edinme isteği ile ya da daha yaşını başını almış insanların özledikleri ve kaybettiklerini düşündükleri romantizmi hunharca arama çabaları ile; yahut da aynı o filmlerdeki gibi bir aşk yaşayan çiftlerin izleyip de kendilerini bulma, filmdekilerden bir eksikleri varsa kapatma amaçları doğrultusunda her zaman bir izleyici kitlesi yaratmayı başarmıştır. Zamanla değişen her şey gibi, bu filmler de zaman içinde evrimleşse de ben özellikle son zamanların romantik komedi filmlerinin izleyiciye verdiği ana fikrin ve mesajların birebir aynı olduğu kanısındayım. Bunu nereden çıkardığımı sorarsanız, kısaca filmlerin hepsinde geçen olay örgüsünü anlatıp benimle aynı kanıda mısınız öğrenmek isterim.

“Bir kadın, bir de erkek başrol oyuncusunun birbirinden farklı hayatlarının gösterilmesi ile film başlar. Bu iki karakter bazen komik, bazen acıklı, bazen sinir bozucu birtakım olaylar silsilesi sonucu karşılaşır ve tanışır. Tanışma anları elbette ışıltılar saçan, ikisinin de birbirlerine ilk görüşte aşık olduğu, beyinlerinden vurulduğu büyülü bir andır. Buradan sonra iki karakter toz pembeye dönen hayatlarında doruğa çıkan aşklarını yaşadıktan sonra talihsiz bir olay nedeniyle ayrılır. Hüzne boğulan iki karakter, acılı günlerin ardından yine kaderin bir cilvesi sonucu bir araya gelir, sorunlar çözülür ve mutlu son.”

Tanıdık geldi mi?

Romantik Komedi Filmleri Aşkı Nasıl Öldürdü?
Görsel kaynağı: Pinterest

Evet, hepimiz bu filmlerde neler döndüğünü az çok hatırladıysak, şimdi anlatmak istediğim asıl konuya geçiyorum. “Anca filmlerde olur” lafını hiç duydunuz mu? Sizce böyle bir kalıp neden var? Bence bilim kurgudan fantastiğe, romantik komediden gerilime, filmlerin çok büyük bir çoğunluğunda gelişen olayları gerçek hayatta öyle pek sık göremeyiz. Hepimiz bunun bilincinde miyiz? Kendi adıma konuşayım, ben Thor’unki gibi elimden ayrılmayan bir çekicim yok diye üzülmüyorum, Iron Man gibi uçamıyorum diye kendimi yerden yere vurmuyorum, Spider Man gibi duvarlardan sürünerek hareket edemediğim için depresyona girmiyorum.

Çatışmaya düştüğümüz nokta şu ki, Iron Man değilim diye üzülmüyorsam, neden romantik filmlerdeki gibi bir aşk yaşayamamak beni üzüyor? Neden hep hayalimde o büyülü karşılaşma, o sonsuz aşk, o mutlu son var? Tebrikler, bildiniz: Çünkü yıllardır izlediğimiz romantik komedi filmlerinin (hatta bir de bunların uzun soluklu dizileri oluyor) beynimize kazıdığı tek şey bu. Gerçek aşkın normalleri aşması, büyülü anlara ve tesadüflere sahip olması gerektiğini düşünüyoruz. Çok büyük şeyler bekleyip elimizdekiyle mutlu olamıyoruz. İzdivaç programlarında “Kızım sen daha ne istiyorsun, ne bekliyorsun?” diyen teyzeye biraz kulak verelim.

Romantik Komedi Filmleri Aşkı Nasıl Öldürdü?
Görsel kaynağı: Pinterest

Mutlu olamıyoruz, çünkü artık ilişkilerimizin gidişatına biz değil, bize dayatılan normlar karar veriyor. Normlar derken, romantik film normlarından bahsediyorum. Hatta onlara norm değil, “normal” demek istiyorum. Çünkü o filmlerde olanlar artık bizim için “normal” ya da olası. Bu normaller, olasılıklar, her ne derseniz deyin, romantizmle birlikte bir aşk oyunu oluşturdu ve zaten kazanamayacağımız bir oyunu kazanamadığımız için mutsuzuz. Artık iş yerindeki, üniversitedeki, sokaktaki, marketteki, uçaktaki normal tanışmalar insanları tatmin etmiyor. Ya yolda çarpışarak, ya otobüste birbirlerinin üstüne düşüp 1 dakika boyunca bakışarak, ya taksiyi önce ben kaptım kavgasında ya da daha olağanüstü tesadüfler ile tanışmak gerek. Artık insanlar konuşarak anlaşmak istemiyor, insanlar konuşmayı unuttu. Anlaşmanın konuşarak, iletişim kurarak gerçekleşen bir eylem olduğunu unuttu. Çünkü romantizm konuşmadan anlaşmayı, birbirini hissetmeyi gerektirir. Çünkü filmdeki adam kadını gözlerinden anlamıştır.

Bir insanı önce tanıyıp sonra sevmek rafa kalktı, artık ilk görüşte aşk olmalı. İlla ki o büyülenme olacak, o kelebekler uçuşacak, o utangaç bakışlar atılacak. Sonra ne mi olacak? Aile, arkadaş, eş, dost mutlaka sorun yaratacak fakat hiçbiri gerçek aşkın karşısında duramayacak. Aşk her zaman karın doyuracak, aşk için her şey göze alınacak. Çünkü bir insanla beraber olmak için, ortak bir hayat paylaşmak için gereken tek şey aşık olmak. Kafa yapısı, bakış açısı, ortak özellikler falan hikaye. Aşk varsa, uyum sağlanmak zorunda, iki taraf da birbirini her şeyiyle olduğu gibi kabul etmeli. Oyunun kuralı bu.

O zaman severek ayrılanlar, sevip de kavuşamayanlar için yazılmış bunca şarkı niye? Ne oldu, aşıklar olduğu gibi kabul edemediler mi birbirlerini? Ne olacak canım, aşkı bulamamıştır! Kolay mı öyle filmlerdeki gibi bir aşk bulmak!

Romantik Komedi Filmleri Aşkı Nasıl Öldürdü?
Görsel kaynağı: Pinterest

Arkadaşlar, kabul edelim; hayat filmlerdeki gibi değil. Aşk, filmlerdeki gibi hiç değil. Olağanüstü tesadüflerle değil, bir arkadaşımız sayesinde tokalaşarak tanışacağız. İlk görüşte beynimizden vurulmayacak, sadece nasıl biri olduğunu merak edeceğiz. Önce tanıyacak, sonra seveceğiz. Tamamen duygularla hareket etmenin insanı sadece filmlerde doğruya götürdüğünü kabul edeceğiz. Bir insan her şeyimiz olmayacak, olamaz da. Bizi tek mutlu eden şey aşk olmayacak, arkadaşlar ve aile ile geçirilen zamandan da pek tabii keyif alacağız. İlişkimiz sorunsuz olmayacak, fakat sorunsuz değil diye yanlış da olmayacak. Konuşarak halledeceğiz. Hayatın gerçeklerini konuşabileceğiz, gerekirse tartışabileceğiz. Normal olan bu. Aşk bu şekilde var olacak. Ve biz elbette aşık olacağız. Ama filmlerdeki gibi değil.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.