Rio'da Sivrilen Bir Spor Ülkesi: Küba

Barlas Sicimoğlu 27.08.2016

Danslarını, purolarını, devrimcilerini yakından tanıyoruz. Daha da ötesinde Küba, sağlam bir spor geleneği olduğunu Rio'da tüm dünyaya gösterdi.

Rio'da Sivrilen Bir Spor Ülkesi: Küba
Rio'da Sivrilen Bir Spor Ülkesi: Küba

Küba, Karayipler’de yer alan, hepimizin mutlaka varlığından haberdar olduğu ama kimimizin varlığına daha da fazla aşina olduğu, kimimiz için ise adeta aşk derecesinde sevilen, şirin mi şirin bir ülke. Küba’yı biz daha çok salsasıyla, purolarıyla, siyaset adamlarıyla vs. tanısak da (yeni bir yazıya pas atalım); bu ülke aslına bakarsanız ciddi bir spor ülkesi olduğunu bize son olimpiyatlarda bir kez daha gösterdi. Bir kez daha diyorum, çünkü Küba genelde olimpiyatlarda başarı gösteren bir ülke. “Yahu şu söylediğin de laf, o tarafların çocukları zaten tazı gibi koşuyor. Başarı gösterecek tabi, Usain Bolt Sincan doğumlu sanki” dediğinizi duyar gibiyim. (Sincanlılara selam olsun!) İşte tam da bu noktada yazının konusu hafiften detaylanmaya başlıyor. Kübalı sporcular, olimpiyat tarihi boyunca 15 ayrı olimpiyat dalında 220 madalyayı ülkelerine hediye etmiş. (Türkiye’nin olimpiyat tarihi boyunca toplam madalya sayısı 94.) ABD’yi hariç tutarsak, bu madalya sayısını Amerika kıtasında geçebilen yok, Güney Amerika dahil. Hatta Küba’nın, olimpiyatlara henüz ev sahipliği yapmamış ülkelerin madalya sayısı sıralamasında Macaristan, Romanya ve Polonya’dan sonra dördüncü olduğunu da ekleyelim. “Vay be, Kübalılar ne ara bu kadar koşmuşlar” diyorsanız eğer, işin sırrının atletizmde olmadığını da söyleyelim. Atletizm branşlarında, olimpiyatlar tarihi boyunca madalya sayıları fena değil (10’u altın toplam 41 madalya); ama boks, güreş, judo, hatta eskrim gibi dallarda elde edilen madalyalar, Küba’yı gerçekten olimpiyat ruhunu taşıyan bir spor ülkesi olarak görmemize olanak verebilir. Hatta boksta o kadar başarılar ki, Kübalıların boks dalındaki toplam altın madalya sayısı (37), neredeyse bizim Türkiye olarak bütün branşlarda aldığımız altın madalya sayısına (39) eşdeğer. Rio’ya 18 spor dalında 124 kişilik bir kafile olarak katılan Kübalı sporcular, beşi altın 11 madalya kazanarak ülkelerindeki vatandaşlarını bir hayli sevindirdiler. Bu madalyaların sadece bir tanesinin atletizmden gelmesi ise Karayip ülkelerinin spordaki aurasına göre bir hayli şaşırtıcı. Ama Küba için öyle mi? Bence kesinlikle değil.

Küba, Karayipler’de yer alan, hepimizin mutlaka varlığından haberdar olduğu ama kimimizin varlığına daha da fazla aşina olduğu, kimimiz için ise adeta aşk derecesinde sevilen, şirin mi şirin bir ülke. Küba’yı biz daha çok salsasıyla, purolarıyla, siyaset adamlarıyla vs. tanısak da (yeni bir yazıya pas atalım); bu ülke aslına bakarsanız ciddi bir spor ülkesi olduğunu bize son olimpiyatlarda bir kez daha gösterdi. Bir kez daha diyorum, çünkü Küba genelde olimpiyatlarda başarı gösteren bir ülke. “Yahu şu söylediğin de laf, o tarafların çocukları zaten tazı gibi koşuyor. Başarı gösterecek tabi, Usain Bolt Sincan doğumlu sanki” dediğinizi duyar gibiyim. (Sincanlılara selam olsun!) İşte tam da bu noktada yazının konusu hafiften detaylanmaya başlıyor. Kübalı sporcular, olimpiyat tarihi boyunca 15 ayrı olimpiyat dalında 220 madalyayı ülkelerine hediye etmiş. (Türkiye’nin olimpiyat tarihi boyunca toplam madalya sayısı 94.) ABD’yi hariç tutarsak, bu madalya sayısını Amerika kıtasında geçebilen yok, Güney Amerika dahil. Hatta Küba’nın, olimpiyatlara henüz ev sahipliği yapmamış ülkelerin madalya sayısı sıralamasında Macaristan, Romanya ve Polonya’dan sonra dördüncü olduğunu da ekleyelim. “Vay be, Kübalılar ne ara bu kadar koşmuşlar” diyorsanız eğer, işin sırrının atletizmde olmadığını da söyleyelim. Atletizm branşlarında, olimpiyatlar tarihi boyunca madalya sayıları fena değil (10’u altın toplam 41 madalya); ama boks, güreş, judo, hatta eskrim gibi dallarda elde edilen madalyalar, Küba’yı gerçekten olimpiyat ruhunu taşıyan bir spor ülkesi olarak görmemize olanak verebilir. Hatta boksta o kadar başarılar ki, Kübalıların boks dalındaki toplam altın madalya sayısı (37), neredeyse bizim Türkiye olarak bütün branşlarda aldığımız altın madalya sayısına (39) eşdeğer. Rio’ya 18 spor dalında 124 kişilik bir kafile olarak katılan Kübalı sporcular, beşi altın 11 madalya kazanarak ülkelerindeki vatandaşlarını bir hayli sevindirdiler. Bu madalyaların sadece bir tanesinin atletizmden gelmesi ise Karayip ülkelerinin spordaki aurasına göre bir hayli şaşırtıcı. Ama Küba için öyle mi? Bence kesinlikle değil.

Rio'da Sivrilen Bir Spor Ülkesi: Küba
Rio'da Sivrilen Bir Spor Ülkesi: Küba

Boks, Küba’nın olimpiyatlarda her zaman yüz akı olan bir dal. Aynı geleneği Rio’da da sürdürdüler. Küba’ya gittiğimizde o halkın barışçıl, kavga dövüşten uzak, yumuşak bir haletiruhiyeye sahip olduğunu müşahede etmiştik. O halkın çocuklarının boks ringlerinde rakiplerini çatır çutur yumruklayıp madalyaları silip süpürmesi gerçekten bana enteresan gelmiyor değil. Rio’da da erkekler boks müsabakalarında Kübalılar ülkelerine 3 altın, 3 bronz madalya hediye ettiler. Tabii 1992 Barcelona, 1996 Atlanta, 2000 Sydney Olimpiyatlarında üst üste 3 altını boynuna takan ağır sıklet boksçu Felix Savon gibi efsaneler geride kalsa da Küba, 56, 75 ve 81 kg’larda birinciliği kaptırmadı. 49, 60 ve 91 kg’larda da bronz madalya elde ederek kürsüde bayraklarını göndere çektirmeyi başardılar. Ağır sıklette (91 kg) bronz madalya elde eden Erislandy Savon’un, paragrafın hemen başında bahsi geçen efsane Felix Savon’un yeğeni olduğunu belirtelim. Tabii öyle bir boksçunun yeğeni olmak aileden mütevellit altın madalyalık bir performans sorumluluğu getiriyor olsa da yeğen Savon’un henüz genç olduğunu ve önünde birkaç olimpiyat daha olduğunu vurgulayalım. Hafif ağır sıklette (81 kg) şampiyon olan Julio Cesar La Cruz’un sıkletinde 3 dünya şampiyonluğu elde ettikten sonra ilk olimpiyat zaferini Rio’da elde ettiğini de ayrıca belirtelim. Altına giden yolda Cruz, son 16 turunda temsilcimiz Mehmet Ünal’ı geçtikten sonra ardına bakmadı ve altına uzandı. Robeisy Ramirez (56 kg) ve Arlen Lopez (75 kg) Rio’da zafere ulaşan diğer Kübalı boksçular. Güreş ise Kübalıların Rio’da başarılı oldukları bir başka spor dalı. Serbest branşlarda madalya kazanamasalar da beş grekoromen branşın üçünde kürsüye çıkmayı başardılar (2 altın, 1 gümüş). Özellikle grekoromen 130 kg’da Mijan Lopez’in temsilcimiz Rıza Kayaalp’i finalde yenerek altın madalyaya uzandığını hatırlatalım. (Küba’nın güreşteki diğer altın madalyası grekoromen 59 kg’da Ismael Borrero’dan, gümüş madalyası grekoromen 98 kg’da Yasmany Lugo’dan geldi.) Serbest branşlarda ise 2 adet Küba-Türkiye karşılaşmasında 1’er galibiyet var. 65 kg’da Alejandro Valdes, Mustafa Kaya’yı mağlup etti ama madalyaya uzanamadı. 86 kg’da ise Reinaras Salas, Selim Yaşar’a mağlup oldu; temsilcimizin finale çıkmasıyla represaj maçı oynamaya hak kazandı ama bronz madalyaya ulaşamadı. Her halükarda Kübalı sporcuların güreş müsabakalarında aldıkları 2 altın, 1 gümüş ve kıl payı kaçırdıkları 2 bronzla gayet başarılı olduklarını söyleyebiliriz. Kübalıların güreşteki bu başarılarını da özellikle Küba’nın vakti zamanında Sovyetler ile her alanda yoğunlaşan yakınlığının günümüzde spordaki etkilerinden biri olarak görebiliriz.

Boks, Küba’nın olimpiyatlarda her zaman yüz akı olan bir dal. Aynı geleneği Rio’da da sürdürdüler. Küba’ya gittiğimizde o halkın barışçıl, kavga dövüşten uzak, yumuşak bir haletiruhiyeye sahip olduğunu müşahede etmiştik. O halkın çocuklarının boks ringlerinde rakiplerini çatır çutur yumruklayıp madalyaları silip süpürmesi gerçekten bana enteresan gelmiyor değil. Rio’da da erkekler boks müsabakalarında Kübalılar ülkelerine 3 altın, 3 bronz madalya hediye ettiler. Tabii 1992 Barcelona, 1996 Atlanta, 2000 Sydney Olimpiyatlarında üst üste 3 altını boynuna takan ağır sıklet boksçu Felix Savon gibi efsaneler geride kalsa da Küba, 56, 75 ve 81 kg’larda birinciliği kaptırmadı. 49, 60 ve 91 kg’larda da bronz madalya elde ederek kürsüde bayraklarını göndere çektirmeyi başardılar. Ağır sıklette (91 kg) bronz madalya elde eden Erislandy Savon’un, paragrafın hemen başında bahsi geçen efsane Felix Savon’un yeğeni olduğunu belirtelim. Tabii öyle bir boksçunun yeğeni olmak aileden mütevellit altın madalyalık bir performans sorumluluğu getiriyor olsa da yeğen Savon’un henüz genç olduğunu ve önünde birkaç olimpiyat daha olduğunu vurgulayalım. Hafif ağır sıklette (81 kg) şampiyon olan Julio Cesar La Cruz’un sıkletinde 3 dünya şampiyonluğu elde ettikten sonra ilk olimpiyat zaferini Rio’da elde ettiğini de ayrıca belirtelim. Altına giden yolda Cruz, son 16 turunda temsilcimiz Mehmet Ünal’ı geçtikten sonra ardına bakmadı ve altına uzandı. Robeisy Ramirez (56 kg) ve Arlen Lopez (75 kg) Rio’da zafere ulaşan diğer Kübalı boksçular. Güreş ise Kübalıların Rio’da başarılı oldukları bir başka spor dalı. Serbest branşlarda madalya kazanamasalar da beş grekoromen branşın üçünde kürsüye çıkmayı başardılar (2 altın, 1 gümüş). Özellikle grekoromen 130 kg’da Mijan Lopez’in temsilcimiz Rıza Kayaalp’i finalde yenerek altın madalyaya uzandığını hatırlatalım. (Küba’nın güreşteki diğer altın madalyası grekoromen 59 kg’da Ismael Borrero’dan, gümüş madalyası grekoromen 98 kg’da Yasmany Lugo’dan geldi.) Serbest branşlarda ise 2 adet Küba-Türkiye karşılaşmasında 1’er galibiyet var. 65 kg’da Alejandro Valdes, Mustafa Kaya’yı mağlup etti ama madalyaya uzanamadı. 86 kg’da ise Reinaras Salas, Selim Yaşar’a mağlup oldu; temsilcimizin finale çıkmasıyla represaj maçı oynamaya hak kazandı ama bronz madalyaya ulaşamadı. Her halükarda Kübalı sporcuların güreş müsabakalarında aldıkları 2 altın, 1 gümüş ve kıl payı kaçırdıkları 2 bronzla gayet başarılı olduklarını söyleyebiliriz. Kübalıların güreşteki bu başarılarını da özellikle Küba’nın vakti zamanında Sovyetler ile her alanda yoğunlaşan yakınlığının günümüzde spordaki etkilerinden biri olarak görebiliriz.

Rio'da Sivrilen Bir Spor Ülkesi: Küba
Rio'da Sivrilen Bir Spor Ülkesi: Küba

Kübalılar bizi her alanda üzecek değil ya! Boksta ve güreşte bizi mağlup ederek üzüntüye sürükleyen Kübalılara karşı; atletizmde bir Kübalı, bayrağımızı Joao Havelange Olimpiyat Stadyumu’nda göndere çektirmeyi başardı. Kübalı Yasmani Escobar, erkekler 400 metre engellide bronz madalya kazanarak mesafe yarışlarında kürsüye çıkmayı başaran tek Kübalı oldu. (Tabii bizim adımıza!) Küba’nın atletizmdeki tek madalyası ise kadınlar disk atmada Denia Caballero’dan geldi. Aslına bakarsanız Küba’nın atletizm performansı önceki olimpiyatlara göre hayal kırıklığı sayılabilir. Mesela Kübalıların her zaman favori olduğu erkekler 110 metre engelli yarışları. 2012’yi dışarıda tutarsak, Sydney 2000’den bu yana Küba’nın sürekli kürsüye çıktığı bu branşta, bu sefer Kübalıların bir varlık gösteremediğini görüyoruz. (Yordan O’Fairill yarı finalde elendi.) Ama olimpiyat tarihi boyunca Kübalıların atletizmde de kendilerini kanıtladıkları bir gerçek. Özellikle mesafe yarışlarının dışında kalan alanlar, Kübalıların her zaman olimpiyat madalyasına ulaştığı atletizm branşları. 2004 Atina ve 2008 Pekin Olimpiyatlarında Yipsi Moreno kadınlar çekiç atma branşında Küba’ya üst üste iki gümüş kazandıran bir isim. Osyleis Menendez ise 2000 Sydney’de bronz, 2004 Atina’da altın madalyayı ülkesine götürmüştü. Az önce bahsettiğimiz erkekler 110 metre engelli tarihinde de Küba’nın beş olimpiyat madalyası var (2 altın, 2 gümüş, 1 bronz). Atletizmin en zor yarışlarından olan dekatlon yarışlarında ise Kübalı Leonel Surez, erkeklerde son iki olimpiyat organizasyonunda bronz madalya çıkardıktan sonra Rio’da 6.'lıkta kaldı.

Kübalılar bizi her alanda üzecek değil ya! Boksta ve güreşte bizi mağlup ederek üzüntüye sürükleyen Kübalılara karşı; atletizmde bir Kübalı, bayrağımızı Joao Havelange Olimpiyat Stadyumu’nda göndere çektirmeyi başardı. Kübalı Yasmani Escobar, erkekler 400 metre engellide bronz madalya kazanarak mesafe yarışlarında kürsüye çıkmayı başaran tek Kübalı oldu. (Tabii bizim adımıza!) Küba’nın atletizmdeki tek madalyası ise kadınlar disk atmada Denia Caballero’dan geldi. Aslına bakarsanız Küba’nın atletizm performansı önceki olimpiyatlara göre hayal kırıklığı sayılabilir. Mesela Kübalıların her zaman favori olduğu erkekler 110 metre engelli yarışları. 2012’yi dışarıda tutarsak, Sydney 2000’den bu yana Küba’nın sürekli kürsüye çıktığı bu branşta, bu sefer Kübalıların bir varlık gösteremediğini görüyoruz. (Yordan O’Fairill yarı finalde elendi.) Ama olimpiyat tarihi boyunca Kübalıların atletizmde de kendilerini kanıtladıkları bir gerçek. Özellikle mesafe yarışlarının dışında kalan alanlar, Kübalıların her zaman olimpiyat madalyasına ulaştığı atletizm branşları. 2004 Atina ve 2008 Pekin Olimpiyatlarında Yipsi Moreno kadınlar çekiç atma branşında Küba’ya üst üste iki gümüş kazandıran bir isim. Osyleis Menendez ise 2000 Sydney’de bronz, 2004 Atina’da altın madalyayı ülkesine götürmüştü. Az önce bahsettiğimiz erkekler 110 metre engelli tarihinde de Küba’nın beş olimpiyat madalyası var (2 altın, 2 gümüş, 1 bronz). Atletizmin en zor yarışlarından olan dekatlon yarışlarında ise Kübalı Leonel Surez, erkeklerde son iki olimpiyat organizasyonunda bronz madalya çıkardıktan sonra Rio’da 6.'lıkta kaldı.

Küba aldığı madalya sayısı ve gösterdiği performans ile bir spor ülkesine yakışır biçimde yer aldı olimpiyatlarda. Üstelik aldığı toplam madalya sayısı (11), 1976 Montreal’den bu yana aldığı en düşük madalya sayısı. Ama aldıkları 5 altın madalya onları madalya sıralamasında 18.'liğe taşıdı. Hiç şüphesiz 14’ü altın 31 madalya aldıkları 1992 Barcelona ve 11’i altın 11’i gümüş 29 madalya topladıkları 2000 Sydney, Kübalıların gönüllerinde Rio’dan çok daha yukarıdadırlar. Ama beşi altın 11 madalya da şüphesiz bu olimpiyatlarda Küba için başarının simgesi. Efsane lider Fidel Castro, Küba’nın olimpiyat neticelerini öğrendikten sonra nasıl bir tepki verdi bilinmez. Kübalıların başarılarıyla gururlandığı muhakkaktır da Sydney ve Barcelona’yı düşünüp içinden bir “ah” çekmiş de olabilir. Biz yazımızı onun meşhur sözünü Rio’ya uyarlayarak bitirelim. Tarih, Rio Olimpiyatları için Küba kafilesini asla yargılamayacaktır!


(Yazıdaki görseller, 2016 Rio Olimpiyat Oyunları resmi internet sitesi www.rio2016.com 'dan alınmıştır.)

Küba aldığı madalya sayısı ve gösterdiği performans ile bir spor ülkesine yakışır biçimde yer aldı olimpiyatlarda. Üstelik aldığı toplam madalya sayısı (11), 1976 Montreal’den bu yana aldığı en düşük madalya sayısı. Ama aldıkları 5 altın madalya onları madalya sıralamasında 18.'liğe taşıdı. Hiç şüphesiz 14’ü altın 31 madalya aldıkları 1992 Barcelona ve 11’i altın 11’i gümüş 29 madalya topladıkları 2000 Sydney, Kübalıların gönüllerinde Rio’dan çok daha yukarıdadırlar. Ama beşi altın 11 madalya da şüphesiz bu olimpiyatlarda Küba için başarının simgesi. Efsane lider Fidel Castro, Küba’nın olimpiyat neticelerini öğrendikten sonra nasıl bir tepki verdi bilinmez. Kübalıların başarılarıyla gururlandığı muhakkaktır da Sydney ve Barcelona’yı düşünüp içinden bir “ah” çekmiş de olabilir. Biz yazımızı onun meşhur sözünü Rio’ya uyarlayarak bitirelim. Tarih, Rio Olimpiyatları için Küba kafilesini asla yargılamayacaktır!


(Yazıdaki görseller, 2016 Rio Olimpiyat Oyunları resmi internet sitesi www.rio2016.com 'dan alınmıştır.)

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.