Premier League: Büyük Savaş Başlıyor

Ertuğ Alagöz 09.08.2016

Premier League'e yeni katılan menajerlerle birlikte, yeni sezon fazlasıyla büyük bir çekişme vaat ediyor.

Premier League'de geçen sezon büyük bir sürprize imza atan Leicester City, tarihinde ilk kez lig şampiyonu olmuş, bunun yanında Tottenham da uzun zaman sonra şampiyonluk mücadelesi vermişti. Manchester City, Manchester United ve son şampiyon Chelsea ise oldukça gerilerde kalmış, hatta Chelsea Avrupa kupalarına bile katılamamıştı. Arsenal ise en azından ezeli rakipleri Tottenham'ı son haftada geride bırakıp 2. olarak teselli ikramiyesiyle sezonu tamamlamayı başardı.

Bu sezon ise geçen sezonki başarısızlıklarını unutturmak isteyen kulüpler büyük atılımlar yaparak önce menajerlik koltuklarını güçlü isimlerle doldurmayı hedeflediler. Manchester United sezon boyu gündemde olan Mourinho ile sonunda anlaşma sağlarken, Chelsea ise daha sezon ortası Conte ile söz kestiğini duyurmuştu. Diğer yandan Guardiola da sezon bitmeden yeni durağı belli olan isimlerden biri olurken, bunlara geçtiğimiz sezon dahil olan Klopp, ne olursa olsun her zaman Şampiyonlar Ligi potasında kalan Wenger ve son şampiyon Ranieri'yi katarsak, bizi çok büyük bir çekişmenin beklediği kesin gibi duruyor.

Pep Guardiola - Manchester City

Pep Guardiola Bayern Münih'te geçirdiği 3 sezonun ardından tekrar yarışmacı bir lige dönüş yapmış durumda. Yerel ligde rakipsiz olan Bayern'le üst üste 3 şampiyonluk yaşamak onun için hiç de zor olmasa da kurtlar sofrası Premier League'de işin rengi değişebilir. Üstelik tarihin en dominant Bayern Münih takımlarından birinde geçirdiği sezonlarda selefi Heynckes'in aksine Şampiyonlar Ligi'ni de kazanamayan ve bazıları tarafından bu noktada başarısız görülen Guardiola'nın kendini yeniden ispatlaması gerekecek. Belki kendisi de bu maceraya biraz da bu yüzden atılmış olabilir. Ancak şu bir gerçek ki, Guardiola futbolun en yenilikçi teknik direktörlerinden biri olarak Manchester City'de de bizi şaşırtmaya devam edecektir. Diğer yandan bu yenilikçiliğinin her zaman iyi sonuçlar vermediği de bir gerçek. Üstelik bu yenilikleri yaparken Almanya'da olduğu gibi rahat da olmayacak, zira büyük takımların yanında West Ham, Tottenham, Stoke City gibi özellikle kendi sahasında tehlikeli takımların da affı olmuyor. Dolayısıyla ligin dinamiklerini doğru okuması onun için elzem. Yine de içindeki kazanma hırsı, üstün taktisyenliği bize oldukça başarılı bir Manchester City izleteceğini düşündürmeye yetiyor. Ayrıca en büyük rakibi Mourinho ile aynı şehirde yeni bir rekabetin başlangıcını görmek de oldukça keyifli olacak.

Premier League'de geçen sezon büyük bir sürprize imza atan Leicester City, tarihinde ilk kez lig şampiyonu olmuş, bunun yanında Tottenham da uzun zaman sonra şampiyonluk mücadelesi vermişti. Manchester City, Manchester United ve son şampiyon Chelsea ise oldukça gerilerde kalmış, hatta Chelsea Avrupa kupalarına bile katılamamıştı. Arsenal ise en azından ezeli rakipleri Tottenham'ı son haftada geride bırakıp 2. olarak teselli ikramiyesiyle sezonu tamamlamayı başardı.

Bu sezon ise geçen sezonki başarısızlıklarını unutturmak isteyen kulüpler büyük atılımlar yaparak önce menajerlik koltuklarını güçlü isimlerle doldurmayı hedeflediler. Manchester United sezon boyu gündemde olan Mourinho ile sonunda anlaşma sağlarken, Chelsea ise daha sezon ortası Conte ile söz kestiğini duyurmuştu. Diğer yandan Guardiola da sezon bitmeden yeni durağı belli olan isimlerden biri olurken, bunlara geçtiğimiz sezon dahil olan Klopp, ne olursa olsun her zaman Şampiyonlar Ligi potasında kalan Wenger ve son şampiyon Ranieri'yi katarsak, bizi çok büyük bir çekişmenin beklediği kesin gibi duruyor.

Pep Guardiola - Manchester City

Pep Guardiola Bayern Münih'te geçirdiği 3 sezonun ardından tekrar yarışmacı bir lige dönüş yapmış durumda. Yerel ligde rakipsiz olan Bayern'le üst üste 3 şampiyonluk yaşamak onun için hiç de zor olmasa da kurtlar sofrası Premier League'de işin rengi değişebilir. Üstelik tarihin en dominant Bayern Münih takımlarından birinde geçirdiği sezonlarda selefi Heynckes'in aksine Şampiyonlar Ligi'ni de kazanamayan ve bazıları tarafından bu noktada başarısız görülen Guardiola'nın kendini yeniden ispatlaması gerekecek. Belki kendisi de bu maceraya biraz da bu yüzden atılmış olabilir. Ancak şu bir gerçek ki, Guardiola futbolun en yenilikçi teknik direktörlerinden biri olarak Manchester City'de de bizi şaşırtmaya devam edecektir. Diğer yandan bu yenilikçiliğinin her zaman iyi sonuçlar vermediği de bir gerçek. Üstelik bu yenilikleri yaparken Almanya'da olduğu gibi rahat da olmayacak, zira büyük takımların yanında West Ham, Tottenham, Stoke City gibi özellikle kendi sahasında tehlikeli takımların da affı olmuyor. Dolayısıyla ligin dinamiklerini doğru okuması onun için elzem. Yine de içindeki kazanma hırsı, üstün taktisyenliği bize oldukça başarılı bir Manchester City izleteceğini düşündürmeye yetiyor. Ayrıca en büyük rakibi Mourinho ile aynı şehirde yeni bir rekabetin başlangıcını görmek de oldukça keyifli olacak.

Premier League: Büyük Savaş Başlıyor
Premier League: Büyük Savaş Başlıyor

Jose Mourinho - Manchester United

Mourinho efsane olduğu Chelsea'nin ardından bir başka İngiliz devi Manchester United'la tekrar karşımızda olacak. Aslında bu bile yeterince ilginç dururken, bir yandan da şehirdeki ezeli rakip City'nin başına da Guardiola'nın gelmesi işleri daha da ilgi çekici kılıyor. Mourinho 2014-15 sezonunu Chelsea ile rahat rahat şampiyon tamamladıktan sonra ertesi sezon kimsenin beklemediği bir düşüş yaşayarak üst üste mağlubiyetler aldı. Hatta bir ara Chelsea'nin maç kazanması haber değeri taşıyor hale bile gelmişti. En sonunda da kulüple yolları ayrıldı. Ancak diğer yandan Manchester United'ın da durumu pek parlak değildi. Teknik direktör Louis van Gaal eleştirilerin odağı durumdaydı ve neredeyse her basın toplantısında muhabirlerle kriz yaşıyordu. Sonuçta van Gaal'le yollar ayrıldı ve sezon boyu gündemde olan Mourinho ile sezon sonu sözleşme imzalandı. Van Gaal sonrası Mourinho biraz farklı bir oyun felsefesine geçiş olacak. Zira van Gaal yönetimindeki Manchester United topa sahip olan, ancak topu çok yavaş dolaştırdığı için rakip kaleye gitmekte feci derecede zorlanan bir takımdı. Mourinho'nun takımları ise genellikle kompakt oynayan, topa sahip olmayı öncelikleri arasına koymayan, rakip kaleye hızlı inen, özellikle orta sahada iyi alan daraltan takımlar. Bu değişimin takıma nasıl yansıyacağını ise göreceğiz. Diğer yandan aralarının oldukça iyi olduğu Ibrahimovic'in ve sonrasında Pogba'nın da takıma katılmasıyla birlikte oldukça flaş transferler yapan bir kulüp olan United, yeniden Ferguson dönemindeki United'a dönüş sinyalleri veriyor. Ayrıca Mourinho çıktığı ilk resmi maçta Community Shield'i Leicester City'yi 2-1 mağlup ederek kazanmış oldu, üstelik Ibrahimovic'in attığı golle. Şu an için kupanın en büyük adaylarından biri konumuna uzun süre sonra yeniden gelen United ve Mourinho için işler yolunda gözüküyor. Ancak sezon başlayınca esas resim ortaya çıkacak.

Jose Mourinho - Manchester United

Mourinho efsane olduğu Chelsea'nin ardından bir başka İngiliz devi Manchester United'la tekrar karşımızda olacak. Aslında bu bile yeterince ilginç dururken, bir yandan da şehirdeki ezeli rakip City'nin başına da Guardiola'nın gelmesi işleri daha da ilgi çekici kılıyor. Mourinho 2014-15 sezonunu Chelsea ile rahat rahat şampiyon tamamladıktan sonra ertesi sezon kimsenin beklemediği bir düşüş yaşayarak üst üste mağlubiyetler aldı. Hatta bir ara Chelsea'nin maç kazanması haber değeri taşıyor hale bile gelmişti. En sonunda da kulüple yolları ayrıldı. Ancak diğer yandan Manchester United'ın da durumu pek parlak değildi. Teknik direktör Louis van Gaal eleştirilerin odağı durumdaydı ve neredeyse her basın toplantısında muhabirlerle kriz yaşıyordu. Sonuçta van Gaal'le yollar ayrıldı ve sezon boyu gündemde olan Mourinho ile sezon sonu sözleşme imzalandı. Van Gaal sonrası Mourinho biraz farklı bir oyun felsefesine geçiş olacak. Zira van Gaal yönetimindeki Manchester United topa sahip olan, ancak topu çok yavaş dolaştırdığı için rakip kaleye gitmekte feci derecede zorlanan bir takımdı. Mourinho'nun takımları ise genellikle kompakt oynayan, topa sahip olmayı öncelikleri arasına koymayan, rakip kaleye hızlı inen, özellikle orta sahada iyi alan daraltan takımlar. Bu değişimin takıma nasıl yansıyacağını ise göreceğiz. Diğer yandan aralarının oldukça iyi olduğu Ibrahimovic'in ve sonrasında Pogba'nın da takıma katılmasıyla birlikte oldukça flaş transferler yapan bir kulüp olan United, yeniden Ferguson dönemindeki United'a dönüş sinyalleri veriyor. Ayrıca Mourinho çıktığı ilk resmi maçta Community Shield'i Leicester City'yi 2-1 mağlup ederek kazanmış oldu, üstelik Ibrahimovic'in attığı golle. Şu an için kupanın en büyük adaylarından biri konumuna uzun süre sonra yeniden gelen United ve Mourinho için işler yolunda gözüküyor. Ancak sezon başlayınca esas resim ortaya çıkacak.

Premier League: Büyük Savaş Başlıyor
Premier League: Büyük Savaş Başlıyor

Antonio Conte - Chelsea

Antonio Conte, Juventus ve İtalya Milli Takımı'nda oldukça başarılı işler ortaya koymuş bir teknik adam. Diğer yandan oyun felsefesini ve Chelsea'nin ilk Mourinho döneminden gelen 10 yıllık futbol anlayışını düşündüğümüzde Maviler için biçilmiş kaftan gibi gözüküyor. Esasen Chelsea'nin Simeone ile uzun süreli bir teması olmuştu. Ancak anlaşma sağlanamadı ve Londra ekibi Conte ile el sıkıştı. Conte Juventus ve İtalya Milli Takımı'nda 3-5-2 kullanan bir antrenör oldu. Dolayısıyla Chelsea'de de bu oyun sistemini kullanıp kullanmayacağı ilk merak ettiğimiz şeylerden biri olacak. Öte yandan Chelsea'nin geçen sene fazlasıyla sıkıntı yaşamış defans anlayışını toparlayacağı kesin gibi duruyor. Conte'nin takımları iyi alan daraltan, kompakt oynayan ve hızlı hücuma oldukça akıllıca çıkabilen takımlar. Kısacası Chelsea'nin ihtiyacı olan şey onda gibi. Ayrıca Conte taraftarlarla da iyi geçinen bir teknik direktör olma özelliği taşıyor. Ancak Chelsea gibi taraftarının sahaya etkisi minimal düzeyde olan (ki Mourinho da bundan şikayet etmişti) bir takımda bu ne kadar avantaja dönüşür tartışılır. Yine de şunu söylemekte beis görmüyorum. Mourinho ve Guardiola bir tarafa Conte'nin Chelsea'sinin kesinlikle bu yarış içinde olacağını ve hatta ipi göğüsleyebileceğini düşünüyorum. Buna karşın Chelsea'nin özellikle defans hattına doğru hamleler yapması şart. Diğer yandan tek başına Kante transferi bile orta saha organizasyonunda büyük bir değişim yaratacaktır. Batshuayi ise ne kadar büyük bir etki yaratacağı meçhul bir hamle olarak yerini almakta.

Antonio Conte - Chelsea

Antonio Conte, Juventus ve İtalya Milli Takımı'nda oldukça başarılı işler ortaya koymuş bir teknik adam. Diğer yandan oyun felsefesini ve Chelsea'nin ilk Mourinho döneminden gelen 10 yıllık futbol anlayışını düşündüğümüzde Maviler için biçilmiş kaftan gibi gözüküyor. Esasen Chelsea'nin Simeone ile uzun süreli bir teması olmuştu. Ancak anlaşma sağlanamadı ve Londra ekibi Conte ile el sıkıştı. Conte Juventus ve İtalya Milli Takımı'nda 3-5-2 kullanan bir antrenör oldu. Dolayısıyla Chelsea'de de bu oyun sistemini kullanıp kullanmayacağı ilk merak ettiğimiz şeylerden biri olacak. Öte yandan Chelsea'nin geçen sene fazlasıyla sıkıntı yaşamış defans anlayışını toparlayacağı kesin gibi duruyor. Conte'nin takımları iyi alan daraltan, kompakt oynayan ve hızlı hücuma oldukça akıllıca çıkabilen takımlar. Kısacası Chelsea'nin ihtiyacı olan şey onda gibi. Ayrıca Conte taraftarlarla da iyi geçinen bir teknik direktör olma özelliği taşıyor. Ancak Chelsea gibi taraftarının sahaya etkisi minimal düzeyde olan (ki Mourinho da bundan şikayet etmişti) bir takımda bu ne kadar avantaja dönüşür tartışılır. Yine de şunu söylemekte beis görmüyorum. Mourinho ve Guardiola bir tarafa Conte'nin Chelsea'sinin kesinlikle bu yarış içinde olacağını ve hatta ipi göğüsleyebileceğini düşünüyorum. Buna karşın Chelsea'nin özellikle defans hattına doğru hamleler yapması şart. Diğer yandan tek başına Kante transferi bile orta saha organizasyonunda büyük bir değişim yaratacaktır. Batshuayi ise ne kadar büyük bir etki yaratacağı meçhul bir hamle olarak yerini almakta.

Premier League: Büyük Savaş Başlıyor
Premier League: Büyük Savaş Başlıyor

Arsene Wenger - Arsenal

The Invincibles'ın mimarı, sıkıcı futbol oynuyor denilen Arsenal'ın çehresini tamamen değiştiren, sayısız kupa kazanan ve sayısız genç oyuncuyu futbola kazandıran Wenger çok uzun süredir eleştirilerin odak noktasında. 2004'ten beri gelmeyen şampiyonluk, rakiplere kaptırılan yığınla yıldız oyuncu, yapılmayan transferler, saha içinde taktiksel anlamda gelişim göstermeyen takım, Arsenal taraftarlarının sabrını artık taşırmış durumda. Diğer yandan hala ona destek olan hatırı sayılır bir taraftar kitlesi de mevcut. Ancak Arsene Wenger senelerdir yapmadığı kaliteli stoper ve forvet transferlerini bu yıl da yapmayarak Arsenal'ın yine bir adım geride kalmasına yol açacak gibi duruyor. Şu bir gerçek ki, geçtiğimiz senede büyük takımların yokluğunda oluşan fırsatı bile değerlendiremeyen Arsenal'ın bu sezon gelişip değişen takımlara karşı tutunabilme ihtimali oldukça zayıf. Öncelikle takımın gözü kapalı oynatılabilecek bir santrforu yok. Elinde Alexis Sanchez ve Mesut Özil gibi iyi pasörlerin olduğu bir takımın yüksek kalibre bir santrforunun olmaması büyük bir eksiklik. Diğer yandan stoperde yıllardır süren Mertesacker sendromunun hala görülemeyip hatta bir de Alman oyuncunun fazlasıyla yeterli görülmesi Arsenal adına büyük bir eksiklik daha doğuruyor. Yıllardır yenilen gollerin en az yarısında golü en iyi yerden izlemekle yetinen Mertesacker'in, fazlasıyla yetersiz olan Monreal-Gibbs sol bek rotasyonunun hâlâ bir yüksek kalibreye çekilememesi büyük bir sorun. Arsene Wenger her sene yaptığı gibi bu sene de kulübü ilk 4'te tutabilir. Ancak şampiyonluk şansı fazlasıyla düşük. Ayrıca ilk 4'te yer alıp Şampiyonlar Ligi'ne gitmenin artık bunun taraftarlara yetip yetmeyeceği de meçhul. Dolayısıyla Wenger ve Arsenal'ı sıkıntılı günler bekliyor gibi duruyor.

Arsene Wenger - Arsenal

The Invincibles'ın mimarı, sıkıcı futbol oynuyor denilen Arsenal'ın çehresini tamamen değiştiren, sayısız kupa kazanan ve sayısız genç oyuncuyu futbola kazandıran Wenger çok uzun süredir eleştirilerin odak noktasında. 2004'ten beri gelmeyen şampiyonluk, rakiplere kaptırılan yığınla yıldız oyuncu, yapılmayan transferler, saha içinde taktiksel anlamda gelişim göstermeyen takım, Arsenal taraftarlarının sabrını artık taşırmış durumda. Diğer yandan hala ona destek olan hatırı sayılır bir taraftar kitlesi de mevcut. Ancak Arsene Wenger senelerdir yapmadığı kaliteli stoper ve forvet transferlerini bu yıl da yapmayarak Arsenal'ın yine bir adım geride kalmasına yol açacak gibi duruyor. Şu bir gerçek ki, geçtiğimiz senede büyük takımların yokluğunda oluşan fırsatı bile değerlendiremeyen Arsenal'ın bu sezon gelişip değişen takımlara karşı tutunabilme ihtimali oldukça zayıf. Öncelikle takımın gözü kapalı oynatılabilecek bir santrforu yok. Elinde Alexis Sanchez ve Mesut Özil gibi iyi pasörlerin olduğu bir takımın yüksek kalibre bir santrforunun olmaması büyük bir eksiklik. Diğer yandan stoperde yıllardır süren Mertesacker sendromunun hala görülemeyip hatta bir de Alman oyuncunun fazlasıyla yeterli görülmesi Arsenal adına büyük bir eksiklik daha doğuruyor. Yıllardır yenilen gollerin en az yarısında golü en iyi yerden izlemekle yetinen Mertesacker'in, fazlasıyla yetersiz olan Monreal-Gibbs sol bek rotasyonunun hâlâ bir yüksek kalibreye çekilememesi büyük bir sorun. Arsene Wenger her sene yaptığı gibi bu sene de kulübü ilk 4'te tutabilir. Ancak şampiyonluk şansı fazlasıyla düşük. Ayrıca ilk 4'te yer alıp Şampiyonlar Ligi'ne gitmenin artık bunun taraftarlara yetip yetmeyeceği de meçhul. Dolayısıyla Wenger ve Arsenal'ı sıkıntılı günler bekliyor gibi duruyor.

Premier League: Büyük Savaş Başlıyor
Premier League: Büyük Savaş Başlıyor

Jurgen Klopp - Liverpool

Borussia Dortmund'u küllerinden doğuran ve 2 şampiyonluğa taşıyan Klopp geçtiğimiz sene sıkıntılı günler geçiren Liverpool'a gelmiş ve yavaş yavaş felsefesini yerleştirmeye başlamıştı. Dortmund'u başarıya taşırken kullandığı Gegenpressing'i (kontra-pres) Liverpool'da da uygulamaya çalışan Klopp'un esas sınavı bu sene olacak. Tabii kimse Liverpool'dan şu aşamada bir şampiyonluk beklemiyor. Ancak başarı çıtasının ilk 4 içinde yer alıp tekrar Şampiyonlar Ligi'ne gidebilmek olacağını söyleyebiliriz. Diğer yandan Liverpool'un ve Klopp'un hâlâ zamana ihtiyacı var. O geldiğinde gerçekten oldukça kötü bir Liverpool varken, her geçen gün biraz daha gelişen ve iyiye giden bir Liverpool'u izletiyor olması bile önemli bir başarı. Mane transferi ise bence fazlasıyla akıllıca yapılmış bir transfer oldu. Klopp'un kafasındaki Liverpool'da oldukça önemli işler yapabilecek özelliklere sahip bir oyuncu ve bekleneni verecektir. Diğer yandan Matip transferi de savunma hattında sorun yaşayan Liverpool'a iyi gelecektir. Sonuç olarak geçen senekinden daha başarılı, en azından daha da keyif veren bir Liverpool izleyeceğimizi düşünüyorum.

Jurgen Klopp - Liverpool

Borussia Dortmund'u küllerinden doğuran ve 2 şampiyonluğa taşıyan Klopp geçtiğimiz sene sıkıntılı günler geçiren Liverpool'a gelmiş ve yavaş yavaş felsefesini yerleştirmeye başlamıştı. Dortmund'u başarıya taşırken kullandığı Gegenpressing'i (kontra-pres) Liverpool'da da uygulamaya çalışan Klopp'un esas sınavı bu sene olacak. Tabii kimse Liverpool'dan şu aşamada bir şampiyonluk beklemiyor. Ancak başarı çıtasının ilk 4 içinde yer alıp tekrar Şampiyonlar Ligi'ne gidebilmek olacağını söyleyebiliriz. Diğer yandan Liverpool'un ve Klopp'un hâlâ zamana ihtiyacı var. O geldiğinde gerçekten oldukça kötü bir Liverpool varken, her geçen gün biraz daha gelişen ve iyiye giden bir Liverpool'u izletiyor olması bile önemli bir başarı. Mane transferi ise bence fazlasıyla akıllıca yapılmış bir transfer oldu. Klopp'un kafasındaki Liverpool'da oldukça önemli işler yapabilecek özelliklere sahip bir oyuncu ve bekleneni verecektir. Diğer yandan Matip transferi de savunma hattında sorun yaşayan Liverpool'a iyi gelecektir. Sonuç olarak geçen senekinden daha başarılı, en azından daha da keyif veren bir Liverpool izleyeceğimizi düşünüyorum.

Premier League: Büyük Savaş Başlıyor
Premier League: Büyük Savaş Başlıyor

Claudio Ranieri - Leicester City

Ve son şampiyon, en büyük saygıyı hak eden isim Claudio Ranieri. Ranieri, Faroe Adaları'na mağlup olup Yunanistan Milli Takımı'ndaki işini kaybettikten sonra Leicester City'ye geldiğinde, Leicester City bir anda herkesin küme düşme adayı haline gelmişti. Ancak o takımı kümede tutmayı, Avrupa kupalarına götürmeyi bırakın, bütün şampiyonluk oranlarını alt üst ederek tarihinde ilk kez Premier League şampiyonu yaptı ve adeta tarih yazdı. Bu sene ise işinin daha zor olacağının herkes gibi o da farkında. Hatta "Hedefimiz 40 puan toplamak. Gülmeyin, aynı felsefe ve tevazuyla yeniden başlıyorum, hepsi bu" diyen Ranieri geçen seneyi göz önünde bulundurmadan yeni bir sezon planını kafasında çizmiş durumda. Ancak her halükarda Leicester City'nin amacının en azından Avrupa kupalarına katılmak olacağını söylemek yanlış olmayacaktır. Yine de orada da Tottenham ve West Ham gibi dişli rakiplerin yanında 5 büyük kulüpten ilk 4 dışında kalanı da dahil edersek oldukça çekişmeli bir mücadele olacak. Buna karşın Ranieri zaten pek çok şey ispatlamış durumda ve bu mücadelenin altından kalkabileceğini de fazlasıyla gösterdi. Eğer Leicester City Mahrez'i kaybetmez, inanılmaz etkili kontra atak futbolunu ve sonlara doğru geliştirdikleri defansif anlayışı da bu sezona taşıyabilirlerse ilk 6'da yer almaları veya Lig Kupası / FA Cup kazanmaları sürpriz olmaz. Bunun yanında Kante'nin gidişi bir kayıp gibi gözükse de Nice'ten yeni transfer edilen Nampals Mendy onun açığını kapatabilecek bir oyuncu. Dolayısıyla Leicester City bu sezon da yabana atılmayacak bir takım olacaktır.

Claudio Ranieri - Leicester City

Ve son şampiyon, en büyük saygıyı hak eden isim Claudio Ranieri. Ranieri, Faroe Adaları'na mağlup olup Yunanistan Milli Takımı'ndaki işini kaybettikten sonra Leicester City'ye geldiğinde, Leicester City bir anda herkesin küme düşme adayı haline gelmişti. Ancak o takımı kümede tutmayı, Avrupa kupalarına götürmeyi bırakın, bütün şampiyonluk oranlarını alt üst ederek tarihinde ilk kez Premier League şampiyonu yaptı ve adeta tarih yazdı. Bu sene ise işinin daha zor olacağının herkes gibi o da farkında. Hatta "Hedefimiz 40 puan toplamak. Gülmeyin, aynı felsefe ve tevazuyla yeniden başlıyorum, hepsi bu" diyen Ranieri geçen seneyi göz önünde bulundurmadan yeni bir sezon planını kafasında çizmiş durumda. Ancak her halükarda Leicester City'nin amacının en azından Avrupa kupalarına katılmak olacağını söylemek yanlış olmayacaktır. Yine de orada da Tottenham ve West Ham gibi dişli rakiplerin yanında 5 büyük kulüpten ilk 4 dışında kalanı da dahil edersek oldukça çekişmeli bir mücadele olacak. Buna karşın Ranieri zaten pek çok şey ispatlamış durumda ve bu mücadelenin altından kalkabileceğini de fazlasıyla gösterdi. Eğer Leicester City Mahrez'i kaybetmez, inanılmaz etkili kontra atak futbolunu ve sonlara doğru geliştirdikleri defansif anlayışı da bu sezona taşıyabilirlerse ilk 6'da yer almaları veya Lig Kupası / FA Cup kazanmaları sürpriz olmaz. Bunun yanında Kante'nin gidişi bir kayıp gibi gözükse de Nice'ten yeni transfer edilen Nampals Mendy onun açığını kapatabilecek bir oyuncu. Dolayısıyla Leicester City bu sezon da yabana atılmayacak bir takım olacaktır.

Premier League: Büyük Savaş Başlıyor
Premier League: Büyük Savaş Başlıyor

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.