Patron Çok Çalışan Yok

Bengisu Sabuncu 01.09.2016

SSK, Akbil, Sodexo üçlüsünün hazin sonu...

Patron Çok Çalışan Yok

İnsanlık beklediğimiz gibi aydınlanmadı belki ama belli konulara “aydığı” muhakkak… Bu konuların başında ise dünyanın önde gelen büyük şirketlerine duyulan hayranlık algısının değişimi geliyor. Özellikle son 5-6 yılda, daha önce idealize edilen hani şu herkesin rüyası iş yerleri ciddi itibar kaybına uğruyor. Uzun yıllar pek çok gencin düşlerini süsleyen Google, Facebook, Apple gibi şirketler artık eski masalsı çağrışımlarını yitirdi. Esnek çalışma saatleri, mesai saatleri dışında e-mail yasakları gibi yeni kuşağa uyum göstermeye çalışan insan kaynakları hamleleri de bir yere kadar. Neden mi? Şu an üniversitede okuyan gençler bu tip yerleri samimi bulmadıklarını ve hayatlarını başkalarına para kazandırmak için geçirmek istemediklerini belirtiyor.

Patron Çok Çalışan Yok

Bu toplumsal algı değişikliğinin temel nedenlerinden biri Y ve arkasından gelmekte olan Z kuşağının iş-hayat dengesi konusuna verdiği önem… Onlar hayatın her alanında kural koyucu olmaya niyetliler. Şirketlerin o bildik, “Biz çalışmıyoruz ağbi eğleniyoruz!”, ”Hadi ofise akşam yemeği siparişi verelim”, “Biz bir aileyiz” gibi martavalları artık deşifre oldu.

Bunun yanı sıra, Y kuşağının kurumsal işlerden sıkılmasının nedenlerinden biri de Steve Jobs, Mark Zuckerberg gibi isimlerin rol model olarak topluma bolca ithal edilmesi. Kurumsal hayata uyum göstermeyerek kendi yolunu çizmiş ve ezber bozmuş bu isimlere bakıp bugünün genç profesyonelleri "Neden olmasın?" diyor haliyle.

Patron Çok Çalışan Yok

Bu duruma etkisi olan bir başka konu daha var tabii. Şık kafelerde önünde Mac’iyle oturup, latte’sini yudumlayan, toplantılarını ortak çalışma alanlarında yapan parlak fikirleriyle dikkat geçen genç dahi imgesi kafalarımıza vura vura bize belletiliyor. 90’larda şık bir plazada çalışan başarılı, hırslı, çalışkan rol modeller bize nasıl ezberletildiyse, bu yeni trend de bilinçaltımızın bakir topraklarına yerleşti bile. Bu algı yönetimi göz önünde bulundurulunca insan düşünmeden edemiyor, belki de çalışma modellerinin sadece imajı değişti ama altında işleyen mekanizmada değişim adına tık yok! Bunu önümüzdeki yıllarda göreceğiz sanırım.

Ama bu kaygı bir yana, yeni çalışma modelleriyle birlikte ortaya pek çok başarı öyküsü çıktığını da yadsıyamayız elbette. Şirketlerin tekdüze ve sömürüye meyilli çalışma modellerindense ilham alabileceği ortamlarda, özgür hissederek hayatta iz bırakma derdindeki bu insanlara hak vermemek elde değil... Tüm bu saydıklarımızın bir sonucu olarak beyaz yakalı göçebe çalışanların (White Collar Nomads) sayısı gün geçtikçe artıyor. Ayrıca yaşça bu grubun üstünde kalan kişiler de yavaş yavaş bu güruhta yerini alıyor. Onların motivasyonu ise iş dünyasında yaşadıkları travmalar. Yıllardır yaşadıkları olumsuz deneyimler ve bir türlü onlara vadedilen başarı mitine ulaşamadıkları düşüncesiyle onlar da başka arayışlara yöneliyorlar. Soluğu küçük kardeş kuşaklarının pek sevdiği kafelerde alıyorlar...

Patron Çok Çalışan Yok

Buraya kadar her şey oldukça güzel görünüyor ama şu sıralar Amerika’da tartışılmaya başlanan bir başka konu daha var. Bu konu, Y kuşağının kendini değerlendirme süreçleri üzerine… Bu kuşağın yeterlilikleri ve yetenekleri konusunda kendini pek gerçekçi değerlendiremediği söyleniyor. Kendine gereğinden fazla güvenen Y kuşağının sıklıkla hayal kırıklığına uğradığı belirtiliyor. Rol modelleri kadar çalışkan ve parlak olmadıkları halde onların başardıklarına ulaşmayı uman kuşak sıklıkla yaya kalıyor. Şirkette çalışmanın kısıtlamalarına katlanmak istemeyen genç profesyoneller, dünya genelinde bir şirkette kazanacaklarının oldukça altında para kazanıyor. Ama iyi kahve içtikleri muhakkak.

Patron Çok Çalışan Yok

Kafamda deli sorular… Kalifiye profesyoneller kendilerine “çalışan” olmayı yakıştıramazken, yakın gelecekte işler nasıl yürüyecek? Yoksa herkesin tek kişilik şirketlerinin olduğu tuhaf bilim kurgu filmlerinden çıkmış bir dünya mı bekliyor bizi? Kapitalizmin bu konuda da bir planı vardır herhalde... Şu an belki de sıradaki yeni çalışan modellerini bilinçaltlarımızla buluşturmak için son rötuşlarını yapıyor ve hain hain gülüyordur, kim bilir? Ya da ben kronik bir paranoyağımdır. O da olabilir. Evet.

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.