Oyun Dünyasında Cinsiyet Ayrımcılığı Etkisi

Ece Soylu 26.04.2016

Kadına yönelik cinsiyet ayrımcılığı stereotip tehdit oluşturuyor.

Gerek kültürel, gerek bilimsel alanda bilgiye ve gelişime hızlı ulaştığımız bir çağ yaşıyoruz. Bilmemek kelimesi lügatımızdan kalktı neredeyse. İnternet sayesinde sayısız kaynağa, kitaba, bilgiye bir tık mesafesindeyiz. Sesli kitaplardan tutun da uydu sistemlerinin sunduğu hizmetlerle oturduğunuz yerden dünyayı keşfetmeye kadar, her anımızda bilgiye doyduğumuz bir dönemdeyiz. Böyle bakınca hepimizin kültürel anlamda geliştiği, vizyonunu genişlettiği, insanlığın en medeni zamanlarını yaşadığı altın bir çağ gibi gözüküyor. Ancak insanlık konusunda büyük umutlar beslediğimiz bu dönemde, hala kadına yönelik cinsiyet ayrımcılığının seslerini duymak, tüm medeniyet kavramlarımızı sorgulatıyor. Hemen hemen her alanda kadına karşı "yapamazsın" sesleri yükseliyor. Bu yapamazsınlar o kadar çok karşı karşıya kaldığımız sözcükler olmuş ki, baskısını üzerimizde her an hisseder olduk. Kimsenin bize yapamazsın demesine gerek kalmadan, "Zaten yapamayacağımı düşünüyor" algısı pek çok kişide oluşuyor.


Lotte Vermeulen öncülüğünde, iMinds-MICT-Ghent Üniversitesi araştırma ekibi tarafından yapılan bir araştırma, kadınlar üzerindeki stereotip tehdidin oyun dünyasındaki etkileri hakkında önemli sonuçlar elde etmiş.

Burada "Stereotip tehdit nedir?" diyenleriniz için bir paragraf açalım. Baskı altında kalan, hakkında önyargı oluşmuş, toplumdan ayrılmış grupların bu baskıyı fiili bir eylem olmasa dahi kendi üzerlerinde hissetme durumu. Yani, siz bir gruba uzun süre onu yapamazsın, bunu yapamazsın diye diye o grup üzerinde psikolojik olarak "yapamayacağımı düşünüyorlar" baskısı oluşturmuş oluyorsunuz.

Araştırma sonucunda, stereotip tehdit hisseden kadınların oyuna daha gergin başladığı ve doğal olarak oyun performanslarında düşüş yaşadıkları gözlenmiş. Kişisel olarak özgüven eksikliği yaratan bu durum, oluşan bu stereotip algıda döngüye yol açıyormuş. Oyuna başlamadan zaten başarısız olacağını düşünen, psikolojik olarak korku yaşayan kadınlar, oyun sonunda iyi bir performans elde edemiyor. Böylece hissettikleri baskının haklı çıkması, üzerlerindeki psikolojik tehdidi beslemiş oluyor. Araştırmada oluşturulan diğer bir grupta ise ilk oyunda kazanan skorlarında kadın isimlerin üst sıralarda olduğu bir liste gösteriliyor. Bu listeyi gören kadınlar oyuna daha rahat başlıyor ve daha yüksek skorlar elde ediyor. Algıdaki bu değişim, sonuçları da gözle görülür bir şekilde değiştiriyor.


Özellikle oyun sektörünün bir "erkek eğlence alanı" olarak görülmesi, kadınlara yönelik bu cinsiyet ayrımcılığını artırıyor. Oysa kadın oyuncu sayısı hiç de azımsanacak düzeyde değil. Son verilere göre aktif oyuncuların yüzde 45‘ini kadınlar oluşturuyor. Tüm cinsiyetçi baskılara karşı bu oran, ayrımcı fikirlerin ortadan kalkması halinde oluşacak kadın oyuncu kitlesi için de yeşil ışık yakıyor. Oyun sektöründeki cinsiyet ayrımcılığının yok edilmesi için öncelikle oyun üreticilerinin algısını değiştirmesi gerekiyor. Özellikle popüler oyunlara baktığımızda, oyunların genelinde mini etekli, 90-60-90 ölçülü kadın kahramanlar görüyoruz. Oyunların dikkat çekmesi ve satışları artırmak için yapılan bu girişim, oyun sektörünün eril imajını güçlendiriyor. Hatta bu noktada, oyun dünyasının sadece tüketen kısmında değil, üreten kısmında da kadınların çoğalmasına yönelik çalışmaların da artması gerekiyor.

Ece Soylu


Gerek kültürel, gerek bilimsel alanda bilgiye ve gelişime hızlı ulaştığımız bir çağ yaşıyoruz. Bilmemek kelimesi lügatımızdan kalktı neredeyse. İnternet sayesinde sayısız kaynağa, kitaba, bilgiye bir tık mesafesindeyiz. Sesli kitaplardan tutun da uydu sistemlerinin sunduğu hizmetlerle oturduğunuz yerden dünyayı keşfetmeye kadar, her anımızda bilgiye doyduğumuz bir dönemdeyiz. Böyle bakınca hepimizin kültürel anlamda geliştiği, vizyonunu genişlettiği, insanlığın en medeni zamanlarını yaşadığı altın bir çağ gibi gözüküyor. Ancak insanlık konusunda büyük umutlar beslediğimiz bu dönemde, hala kadına yönelik cinsiyet ayrımcılığının seslerini duymak, tüm medeniyet kavramlarımızı sorgulatıyor. Hemen hemen her alanda kadına karşı "yapamazsın" sesleri yükseliyor. Bu yapamazsınlar o kadar çok karşı karşıya kaldığımız sözcükler olmuş ki, baskısını üzerimizde her an hisseder olduk. Kimsenin bize yapamazsın demesine gerek kalmadan, "Zaten yapamayacağımı düşünüyor" algısı pek çok kişide oluşuyor.


Lotte Vermeulen öncülüğünde, iMinds-MICT-Ghent Üniversitesi araştırma ekibi tarafından yapılan bir araştırma, kadınlar üzerindeki stereotip tehdidin oyun dünyasındaki etkileri hakkında önemli sonuçlar elde etmiş.

Burada "Stereotip tehdit nedir?" diyenleriniz için bir paragraf açalım. Baskı altında kalan, hakkında önyargı oluşmuş, toplumdan ayrılmış grupların bu baskıyı fiili bir eylem olmasa dahi kendi üzerlerinde hissetme durumu. Yani, siz bir gruba uzun süre onu yapamazsın, bunu yapamazsın diye diye o grup üzerinde psikolojik olarak "yapamayacağımı düşünüyorlar" baskısı oluşturmuş oluyorsunuz.

Araştırma sonucunda, stereotip tehdit hisseden kadınların oyuna daha gergin başladığı ve doğal olarak oyun performanslarında düşüş yaşadıkları gözlenmiş. Kişisel olarak özgüven eksikliği yaratan bu durum, oluşan bu stereotip algıda döngüye yol açıyormuş. Oyuna başlamadan zaten başarısız olacağını düşünen, psikolojik olarak korku yaşayan kadınlar, oyun sonunda iyi bir performans elde edemiyor. Böylece hissettikleri baskının haklı çıkması, üzerlerindeki psikolojik tehdidi beslemiş oluyor. Araştırmada oluşturulan diğer bir grupta ise ilk oyunda kazanan skorlarında kadın isimlerin üst sıralarda olduğu bir liste gösteriliyor. Bu listeyi gören kadınlar oyuna daha rahat başlıyor ve daha yüksek skorlar elde ediyor. Algıdaki bu değişim, sonuçları da gözle görülür bir şekilde değiştiriyor.


Özellikle oyun sektörünün bir "erkek eğlence alanı" olarak görülmesi, kadınlara yönelik bu cinsiyet ayrımcılığını artırıyor. Oysa kadın oyuncu sayısı hiç de azımsanacak düzeyde değil. Son verilere göre aktif oyuncuların yüzde 45‘ini kadınlar oluşturuyor. Tüm cinsiyetçi baskılara karşı bu oran, ayrımcı fikirlerin ortadan kalkması halinde oluşacak kadın oyuncu kitlesi için de yeşil ışık yakıyor. Oyun sektöründeki cinsiyet ayrımcılığının yok edilmesi için öncelikle oyun üreticilerinin algısını değiştirmesi gerekiyor. Özellikle popüler oyunlara baktığımızda, oyunların genelinde mini etekli, 90-60-90 ölçülü kadın kahramanlar görüyoruz. Oyunların dikkat çekmesi ve satışları artırmak için yapılan bu girişim, oyun sektörünün eril imajını güçlendiriyor. Hatta bu noktada, oyun dünyasının sadece tüketen kısmında değil, üreten kısmında da kadınların çoğalmasına yönelik çalışmaların da artması gerekiyor.

Ece Soylu


Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Old User
woww
26.Nis
Beğen(0) Beğenme(1)
Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.