Olimpiyatın Yeniden Doğuşu

Adil Fide 06.08.2016

Olimpiyatların Antik dönemin sonundaki kayboluşu ve modern Avrupa’da canlanmasını hatırladık.

Öncelikle kaçıranlar için olympiyat kavramının zaman ve mekanda köklerini ve gelişim sürecini gözden geçirdiğimiz yazının burada olduğunu belirtelim. Geç Antik dönemdeki kayboluşu ve modern zamanlardaki yeniden canlandırılışının hikayeleri ile devam edelim.

Öncelikle kaçıranlar için olympiyat kavramının zaman ve mekanda köklerini ve gelişim sürecini gözden geçirdiğimiz yazının burada olduğunu belirtelim. Geç Antik dönemdeki kayboluşu ve modern zamanlardaki yeniden canlandırılışının hikayeleri ile devam edelim.

Antik Yunan dünyasının bütününde olduğu gibi, olimpiyatların da en büyük dini figürü kuşkusuz Zeus idi. Olympia’nın ortasında da ona adanmış bir tapınak ve içinde dünyanın yedi harikasından biri sayılan 13 metrelik heykeli vardı. Dev bir tahta oturan heykel mermer, altın, fildişi, abanoz gibi göz alıcı materyallerden imal edilmişti. Zamanın gezginleri, eğer ayağa kalksa tapınağın tavanını kırıp geçecekmiş gibi durduğunu anlatıyor. Sağ elinde de kanatlı zafer tanrıçası Nika figürü olduğu konusunda bütün kaynaklar hemfikir. Nika’nın bu arada günümüzün en büyük spor giyim markalarından birisinin de isim annesi olduğunu hatırlatalım. Heykelin icracısı, aynı zamanda mimar ve ressam da olan heykeltıraş Phidias’ın atölyesinin kalıntıları da arkeolojik çalışmalarda, tapınağın hemen çok yakında bulunmuş durumda.


Antik Yunan dünyasının bütününde olduğu gibi, olimpiyatların da en büyük dini figürü kuşkusuz Zeus idi. Olympia’nın ortasında da ona adanmış bir tapınak ve içinde dünyanın yedi harikasından biri sayılan 13 metrelik heykeli vardı. Dev bir tahta oturan heykel mermer, altın, fildişi, abanoz gibi göz alıcı materyallerden imal edilmişti. Zamanın gezginleri, eğer ayağa kalksa tapınağın tavanını kırıp geçecekmiş gibi durduğunu anlatıyor. Sağ elinde de kanatlı zafer tanrıçası Nika figürü olduğu konusunda bütün kaynaklar hemfikir. Nika’nın bu arada günümüzün en büyük spor giyim markalarından birisinin de isim annesi olduğunu hatırlatalım. Heykelin icracısı, aynı zamanda mimar ve ressam da olan heykeltıraş Phidias’ın atölyesinin kalıntıları da arkeolojik çalışmalarda, tapınağın hemen çok yakında bulunmuş durumda.


Olympia'daki Zeus'un kopyalarından, tarihsel kaynaklardan çıkarılan tahmini görünümü

Olympia'daki Zeus'un kopyalarından, tarihsel kaynaklardan çıkarılan tahmini görünümü



M.S. 30’lu yıllarda devrin deli imparatoru olarak bilinen Caligula bütün önemli tanrı heykellerini Roma’ya toplatmak ister. Niyeti hepsinin gövdesinin üzerine kendi kafasını yerleştirip sergilemektir. Bir nevi, bugün birçok arkeoloji müzesinde ziyaretçilerin de heykelin arkasına geçip fotoğraf ile yapmak istediklerini gerçekten denemiş. Tabii ki, kendisini şehre ve devlet erkanına tanrı olarak göstermeye başlayan imparatorun en öncelikli siparişlerinden biri, bizim Olympia’daki Zeus imiş. Ancak kendini en büyük tanrı katında gören imparatorun 41 yılında suikasta kurban gitmesiyle, heykel de oyunların yapıldığı yerinde kalmış.

M.S. 30’lu yıllarda devrin deli imparatoru olarak bilinen Caligula bütün önemli tanrı heykellerini Roma’ya toplatmak ister. Niyeti hepsinin gövdesinin üzerine kendi kafasını yerleştirip sergilemektir. Bir nevi, bugün birçok arkeoloji müzesinde ziyaretçilerin de heykelin arkasına geçip fotoğraf ile yapmak istediklerini gerçekten denemiş. Tabii ki, kendisini şehre ve devlet erkanına tanrı olarak göstermeye başlayan imparatorun en öncelikli siparişlerinden biri, bizim Olympia’daki Zeus imiş. Ancak kendini en büyük tanrı katında gören imparatorun 41 yılında suikasta kurban gitmesiyle, heykel de oyunların yapıldığı yerinde kalmış.

Olimpiyat oyunları Roma, İskenderiye gibi büyük şehirlere, İmparatorluğun “Mare Nostrum” (bizim deniz) dediği coğrafyanın kıyılarına bütün görkemiyle yayılmıştır. Ancak diğer taraftan dünya değişmektedir. Hristiyanlığın yayılması ile antik dönemin tanrıları ve rekabetçi kültürü kaybolmaya yüz tutar. M.S. 3. asırda, bin yıldır tutulan olimpik kayıtlar düzensizleşmeye başlar, hatta aynı yüzyılın sonunda tamamen biter. 391 yılında, o zamanların Yeni Roma’dan Konstantinopolis’e dönüşmekte olan İstanbul’unda ikamet eden, bütün Roma’nın son imparatoru Theodosius tarafından bütün pagan çok tanrılı kültlerle ilgili pratikler yasaklanır. Artık kitle coşkusu ve devlet desteğinden yoksun haliyle oldukça sönük şekilde icra edilen yarışmalar da 425 itibariyle tamamen biter. Heykeltraş Phidias’ın atölyesi de bu dönüşümün bilerek ya da bilmeyerek vurulmuş mührü gibi bir kiliseye dönüşmüştür. Kesin olmamakla birlikte, meşhur Zeus heykelinin de İstanbul’a getirilmiş olduğundan bahsediliyor. Çok daha geç döneme ait bir kaynakta anlatıldığına göre, kentin varlıklı kişilerinden Lausus’un, bugün Sultan Ahmet meydanı olan hipodromun hemen yanındaki hanesindeki heykel bir yangında yok olmuş.


Olimpiyat oyunları Roma, İskenderiye gibi büyük şehirlere, İmparatorluğun “Mare Nostrum” (bizim deniz) dediği coğrafyanın kıyılarına bütün görkemiyle yayılmıştır. Ancak diğer taraftan dünya değişmektedir. Hristiyanlığın yayılması ile antik dönemin tanrıları ve rekabetçi kültürü kaybolmaya yüz tutar. M.S. 3. asırda, bin yıldır tutulan olimpik kayıtlar düzensizleşmeye başlar, hatta aynı yüzyılın sonunda tamamen biter. 391 yılında, o zamanların Yeni Roma’dan Konstantinopolis’e dönüşmekte olan İstanbul’unda ikamet eden, bütün Roma’nın son imparatoru Theodosius tarafından bütün pagan çok tanrılı kültlerle ilgili pratikler yasaklanır. Artık kitle coşkusu ve devlet desteğinden yoksun haliyle oldukça sönük şekilde icra edilen yarışmalar da 425 itibariyle tamamen biter. Heykeltraş Phidias’ın atölyesi de bu dönüşümün bilerek ya da bilmeyerek vurulmuş mührü gibi bir kiliseye dönüşmüştür. Kesin olmamakla birlikte, meşhur Zeus heykelinin de İstanbul’a getirilmiş olduğundan bahsediliyor. Çok daha geç döneme ait bir kaynakta anlatıldığına göre, kentin varlıklı kişilerinden Lausus’un, bugün Sultan Ahmet meydanı olan hipodromun hemen yanındaki hanesindeki heykel bir yangında yok olmuş.


Phidias'ın atölyesi ve üstündeki kiliseden geriye kalanlar

Phidias'ın atölyesi ve üstündeki kiliseden geriye kalanlar



Rönesans döneminin en önemli zihinsel dönüşümü, sanatçılarının antik döneme olan ilgisinden kaynaklanıyordu. Üç asır boyunca dereceli olarak artan bu merak, zengin ve asilzadelerin evinde küçük koleksiyonlarla kendini gösterdi. 1700’lerin sonunda aydınlanma fikrinin getirdiği büyük bir dalga ile ertesi yüzyılda giderek güçlenen batılı devletlerin devasa arkeolojik iştahları Louvre veya British Museum gibi emperyal prestij müzelerinde cisimleşti. İşte bu uzun aralık Olympia’nın keşfi ile Olimpiyat Oyunları’nın yeniden canlandırılması arasındaki arka planı da bize veriyor. Kısmen bir ırmağın altında kalmış, yıkıntılar içerisindeki Olympia, 1766’da seyyah bir İngiliz asilzadesi olan Richard Chandler tarafından bulunur. Antik dönem seyahatnamelerini takip ederek buraya varan Chandler’ı 1820’lerde bir Fransız kazı ekibi takip etse de esas olarak kazılar 1875 yılından sonra Alman patronajı ile yapılır.


Rönesans döneminin en önemli zihinsel dönüşümü, sanatçılarının antik döneme olan ilgisinden kaynaklanıyordu. Üç asır boyunca dereceli olarak artan bu merak, zengin ve asilzadelerin evinde küçük koleksiyonlarla kendini gösterdi. 1700’lerin sonunda aydınlanma fikrinin getirdiği büyük bir dalga ile ertesi yüzyılda giderek güçlenen batılı devletlerin devasa arkeolojik iştahları Louvre veya British Museum gibi emperyal prestij müzelerinde cisimleşti. İşte bu uzun aralık Olympia’nın keşfi ile Olimpiyat Oyunları’nın yeniden canlandırılması arasındaki arka planı da bize veriyor. Kısmen bir ırmağın altında kalmış, yıkıntılar içerisindeki Olympia, 1766’da seyyah bir İngiliz asilzadesi olan Richard Chandler tarafından bulunur. Antik dönem seyahatnamelerini takip ederek buraya varan Chandler’ı 1820’lerde bir Fransız kazı ekibi takip etse de esas olarak kazılar 1875 yılından sonra Alman patronajı ile yapılır.


Kazılar sırasında, daha yapılacak çok iş varken Olympia

Kazılar sırasında, daha yapılacak çok iş varken Olympia



1800’lü yılların akışı içerisinde arkeologların konuyu gündeme getirmesiyle bu oyunları canlandırmak için bazı girişimler yapılmış. 1859, 1870 ve 1875 yıllarında Atina’da, bugün organizasyonun sponsorunun ismi ile anılan, Zappas Olimpiyatları düzenlenir. 1890’larda önce 4 yılda bir düzenleme kararı verilse de ülke ekonomisinin yaşadığı kriz ile (bazı şeyler değişmiyor) devam ettirilemez. O zamana kadar reddedilen Yunanistan dışından da sporcuların yarışması isteği Pierre de Coubertin’in girişimleriyle gerçek olur. 1892’de Paris Sorbonne Üniversitesi’nde gerçekleşen kongrede gündeme gelen uluslarası olimpiyat fikrini iki yıl sonra International Olympic Committee’nin (IOC) kuruluşu takip eder. 1896’da ilk IOC oyunları geç antik dönemdeki stadyumlar model alınarak yapılan Panathenaic Stadyumu'nda yapılır.


1800’lü yılların akışı içerisinde arkeologların konuyu gündeme getirmesiyle bu oyunları canlandırmak için bazı girişimler yapılmış. 1859, 1870 ve 1875 yıllarında Atina’da, bugün organizasyonun sponsorunun ismi ile anılan, Zappas Olimpiyatları düzenlenir. 1890’larda önce 4 yılda bir düzenleme kararı verilse de ülke ekonomisinin yaşadığı kriz ile (bazı şeyler değişmiyor) devam ettirilemez. O zamana kadar reddedilen Yunanistan dışından da sporcuların yarışması isteği Pierre de Coubertin’in girişimleriyle gerçek olur. 1892’de Paris Sorbonne Üniversitesi’nde gerçekleşen kongrede gündeme gelen uluslarası olimpiyat fikrini iki yıl sonra International Olympic Committee’nin (IOC) kuruluşu takip eder. 1896’da ilk IOC oyunları geç antik dönemdeki stadyumlar model alınarak yapılan Panathenaic Stadyumu'nda yapılır.


1896 yılında Panathenaic'de açılış

1896 yılında Panathenaic'de açılış



Ardından geçen 40 yıllık dönem, bugün bildiğimiz olimpik geleneklerin icadına sahne olur. 1904’te ilk defa altın, gümüş ve bronz madalyalar verilir. 1913’te kıtaları temsil eden 5 halkalı bayrak ortaya çıkar. 1920’de olimpik yemin edilir ve 1928’de olimpiyat ateşi ilk kez yakılır. 1930’larda da oyunlar için olimpiyat köyleri inşa edilir. İlk önce Yunan şehir devletleri, ardından Roma vilayetleri arasındaki rekabet, 20. asrın beynelmilel karakterli dünyasında yayılmaktadır. Aynı beynelmilel karakterli cihan harpleri de kesintiler olarak olimpiyat tarihindeki yerini almıştır. 1916, 1940 ve 1944’te sırasıyla Berlin, Helsinki ve Londra oyunları yapılamaz.

Ardından geçen 40 yıllık dönem, bugün bildiğimiz olimpik geleneklerin icadına sahne olur. 1904’te ilk defa altın, gümüş ve bronz madalyalar verilir. 1913’te kıtaları temsil eden 5 halkalı bayrak ortaya çıkar. 1920’de olimpik yemin edilir ve 1928’de olimpiyat ateşi ilk kez yakılır. 1930’larda da oyunlar için olimpiyat köyleri inşa edilir. İlk önce Yunan şehir devletleri, ardından Roma vilayetleri arasındaki rekabet, 20. asrın beynelmilel karakterli dünyasında yayılmaktadır. Aynı beynelmilel karakterli cihan harpleri de kesintiler olarak olimpiyat tarihindeki yerini almıştır. 1916, 1940 ve 1944’te sırasıyla Berlin, Helsinki ve Londra oyunları yapılamaz.



Antik döneminkiler ile modern zamanların tecrübesini karşılaştırdığımızda, uluslararasılaşma dışında da esaslı bazı ayrımlar mevcut. Mesela, eskisinde rekabetin, kazanmanın ve hatta ölümün daha fazla kutsandığını fark ediyoruz. Bunun bariz bir göstergesi, bizim üçüncüye bile ödül verilen oyunların yanında, Antik Yunan'da ikinci olmaktansa arenada ölmenin daha fazla yüceltilmesi. Bu tespit mübalağa içermez, zira antikitede bir olimpik atletin muhtemel en büyük başarısı, adının çağlar boyu hatırlanması. Bunun olması için isminizi destansı şiirlere yazdırmanın da iki yolu var; kazanmak ya da “kahramanca” ölmek. Hümanizmi içselleştirmiş modern İngiltere menşeli spor kültüründe ise bugün bizim de gayet aşına olduğumuz “önemli olan katılmaktı” prensibi yanında fair play, centilmenlik gibi kavramlar öne çıkıyor. Dini atıflarının tamamen devredışı kalmış olması da uzun uzun anlatılabilir. Göz oyma ve boğaz sıkma hariç, faullü hareket olmayan eski çağın boks ve güreş (pankration) müsabakalarının yanında bugünküler süper terbiyeli ve temkinli görünüyor. Grekoromen, yani Yunan ve Roma tarzı, adı verilen güreşin bile hiç Grek ya da Romalı bir tarafı yok açıkçası. Yakın geçmişte her biri oyunların maskotları olmuş ayı (Moskova), kartal (Los Angeles) veya kaplan (Seul) gibi hayvanların pençesiz, karikatürize hali bu kontrastı da simgeliyor gibi.

Antik döneminkiler ile modern zamanların tecrübesini karşılaştırdığımızda, uluslararasılaşma dışında da esaslı bazı ayrımlar mevcut. Mesela, eskisinde rekabetin, kazanmanın ve hatta ölümün daha fazla kutsandığını fark ediyoruz. Bunun bariz bir göstergesi, bizim üçüncüye bile ödül verilen oyunların yanında, Antik Yunan'da ikinci olmaktansa arenada ölmenin daha fazla yüceltilmesi. Bu tespit mübalağa içermez, zira antikitede bir olimpik atletin muhtemel en büyük başarısı, adının çağlar boyu hatırlanması. Bunun olması için isminizi destansı şiirlere yazdırmanın da iki yolu var; kazanmak ya da “kahramanca” ölmek. Hümanizmi içselleştirmiş modern İngiltere menşeli spor kültüründe ise bugün bizim de gayet aşına olduğumuz “önemli olan katılmaktı” prensibi yanında fair play, centilmenlik gibi kavramlar öne çıkıyor. Dini atıflarının tamamen devredışı kalmış olması da uzun uzun anlatılabilir. Göz oyma ve boğaz sıkma hariç, faullü hareket olmayan eski çağın boks ve güreş (pankration) müsabakalarının yanında bugünküler süper terbiyeli ve temkinli görünüyor. Grekoromen, yani Yunan ve Roma tarzı, adı verilen güreşin bile hiç Grek ya da Romalı bir tarafı yok açıkçası. Yakın geçmişte her biri oyunların maskotları olmuş ayı (Moskova), kartal (Los Angeles) veya kaplan (Seul) gibi hayvanların pençesiz, karikatürize hali bu kontrastı da simgeliyor gibi.

Modern olimpiyatların en büyük krizleri 1972 Münih Oyunları sırasında 11 İsrailli sporcunun militanlarca rehin alınıp öldürülmesi ile baş gösteriyor. IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi) “gösteri devam etmeli” diyerek oyunlara devam kararı alsa da bir festivalden başka her şeye benzeyen bir hatıra kalır geriye. Soğuk savaşın etkileri de hissedilir. 1980 Moskova oyunlarından hemen önce, Rusya'nın Afganistan’ı işgali gerekçesiyle ABD, ülkelere boykot çağrısı yapar ve 65 ülke çağrıya uyar. Özellikle Kanada, Batı Almanya, Kenya gibi ülkelerin ABD ile katılmaması sportif rekabet açısından oyunları çölleştirir. Olimpiyat organizasyonun temelden sarsıldığı bu dönemde, tam da Los Angeles’taki 1984’e de bir boykot rövanşının gerginliği ile gidilirken, bir sıçrama yaşanır. 1938’de ilk defa sinemada konu edilen, 1960’da ilk defa televizyonda yayınlanan oyunların yayın haklarının değeri oldukça kızışan bir rekabetle iki önceki oyunların bedelinin nerdeyse on misli artarak 25’ten 225 milyon dolara dayanmıştır. Dünyada televizyonun artan dominasyonu ile hızlıca değişen spor yayıncılığı ve onun en büyük küresel içeriği olan olimpiyatlar da gidişata ayak uydurmaktadır.

Modern olimpiyatların en büyük krizleri 1972 Münih Oyunları sırasında 11 İsrailli sporcunun militanlarca rehin alınıp öldürülmesi ile baş gösteriyor. IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi) “gösteri devam etmeli” diyerek oyunlara devam kararı alsa da bir festivalden başka her şeye benzeyen bir hatıra kalır geriye. Soğuk savaşın etkileri de hissedilir. 1980 Moskova oyunlarından hemen önce, Rusya'nın Afganistan’ı işgali gerekçesiyle ABD, ülkelere boykot çağrısı yapar ve 65 ülke çağrıya uyar. Özellikle Kanada, Batı Almanya, Kenya gibi ülkelerin ABD ile katılmaması sportif rekabet açısından oyunları çölleştirir. Olimpiyat organizasyonun temelden sarsıldığı bu dönemde, tam da Los Angeles’taki 1984’e de bir boykot rövanşının gerginliği ile gidilirken, bir sıçrama yaşanır. 1938’de ilk defa sinemada konu edilen, 1960’da ilk defa televizyonda yayınlanan oyunların yayın haklarının değeri oldukça kızışan bir rekabetle iki önceki oyunların bedelinin nerdeyse on misli artarak 25’ten 225 milyon dolara dayanmıştır. Dünyada televizyonun artan dominasyonu ile hızlıca değişen spor yayıncılığı ve onun en büyük küresel içeriği olan olimpiyatlar da gidişata ayak uydurmaktadır.



Üstte: Oyunların ilk kez kaydedildiği 1936 Oyunları'ndan bir kare

Altta: Usain Bolt kameraları oldukça seven bir atlet ama daha iyi görüntü alma sevdasına neredeyse yaşayan bir efsanenin spor hayatı bitiyordu.

Üstte: Oyunların ilk kez kaydedildiği 1936 Oyunları'ndan bir kare

Altta: Usain Bolt kameraları oldukça seven bir atlet ama daha iyi görüntü alma sevdasına neredeyse yaşayan bir efsanenin spor hayatı bitiyordu.

Nihayetinde oyunları takip eden insan sayısı da milyarlarla ifade edilmeye başlanmıştır. 2000’li yıllar ile birlikte 7-8 sene sonraki organizasyonun ev sahibi şehir belirlenmeden yayın ihaleleri yapılmaktadır. Yıllar geçtikçe hem oyun çeşitliliği hem de toplam gün sayısı artan organizasyonlar boyunca insanların ekran başında kalma süreleri ortalama 40 – 50 saate (özellikle ABD, Japonya, Avusturalya gibi alım gücü yüksek ülkelerde!) varmıştır. En son 2022-32 arasında yaz ve kış oyunlarının yayın paketi 8 milyar dolara yakın meblağa satıldı. ''10 yılı birden, yangından mal kaçırırcasına'' diyesi geliyor insanın ama rakam da ikna ediyor gibi... Tabii ki bu yayınlarla birlikte, gittikçe büyüyen olimpik bir ekonomi oluştukça, olimpik kahraman olmak küresel bir yüz ve büyük kontratlar demek. Atletler branşlarında giderek gelişmekte. Diğer taraftan, eleştirel bir gözle bakıldığında ise onlar içinde drama, trajedi, zafer, yıkım gibi öğeleri olan şahsi hikayeleri ile dünyanın en büyük reality show’unun figürleri. Muhalefet edilebilecek birçok duruma rağmen, olimpiyatlar geçmişin güzel hikayelerinde hâlâ yankılandığı açık bir sahne ve bundan sonraki tarihini de üzerindeki insanlar yazacak. Belki de bu yankılanan hikayelerle devam ederiz…

Nihayetinde oyunları takip eden insan sayısı da milyarlarla ifade edilmeye başlanmıştır. 2000’li yıllar ile birlikte 7-8 sene sonraki organizasyonun ev sahibi şehir belirlenmeden yayın ihaleleri yapılmaktadır. Yıllar geçtikçe hem oyun çeşitliliği hem de toplam gün sayısı artan organizasyonlar boyunca insanların ekran başında kalma süreleri ortalama 40 – 50 saate (özellikle ABD, Japonya, Avusturalya gibi alım gücü yüksek ülkelerde!) varmıştır. En son 2022-32 arasında yaz ve kış oyunlarının yayın paketi 8 milyar dolara yakın meblağa satıldı. ''10 yılı birden, yangından mal kaçırırcasına'' diyesi geliyor insanın ama rakam da ikna ediyor gibi... Tabii ki bu yayınlarla birlikte, gittikçe büyüyen olimpik bir ekonomi oluştukça, olimpik kahraman olmak küresel bir yüz ve büyük kontratlar demek. Atletler branşlarında giderek gelişmekte. Diğer taraftan, eleştirel bir gözle bakıldığında ise onlar içinde drama, trajedi, zafer, yıkım gibi öğeleri olan şahsi hikayeleri ile dünyanın en büyük reality show’unun figürleri. Muhalefet edilebilecek birçok duruma rağmen, olimpiyatlar geçmişin güzel hikayelerinde hâlâ yankılandığı açık bir sahne ve bundan sonraki tarihini de üzerindeki insanlar yazacak. Belki de bu yankılanan hikayelerle devam ederiz…



BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.