Öfkenin Sağlıklı Yüzü

Öfkeliyim, öyleyse varım!

Öfke hakkında yazmak benim için o kadar da kolay değil çünkü son derece karmaşık bir konu. Özellikle öfkelendiği için cezalandırılan ya da zarar gören çocuklarla çalışırken, ebeveynlere aslında bu öfkenin bir yardım çağrısı olduğunu, çocuğun varlığını korumak için öfkelendiğini anlatmak kimi zaman şaşırtıcı olabiliyor. Bu yazıda öfkenin aslında ne olduğunu, öfkelenen bir çocuğun aslında neyi anlatmak istediğini, öfkeli çocuğunuza nasıl yardım edebileceğinizi aktarmaya çalışacağım.

Öfke hakkında konuşurken Aristoteles’in bir lafı çokça kullanılır. Aristoteles, herkesin öfkelenebileceğini ancak öfkenin doğru hedefe, doğru zamanda ve doğru yöntemlerle aktarımının kolay olmadığını belirtir. Öfke en temel duygularımızdan biridir ve işaretleri evrenseldir. Genel olarak pozitif ve negatif duygulanım olarak duyguları ikiye ayırdığımızda öfkenin negatif tarafta olduğunu söyleyebiliriz. Her negatif duygulanım gibi içerisinde bir yardım çığlığı barındırır. Aynı zamanda çok fazla uyarılmış olmakla ilgilidir. Üzüntü, stres, utanç, sıkıntı gibi negatif bir duyguyu çok yoğun bir şekilde yaşarsak ve bu duyguları dışa vurum şansı bulamazsak varacağımız nokta öfkedir. Şayet pozitif bir duygu sekteye uğrarsa ya da yaşanması engellenirse de aşırı bir stres yarattığında öfkeye dönüşecektir. Bu öfke dışa vurulmadığında da kendi içine dönecek ve başka rahatsızlıklara yol açacaktır. Bu süreci aynen bir dışkı boşaltımı gibi düşünmek mümkündür. Bağırsaklarda biriken dışkıyı boşaltmak fizyolojik bir gereklilik ise, biriken olumsuz duyguları da boşaltmak da bir gerekliliktir. Yani öfkelenmek ve bunu sağlıklı bir şekilde ifade etmek, normaldir ve gereklidir.

Öfkenin Sağlıklı Yüzü

Parktan eve dönmek zorunda olan, okula gitmek istemediği halde okula giden, istemediği halde yemek yemesi gereken, yanlış anlaşılan, lafı dinlenmeyen, oyunda kaybeden çocukları düşünün. Aslında yaşadıkları duygu doğru tanımlanmadığında kendilerini öfkelenerek ifade ettiklerini görürüz çünkü aslında öfkelenerek kendi varlıklarına ve ihtiyaçlarına sahip çıkarlar. Yani şöyle; çocuk keyifli bir şekilde parkta oynarken, annesi artık eve gitmeleri gerektiğini söyler. Çocuk gitmek istemediğini ifade eder, annesi gidileceğini yineler. Çocuk kendini engellenmiş ve anlaşılmamış hisseder, giderek öfkelenmeye başlar. Bağırır, ağlar, çığlık atar. Bu yaşanan öfke nöbeti karşısında anne ne yapacağını bilemediği ve soğukkanlılığını koruyamadığı koşulda öfkenin, sanki üzerine gaz atılıyormuş gibi şiddetlenmesine neden olur. Şayet anne soğukkanlı bir şekilde “eve gitmek istemediğinin farkındayım” diyerek çocuğun öfkelenmesine güvenli bir şekilde izin verirse öfke sanki üzerine su atılmış gibi yıkıcı olmayan bir şekilde yavaş yavaş diner. Güvenli bir şekilde demek, çocuğun ağlamasına, olumsuz duyguları dışa vurmasına, kendine ya da bir başkasına zarar vermeden öfkesini yaşamasına izin vermek demektir ve son derece önemlidir.

Öfkeyi bir merdiven gibi düşünürsek, hafiften şiddetliye basamakları olduğunu fark edebiliriz. Hissettiğimiz öfkenin derecesine uygun olarak dışa vurum şekillerimiz de farklılık gösterecektir. Kimi zaman temas ettiğimiz öfkeyi bastırmayı tercih ederiz, kimi zaman çığlık çığlığa bağırarak tepki gösteririz. Biz yetişkin olarak hangi duyguyu yaşadığımızı ve bununla nasıl başa çıkacağımızı çocuklardan daha iyi bilebiliriz. Ancak çocukların bunu öğrenmeye ihtiyaçları vardır. Çocuğunuza bu konuda yardım edebilmek için öncelikle yaşadığı duygunun öfke olduğunu ona öğretmeniz gerekir; “Öfkelendin! Kızgın hissediyorsun! Çok sinirli gözüküyorsun!” gibi ifadeler çocuğun yaşadığı duyguyu tanımlamasına yardım edecektir. İkinci olarak, yukarıda da belirttiğim gibi, nasıl düzenli bir şekilde dışkılamaya ihtiyacımız varsa içimizde biriken olumsuz duyguları da dışa vurmaya ihtiyacımız vardır. Çocuklar bunu çoğunlukla öfke nöbetleri şeklinde gerçekleştirirler. Ağlarlar, çığlık atarlar, hiddetlenirler… Kendilerine ya da bir başkasına zarar vermediği müddetçe öfke nöbetleri asla engellenmemeli, hatta desteklenmelidir. Aletha Solter, Çocuğunuza Kulak Verin adlı kitabında ebeveynlerin öfke nöbetlerine izin verdikleri takdirde bunun kalıcı olmasından korktuklarını ifade ettiklerini belirtir ve şöyle söyler: ''Bir çocuk ihtiyaç duyduğundan daha fazla ağlamaz! Dolayısıyla çocuğunuzun öfkelenerek ve bunu dışa vurarak içindeki zehri boşattığını ifade etmek mümkündür. Sadece bunun nasıl yapılacağı konusunda sizin rehberliğinize ihtiyaç duyar.''

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.