Neydik, Ne Olduk?

Venüslüler Ekibi 08.05.2018

Cumhuriyet Bayramı vesilesiyle, 1923’ten beri sahip olduğumuz hakları bir gözden geçirelim dedik.

Mevcut duruma bakınca kadının adı da hakkı da yokmuş gibi görünüyor ama aslında kadınların yaşadığı en temel sorunlar arasında yer alan çocuk yaşta evlendirilme, şiddet görme, eğitim ve çalışma imkanlarından yoksun bırakılma, gelir eşitsizliği kanunen yasak. Cumhuriyet döneminde ve sonrasında yapılan bazı reformlar sayesinde yasal haklara kavuştuk. Bunların ne kadar iyi uygulandığı ise ciddi bir tartışma konusu. 2015 yılında hala insan hakları yerine kadın haklarından bahsediyor olmamız bile yeteri kadar acıyken, Cumhuriyet’in ilanından sonra hangi hakları elde ettiğimizi ve bu haklarla ne yaptığımızı araştıralım dedik.




16 Haziran 1923’te, yazar Nezihe Muhittin başkanlığında “Kadınlar Halk Fırkası” kuruldu ancak henüz kadınlara siyasi haklar verilmemişti. Kadınlar, parti yerine vakıf kurmakla yetinmek durumunda kaldılar. Bugün TBMM’de koltuk sahibi olan 550 millet vekilinin sadece 98’i kadın. Ancak Türkiye’yi bu konuda suçlayamayız. Dünyada da kadınların siyasi arenada ne kadar yalnız olduğunu şurada anlatmıştık.




1924 yılında Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıkarıldı ve eğitim eşitliği sağlandı. Avrupa Komisyonu’nun Kasım 2014 raporuna göre Türkiye’deki kız öğrencilerin %39,9’u okulu erken terk ediyor, lise ve üniversite eğitimi almıyor. Bu konuda Avrupa birincisiyiz. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 6 yaş ve üzeri nüfus içinde okuma yazma bilmeyen kadınların oranı %8’ken, erkeklerde bu oran %1,7’ye inmiş durumda.




1926’da yapılan Türk Medeni Kanunu düzenlemeleriyle çok eşlilik ve erkeğin tek taraflı boşanması yasaklandı. Kadınlara boşanma, velayet ve mallar üzerinde tasarruf hakkı verildi. Aslına bakarsanız bu kanun uygulanıyor; eğer isterseniz eşinizden boşanabiliyor, nafaka ve tazminat alabiliyor, çocuklarınızın bakımını üstlenebiliyorsunuz. Tabii eğer öldürülmediyseniz. Sadece bu yıl, 226 kadın çeşitli nedenlerle öldürüldü. Eşinden şiddet görenleri ise sayamıyoruz bile.




1930 yılında kadınlara belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı verildi. Aynı yıl doğum izni düzenlendi. 1945’te analık sigortasıyla doğum yardımı verilmeye başlandı. Günümüzde “Ailenin ve Dinamik Nüfus Yapısının Korunması” programı kapsamında 16 haftalık doğum iznine 2 ay yarı zamanlı çalışıp tam maaş alma ve çocuk sayısına göre artan doğum yardımı gibi özellikler eklendi.




1934 yılında Anayasa değişimiyle kadınlara seçme ve seçilme hakkı tam anlamıyla verildi. Bu kanun, Avrupa devletleri arasında ilk kez Türkiye’de yürürlüğe girmişti. Tabii o zamanlar kadınların meclise hangi kılıkla girdiği, kamusal alanlarda çalışırken neler giydiği bu kadar tartışma konusu değildi. Şu anda mecliste bulunan 98 kadından sadece biri başörtülü. Ayşen Gürcan’ı Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk başörtülü bakanı olduğu için tebrik ederken, keşke börek yerine icraatlarıyla gündeme gelseydi diye düşünmeden edemiyoruz.




1950’li yıllara kadar olanlar bunlar. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 92. yılını kutlarken, ilerleyen yıllarda ülkemizin sadece kadınlar için değil, herkes açısından daha yaşanılası bir yer haline gelmesini umuyoruz.

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.