Neolitik Devrimden Klasik Müzik Konserine Göbeklitepe

Adil Fide 22.04.2016

12 bin yıl evvel yaşamış insanların kendilerini ve etraflarındaki dünyayı algılayışlarını stilize heykel ve kabartmalarla temsil ettiklerini görebilmek, bugün yapabileceğiniz en kapsamlı zaman yolculuğu.

Son yıllarda neredeyse periyodik olarak haberleri çıkan bir yer Göbeklitepe. Başka birçok etkinliğin yanı sıra UNESCO’da, sonra Davos Ekonomik Forumu'nda detayları dünyanın karar alıcılarının dikkatine götürülen bir yer. Türkiye’de turizmin büyük darbe aldığı bu yıl için de kamu ve özel sektörün planlarıyla ilgili haberler gelmeye devam ediyor. Arkeolojik alanın üstünün kapanması için proje başlatılan Göbeklitepe’de bu sefer de İstanbul ile eşzamanlı olarak klasik müzik konserleri düzenleneceği duyuruldu. Daha önce Türkiye’ye Placido Domingo’dan Itzhak Perlman’a kadar birçok klasik müzik figürünü getirmiş Piu Entertainment’ın adı geçiyor. Nihayetinde İstanbul, Akdeniz ve Kapadokya hattında büyük kapasiteye erişmiş turizm haritasını daha doğuya doğru açmak için Göbeklitepe vurgusu daha sürecek gibi görünüyor. Açıkçası, mevzubahis alan sadece seyahat endüstrisi için yeni bir cazibe merkezi olmanın çok ötesinde; insanlığı, tarihini yeniden yazmaya iten bir dönüm noktası.

Back at that Tepe, again. Still quite green here - so, spring's not over yet ... even if it already feels like summer to me (well, minus the wind today). #archaeology #excavation #expedition #Neolithic #site #Turkey #Anatolia #GöbekliTepe #GobekliTepe #mountain #sanctuary
J.N. (@jens2go) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()


Haydi zaman yolculuğuna...

Bizden 12 bin yıl evvel yaşamış insanların kendilerini ve etraflarındaki dünyayı algılayışlarını stilize heykel ve kabartmalarla temsil ettiklerini görebilmek, bugünkü imkanlarla yapabileceğiniz en kapsamlı zaman yolculuğu. Çünkü 2015 geçti ve hala ne Dr. Emmet Brown ne de Marty McFly zuhur ettiler. Özellikle tarihçilerin iyi bildiği bir giriş cümlesi vardır: “Geçmiş yabancı bir ülkedir. Orada işler farklıdır.” Göbeklitepe’deki deneyim ile biraz olsun fikir edinme şansına kavuştuğumuz uzak geçmiş ise başka bir gezegen gibi.

#turkish #site #old of 12 000 #gobekliTepe #birdCult( very so similair of cult on maoï of Easter Island ) #handbag
@socrate_akh_susanoo tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()


1994 yılında bölgenin başka bir alanında kazı yapmakla meşgul arkeolog Klaus Schmidt, Şanlıurfa’ya 18 km mesafedeki Göbeklitepe’de, yüzeydeki ilginç parçaların getirdiği merakla detaylı bir sondaja karar verir. Elindeki kayıtlarda burası daha 1963’te GAP planlanırken, başka bir arkeolog tarafından, Fırat üzerindeki mekanların arkeolojik potansiyeli araştırmasında, muhtemel bir mezarlık olarak not edilmiş. Ama Schmidt, bölgedeki deneyimi sayesinde, buradaki ihtimalleri çok daha iyi kestirmiş. Arazinin genel yapısı göz önünde bulundurulunca doğal bir şekilde oluşmuş olamayacağı anlaşılan bu tepe (höyük), zirvesindeki bir ağaç ile işaretlenmiş gibi görünüyor. İsmi bile zaten bu suni şişkinliğin bir yansıması gibi. İşin ilginci, nihayetinde altından dünyanın en eski kült merkezi çıkacak olan bu ağacın da bölge insanı tarafından bir dilek ağacı olarak görülmüş olması. Yöre insanına 12 bin yıl sonra gelen bir “hiss-i kable’l-vuku” kulağa mantıklı gelmiyor. Muhtemelen hayatın çağlar boyu değişmeyen kısmı, insanların yardıma ve duyulmaya ihtiyacı. Tonlarca ağırlıktaki taşlarla dekore edilmiş büyük galeriler serisi ya da bir ağacın dalına iliştirilmiş bir parça kumaş arasında nihayetinde çok fark yok.

Yalnız ağaçlar koleksiyonuna 📷 @tatdedektifi #göbeklitepe urfa #tree #clouds #gobeklitepe #gelecekturizmde #alone
Nilay Ornek (@nornek) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

İşte o ağaç!


İlk bakışta şu ana kadar kazıları yapılmış birkaç yuvarlak şekilli galerinin taş duvarları arasında yükselen T biçimli dikilitaşlar göze çarpıyor. Jeomanyetik çalışmalar sayesinde daha en az 15 galeri toplamda da 200 tane de dikilitaşın olduğu belirtiliyor. Arkeologlar bazıları üzerinde kollar gibi uzuvları keşfettiklerinden beri T şeklindeki ortostatların insanı temsil ettiğine emin. Dev sütunların üzerine avcı-toplayıcı insanlar neredeyse bütün korkularını ve beklentilerini işlemiş gibi. Birbiri ardına dizili galerileri gördükçe de insan türünün gezegendeki hikayesinin geçmişine dair en karmaşık bulmacayla karşı karşıya olduğunuza sizi ikna ediyor. Tabi burada bahsettiğimiz bulmaca sadece bu alanın amatörlerine hitap etmiyor. Göbeklitepe kazıları sonrası teorileri yeniden gözden geçirmek zorunda kalan arkeoloji dünyası da bu alana kafasını kaşıyarak düşünceli gözlerle bakmakta. Zira burada bulunan karmaşık yapı zinciri, evvelden insanın yerleşik hayata geçmesine dair referans verilen dönemlerden de eski! Ayrıca sadece işin tek boyutu zaman değil. Medeniyetin beşiği sayılan, “Bereketli Hilal” tabir edilen coğrafyanın kuzeyinde olması itibariyle mekan olarak da bir soru işareti.

Göbekli Tepe (Potbelly Hill)is an archaeological site at the top of a mountain ridge in the Southeastern Anatolia Region of modern-day Turkey, approximately 12 km northeast of the city of Şanlıurfa. The tell has a height of 15 m (49 ft) and is about 300 m (984 ft) in diameter.[4] It is approximately 760 m (2,493 ft) above sea level. It was excavated by a German archaeological team under the direction of Klaus Schmidt from 1996 until his death in 2014. Dünyanın ilk Tapınağı Göbekli Tepe ile ilgili bilmemiz gereken 10 önemli konu. 1- Takriben 15 bin yaşında… Öncesi yok... Sonrası bilinmiyor... Tarihin kara deliği… Kendisinden sonra vuku bulan her gizemli şeyin kilidi burada gizli. 2- Bilinen tarihte yazılanların aksine yerleşik hayata geçmeden önce inşa edilmiş. 3- Kimlerin inşa ettiği ise bilinmiyor. 4- İnşa edildikten 1000 sene sonra üzeri örtülmüş. Nedeni bilinmiyor. 5- Hz. Adem ile Hz. Adem’in cennet bahçesinin burası olduğuna inanılıyor. 6- 12 efsanesinin kökeni buraya dayanıyor. 7- Tapınakta yer alan heykellerdeki sanat işçiliği kendi döneminin ötesinde ustalık emareleri taşıyor. 8- Heykellerin kafaları T formunda. Bunun kendisinden sonraki ezoterik kadim öğretileri etkilediğine yönelik spekülasyonlar var. 9- Daire oluşturan T kafalı 12 heykelin ortasında iki heykel daha var. Bu iki heykelin çift merkezli bir kozmos anlayışına işaret etmesi olası... 10- Heykellerde zehirli ve yırtıcı hayvan kabartmaları mevcut. Her biri bir bilgiyi temsil ediyor #zodyak #urfa #göbeklitepe #profgarygomes #drastrologsenayyangel #astrolojiegitimi #astroloji #bilgiicin05432061959 #bilgiicin02125833275
Dr.Astrolog Senay Devi YANGEL (@astrodeha) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()


Eski insanların ilk şehirleri kurmalarından sonra tapınakların oluştuğu fikri eldeki en iyi tahmindi. Ama burada ev, fırın, çanak-çömlek, atık çukuru gibi eski çağ yerleşimlerinde bulunan kalıntılardan hiçbiri yok. Dolayısı ile şimdi o ilk şehirlerden daha eskiye giden bu tapınak alanı ile kabullenmemiz gereken ilk gerçek, anlamak için çok daha zamanın gerektiği. Rahmetli Schmidt 50 senenin bile yetmeyeceğinin farkındaydı. Normal şartlarda bir arkeolojik alan çalışması çoğunlukla kabul edilmiş bir tarihsel çizelgenin içinde kendine yer bulur ve yine aynı şekilde yorumlanırdı. Göbeklitepe hususunda ise o çizelge ve anlatısı hiç yardımcı olamıyor. Elbette geçtiğimiz 150 yılın arkeoloji manyaklığının bütün bilgeliği çöpe gidecek değil. Ancak bazı temel varsayımlar fabrikaya geri çağrıldı. Bu da kendisini gittikçe daha hızlı dönen bir dünyada bulan, önceki nesillerden giderek daha fazla kopan ahir zaman neslimizin kaderi zaten.

#Repost @horarreuz ・・・ The World’s First Temple, Gobeklitepe… a pre-historic site, about 15 km away from the city of Sanliurfa, Southeastern Turkiye. What makes Gobeklitepe unique in its class is the date it was built, which is roughly twelve thousand years ago, circa 10,000 BC. Göbeklitepe is a series of mainly circular and oval-shaped structures set on the top of a hill. There is archelological proof that these installations were not used for domestic use, but predominantly for ritual or religous purposes. Subsequently it became apparent that Gobeklitepe consists of not only one, but many of such stone age temples. #gobeklitepe #göbeklitepe #old #temple #museum #sanliurfa #ancient #amazing #history #tbt #pic #picoftheday #photo #photooftheday #perfect #look #color #air #outdoor #out #turkey #city
Urfa Tanıtım (@urfatanitim) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Tepeden görünüm


Biraz daha derine inersek; daha tarım ve yerleşik hayatın, yani biraz bile karmaşık bir ekonominin olmadığı yerde 50 tonluk taş heykelleri taşımak için gereken yüzlerce kişi nasıl, ne motifle seferber edilebildi? Buradaki çalışmalar öncesinde ilk şehirlerin sonucu saydığımız tapınaklar, artık şehirleşmenin sebebi gibi görünmeye başladı. Zira buranın 30 km ötesindeki kazılarda Göbeklitepe’den sonraki 500 ila 1000 yıl içinde ıslah edilip yetiştirilmiş buğday ve ilk hayvancılık girişimlerinin kalıntıları bulundu bile. Göbeklitepe galerilerinde ve çevrelerinde ise bulunan, hepsi yabani hayvanlara ait kemiklerin yüzde 60’ı ceylan kemiği. Meşhur türküde geçen “Gezme ceylan bu dağlarda, seni avlarlar” tavsiyesinin geçmişi de bir hayli derin görünüyor. Kısacası, Schmidt’e göre bu ihtişamlı hac merkezinin inşası ve ihyası sırasında oluşan iş gücü ve organizasyon kabiliyeti tarıma, şehirlere ve ilk karmaşık toplum yapılanmalarına yol açtı. Sosyal bilimciler de tavuk ve yumurta tartışmasını kültürel ve ekonomik değişimlerin hangisinin önce geldiği üzerine devam ettiredursunlar.

GLP: Who built Gobekli Tepe and for what purpose? Why was it intentionally buried? AW: Gobekli Tepe was an administrative center of a local civilization. It was built some 10.000 years ago. They buried it because they were losing a war with a neighbouring kingdom and it was not in their culture to destroy their heritage - instead they preserved it with sand and fled the area becoming nomadic and gradually losing what civilized state of mind they possesed. #göbeklitepe #turkey #sanctuary #ancient #history #instamood #like4like #amazing #style #follow4follow
Alterwelt (@alterwelt) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()


Pekiyi… Bu kilometreler o zamanlar için ne ifade ediyor olabilirdi? Buradaki kült alanının etkileşim menzili ne olabilirdi? Kolay işlenebilir kireç taşını bir tür volkanik madde olan obsidyen ile şekillendirdiklerini biliyoruz. Hatta tepenin batı yamacındaki bir bölümde yarım bırakılmış bazı figürlerle birlikte obsidyen bulunduğunda, heykeltıraş atölyesini tespit ettiler. Biraz daha ileride de kireç taşı ocaklarını. Zanaatkarlık kısmını anladık da, Urfa’ya volkanik taş nereden gelmiş olabilir? Merak buyurmayın, bunu da araştırmışlar; bulunan obsidyen tipleri ekseriyetle Van ve Kapadokya’daki volkanik bölgelerin kimliğini taşıyor. Yani, doğuya doğru 250, batıya doğru ise 500 km’lik bir menzilde alışveriş söz konusu.

#göbeklitepe #şanlıurfa
Dilek Bulut Büyük (@dilekbulutbuyuk) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Kazı alanı


Bütün bunların dışında, bu keşiflerin açtığı tartışmaların sonu yok gibi görünüyor. Mısır hiyeroglif yazısına geçişte Göbeklitepe sembol ve motiflerinin etkisi üzerine tezler geçtiğimiz yıllarda sunuldu. Kesin olan ise, Göbeklitepe’deki çeşitli soyut semboller, taş çağının basit resim ve işaret skalasının ötesindedir. Özellikle bazı sembollerin bölgedeki daha yakın zamana ait diğer kazı alanlarında görülmesi, tekrarlanan bir sembol dizesinin buraya gelenler arasında oluşabileceği ihtimalini gösteriyor. Göbeklitepe’den gökyüzünün M.Ö. 10. bin yılda nasıl göründüğüne dair araştırma yapıp Sirius (Akyıldız) ve Cygnus (Kuğu) takımyıldızının o çağdaki konumu ile T biçimli ortostatların duruşunun ilişkili olduğunu belirten çalışmalar da mevcut.

İzler buranın son bekçileri ve ziyaretçilerinin M.Ö. 8. bin yılda alanı toprak ve molozla doldurup terk etmiş olduğunu gösteriyor. Ne toprak ne de su bakımından bir cazibesi olan Göbeklitepe’nin 10 bin yıllık uykusu başlamış. Belki bazı ilginç cevapları bilimkurgu yazarlarından almayı umabiliriz. Buradaki iki bin yıl boyunca avcı-toplayıcı topluluklar en büyük korkularını yenmek ya da kabullenmek için inşa ettikleri bir alanda sonunda türlerinin yaşayışını sonsuza kadar değiştirecek uzun bir süreci tetiklemişler sanki. Belki de sanat yüzleşmek ve değişmek içindi. Önümüzdeki konserlere bakalım.


Adil Fide


Son yıllarda neredeyse periyodik olarak haberleri çıkan bir yer Göbeklitepe. Başka birçok etkinliğin yanı sıra UNESCO’da, sonra Davos Ekonomik Forumu'nda detayları dünyanın karar alıcılarının dikkatine götürülen bir yer. Türkiye’de turizmin büyük darbe aldığı bu yıl için de kamu ve özel sektörün planlarıyla ilgili haberler gelmeye devam ediyor. Arkeolojik alanın üstünün kapanması için proje başlatılan Göbeklitepe’de bu sefer de İstanbul ile eşzamanlı olarak klasik müzik konserleri düzenleneceği duyuruldu. Daha önce Türkiye’ye Placido Domingo’dan Itzhak Perlman’a kadar birçok klasik müzik figürünü getirmiş Piu Entertainment’ın adı geçiyor. Nihayetinde İstanbul, Akdeniz ve Kapadokya hattında büyük kapasiteye erişmiş turizm haritasını daha doğuya doğru açmak için Göbeklitepe vurgusu daha sürecek gibi görünüyor. Açıkçası, mevzubahis alan sadece seyahat endüstrisi için yeni bir cazibe merkezi olmanın çok ötesinde; insanlığı, tarihini yeniden yazmaya iten bir dönüm noktası.

Back at that Tepe, again. Still quite green here - so, spring's not over yet ... even if it already feels like summer to me (well, minus the wind today). #archaeology #excavation #expedition #Neolithic #site #Turkey #Anatolia #GöbekliTepe #GobekliTepe #mountain #sanctuary
J.N. (@jens2go) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()


Haydi zaman yolculuğuna...

Bizden 12 bin yıl evvel yaşamış insanların kendilerini ve etraflarındaki dünyayı algılayışlarını stilize heykel ve kabartmalarla temsil ettiklerini görebilmek, bugünkü imkanlarla yapabileceğiniz en kapsamlı zaman yolculuğu. Çünkü 2015 geçti ve hala ne Dr. Emmet Brown ne de Marty McFly zuhur ettiler. Özellikle tarihçilerin iyi bildiği bir giriş cümlesi vardır: “Geçmiş yabancı bir ülkedir. Orada işler farklıdır.” Göbeklitepe’deki deneyim ile biraz olsun fikir edinme şansına kavuştuğumuz uzak geçmiş ise başka bir gezegen gibi.

#turkish #site #old of 12 000 #gobekliTepe #birdCult( very so similair of cult on maoï of Easter Island ) #handbag
@socrate_akh_susanoo tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()


1994 yılında bölgenin başka bir alanında kazı yapmakla meşgul arkeolog Klaus Schmidt, Şanlıurfa’ya 18 km mesafedeki Göbeklitepe’de, yüzeydeki ilginç parçaların getirdiği merakla detaylı bir sondaja karar verir. Elindeki kayıtlarda burası daha 1963’te GAP planlanırken, başka bir arkeolog tarafından, Fırat üzerindeki mekanların arkeolojik potansiyeli araştırmasında, muhtemel bir mezarlık olarak not edilmiş. Ama Schmidt, bölgedeki deneyimi sayesinde, buradaki ihtimalleri çok daha iyi kestirmiş. Arazinin genel yapısı göz önünde bulundurulunca doğal bir şekilde oluşmuş olamayacağı anlaşılan bu tepe (höyük), zirvesindeki bir ağaç ile işaretlenmiş gibi görünüyor. İsmi bile zaten bu suni şişkinliğin bir yansıması gibi. İşin ilginci, nihayetinde altından dünyanın en eski kült merkezi çıkacak olan bu ağacın da bölge insanı tarafından bir dilek ağacı olarak görülmüş olması. Yöre insanına 12 bin yıl sonra gelen bir “hiss-i kable’l-vuku” kulağa mantıklı gelmiyor. Muhtemelen hayatın çağlar boyu değişmeyen kısmı, insanların yardıma ve duyulmaya ihtiyacı. Tonlarca ağırlıktaki taşlarla dekore edilmiş büyük galeriler serisi ya da bir ağacın dalına iliştirilmiş bir parça kumaş arasında nihayetinde çok fark yok.

Yalnız ağaçlar koleksiyonuna 📷 @tatdedektifi #göbeklitepe urfa #tree #clouds #gobeklitepe #gelecekturizmde #alone
Nilay Ornek (@nornek) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

İşte o ağaç!


İlk bakışta şu ana kadar kazıları yapılmış birkaç yuvarlak şekilli galerinin taş duvarları arasında yükselen T biçimli dikilitaşlar göze çarpıyor. Jeomanyetik çalışmalar sayesinde daha en az 15 galeri toplamda da 200 tane de dikilitaşın olduğu belirtiliyor. Arkeologlar bazıları üzerinde kollar gibi uzuvları keşfettiklerinden beri T şeklindeki ortostatların insanı temsil ettiğine emin. Dev sütunların üzerine avcı-toplayıcı insanlar neredeyse bütün korkularını ve beklentilerini işlemiş gibi. Birbiri ardına dizili galerileri gördükçe de insan türünün gezegendeki hikayesinin geçmişine dair en karmaşık bulmacayla karşı karşıya olduğunuza sizi ikna ediyor. Tabi burada bahsettiğimiz bulmaca sadece bu alanın amatörlerine hitap etmiyor. Göbeklitepe kazıları sonrası teorileri yeniden gözden geçirmek zorunda kalan arkeoloji dünyası da bu alana kafasını kaşıyarak düşünceli gözlerle bakmakta. Zira burada bulunan karmaşık yapı zinciri, evvelden insanın yerleşik hayata geçmesine dair referans verilen dönemlerden de eski! Ayrıca sadece işin tek boyutu zaman değil. Medeniyetin beşiği sayılan, “Bereketli Hilal” tabir edilen coğrafyanın kuzeyinde olması itibariyle mekan olarak da bir soru işareti.

Göbekli Tepe (Potbelly Hill)is an archaeological site at the top of a mountain ridge in the Southeastern Anatolia Region of modern-day Turkey, approximately 12 km northeast of the city of Şanlıurfa. The tell has a height of 15 m (49 ft) and is about 300 m (984 ft) in diameter.[4] It is approximately 760 m (2,493 ft) above sea level. It was excavated by a German archaeological team under the direction of Klaus Schmidt from 1996 until his death in 2014. Dünyanın ilk Tapınağı Göbekli Tepe ile ilgili bilmemiz gereken 10 önemli konu. 1- Takriben 15 bin yaşında… Öncesi yok... Sonrası bilinmiyor... Tarihin kara deliği… Kendisinden sonra vuku bulan her gizemli şeyin kilidi burada gizli. 2- Bilinen tarihte yazılanların aksine yerleşik hayata geçmeden önce inşa edilmiş. 3- Kimlerin inşa ettiği ise bilinmiyor. 4- İnşa edildikten 1000 sene sonra üzeri örtülmüş. Nedeni bilinmiyor. 5- Hz. Adem ile Hz. Adem’in cennet bahçesinin burası olduğuna inanılıyor. 6- 12 efsanesinin kökeni buraya dayanıyor. 7- Tapınakta yer alan heykellerdeki sanat işçiliği kendi döneminin ötesinde ustalık emareleri taşıyor. 8- Heykellerin kafaları T formunda. Bunun kendisinden sonraki ezoterik kadim öğretileri etkilediğine yönelik spekülasyonlar var. 9- Daire oluşturan T kafalı 12 heykelin ortasında iki heykel daha var. Bu iki heykelin çift merkezli bir kozmos anlayışına işaret etmesi olası... 10- Heykellerde zehirli ve yırtıcı hayvan kabartmaları mevcut. Her biri bir bilgiyi temsil ediyor #zodyak #urfa #göbeklitepe #profgarygomes #drastrologsenayyangel #astrolojiegitimi #astroloji #bilgiicin05432061959 #bilgiicin02125833275
Dr.Astrolog Senay Devi YANGEL (@astrodeha) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()


Eski insanların ilk şehirleri kurmalarından sonra tapınakların oluştuğu fikri eldeki en iyi tahmindi. Ama burada ev, fırın, çanak-çömlek, atık çukuru gibi eski çağ yerleşimlerinde bulunan kalıntılardan hiçbiri yok. Dolayısı ile şimdi o ilk şehirlerden daha eskiye giden bu tapınak alanı ile kabullenmemiz gereken ilk gerçek, anlamak için çok daha zamanın gerektiği. Rahmetli Schmidt 50 senenin bile yetmeyeceğinin farkındaydı. Normal şartlarda bir arkeolojik alan çalışması çoğunlukla kabul edilmiş bir tarihsel çizelgenin içinde kendine yer bulur ve yine aynı şekilde yorumlanırdı. Göbeklitepe hususunda ise o çizelge ve anlatısı hiç yardımcı olamıyor. Elbette geçtiğimiz 150 yılın arkeoloji manyaklığının bütün bilgeliği çöpe gidecek değil. Ancak bazı temel varsayımlar fabrikaya geri çağrıldı. Bu da kendisini gittikçe daha hızlı dönen bir dünyada bulan, önceki nesillerden giderek daha fazla kopan ahir zaman neslimizin kaderi zaten.

#Repost @horarreuz ・・・ The World’s First Temple, Gobeklitepe… a pre-historic site, about 15 km away from the city of Sanliurfa, Southeastern Turkiye. What makes Gobeklitepe unique in its class is the date it was built, which is roughly twelve thousand years ago, circa 10,000 BC. Göbeklitepe is a series of mainly circular and oval-shaped structures set on the top of a hill. There is archelological proof that these installations were not used for domestic use, but predominantly for ritual or religous purposes. Subsequently it became apparent that Gobeklitepe consists of not only one, but many of such stone age temples. #gobeklitepe #göbeklitepe #old #temple #museum #sanliurfa #ancient #amazing #history #tbt #pic #picoftheday #photo #photooftheday #perfect #look #color #air #outdoor #out #turkey #city
Urfa Tanıtım (@urfatanitim) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Tepeden görünüm


Biraz daha derine inersek; daha tarım ve yerleşik hayatın, yani biraz bile karmaşık bir ekonominin olmadığı yerde 50 tonluk taş heykelleri taşımak için gereken yüzlerce kişi nasıl, ne motifle seferber edilebildi? Buradaki çalışmalar öncesinde ilk şehirlerin sonucu saydığımız tapınaklar, artık şehirleşmenin sebebi gibi görünmeye başladı. Zira buranın 30 km ötesindeki kazılarda Göbeklitepe’den sonraki 500 ila 1000 yıl içinde ıslah edilip yetiştirilmiş buğday ve ilk hayvancılık girişimlerinin kalıntıları bulundu bile. Göbeklitepe galerilerinde ve çevrelerinde ise bulunan, hepsi yabani hayvanlara ait kemiklerin yüzde 60’ı ceylan kemiği. Meşhur türküde geçen “Gezme ceylan bu dağlarda, seni avlarlar” tavsiyesinin geçmişi de bir hayli derin görünüyor. Kısacası, Schmidt’e göre bu ihtişamlı hac merkezinin inşası ve ihyası sırasında oluşan iş gücü ve organizasyon kabiliyeti tarıma, şehirlere ve ilk karmaşık toplum yapılanmalarına yol açtı. Sosyal bilimciler de tavuk ve yumurta tartışmasını kültürel ve ekonomik değişimlerin hangisinin önce geldiği üzerine devam ettiredursunlar.

GLP: Who built Gobekli Tepe and for what purpose? Why was it intentionally buried? AW: Gobekli Tepe was an administrative center of a local civilization. It was built some 10.000 years ago. They buried it because they were losing a war with a neighbouring kingdom and it was not in their culture to destroy their heritage - instead they preserved it with sand and fled the area becoming nomadic and gradually losing what civilized state of mind they possesed. #göbeklitepe #turkey #sanctuary #ancient #history #instamood #like4like #amazing #style #follow4follow
Alterwelt (@alterwelt) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()


Pekiyi… Bu kilometreler o zamanlar için ne ifade ediyor olabilirdi? Buradaki kült alanının etkileşim menzili ne olabilirdi? Kolay işlenebilir kireç taşını bir tür volkanik madde olan obsidyen ile şekillendirdiklerini biliyoruz. Hatta tepenin batı yamacındaki bir bölümde yarım bırakılmış bazı figürlerle birlikte obsidyen bulunduğunda, heykeltıraş atölyesini tespit ettiler. Biraz daha ileride de kireç taşı ocaklarını. Zanaatkarlık kısmını anladık da, Urfa’ya volkanik taş nereden gelmiş olabilir? Merak buyurmayın, bunu da araştırmışlar; bulunan obsidyen tipleri ekseriyetle Van ve Kapadokya’daki volkanik bölgelerin kimliğini taşıyor. Yani, doğuya doğru 250, batıya doğru ise 500 km’lik bir menzilde alışveriş söz konusu.

#göbeklitepe #şanlıurfa
Dilek Bulut Büyük (@dilekbulutbuyuk) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Kazı alanı


Bütün bunların dışında, bu keşiflerin açtığı tartışmaların sonu yok gibi görünüyor. Mısır hiyeroglif yazısına geçişte Göbeklitepe sembol ve motiflerinin etkisi üzerine tezler geçtiğimiz yıllarda sunuldu. Kesin olan ise, Göbeklitepe’deki çeşitli soyut semboller, taş çağının basit resim ve işaret skalasının ötesindedir. Özellikle bazı sembollerin bölgedeki daha yakın zamana ait diğer kazı alanlarında görülmesi, tekrarlanan bir sembol dizesinin buraya gelenler arasında oluşabileceği ihtimalini gösteriyor. Göbeklitepe’den gökyüzünün M.Ö. 10. bin yılda nasıl göründüğüne dair araştırma yapıp Sirius (Akyıldız) ve Cygnus (Kuğu) takımyıldızının o çağdaki konumu ile T biçimli ortostatların duruşunun ilişkili olduğunu belirten çalışmalar da mevcut.

İzler buranın son bekçileri ve ziyaretçilerinin M.Ö. 8. bin yılda alanı toprak ve molozla doldurup terk etmiş olduğunu gösteriyor. Ne toprak ne de su bakımından bir cazibesi olan Göbeklitepe’nin 10 bin yıllık uykusu başlamış. Belki bazı ilginç cevapları bilimkurgu yazarlarından almayı umabiliriz. Buradaki iki bin yıl boyunca avcı-toplayıcı topluluklar en büyük korkularını yenmek ya da kabullenmek için inşa ettikleri bir alanda sonunda türlerinin yaşayışını sonsuza kadar değiştirecek uzun bir süreci tetiklemişler sanki. Belki de sanat yüzleşmek ve değişmek içindi. Önümüzdeki konserlere bakalım.


Adil Fide


Son yıllarda neredeyse periyodik olarak haberleri çıkan bir yer Göbeklitepe. Başka birçok etkinliğin yanı sıra UNESCO’da, sonra Davos Ekonomik Forumu'nda detayları dünyanın karar alıcılarının dikkatine götürülen bir yer. Türkiye’de turizmin büyük darbe aldığı bu yıl için de kamu ve özel sektörün planlarıyla ilgili haberler gelmeye devam ediyor. Arkeolojik alanın üstünün kapanması için proje başlatılan Göbeklitepe’de bu sefer de İstanbul ile eşzamanlı olarak klasik müzik konserleri düzenleneceği duyuruldu. Daha önce Türkiye’ye Placido Domingo’dan Itzhak Perlman’a kadar birçok klasik müzik figürünü getirmiş Piu Entertainment’ın adı geçiyor. Nihayetinde İstanbul, Akdeniz ve Kapadokya hattında büyük kapasiteye erişmiş turizm haritasını daha doğuya doğru açmak için Göbeklitepe vurgusu daha sürecek gibi görünüyor. Açıkçası, mevzubahis alan sadece seyahat endüstrisi için yeni bir cazibe merkezi olmanın çok ötesinde; insanlığı, tarihini yeniden yazmaya iten bir dönüm noktası.

Back at that Tepe, again. Still quite green here - so, spring's not over yet ... even if it already feels like summer to me (well, minus the wind today). #archaeology #excavation #expedition #Neolithic #site #Turkey #Anatolia #GöbekliTepe #GobekliTepe #mountain #sanctuary
J.N. (@jens2go) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()


Haydi zaman yolculuğuna...

Bizden 12 bin yıl evvel yaşamış insanların kendilerini ve etraflarındaki dünyayı algılayışlarını stilize heykel ve kabartmalarla temsil ettiklerini görebilmek, bugünkü imkanlarla yapabileceğiniz en kapsamlı zaman yolculuğu. Çünkü 2015 geçti ve hala ne Dr. Emmet Brown ne de Marty McFly zuhur ettiler. Özellikle tarihçilerin iyi bildiği bir giriş cümlesi vardır: “Geçmiş yabancı bir ülkedir. Orada işler farklıdır.” Göbeklitepe’deki deneyim ile biraz olsun fikir edinme şansına kavuştuğumuz uzak geçmiş ise başka bir gezegen gibi.

#turkish #site #old of 12 000 #gobekliTepe #birdCult( very so similair of cult on maoï of Easter Island ) #handbag
@socrate_akh_susanoo tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()


1994 yılında bölgenin başka bir alanında kazı yapmakla meşgul arkeolog Klaus Schmidt, Şanlıurfa’ya 18 km mesafedeki Göbeklitepe’de, yüzeydeki ilginç parçaların getirdiği merakla detaylı bir sondaja karar verir. Elindeki kayıtlarda burası daha 1963’te GAP planlanırken, başka bir arkeolog tarafından, Fırat üzerindeki mekanların arkeolojik potansiyeli araştırmasında, muhtemel bir mezarlık olarak not edilmiş. Ama Schmidt, bölgedeki deneyimi sayesinde, buradaki ihtimalleri çok daha iyi kestirmiş. Arazinin genel yapısı göz önünde bulundurulunca doğal bir şekilde oluşmuş olamayacağı anlaşılan bu tepe (höyük), zirvesindeki bir ağaç ile işaretlenmiş gibi görünüyor. İsmi bile zaten bu suni şişkinliğin bir yansıması gibi. İşin ilginci, nihayetinde altından dünyanın en eski kült merkezi çıkacak olan bu ağacın da bölge insanı tarafından bir dilek ağacı olarak görülmüş olması. Yöre insanına 12 bin yıl sonra gelen bir “hiss-i kable’l-vuku” kulağa mantıklı gelmiyor. Muhtemelen hayatın çağlar boyu değişmeyen kısmı, insanların yardıma ve duyulmaya ihtiyacı. Tonlarca ağırlıktaki taşlarla dekore edilmiş büyük galeriler serisi ya da bir ağacın dalına iliştirilmiş bir parça kumaş arasında nihayetinde çok fark yok.

Yalnız ağaçlar koleksiyonuna 📷 @tatdedektifi #göbeklitepe urfa #tree #clouds #gobeklitepe #gelecekturizmde #alone
Nilay Ornek (@nornek) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

İşte o ağaç!


İlk bakışta şu ana kadar kazıları yapılmış birkaç yuvarlak şekilli galerinin taş duvarları arasında yükselen T biçimli dikilitaşlar göze çarpıyor. Jeomanyetik çalışmalar sayesinde daha en az 15 galeri toplamda da 200 tane de dikilitaşın olduğu belirtiliyor. Arkeologlar bazıları üzerinde kollar gibi uzuvları keşfettiklerinden beri T şeklindeki ortostatların insanı temsil ettiğine emin. Dev sütunların üzerine avcı-toplayıcı insanlar neredeyse bütün korkularını ve beklentilerini işlemiş gibi. Birbiri ardına dizili galerileri gördükçe de insan türünün gezegendeki hikayesinin geçmişine dair en karmaşık bulmacayla karşı karşıya olduğunuza sizi ikna ediyor. Tabi burada bahsettiğimiz bulmaca sadece bu alanın amatörlerine hitap etmiyor. Göbeklitepe kazıları sonrası teorileri yeniden gözden geçirmek zorunda kalan arkeoloji dünyası da bu alana kafasını kaşıyarak düşünceli gözlerle bakmakta. Zira burada bulunan karmaşık yapı zinciri, evvelden insanın yerleşik hayata geçmesine dair referans verilen dönemlerden de eski! Ayrıca sadece işin tek boyutu zaman değil. Medeniyetin beşiği sayılan, “Bereketli Hilal” tabir edilen coğrafyanın kuzeyinde olması itibariyle mekan olarak da bir soru işareti.

Göbekli Tepe (Potbelly Hill)is an archaeological site at the top of a mountain ridge in the Southeastern Anatolia Region of modern-day Turkey, approximately 12 km northeast of the city of Şanlıurfa. The tell has a height of 15 m (49 ft) and is about 300 m (984 ft) in diameter.[4] It is approximately 760 m (2,493 ft) above sea level. It was excavated by a German archaeological team under the direction of Klaus Schmidt from 1996 until his death in 2014. Dünyanın ilk Tapınağı Göbekli Tepe ile ilgili bilmemiz gereken 10 önemli konu. 1- Takriben 15 bin yaşında… Öncesi yok... Sonrası bilinmiyor... Tarihin kara deliği… Kendisinden sonra vuku bulan her gizemli şeyin kilidi burada gizli. 2- Bilinen tarihte yazılanların aksine yerleşik hayata geçmeden önce inşa edilmiş. 3- Kimlerin inşa ettiği ise bilinmiyor. 4- İnşa edildikten 1000 sene sonra üzeri örtülmüş. Nedeni bilinmiyor. 5- Hz. Adem ile Hz. Adem’in cennet bahçesinin burası olduğuna inanılıyor. 6- 12 efsanesinin kökeni buraya dayanıyor. 7- Tapınakta yer alan heykellerdeki sanat işçiliği kendi döneminin ötesinde ustalık emareleri taşıyor. 8- Heykellerin kafaları T formunda. Bunun kendisinden sonraki ezoterik kadim öğretileri etkilediğine yönelik spekülasyonlar var. 9- Daire oluşturan T kafalı 12 heykelin ortasında iki heykel daha var. Bu iki heykelin çift merkezli bir kozmos anlayışına işaret etmesi olası... 10- Heykellerde zehirli ve yırtıcı hayvan kabartmaları mevcut. Her biri bir bilgiyi temsil ediyor #zodyak #urfa #göbeklitepe #profgarygomes #drastrologsenayyangel #astrolojiegitimi #astroloji #bilgiicin05432061959 #bilgiicin02125833275
Dr.Astrolog Senay Devi YANGEL (@astrodeha) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()


Eski insanların ilk şehirleri kurmalarından sonra tapınakların oluştuğu fikri eldeki en iyi tahmindi. Ama burada ev, fırın, çanak-çömlek, atık çukuru gibi eski çağ yerleşimlerinde bulunan kalıntılardan hiçbiri yok. Dolayısı ile şimdi o ilk şehirlerden daha eskiye giden bu tapınak alanı ile kabullenmemiz gereken ilk gerçek, anlamak için çok daha zamanın gerektiği. Rahmetli Schmidt 50 senenin bile yetmeyeceğinin farkındaydı. Normal şartlarda bir arkeolojik alan çalışması çoğunlukla kabul edilmiş bir tarihsel çizelgenin içinde kendine yer bulur ve yine aynı şekilde yorumlanırdı. Göbeklitepe hususunda ise o çizelge ve anlatısı hiç yardımcı olamıyor. Elbette geçtiğimiz 150 yılın arkeoloji manyaklığının bütün bilgeliği çöpe gidecek değil. Ancak bazı temel varsayımlar fabrikaya geri çağrıldı. Bu da kendisini gittikçe daha hızlı dönen bir dünyada bulan, önceki nesillerden giderek daha fazla kopan ahir zaman neslimizin kaderi zaten.

#Repost @horarreuz ・・・ The World’s First Temple, Gobeklitepe… a pre-historic site, about 15 km away from the city of Sanliurfa, Southeastern Turkiye. What makes Gobeklitepe unique in its class is the date it was built, which is roughly twelve thousand years ago, circa 10,000 BC. Göbeklitepe is a series of mainly circular and oval-shaped structures set on the top of a hill. There is archelological proof that these installations were not used for domestic use, but predominantly for ritual or religous purposes. Subsequently it became apparent that Gobeklitepe consists of not only one, but many of such stone age temples. #gobeklitepe #göbeklitepe #old #temple #museum #sanliurfa #ancient #amazing #history #tbt #pic #picoftheday #photo #photooftheday #perfect #look #color #air #outdoor #out #turkey #city
Urfa Tanıtım (@urfatanitim) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Tepeden görünüm


Biraz daha derine inersek; daha tarım ve yerleşik hayatın, yani biraz bile karmaşık bir ekonominin olmadığı yerde 50 tonluk taş heykelleri taşımak için gereken yüzlerce kişi nasıl, ne motifle seferber edilebildi? Buradaki çalışmalar öncesinde ilk şehirlerin sonucu saydığımız tapınaklar, artık şehirleşmenin sebebi gibi görünmeye başladı. Zira buranın 30 km ötesindeki kazılarda Göbeklitepe’den sonraki 500 ila 1000 yıl içinde ıslah edilip yetiştirilmiş buğday ve ilk hayvancılık girişimlerinin kalıntıları bulundu bile. Göbeklitepe galerilerinde ve çevrelerinde ise bulunan, hepsi yabani hayvanlara ait kemiklerin yüzde 60’ı ceylan kemiği. Meşhur türküde geçen “Gezme ceylan bu dağlarda, seni avlarlar” tavsiyesinin geçmişi de bir hayli derin görünüyor. Kısacası, Schmidt’e göre bu ihtişamlı hac merkezinin inşası ve ihyası sırasında oluşan iş gücü ve organizasyon kabiliyeti tarıma, şehirlere ve ilk karmaşık toplum yapılanmalarına yol açtı. Sosyal bilimciler de tavuk ve yumurta tartışmasını kültürel ve ekonomik değişimlerin hangisinin önce geldiği üzerine devam ettiredursunlar.

GLP: Who built Gobekli Tepe and for what purpose? Why was it intentionally buried? AW: Gobekli Tepe was an administrative center of a local civilization. It was built some 10.000 years ago. They buried it because they were losing a war with a neighbouring kingdom and it was not in their culture to destroy their heritage - instead they preserved it with sand and fled the area becoming nomadic and gradually losing what civilized state of mind they possesed. #göbeklitepe #turkey #sanctuary #ancient #history #instamood #like4like #amazing #style #follow4follow
Alterwelt (@alterwelt) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()


Pekiyi… Bu kilometreler o zamanlar için ne ifade ediyor olabilirdi? Buradaki kült alanının etkileşim menzili ne olabilirdi? Kolay işlenebilir kireç taşını bir tür volkanik madde olan obsidyen ile şekillendirdiklerini biliyoruz. Hatta tepenin batı yamacındaki bir bölümde yarım bırakılmış bazı figürlerle birlikte obsidyen bulunduğunda, heykeltıraş atölyesini tespit ettiler. Biraz daha ileride de kireç taşı ocaklarını. Zanaatkarlık kısmını anladık da, Urfa’ya volkanik taş nereden gelmiş olabilir? Merak buyurmayın, bunu da araştırmışlar; bulunan obsidyen tipleri ekseriyetle Van ve Kapadokya’daki volkanik bölgelerin kimliğini taşıyor. Yani, doğuya doğru 250, batıya doğru ise 500 km’lik bir menzilde alışveriş söz konusu.

#göbeklitepe #şanlıurfa
Dilek Bulut Büyük (@dilekbulutbuyuk) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Kazı alanı


Bütün bunların dışında, bu keşiflerin açtığı tartışmaların sonu yok gibi görünüyor. Mısır hiyeroglif yazısına geçişte Göbeklitepe sembol ve motiflerinin etkisi üzerine tezler geçtiğimiz yıllarda sunuldu. Kesin olan ise, Göbeklitepe’deki çeşitli soyut semboller, taş çağının basit resim ve işaret skalasının ötesindedir. Özellikle bazı sembollerin bölgedeki daha yakın zamana ait diğer kazı alanlarında görülmesi, tekrarlanan bir sembol dizesinin buraya gelenler arasında oluşabileceği ihtimalini gösteriyor. Göbeklitepe’den gökyüzünün M.Ö. 10. bin yılda nasıl göründüğüne dair araştırma yapıp Sirius (Akyıldız) ve Cygnus (Kuğu) takımyıldızının o çağdaki konumu ile T biçimli ortostatların duruşunun ilişkili olduğunu belirten çalışmalar da mevcut.

İzler buranın son bekçileri ve ziyaretçilerinin M.Ö. 8. bin yılda alanı toprak ve molozla doldurup terk etmiş olduğunu gösteriyor. Ne toprak ne de su bakımından bir cazibesi olan Göbeklitepe’nin 10 bin yıllık uykusu başlamış. Belki bazı ilginç cevapları bilimkurgu yazarlarından almayı umabiliriz. Buradaki iki bin yıl boyunca avcı-toplayıcı topluluklar en büyük korkularını yenmek ya da kabullenmek için inşa ettikleri bir alanda sonunda türlerinin yaşayışını sonsuza kadar değiştirecek uzun bir süreci tetiklemişler sanki. Belki de sanat yüzleşmek ve değişmek içindi. Önümüzdeki konserlere bakalım.


Adil Fide


BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.