Ne Yersen Öyle Hissedersin

Olgu Alibeygil 19.08.2016

Modumuzun yeme biçimizi etkilediğini biliriz. İştahımızın kesilmesi ya da artması duygusal durumumuzla gayet ilgilidir. Bunun tersi de doğru. Ağzımıza attığımız yiyecekler, nasıl hissettiğimizi etkiliyor.

Koca bir hamburgeri ya da ekmeğe sürülmüş fındıklı çikolata ezmesini mideye gönderdiğimiz anda hissedilen mutluluğu bilirsiniz. Beyinde salgılanan endorfin pozitif duyguları tetikler ve iyi hissederiz. Oysa bu pek de besleyici olmayan, anlık ve geçici bir mutluluktur. Etkisi geçtikten sonra iyi hissetmek için aynı yiyecekleri yeme ihtiyacı duyarız ve bu bağımlılık kısır döngü olarak kendini tekrar eder. Bu yiyeceklere bağımlı hale geliriz. Yiyeceklerin modumuzu olumlu yönde etkilemesi ve bu duyguların uzun sürmesi zaman ister.

Bedenimizdeki her hücre gibi beynimiz de faydalı besinlere ihtiyaç duyar. Sinir hücrelerinin anlık değil, sürekli iyi hissetmeyi sağlayacak şekilde çalışması için folik asit, magnezyum, tiamin, potasyum, vitaminler, selenyum, demir gibi gerekli vitamin ve mineralleri düzenli olarak alması gerekiyor.


Görsel: Tankanyaa

Penn State Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmada, kötü beslenmenin olumsuz moda etkisi ispatlanmış. Sıkı diyetler yapan ya da çikolata ve fast food gibi yiyecekleri tüketenlerin depresyon eğilimlerinin arttığını gözlemlemişler. Bu durum kadınlarda daha da fazla görülmüş çünkü bu yiyeceklerin yarattığı fiziksel etkilerin yanı sıra kadınlarda bir de suçluluk duygusu oluşturuyormuş. Düzenli ve iyi beslenenlerin ise genel olarak iyi hissettiği, nadiren yapılan kaçamakların çok da olumsuz bir etkisi olmadığı sonucuna varmışlar.


Görsel: Cloudfront

Şeker, karbonhidratlar, kötü yağlar ve hazır yiyecekleri düzenli tüketmek hormon seviyelerini bozuyor. Bu da karaciğer zehirlenmesi, insülin direnci, vitamin ve mineral eksikliği, gizli iltihaplanma gibi sonuçlara kadar gidebiliyor. Hatta fazla şeker tüketimi beyindeki besinsel faktör BDNF seviyelerini düşürüyor ki, bu faktör depresif ve şizofrenik insanlarda oldukça düşükmüş... Aynı şekilde kötü gıdalar adrenalin yorgunluğu ve sindirim sistemi bozukluğuna yol açıyor. İhtiyacı olan bakterileri alamadığı için bağırsakların işlevi bozuluyor. Glutenin bu konuda suçu özellikle fazla. Bağırsakların ikinci beyin olduğunu kabul eden bilim insanları, bozuk sindirim sisteminin bozuk moda yol açtığını ezelden beri söylüyor.



Görsel: Thefw

Taze sebze ve meyve, yeşillikler gibi canlı gıdalar yerine ölü yiyeceklerle beslenmek, bedendeki zehir oranını artırarak kötü hissetmenin yolunu da açıyor. Yine yapılan araştırmalar yüksek enerjili ve sodyumu çok (yani fazla yağlı ve tuzlu) yiyeceklerin tüketildikten iki gün sonra insanı mutsuz ettiğini ortaya çıkarmış. Yani anlık olarak bizi iyi hissettirdiğini sandığımız yiyecekler, aslında uzun süreli zararlar vererek içinden çıkılamaz bir durum yaratıyor.


Kendimizi depresyondan ve kötü hissetmekten korumak için dengeli beslenmenin yanı sıra pozitif modu tetikleyen bazı gıdaların da bol bol tüketilmesi öneriliyor. Örneğin, potasyum ve B vitamini açısından zengin muz, sinirleri koruyan zerdeçal, yüksek protein içerikli organik yumurtalar, bol selenyum ve omega 3 içerikli çekirdek ve ceviz, fındık, badem gibi kuruyemişler, folik asit oranı zengin, ıspanak gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler, faydalı yağlarla bezeli avokado ve hindistan cevizi, demiri bol, yosun gibi deniz bitkileri, beyindeki endorfin salımını hızlandıran acı biber, glutensiz kinoa ve esmer pirinç... Aynı zamanda sebze ve meyveleri mevsiminde tüketmek, probiyotik ürünlerle bağırsak florasını korumak, kan şekerini dalgalandırmayacak şekilde, öğün atlamadan beslenmek de öneriler arasında.


Kapak görseli: PSU

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.