Lakers: Hızlı Ama Memnuniyetsiz

Adil Fide 04.07.2016

Serbest oyuncu borsası açıldı ve tartışmaların ortasında tahtını geri isteyen devrik kral var. Ne olacak bu Los Angeles Lakers’ın hali?

NBA’in tarih öncesi sayılabilecek devirlerindeki büyük Boston hakimiyeti sonrası, 80’lerle birlikte popülaritesinin katlanarak büyümesinde başrolde olduğu ligin en ışıltılı takımı Los Angeles Lakers idi. 1980 ile 2010 arasındaki 31 sezonda 16 finali ve 10 şampiyonluğu ile tam bir “winner” olan kulüp, kışın uğramadığı şov dünyasının başkenti konumuyla, oyundaki neredeyse herkesin bulunmak istediği adres olarak öne çıkmıştı. Bu başarıların öne çıkan yıldızları, oyunun tarihinin de en saygın isimleri arasına girdi. Ama NBA’in prensipleri ve malum işleyişi gereği hiç kesintisiz zirvede kalmak Lakers için bile zor. 2008 finallerini takiben iki de şampiyonluk kazanan takım, 2012’de zirveye oynamak için son kurşununu veteranlarla atıp tutturamadığında, bir nadas dönemi kaçınılmazdı. Bu durgun dönemde LeBron James, Carmelo Anthony, LaMarcus Aldridge gibi elit isimler de anıldı anılmasına ama pek de gerçeğe yaklaşmadı bu beklentiler. Bugün Shaquille O’Neal gibi doğuştan medya yıldızı vasıflarına sahip, kadro zayıf ya da güçlü de olsa ışıkların ve spotların şehrine her türlü meyyal süper yıldız karakteri de yok. Bu yolun son yolcusu Dwight Howard da ibret-i spor alemi olarak kariyerine devam ediyor. Ligin diplerinde geçen 3 sezon ve üstlerden gelen draft'ların ardından Lakers’ın elinde genç ama oldukça potansiyelli bir nüve oluşmuş durumda. Bir yandan da bütçe imkanları en açık takım olarak kadroya yapılabilecek muhtemel takviyeler merakla bekleniyordu. Ama 1 Temmuz itibariyle yaz piyasasına çıkan kulüp yönetimi kendini pek alışmadığı bir durumda bulmuş görünüyor.

Salonun hayaletleri


İlk büyük soru işareti, Kevin Durant’in randevu vermediği takımlardan birisi olmasıyla kondu. Kendi takımı Thunder ve hemen şampiyonluk vaat eden takımlarla görüşmeler yapacağı bilinen Durant henüz renk vermedi ama Lakers karizmayı biraz çizdirdi diyebiliriz. Pota altındaki devasa boşluğu (hatta krateri) kapatmak için ise en gözde aday Hassan Whiteside ve Al Horford gibi boştaki en yüksek profilli uzunlardan da olumlu sinyaller gelmemiş olacak ki, transfer sezonunun açıldığı gece beklenmedik şekilde Cleveland’dan Timofey Mozgov ile 4 yıllık 64 milyon $ karşılığında anlaşıldığı haberi geldi. Geçtiğimiz sezonu takım rotasyonunun dışında, süre alamadan tamamlayan Mozgov, serbest oyuncu piyasasında yapılan listelerde ilk 10 pivot arasında bile bulunmuyordu. Evet, öncesinde özellikle 2015 finallerinde Cleveland’da kadro darlığında parladığı görülmüştü, ancak 30 yaşındaki 2.16 metrelik oyuncunun sağlık durumu da tekrar o seviyede oynamak için şüpheli durumda. Aynı gün gelen, takımın genç yeteneklerinden Jordan Clarkson ile daha ucuza imzalanan yine dört yıllık kontrat bile neredeyse kimseyi memnun etmedi. Hatta bu satırların yazıldığı sırada Horford’un ezeli rakip Boston’a gitmesi (4 yıl 113 milyon $) taraftarın tesisleri basmasıyla bitecek bu sürece bir adım daha oldu!

Mozgov mizahı eski efsanelerle karşılaştırmayı kaçırmadı elbette.



Mozgov’un ardından ikinci günde söylentilere göre, Lakers’ın Kent Bazemore’a yaptığı dört yıllık 72 milyon $’lık teklif, oyuncu Atlanta’da kalmayı tercih edince reddedilmiş. Ardından muhtemelen aynı zarf ile Miami’den Luol Deng ile anlaştı. Ligin seçkin kısa forvetlerinden olan Deng, 12 sezonu geride bırakmış durumda ve açıkçası en iyi dönemlerini geride bırakmış izlenimi veriyor ki, bu yavaşlamış haliyle Chris Bosh’un yokluğunda 3 yerine 4 numarada süre almaya başlamıştı. Kısacası Lakers, yetenekli gençlerinin etrafını donatmak için başladığı sezonun ilk iki gününde 136 milyonu (yıllık 34 milyon $), önümüzdeki yıllarda gelişim vaat etmeyen ve hatta düşüşteki iki oyuncuya bağladı. Yıllık bütçe sınırına kadar harcanabilecek hala 19 milyon var ama onlarla da bençteki 1 ve 5 numaralara odaklanılacak gibi görünüyor.



Peki, bu hamlelerle bu kulübün iki gün önce gelecekle ilgili hayal ettirdikleri çöpe mi gitti? Hemen ilk yıldan elit takımların arasına çıkış bekleyenler için cevap evet. Ya da şu kadarını söyleyebiliriz ki, muhtemel bir geri dönüşün piyasadaki serbest yıldız oyuncuya kontrat vererek olmayacağı anlaşıldı. Bizdeki versiyonu uyarlasak “Lakers camiası istediği oyuncuyu alır” diye tercüme edebileceğimiz durum yok. Eldeki en makul yol, 4 adet potansiyeli yüksek oyuncunun bireysel gelişim sağlarken beraber bir oyun inşa edebileceği bir iki yıl planlamak. Ancak böyle bir aşamadan sonra tekrar kapısı aranan oyuncular tarafından çalınan cazip bir yapı olunabilir. Ya da tercih edilirse, eldeki ilerleme kaydetmiş oyuncular, fark yaratabilecek bir takasta iş görecek hale gelmiş olur.

Son iki yılın hasadı Clarkson, Randle ve Russell.

görsel: nba.com


Bu yeni katılımların olumlu taraflarına baktığımızda da bazı noktaların altı çizilebilir, özellikle de Deng transferine dair. Geçtiğimiz yıl ihtiyaçtan çakma 4 numara gibi oynadığını belirttik ama gayet etkili oldu. Hem dışarıdan yüzdeli atarak savunmaları açtı ve kendisinden iri savunmacılar yakınlaştığında da potaya gitti. Eşleşme sorununu minimumda yaşayan bir 3 ve 4 (kombo forvet) numara Golden State Warriors’dan gelen yeni koç Luke Walton’ın gözlerinin parlamasını sağlamış olabilir. Ama esas olumlu katkıyı genç oyunculara saha dışında mental yönde, özellikle de kendi pozisyonunun henüz 18 yaşındaki süper yıldız adayı Brandon Ingram’a iş disiplini kazandırması ile yapacaktır. Hatırlayanlar olacaktır, aslen Sudanlı olan Britanya vatandaşı Deng’in iş ciddiyeti bizim milli takıma da 2011’de bir tur atlatmıştı. İngiltere’nin bir iddiasının kalmadığı Polonya maçını tek başına almıştı ve bu 6 gün içinde tümünü oynadığı 5. maçtı.

Bu sezon ikinci sıradan seçilen henüz 18 yaşındaki Ingram'ın gelişimi önümüzdeki yıllar için belirleyici.



Mozgov’u ise Walton’un geçen yılın final serisindeki halini göz önünde bulundurarak onayladığını farz edebiliriz. Dizleri izin verdiği kadarıyla 20 yaşındaki guard D’Angelo Russell’a pick&roll oyunlarında perde üstünden içeri devrilme kabiliyeti ile eşlik etmesi oldukça önemli. Geçen sene bu oyunla alakası olmayan Roy Hibbert’ın pivot olduğu takımda belki de kariyerini üzerine inşa edeceği pratiği pek uygulama şansı bulamamıştı. Üst sıradan draft etmek için dibe vurmaya ve bu sırada kontratları tasfiye etmeye oynayan takım, oyuncu gelişimi için imkan da yaratamıyordu. Bu seviyeden parkede kazanmayı denerken öğrenen bir takıma dönüşmek orta vade için çok ümit verici gelişme olur.

İbrahimovic bekleyen taraftar modundan çıkıp soğukkanlı bakıldığında denebilir ki, Lakers için yeniden rekabetçi bir takım olmanın sadece en kolay yoldan olmayacağı belli oldu. Bu aşamanın pazarlıklarla hiç zaman kaybı yaşanmadan ve kısa sürede hayal kırıklığına dönüşecek beklentilere girilmeden geçilmesi de çok önemsiz detaylar değil. Mevcut eleştirilen Mozgov ve Deng hamlelerinin de en büyük sorunu kontratlarındaki son yılları olabilir ki, o sezonlara kadar eldeki yeni yetmeler deneyim kazandığında şehrin ve kulübün cazibesi eski seviyesine yaklaşmış olacaktır. Öte yandan son yılları gelmiş kontratların NBA’de nasıl elden çıkarılabildiğini biliyoruz.

Bizzat Los Angeles’ta büyümüş DeMar DeRozan'ın kalmayı tercih ettiği Toronto’daki bir röportajda, Lakers'ın uzak ve yakın tarihindeki devlerin gölgesinde kalmaktansa, Raptors’un taze geçmişindeki en önemli oyuncu olmayı tercih ettiğini açıklamış. “Şanlı Tarih”in ayak bağı olduğu an da geliyormuş demek! En azından Lakers’da başarmanın normal olarak karşılanırken, başaramamanın diğer takımlardakinden daha fazla göze batacağı kesin. Zor yolun göze alındığı iki sezonun sonunda ise efsaneyi ayağa kaldıran oyuncu olmak, ligdeki oyuncular arasında en çekici hayal haline de gelebilir.


NBA’in tarih öncesi sayılabilecek devirlerindeki büyük Boston hakimiyeti sonrası, 80’lerle birlikte popülaritesinin katlanarak büyümesinde başrolde olduğu ligin en ışıltılı takımı Los Angeles Lakers idi. 1980 ile 2010 arasındaki 31 sezonda 16 finali ve 10 şampiyonluğu ile tam bir “winner” olan kulüp, kışın uğramadığı şov dünyasının başkenti konumuyla, oyundaki neredeyse herkesin bulunmak istediği adres olarak öne çıkmıştı. Bu başarıların öne çıkan yıldızları, oyunun tarihinin de en saygın isimleri arasına girdi. Ama NBA’in prensipleri ve malum işleyişi gereği hiç kesintisiz zirvede kalmak Lakers için bile zor. 2008 finallerini takiben iki de şampiyonluk kazanan takım, 2012’de zirveye oynamak için son kurşununu veteranlarla atıp tutturamadığında, bir nadas dönemi kaçınılmazdı. Bu durgun dönemde LeBron James, Carmelo Anthony, LaMarcus Aldridge gibi elit isimler de anıldı anılmasına ama pek de gerçeğe yaklaşmadı bu beklentiler. Bugün Shaquille O’Neal gibi doğuştan medya yıldızı vasıflarına sahip, kadro zayıf ya da güçlü de olsa ışıkların ve spotların şehrine her türlü meyyal süper yıldız karakteri de yok. Bu yolun son yolcusu Dwight Howard da ibret-i spor alemi olarak kariyerine devam ediyor. Ligin diplerinde geçen 3 sezon ve üstlerden gelen draft'ların ardından Lakers’ın elinde genç ama oldukça potansiyelli bir nüve oluşmuş durumda. Bir yandan da bütçe imkanları en açık takım olarak kadroya yapılabilecek muhtemel takviyeler merakla bekleniyordu. Ama 1 Temmuz itibariyle yaz piyasasına çıkan kulüp yönetimi kendini pek alışmadığı bir durumda bulmuş görünüyor.

Salonun hayaletleri


İlk büyük soru işareti, Kevin Durant’in randevu vermediği takımlardan birisi olmasıyla kondu. Kendi takımı Thunder ve hemen şampiyonluk vaat eden takımlarla görüşmeler yapacağı bilinen Durant henüz renk vermedi ama Lakers karizmayı biraz çizdirdi diyebiliriz. Pota altındaki devasa boşluğu (hatta krateri) kapatmak için ise en gözde aday Hassan Whiteside ve Al Horford gibi boştaki en yüksek profilli uzunlardan da olumlu sinyaller gelmemiş olacak ki, transfer sezonunun açıldığı gece beklenmedik şekilde Cleveland’dan Timofey Mozgov ile 4 yıllık 64 milyon $ karşılığında anlaşıldığı haberi geldi. Geçtiğimiz sezonu takım rotasyonunun dışında, süre alamadan tamamlayan Mozgov, serbest oyuncu piyasasında yapılan listelerde ilk 10 pivot arasında bile bulunmuyordu. Evet, öncesinde özellikle 2015 finallerinde Cleveland’da kadro darlığında parladığı görülmüştü, ancak 30 yaşındaki 2.16 metrelik oyuncunun sağlık durumu da tekrar o seviyede oynamak için şüpheli durumda. Aynı gün gelen, takımın genç yeteneklerinden Jordan Clarkson ile daha ucuza imzalanan yine dört yıllık kontrat bile neredeyse kimseyi memnun etmedi. Hatta bu satırların yazıldığı sırada Horford’un ezeli rakip Boston’a gitmesi (4 yıl 113 milyon $) taraftarın tesisleri basmasıyla bitecek bu sürece bir adım daha oldu!

Mozgov mizahı eski efsanelerle karşılaştırmayı kaçırmadı elbette.



Mozgov’un ardından ikinci günde söylentilere göre, Lakers’ın Kent Bazemore’a yaptığı dört yıllık 72 milyon $’lık teklif, oyuncu Atlanta’da kalmayı tercih edince reddedilmiş. Ardından muhtemelen aynı zarf ile Miami’den Luol Deng ile anlaştı. Ligin seçkin kısa forvetlerinden olan Deng, 12 sezonu geride bırakmış durumda ve açıkçası en iyi dönemlerini geride bırakmış izlenimi veriyor ki, bu yavaşlamış haliyle Chris Bosh’un yokluğunda 3 yerine 4 numarada süre almaya başlamıştı. Kısacası Lakers, yetenekli gençlerinin etrafını donatmak için başladığı sezonun ilk iki gününde 136 milyonu (yıllık 34 milyon $), önümüzdeki yıllarda gelişim vaat etmeyen ve hatta düşüşteki iki oyuncuya bağladı. Yıllık bütçe sınırına kadar harcanabilecek hala 19 milyon var ama onlarla da bençteki 1 ve 5 numaralara odaklanılacak gibi görünüyor.



Peki, bu hamlelerle bu kulübün iki gün önce gelecekle ilgili hayal ettirdikleri çöpe mi gitti? Hemen ilk yıldan elit takımların arasına çıkış bekleyenler için cevap evet. Ya da şu kadarını söyleyebiliriz ki, muhtemel bir geri dönüşün piyasadaki serbest yıldız oyuncuya kontrat vererek olmayacağı anlaşıldı. Bizdeki versiyonu uyarlasak “Lakers camiası istediği oyuncuyu alır” diye tercüme edebileceğimiz durum yok. Eldeki en makul yol, 4 adet potansiyeli yüksek oyuncunun bireysel gelişim sağlarken beraber bir oyun inşa edebileceği bir iki yıl planlamak. Ancak böyle bir aşamadan sonra tekrar kapısı aranan oyuncular tarafından çalınan cazip bir yapı olunabilir. Ya da tercih edilirse, eldeki ilerleme kaydetmiş oyuncular, fark yaratabilecek bir takasta iş görecek hale gelmiş olur.

Son iki yılın hasadı Clarkson, Randle ve Russell.

görsel: nba.com


Bu yeni katılımların olumlu taraflarına baktığımızda da bazı noktaların altı çizilebilir, özellikle de Deng transferine dair. Geçtiğimiz yıl ihtiyaçtan çakma 4 numara gibi oynadığını belirttik ama gayet etkili oldu. Hem dışarıdan yüzdeli atarak savunmaları açtı ve kendisinden iri savunmacılar yakınlaştığında da potaya gitti. Eşleşme sorununu minimumda yaşayan bir 3 ve 4 (kombo forvet) numara Golden State Warriors’dan gelen yeni koç Luke Walton’ın gözlerinin parlamasını sağlamış olabilir. Ama esas olumlu katkıyı genç oyunculara saha dışında mental yönde, özellikle de kendi pozisyonunun henüz 18 yaşındaki süper yıldız adayı Brandon Ingram’a iş disiplini kazandırması ile yapacaktır. Hatırlayanlar olacaktır, aslen Sudanlı olan Britanya vatandaşı Deng’in iş ciddiyeti bizim milli takıma da 2011’de bir tur atlatmıştı. İngiltere’nin bir iddiasının kalmadığı Polonya maçını tek başına almıştı ve bu 6 gün içinde tümünü oynadığı 5. maçtı.

Bu sezon ikinci sıradan seçilen henüz 18 yaşındaki Ingram'ın gelişimi önümüzdeki yıllar için belirleyici.



Mozgov’u ise Walton’un geçen yılın final serisindeki halini göz önünde bulundurarak onayladığını farz edebiliriz. Dizleri izin verdiği kadarıyla 20 yaşındaki guard D’Angelo Russell’a pick&roll oyunlarında perde üstünden içeri devrilme kabiliyeti ile eşlik etmesi oldukça önemli. Geçen sene bu oyunla alakası olmayan Roy Hibbert’ın pivot olduğu takımda belki de kariyerini üzerine inşa edeceği pratiği pek uygulama şansı bulamamıştı. Üst sıradan draft etmek için dibe vurmaya ve bu sırada kontratları tasfiye etmeye oynayan takım, oyuncu gelişimi için imkan da yaratamıyordu. Bu seviyeden parkede kazanmayı denerken öğrenen bir takıma dönüşmek orta vade için çok ümit verici gelişme olur.

İbrahimovic bekleyen taraftar modundan çıkıp soğukkanlı bakıldığında denebilir ki, Lakers için yeniden rekabetçi bir takım olmanın sadece en kolay yoldan olmayacağı belli oldu. Bu aşamanın pazarlıklarla hiç zaman kaybı yaşanmadan ve kısa sürede hayal kırıklığına dönüşecek beklentilere girilmeden geçilmesi de çok önemsiz detaylar değil. Mevcut eleştirilen Mozgov ve Deng hamlelerinin de en büyük sorunu kontratlarındaki son yılları olabilir ki, o sezonlara kadar eldeki yeni yetmeler deneyim kazandığında şehrin ve kulübün cazibesi eski seviyesine yaklaşmış olacaktır. Öte yandan son yılları gelmiş kontratların NBA’de nasıl elden çıkarılabildiğini biliyoruz.

Bizzat Los Angeles’ta büyümüş DeMar DeRozan'ın kalmayı tercih ettiği Toronto’daki bir röportajda, Lakers'ın uzak ve yakın tarihindeki devlerin gölgesinde kalmaktansa, Raptors’un taze geçmişindeki en önemli oyuncu olmayı tercih ettiğini açıklamış. “Şanlı Tarih”in ayak bağı olduğu an da geliyormuş demek! En azından Lakers’da başarmanın normal olarak karşılanırken, başaramamanın diğer takımlardakinden daha fazla göze batacağı kesin. Zor yolun göze alındığı iki sezonun sonunda ise efsaneyi ayağa kaldıran oyuncu olmak, ligdeki oyuncular arasında en çekici hayal haline de gelebilir.


BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.