Küreselleşmenin Sonuna mı Yaklaşıyoruz?

Oğuzcan Kervancı 26.08.2016

80'lerde ivme kazanan küreselleşme yaşam süresinin sonlarına gelmiş olabilir mi? Peki sonra ne olacak?

Nedir bu küreselleşme?

Arabanız Almanya’dan, pizzanız İtalya’dan, izlediğiniz filmler Amerika’dan, giydiğiniz kıyafetler Endonezya'dan, elektronik aletleriniz Çin'den... Örneklerin çok daha fazla çoğaltılabileceğini biliyorsunuz. Bu örneklerin hepsi aslında küreselleşme kavramının dışa vurmuş halleri. Özellikle 1980'lerin ortalarında ivme kazanmaya başlayan bu kavram, ülkelerin birbirleriyle düşünsel, ekonomik, kültürel ve daha pek çok açıdan bir bütün haline gelmesi anlamına geliyor.

Küreselleşme süreci nasıl hızlandı?

Küreselleşme her ne kadar 2. Dünya Savaşı'nın ardından ortaya çıkmış gibi gözükse de özellikle iki faktör bu kavramın gelişiminde büyük rol oynadı. Bunlardan bir tanesi tabii ki teknolojinin gelişimiydi. Teknolojinin gelişimiyle beraber ulaşım ve iletişim gibi ticarette kilit rol oynayan sektörlerin maliyetleri müthiş derecede azaldı. Bununla birlikte çoğu firma üretiminin bir parçasını veya tamamını başka ülkelerde yapmaya başladı. Bugün görüyoruz; Türkiye'de Toyota fabrikasının olması, TAI'nin Boeing firması için parça üretiyor olması gibi...

Bir diğer faktör ise, ticarette ve sermaye piyasalarında görülen liberalleşme ile ülkeler, artık kendi kabuklarına çekilmektense, diğer ülkelerle ticaret yapmanın faydalı olabileceğini fark etti. Önceden koydukları birtakım ithalat kotası, ihracat kısıtlamaları gibi ticareti kısıtlayıcı engelleri ortadan kaldırdılar. Sonrası zaten malum... Dünya Bankası, IMF, Dünya Ticaret Örgütü gibi kurumlar açıldı.

Küreselleşmenin Sonuna mı Yaklaşıyoruz?

Fakat şu sıralar, küreselleşme kavramının sekteye uğradığını görmeye başlıyoruz.

Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley'den Laura Tyson ve Presedio Enstitüsü'nden Lenny Mendonca'ya göre küreselleşmenin altın çağının kaybolmaya başlamasının sebebi açık. Yayınladıkları makalede, 2005'ten 2014'e kadar 25 gelişmiş ülkede nüfusun üçte ikisinin reel gelirinin ya azaldığını ya da aynı düzeyde seyrettiğini belirtiyorlar. Yani aslında, düşünülenin tam tersine küreselleşme sürecinde nüfusun büyük çoğunluğunun yararına bir durum gözükmüyor. Nobel ödüllü Joseph Stiglitz de Amerika'da çalışan erkeklerin gelir ortalamasının reel anlamda 42 yıl öncesiyle eşdeğer olduğu belirtiyor.

Küreselleşmenin Sonuna mı Yaklaşıyoruz?

Araştırmacıların belirttiği ve grafikte de görüldüğü üzere, ülkelerin gayrı safi milli hasılaları artsa da reel gelirle ilgili yaşanan bu durumlar bize refah seviyesinin arttığı konusunda kesinlikle bilgi vermiyor. Bu aşamada, küreselleşmeyle alakalı bu sürecin hızlı olduğunu ama kaliteli bir şekilde gerçekleşmediğini söyleyebiliriz.

Küreselleşmedeki gerilemeyi nasıl görüyoruz?

Birleşik Krallık geçtiğimiz haftalarda “Brexit”i oyladı. Ve biliyorsunuz ki bu oylama ayrılık kararıyla sonuçlandı. Bu durum, küreselleşme sürecinde meydana gelen ilk büyük gerileme olarak değerlendirilebilir. Bu duruma Centre of European Reform Thinktank direktörü Charles Grant'den: “Brexit, Avrupa tarihindeki en önemli anlardan biri olmuştur ve bundan sonra bu olay bütünlüğün dağılmasındaki faktörlerden biri olacaktır” yorumu geldi. Birleşik Krallık’ın ayrılık kararı her ne kadar çoğumuza sürpriz olarak gözüktüyse de ayrılık diyenlerin kendilerine göre haklılık payı vardı. Örneğin Avrupa, üstlendiği tarihi görevi artık iyi yürütemiyor, iş imkanları ve refah düzeyi 1950’li yılların gerisinde kalıyordu. Günümüzde AB etkilerine baktığımız zaman görüyoruz ki euro bölgesinde işsizlik %10’un üzerinde. Ülke bazında bakarsak İtalya’nın ekonomisi euro oluşturulmadan önce daha iyi bir konumdaydı, Yunanistan’ın ekonomisi ise AB'ye girdiğinden beri üçte bir oranında küçüldü.

Yalnızca Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılmasını oylayanlar değil, artık dünyada çoğu insan var olan sistemin kendilerine çok da iyi fırsatlar sunmadığını fark etti. İnsanlar küreselleşmenin sadece zengin kesimin yararına olduğunu düşünüyor. Ayrıca, başka bir ülkenin bankasında olabilecek bir hatanın cezasını kendilerinin çekmesinin adaletsiz olduğunu düşünüyorlar.

Küreselleşmenin Sonuna mı Yaklaşıyoruz?

Küreselleşme kavramının bir nebze yavaşladığını, ekonomiler üzerinde de görebiliyoruz. Dünya ticaretinin en lider ülkelerinden biri olan Çin örneğinden de görmek mümkün. 1970’lerin sonunda ekonomisini dünyaya açan Çin’in, 2015’de ilk defa ihracatının gerilediğini fark ediyoruz. Ve sadece bununla kalmıyor. Bir diğer grafikte gördüğümüz üzere, dünya ticareti toplam değer bazında azalıyor. 2009 krizinde de buna benzer bir durum yaşanmıştı ancak o zaman ekonomik kriz sebebi vardı ve bu anlaşılabilirdi. Ama, 2015’e baktığımız zaman ekonominin küresel bazda %3 gibi iyi bir rakamla arttığını görüyoruz. Ayrıca, ticarette gözle görülür bir kısıtlama artışı olmadığı gibi, düşen petrol fiyatlarıyla beraber ulaşımın maliyeti de epey azaldı. Yani görünen o ki, dünya görüşlerinde birtakım şeyler değişiyor. Ve bu değişen şeyler, insanların var olan sistemden mutsuz olmasından kaynaklanıyor. Bana kalırsa, küreselleşme her nasıl politik kararlar sonucunda ortaya çıkmış ve belli bir süre başarıya ulaşmışsa, şu an ortada olan başarısızlık da politik kararlar sonucu giderilebilir. Özellikle Avrupa Birliği’nin, ardından dünya ülkelerinin öncelikle gelir eşitsizliği sorunu olmak üzere, kendi ülkelerindeki insanların refahlarını “birlikte” nasıl artırabilecekleri sorusunu göz önüne almaları gerekmekte.


Referanslar

1. Grafik: A graph compiled from Angus Maddison's data comparing the GDP per capita of a few major economies since 1700 AD. Since 1700 and before, Western countries were the richest.

2. Grafik: http://www.telegraph.co.uk/business/2016/07/19/if-this-is-the-end-of-globalisation-what-hope-for-uk-trade-post/

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.