Küresel İklim Değişikliğinin Ekonomik Boyutları

Oğuzcan Kervancı 22.08.2016

Küresel iklim değişikliği her ne kadar çevre açısından pek çok kez incelense de ekonomik boyutları göz ardı edilir.

İklim değişikliği dendiği zaman bir yerin normalden fazla yağış alması, bir bölgenin olağan sıcaklığının üstüne çıkması ve bunlara bağlı olarak taşkın, kuraklık ve kıtlık gibi ekstrem olayların sıkça yaşanmaya başlaması gibi durumlar aklımıza gelir. Fakat bu kavram sadece çevreyle değil, insanla da bir hayli ilişkilidir. Bilim adamları, biz insanların bu kavramın ortaya çıkmasında büyük rol oynadığı konusunda hemfikir. İklim değişikliklerinin küresel boyuta ulaşmasının sebebi de bunu hakikaten bütün bir dünya nüfusu olarak ortaya çıkarmamız. Nasıl mı? Yemek pişiriyoruz, araba kullanıyoruz, evlerimizi ısıtıyor veya soğutuyoruz, parfüm kullanıyoruz... Dolayısıyla, günlük olarak yaptığımız işlerin sonucunda salınan sera gazları ile atmosferdeki ısının dışarı çıkamamasına neden oluyoruz.

Dünyada çevrede yaşanan bu değişimler gerçekleşirken, ekonomik boyuta da ciddi derece yansıyan etkiler olduğunu görüyoruz. Özellikle, “savunmasız” diyebileceğimiz topluluklar deniz seviyesinin yükselmesinden ekstrem sıcaklıklara kadar tüm iklim değişikliklerinden sert bir şekilde darbe alıyor. Yani bunu şöyle de düzenleyebilirim: Gelişmiş ülkeler çevreye en fazla zararı verirken, gelişmekte olan veya gelişmemiş ülkeler bu zararın en acı verici sonuçlarıyla karşılaşıyorlar. Aynı zamanda, düşük gelirlere sahip oldukları için bu duruma adaptasyonu sağlayacak finansal güce de sahip değiller.

Sektörlere Bakış

Tarım

Dünya Bankası’na göre iklim değişikliğine yönelik gerekli tedbirlerin alınmadığı taktirde 2030’a kadar 100 milyon insanın fakirliğe sürüklenebileceği öngörülüyor. Peki, bu nasıl olacak? Dünyanın en çok istihdam yaratan sektörlerinden biri olan tarım sektörünü ele alalım. Dünya nüfusunda şu an için yoksulluk çeken nüfusun üçte ikisinden fazlası kırsal alanlarda yaşıyor ve bu insanların çoğu geçimini tarım sektöründen sağlıyor. Tarım sektörü, hizmet sektöründen sonra dünyada yaklaşık 1 milyardan fazla insanın istihdam edildiği bir sektör. Açıkça görülüyor ki, bahsettiğim değişikliklerin sonucunda bu sektör ve bu sektörde çalışan büyük insan toplulukları pek çok olumsuz sonuçla karşı karşıya kalacak. Örnek vermek gerekirse; tahıl üretimi sıcaklık değişikliklerine karşı çok hassaslık gösteriyor, deniz seviyesinin yükselmesi temiz suyun kullanımı açısından zorluklara yol açıyor, taşkınlar bütün bir hasatın ziyan olmasına sebep olabiliyor...

Küresel İklim Değişikliğinin Ekonomik Boyutları

Turizm

Tarıma ek olarak, 2015’te gayrisafi küresel hasılanın %9.8’ini oluşturan ve 284 milyon istihdam yaratan turizm sektörüne bakabiliriz. Turizm sektörü de iklim değişikliğinden, spesifik olarak deniz seviyesinin yükselmesinden bir hayli etkilenme potansiyeline sahip. Örneğin, Maldivler’de deniz seviyesinin yükselmesi kıyı erozyonuna sebep olurken, belki de 30 yıl içerisinde bu gibi yerlerde büyük kara parçalarının yok olmasına sebep olacak ve tuzlu suyun girişi yaşamı elverişsiz hale getirecek. Tabii ki sadece kıyı bölgeleri de değil. Dağlık bölgeler de aynı zamanda ekonomik faaliyet ve işsizlik sorunuyla karşılaşacak. OECD’nin çalışmasına göre kayak endüstrisi, iklim değişikliğine karşı çok hassas. Özellikle senede yaklaşık 60-80 milyon turiste ev sahipliği yapan Alpler’de beklenen iklim değişikliği sektördeki turist rehberinden, otel çalışanına, restoranına kadar çok büyük ekonomik yıkımlara yol açacak. (OECD, 2006)

Küresel İklim Değişikliğinin Ekonomik Boyutları
Küresel İklim Değişikliğinin Ekonomik Boyutları

Peki ilk etapta kim ne yapmalı?

Dünyanın gelecek nesillerine daha da kötü şartlara sahip bir çevre ve dünya bırakmamak için harekete geçilmesi şart. Özellikle uluslararası toplantılarda, dünyada sözü geçen liderlerin buluşmalarında bu konunun öncelikli olarak ele alınması gerekiyor. Bana kalırsa, küresel iklim değişikliğinin zararlarını azaltmak adına en önemli görev dünya kaynaklarının neredeyse %70’inden fazlasını tüketen gelişmiş ülkelere düşüyor.

Yapılabilecekleri 3 kategoride sıralayabilirim:

  • Sera gazları da dahil olmak üzere, zararlı emisyonları önlemek,
  • Yeşil teknolojileri adapte ederek kendileri için ve gelişmekte olan ülkeler için kirliliği kontrol altına almak,
  • Çevresel açıdan sürdürülebilirliği olmayan ürünlerde belli birtakım kısıtlamalar getirmek.

İnanıyorum ki, bu adımlar atılmaya başlanırsa daha güzel bir dünyamız olacak.

Referans: Organisation for Economic Co-operation and Development (OECD), 2006. Climate change in the European alps: adapting winter tourism and natural hazards management. OECD warns climate change is threatening Europe's skiing trade. Paris: OECD.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.