Korku Filmi Önerileri: Kesinlikle “The Neon Demon” Değil

Defne Taktak 09.09.2016

Demek ki neymiş? “En iyi korku filmleri IMDb” yazıp internetlerde aratmıyormuşuz.

Eğer bana bir şey olursa, “rahmetlinin son sözleri şu yukarıda attığı başlık olmuştu. Sonra duyarlı saldırısında kaybettik kendisini” diyerek hatırlayın beni lütfen.

Korku Filmi Önerileri: Kesinlikle “The Neon Demon” Değil

En iyi korku filminden tutun da en rezaletine kadar olan bütün korku filmlerini izlemiştik ve korku filmi önerileri almaya son derece ihtiyacımız olan bir akşam geçiriyorduk. Maalesef bu güzel gece, bize korku filmi önerileri verecek birini bulamamamızla sona ermek üzereydi.

Hayır efendim, gece böyle bitemezdi.

Biz de tabii ki aklımıza ilk gelen şeyi yaptık ve Google'a "korku filmi önerileri IMDb" yazarak sorunumuzu halletmeye çalıştık.

Karşımıza korku filmi önerileri olarak bir liste çıktı ve içerisinde "The Neon Demon" da yer alıyordu. Üstelik kadroda Keanu Reeves de vardı.

Korku Filmi Önerileri: Kesinlikle “The Neon Demon” Değil

The Neon Demon'ı seçtik ve filmi izlemeye karar verdik.

The Neon Demon, kanlı bir sahneyle başladı.
Hatta tam olarak en yukarıda yer alan fotoğraftaki sahne.

En iyi korku filmlerinden birini izlediğimize emin bir şekide, tüm ciddiyetimizle filmi izlemeye başladık ki başlamasından birkaç dakika sonra olaylar anlaşılmaz bir noktaya gelmişti bile. Ne de olsa bu film Nicolas Winding Refn filmiydi ve ben Nicolas Winding Refn'i hiç bilmiyordum.

Hemen "yuh, cahil ayı" diyerek saldırıya geçmeyin.

Daha önce filmlerini izlemediğimden değil, aklımda isim tutamama ve izlediğim filmleri aklımda tutamama gibi sorunlarım var benim. Bir filmi daha önce izlediğimi, aynı filmi tekrar izlerken, en etkileyici sahnesinde hatırlıyorum ve bu sahneler genellikle filmin ortalarında gerçekleştiği için ben filmi ikinci, hatta üçüncü kez izlediğimle kalıyorum. Zaten öyle sanat bağımlısı bir insan da değilim.

Korku Filmi Önerileri: Kesinlikle “The Neon Demon” Değil

İnsan ne oldum dememeli, n'oluyo lan demeli

The Neon Demon, türlü türlü simgesel anlatımlarla ilerliyordu. Daha genç görünmek için bakire kızların kanıyla yıkanan mı dersin, güzel olmak için güzel bir başka kızın kafasını gözünü yemek mi dersin? Film, kadınların dünyasına ait bir takım şeyleri böyle simgesel simgesel anlattıkça benim içim eziliyordu. Bir saattir resmen simgesele boğmuştu The Neon Demon bizi.

Mesela kızın odasında neden kaplan vardı ve Keanu Reeves neden film boyunca yalnızca birkaç dakikalığına görünüp paso şerefsizlik yapıyordu, hiç anlamıyordum.

Korku filmi izlerken, işkence içermediği sürece gözümü ayırmam ve "birazdan hayvan gibi korkucam" hissiyle izlerim. Ama bu filmi izlerken hiç öyle olmadı. En son sarışın kızın aynadaki yansımalarıyla öpüşmesi ile geçen uzuuuuuun sahnelerde "kızın odasına dev bi' kaplan giriyor ve bunu görenler neden hiç şaşırmıyor lan" diye düşünüyordum. "Herhalde yaşadıkları yerde odaya kaplan girmesi çok olağan bir şey" diyerek de olaya kendi içimde netlik kazandırıyordum.

Korku Filmi Önerileri: Kesinlikle “The Neon Demon” Değil

Eşimi çok iyi tanıyordum ve filmi sevdiği oturuşundan bile belli oluyordu. Derken bana "Çok iyi değil mi yaa?" dedi.

Bunu derken de "abi evet yaaa" dememi bekler gibi bir ifadeyle bakmıştı bana. Zaten film başladığından beri o hangi sahneye tepki verirse ben de o sahneye tepki veriyordum. Çok net otomatikçilik yapıyordum sizin anlayacağınız. Kafamdaki sistem aşağı yukarı şöyle işliyordu:

- Sevdiceğin tepki verdiği sahnelere çok dikkatli gibi bak.
- Yeri gelince hafif gülümse ama cıvıma.
- Ekrana tekrar çok dikkatli gibi bak.
- Heyecandan oturuşunu değiştirir gibi yap.
- Sevdicekle göz göze gelince de anlamlı gibi kafa salla.

Kadınların güzelleşmek için yaptıkları ve bana gelen fenalıklar...

Filmden bana iyice nefret gelmişti. Kadınların güzellik için birbirine neler yaptığını görünce kendimden de tiksinmeye başladım. Ama bu arada eşim hâlâ benden bir tepki bekliyordu. "Kadınlar öyle yea'' dedim. Bir süre durdu. Sonra gözlüklerinin arkasından gözlerini kısıp beni onayladı. Büyük ihtimalle hiç olmayacak bir mana çıkarmıştı bu dümdüz çıkışımdan.

Şu anda bu filmi acayip beğenenler ve benim bir geri zekalı, bir cahil, filmden sinemadan anlamaz bir öküz olduğumu düşünenler olacaktır.

Haklılar.

Sizin gibi sanatseverlerle, aralarında "Nicolas Winding Refn mükemmel abi yaa, The Neon Demon neydi öyle? Valla kadınların daha genç, daha zayıf ve güzel olmak için yapabileceklerini düşünmek beni çok korkutuyor" diyen insanlarla aynı ortama denk gelmem mucize gibi bir şey ama oldu bir şekilde.

Biz korku filmi niyetine izlediğimiz The Neon Demon'da çok güzel görüntüler ve çok güzel renkler gördük. Filmin ana karakteri Jesse'nin masumiyeti, podyumda kendini ilk görüşü, o an kendine aşık olması ve sonrasında hızlıca çöküşü. Yapay güzelliğin doğallığı nasıl da yiyip bitirdiği (gerçekten yemek) ve moda endüstrisinin hayatımızı nasıl mahvettiği falan tamam ama, kaplan olayını anlamadım ben! Anlamadım arkadaş!

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.