Konya'ya Doğan Güneş: Şems-i Tebrizi - III

S. Emre Özcan 21.09.2016

Konya, Şems için hem dostluk ve aşk şehri hem de ayrılık ve ölüm şehri olacaktır. Ama arkasında kaleminden on binlerce ölümsüz mısra dökülecek Şair Mevlana'yı bırakmıştır.

Şems ve Mevlana Dostluğu

Şems’in Konya’ya gelmesiyle birlikte Mevlana, hiç bilmediği okyanuslara yelken açacak ve gizli alemlere yol alacaktır. Şems’le birlikte günlerce, haftalarca bir odaya kapanacaklar ve tam kırk gün boyunca tefekküre dalacaklardır. Kerra’nın özene bezene hazırlayıp kapılarının önüne bıraktığı yemek tepsisinden sadece bir iki parça ekmekle yeteri kadar su alacaklar, bazen buna bile ihtiyaç duymayacaklardır. Artık ne Mevlana eski Mevlana, ne de Konya eski Konya’dır…

Bomboştu dünya. Koca sokaklar, bulutsuz sema ve bütün Konya. Tebrizli Şems yoluma çıkıp bana o soruyu sorduğunda her şey ve herkes kayboldu sanki, bir anlığına da olsa. Bir tek o ve ben kaldık bu şehirde: Soran ve cevaplayan.

Mevlana’yı sırlar diyarına sokan Şems’i Konya’da seven de olacaktır, ona diş bileyip ondan nefret eden de… Ki bu ikincisi daha fazladır. Bu nefretin nedeni, Şems’in Mevlana’yı ellerinden almış olmasıdır. Şems geldiğinden beri Mevlana ne ailesini, ne medresedeki öğrencilerini, ne de diğer tüm sevenlerini umursamaktadır. Mevlana’nın gözü artık Şems’ten, onun ışığından, onun manevi gücünden başka bir şey görmemektedir.

Konya'ya Doğan Güneş: Şems-i Tebrizi - III

Şems’in Kayboluşu

Ama Şems bir gün gidecektir, ansızın, hiçbir iz bırakmadan. Bu ayrılık Mevlana’ya çok ağır gelecektir çünkü gönüldaşını, bilgelik ışığını yitirmiştir. Şems’in varlığından hazzetmemiş olanlar onun arkasından ileri geri konuşmaktadır. Mevlana onlardan birine şöyle karşılık vermiştir:

Onun ışığı vurmazdan önce ölü bir nakıştım sadece taş duvarlarınızda. O elindeki yay ile vurmazdan önce tellerime, hep aynı nağmeyi çalıp söyleyen, kendi sesine yabancı bir kuru rebaptım. Ben onun avucunda baplar, bahçeler, ağaçlar görür, deryalar gibi geniş, deryalar kadar berrak sular görürüm. Onun avucundan çıkan ağaçların gölgesinde dinlenirim. Lakin siz bunların hiçbirini göremezsiniz.”

Bu ayrılık esnasında Mevlana, Divan-ı Kebir ya da Divan-ı Şems olarak bilinen eserini yazar. Bu ayrılık, bu hasret Mevlana'nın canına tak etmiştir. Bir süre sonra Şam’dan kendisine bir mektup gelir, mektupta şöyle yazılıdır: “Mevlana’ya malum olsun ki, bu zaif hayır duasıyla meşguldür. Hiçbir yaratıkla ilgisi yoktur.” Ama Mevlana’nın dayanacak gücü kalmamıştır, oğlu Sultan Veled’i hemen Şam’a gönderir. Tek isteği Şems’i, gönül dostunu geri getirmesidir. Oğluna, Şam’a gittiğinde onu Salihiye semtindeki meşhur handa bulacağını ve bulduğu zaman ona şu dizeleri okumasını söyler:

Gidin ey yoldaşlar, dostumuzu bu tarafa çekmeye bakın!

Nihayet o kaçak sevgiliyi tekrar bana getirin.

Bir kere onun cemali parlayınca güzellerin güzelliği hiç kalır.

Onun güneş gibi parlayan yüzü karşısında bütün ışıklar söner.


Ey hafif kanatlı gönül kuşu, git bensiz benim dilberime uç;

O değer biçilmez mücevhere selam ve sevgiler götür.

Konya'ya Doğan Güneş: Şems-i Tebrizi - III

Şems'in Şam'dan Dönüşü

Şems kıramaz Mevlana’sını, Konya’ya geri döner. Mevlana için vuslat vaktidir, sevinç vaktidir. Öyle ki Şems’in gelişiyle dilinden şu kelimeler dökülmüştür:

Güneşim, ayım geldi. / Gözüm kulağım geldi. / Gümüş bedenlim geldi. / Altın madenim geldi. / Başımın sarhoşluğu geldi. / Gözümün nuru geldi. / Başka bir şey dilediysen / işte o başka bir şeyim geldi // Yolumu vuran geldi / Tövbemi bozan geldi / gümüş bedenli güzel / kapımdan ansızın çıkageldi

Artık aydınlık içindedir, güller içindedir dünya, çünkü sevdiğine, dostuna kavuşmuştur Mevlana:

Bir anda aydınlık içinde dünya. / Bir anda dünya sabahlar gibi. / İşte bağırmanın tam zamanı şimdi. / İşte kükremenin tam zamanı / Benim koca arslanım geldi.

Mevlana, Şems’i yanında tutabilmek için, evinde evlatlık olarak yetiştirdiği Kimya Hatun’la evlenmesini ister. Şems, Mevlana’sını üzmemek için bu sözde evliliği kabul eder. Ama bu da Mevlana’nın Şems’i yanında tutma çabalarına yetmeyecektir. Zaten kendisinden hiç hoşlanmayan Alaaddin, şimdi sevdiği kızla evlenen Şems’i iyice düşman bellemiştir. Şems’i öldürme planları artık başlamıştır.

Konya'ya Doğan Güneş: Şems-i Tebrizi - III

Şems’in Ölümü

Tarih 8 Aralık 1247.

Alaaddin ve Şems’e düşman diğer yandaşları, Mevlana’nın evinin önünde, Şems’in kaldığı odanın karşısında pusuya yatmış. Ellerinde sopalar, kargılar, hançerler ve kılıçlar. Uygun anı kolluyorlar. Bir rivayete göre Şems o sırada Sultan Veled ve Mevlana ile aynı odada oturuyor ve o sırada kapı çalınıyor. Şems “Ayrılık zamanı geldi, bize müsaade” diyerek kapıyı açıyor ve sekiz on kişi bir anda üstüne çullanıyor. Kapıdaki gürültüyü ve haykırışları duyan Mevlana hemen oraya koşuyor ama birkaç damla kan izinden başka bir şey bulamıyor. O geceden sonra ne kadar arasa da Şems’in ne ölüsüne ne de dirisine ulaşabiliyor. Başka bir rivayete göreyse Şems öldürüldükten sonra evin bahçesindeki kuyuya atılıyor. Nasıl öldürülmüş olursa olsun, hançer asıl Mevlana'nın kalbine saplanıyor.

Hamdım, piştim, yandım” diyordu Mevlana. Ne demek istiyordu bu tanımlamayla? Şems’le karşılaşmadan önce ham olduğunu, onunla birlikte piştiğini ve o gittikten sonra da yanmaya başladığını mı anlatmak istiyordu? Eğer öyleyse, bu ebedi ayrılık ateşi içindeki tüm nefsi duyguları eritecek, ona binlerce kelimelik mısralar ilham edecekti. Ama hiçbir şey kanayan kalbinin kabuk bağlamasını sağlamayacak, bu yüzden öldüğü güne “Şeb-i Arus”, yani düğün gecesi, kavuşma gecesi diyecekti. Çünkü onun ateşini söndürebilecek tek şey bu kutlu gece, yani ölümdü.

Konya'ya Doğan Güneş: Şems-i Tebrizi - III

Şems nasıl Mevlana’nın karşısına bir anda çıktıysa, yine öyle bir anda çekip gitmişti, sessiz ve vakur. Ondan geriye kalan tek şey Makalat, yani Konuşmalar isimli eserdi; bu da kendisi tarafından yazılmamış, onu dinleyenler tarafından bir araya getirilmişti.

Ama Şems’in bu dünyaya bıraktığı asıl eser Mevlana Celaleddin Rumi olacaktı ve bu eser dünya durdukça, ebediyen yaşayacaktı.

Kaynak:

Elif Şafak, Aşk, Doğan Kitap.

Damla Çeliktaban, Tebriz'in Kızıl Gülü , K Dergi - Sayı 84.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.