Kierkegaard ve Regine: Kurban Edilen Aşk - II

S. Emre Özcan 04.09.2016

Kierkegaard "Korku ve Titreme"yi Regine'yle nişanı bozduktan iki sene sonra yayınladı. Acaba "Korku ve Titreme"deki "İbrahim ve İshak" meseliyle kendi hayatında nasıl bir paralellik vardı? Kierkegaard'ın Tanrı için feda ettiği şey neydi?

Korku ve Titreme

Korku ve Titreme, Kopenhag kitapçılarında ilk kez 16 Eylül 1843 tarihinde görüldü. Kierkegaard kitabı, sonradan yazacağı birçok kitapta olduğu gibi farklı bir adla yayınlayacaktı: Johennes de Silentio adıyla. Korku ve Titreme, alt başlığına göre bir “diyalektik lirik”ti, konusunu Tevrat’taki “kurban” konusundan, İbrahim ve oğlu İshak’tan alıyordu.

Kierkegaard ve Regine: Kurban Edilen Aşk - II

Korku ve Titreme’nin temel ilgi odağı, imanın ne olduğu ve onun hakkında konuşulup konuşulamayacağı sorusuydu. Kierkegaard için cevap açıktı; iman hakkında konuşulamazdı, sadece “imanın babası” kabul edilen İbrahim hakkında konuşulabilirdi. Kendisi de bu yüzden imanı değil, bu meseli ele almayı seçmişti; çünkü iman beraberinde kesintisiz bir suskunluğu getirirdi.

Kierkegaard kitabında iki farklı karakterden söz ediyordu, bunlardan biri “trajik kahraman”, diğeriyse “iman şövalyesi”ydi. Trajik kahraman, Kierkegaard’a göre etik sorumluluklar arasına sıkışmış kişiydi ve içinde bulunduğu etik çerçeveyi bir türlü aşamıyordu. İman şövalyesi ise bu etik sınırları aşmış ve Tanrı’ya olan “teslimiyet”ini tamamlamış kişiydi. Yani İbrahim, oğlu İshak’ı Moriah dağına çıkartıp “bıçağı çektiğinde”, kendini tamamen Tanrı’nın inayetine bırakmış ve etik sınırları aşmıştı. O, Tanrı’ya güvenmiş ve artık bir iman şövalyesi olmuştu; böylece “evrensel” olana ulaşmış bulunuyordu.

Kierkegaard ve Regine: Kurban Edilen Aşk - II

Regine’yle Yaşanacak Mutluluğun Kurban Edilmesi

Tüm bunlardan sonra diyebiliriz ki Korku ve Titreme, Kierkegaard’ın kalbindeki evliliğe devam etmeme görüşüne yakın bir tema olan “evrenseli kavrama”ya ilişkin bir eserdir. Ama Korku ve Titreme’de bu tema, iman ve özveri temasıyla yakın bir ilişki içindedir. Kierkegaard’ın İbrahim ve İshak öyküsüne başvurmasının nedeni açıktır: Kierkegaard iman şövalyesi olabilmek için hem Regine’yi, hem kendini hem de birlikte yaşayacakları tüm güzel anları kurban etmiştir. Yani bir yandan İbrahim olup Regine’yi, bir yandan da İshak olup kendisini Tanrı için feda etmiştir. Böylece Kierkegaard, İbrahim gibi etik sınırları aşmış ve kendisini “evrensel olan”a yani Tanrı’nın inayetine bırakmıştır.

Kierkegaard ve Regine: Kurban Edilen Aşk - II

Peki bunu gerçekten başarmış mıdır? Kierkegaard bu inayete gerçekten ulaşabilmiş midir, kendini şimdi İbrahim gibi bir iman şövalyesi olarak mı görüyordur? Kierkegaard’a göre Tanrı acıları gerçekten dindirir ve unutturur mu? Bu soruların cevabını Kieerkegaard’ın kendisinden dinlemek daha yararlı olur:

…kişi İbrahim’i ancak paradoksu anladığı kadar anlayabilir. Kendi adıma bir bakıma İbrahim’i anlayabiliyorum, ancak çok iyi görüyorum ki İbrahim gibi hamle yapmaya cesaretim olmadığı gibi, bu yönde konuşmaya da cesaretim yok. Ancak İbrahim’in yaptığının bu açıdan önemsiz olduğunu söylemiyorum, aksine onun yaptığı tek şey mucizedir.

…Ama kimse İbrahim’i anlayamadı. Ve bir de onun neyi gerçekleştirdiğini düşün! Sevgisine sadık kalmak. Ancak Tanrı’yı seven kimsenin gözyaşlarına gereksinimi yoktur, hayranlığa gereksinimi yoktur ve çektiği acıları sevgiyle unutur; gerçekten de bu acıları tamamen unutur ki sonrasında Tanrı’nın kendisi hatırlatmazsa o acısının en küçük bir izi kalmaz. Zira Tanrı ıstırabı gizlice görmekte ve bilmektedir ve gözyaşlarını saymakta ve hiçbir şeyi unutmamaktadır.

Kierkegaard ve Regine: Kurban Edilen Aşk - II

Kierkegaard günlüklerinde ise eğer imana sahip olsaydı, Regine ile kalmış olması gerektiğini yazmaktadır. Ama bu da ayrı bir özveri ve "kurban etme" seansı gerektirmektedir. Çünkü bu defa da bir yazar olarak kariyerini ve hayatta tutkuyla sarıldığı felsefi çalışmalarını feda edecektir. Yani düzenli bir aile hayatı için, kendi paradoksal ve diyalektik felsefe hayatını... Kierkegaard görüldüğü üzere ikincisi üzerinde karar kılacak ve ömrü boyunca başka hiçbir kadınla beraber olmayacaktır.

Regine mi? O ise kendisine yeni bir eş bulacak ve ne kendisini ne de eşini Tanrı için kurban etmek aklına bile gelmeyecektir...


Kaynak:

Soren Kierkegaard, Korku ve Titreme, Çev: İbrahim Kapaklıkaya, Ağaç Kitapevi Yayınları.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.