Kariye: İstanbul'daki Rönesans

Adil Fide 14.07.2016

Dünya tarihinin en özel sanat koleksiyonlarından biri olan Kariye mozaikleri sizi bekliyor!

Mozaik denince Türkiye’de Antakya ve Gaziantep, koleksiyonları ve bunların yeni sunumları ile ilk akla gelen noktalar. Milattan sonraki ilk yüzyılların eşsiz taban ve duvar panoları küresel bir şöhrete sahip. İstanbul’da ise Ayasofya’nın mozaik panelleri müzenin popülaritesi sayesinde en çok bilinenler olsa da en çok sayıda ve en detaylı parçalar Edirnekapı’daki Kariye Müzesi’ndedir.

Kariye tabiri, Antik Yunanca’da çevre, taşra, mücavir alan gibi anlamlara gelen Chora kelimesinden türemiş. Bilindiği gibi Roma dönemindeki kuruluşunu takip eden dönemlerde Sarayburnu, Fatih aksının dışında kıyılarda daha yoğun idi. Başkentin nüfusu düşüşteyken, özellikle de siyasi ve ekonomik olarak kötü dönemlerde, mahalleler kara tarafından batı surlarına çok yaklaşmadığı için, daha çok inzivaya uygun bir alan imiş bugün müzenin bulunduğu civarlar. Tarihi kayıtlarda 6, 9 ve 11’inci yüzyıllarda burada bir küçük kilise ve manastırın bulunduğu bilgilerine rastlanıyor ancak çok da detaylı bir bilgi yok.



Bizans dönemi şehir planı modellemesinden, neden bu surlara yakın bölgeye taşra dendiğini anlayabilirsiniz.


1204 yılındaki Haçlı seferini takip eden Latin işgali döneminde yağmalar sonucu birçok zenginliğini kaybeden İstanbul’a Bizans Hanedanı ancak 1261’de geri döner. 1453’e kadar geçen bu dönem, Geç Bizans Dönemi olarak anılıyor. Bu dönemde siyasi merkezde Kariye’nin komşusu sayabileceğimiz Blakhernai Sarayı’na taşınmıştır. Taç giyme törenleri bile burada yapılmaya başlanmıştır. Dolayısı ile eski heybetli Roma mirasının kaybından sonra daha mütevazı mekanlara bir geçişten bahsedebiliriz. Aynı zamanda kentin ağırlık merkezi bu batı surlarına yakın bölgeye kaymış.

1200’lerin sonundaki dönemin şartları elverdiği kadar gerçekleşen yeniden toparlanmanın en sivri figürü, bilgin ve devlet adamı Metokites yaptırdığı sarayın yanındaki manastırı ihya etmiş. Kilisenin ortadaki eski kısmını (Naos) koruyup giriş tarafına iki koridor (Narteks) ve yan cepheye eklemlenen pareklezyonu inşa ettirmiş muhtemelen. Buraya dair orijinal belgelerde inşa süreci ile ilgili net bilgi yok, ancak dini referanslarının detaylı anlatıldığını söyleyebiliriz. “Hep yararlı olacak bir hazineye sahip” olan manastırın “tüm ölümlülerin kullanımına sunulduğunu” özellikle vurgulamış Metokites. Siyasi gücünü kaybettikten sonra sürgüne giden Metokites, hayatının son yıllarını manastırda geçirmek üzere 1330’dan sonra dönmüş.


Kariye'de resmedildiği haliye Metokites.


Bugün eski manastır kompleksinden geriye sadece daha sonra 1511’de camiye çevrilen kilise ve şapel kısmı kalmıştır. Camiye dönüştürüldüğü sırada mozaik ve fresklere kaplama dahi yapılmadığı için, mümkün mertebe en iyi şekilde günümüze kadar gelebilmiştir. Bu kalan merkez yapıyı, çevre mahalledeki dokunun kalan kısmıyla, sivil toplum girişimleri yakın geçmişte korumaya alıp müzeye dönüştürmüş.

İçeriye girildiğinde sağdaki şapelden başlamak en iyi tercih olarak görünüyor. Bu sonu yarım kubbeli eklentiye pareklezyon deniyor Rum Ortodoks mimarisinde. Kenarlardaki mezarlara ayrılmış nişlerin üzerindeki bazı örnekler hariç fresklerin çoğu koridorları kaplayan mozaiklerin ardından 1320-21 yıllarında yapılmış. Direkt karşıda, kubbenin içinde en önemli tasvirler mevcut. İsa’nın dirildikten sonra gelip Adem ve Havva’nın kişiliğinde resmedilmiş insanları cennete götürdüğü Anastasis olarak bilinen (üzerinde de yazılı) bir sahne bu. İsa’nın ayakları altında parçalanmış zincirler, kilitler ve anahtarlarla birlikte eski ahit peygamberlerini esaret altında tutan şeytanı da resmetmişler. Bu peygamberler arasında Yahya, Davud ve Süleyman’ı Adem’in arkasında görebilirsiniz. Başta Metokites olmak üzere (solda mermer kemerli nişte yatanın o olduğu tahmin ediliyor) buraya defnedilmiş ruhbanın da ölüm sonrasında beklentilerin anlattığını düşünebiliriz. Bu nişlerin içine gömülü mermer kapaklı mezarlara “yalancı lahit” de deniliyor.


Hemen bir adım berideki tonozda ise Deisis ve son yargı sahneleri işlenmiş. Meryem Ana ve Vaftizci Yahya’nın İsa Mesih’in iki yanında tüm insanlar için bağışlanma talep ederken tasvir edildiği sahnenin üstünde bir meleğin ay ve güneşin de içinde olduğu gökleri “dürmesi” bize bu anın mahşerde, dünya sona erdiğinde gerçekleştiğini anlatıyor. Alta doğru devam eden uzantıda ise bir terazide ruhlar, haklarında hüküm verilmek üzere tartılıyor. Kırmızı renkte ateşten bir ırmak gibi uzayan kısım cehennem olmalı ki, küçük iblisler bazı ruhları oraya götürmekte. Genel olarak cennete kabul mefhumunu Hristiyanlığın esas figürleriyle bütün yüzeylerde işlendiğini görebilirsiniz.


Mozaik denince Türkiye’de Antakya ve Gaziantep, koleksiyonları ve bunların yeni sunumları ile ilk akla gelen noktalar. Milattan sonraki ilk yüzyılların eşsiz taban ve duvar panoları küresel bir şöhrete sahip. İstanbul’da ise Ayasofya’nın mozaik panelleri müzenin popülaritesi sayesinde en çok bilinenler olsa da en çok sayıda ve en detaylı parçalar Edirnekapı’daki Kariye Müzesi’ndedir.

Kariye tabiri, Antik Yunanca’da çevre, taşra, mücavir alan gibi anlamlara gelen Chora kelimesinden türemiş. Bilindiği gibi Roma dönemindeki kuruluşunu takip eden dönemlerde Sarayburnu, Fatih aksının dışında kıyılarda daha yoğun idi. Başkentin nüfusu düşüşteyken, özellikle de siyasi ve ekonomik olarak kötü dönemlerde, mahalleler kara tarafından batı surlarına çok yaklaşmadığı için, daha çok inzivaya uygun bir alan imiş bugün müzenin bulunduğu civarlar. Tarihi kayıtlarda 6, 9 ve 11’inci yüzyıllarda burada bir küçük kilise ve manastırın bulunduğu bilgilerine rastlanıyor ancak çok da detaylı bir bilgi yok.



Bizans dönemi şehir planı modellemesinden, neden bu surlara yakın bölgeye taşra dendiğini anlayabilirsiniz.


1204 yılındaki Haçlı seferini takip eden Latin işgali döneminde yağmalar sonucu birçok zenginliğini kaybeden İstanbul’a Bizans Hanedanı ancak 1261’de geri döner. 1453’e kadar geçen bu dönem, Geç Bizans Dönemi olarak anılıyor. Bu dönemde siyasi merkezde Kariye’nin komşusu sayabileceğimiz Blakhernai Sarayı’na taşınmıştır. Taç giyme törenleri bile burada yapılmaya başlanmıştır. Dolayısı ile eski heybetli Roma mirasının kaybından sonra daha mütevazı mekanlara bir geçişten bahsedebiliriz. Aynı zamanda kentin ağırlık merkezi bu batı surlarına yakın bölgeye kaymış.

1200’lerin sonundaki dönemin şartları elverdiği kadar gerçekleşen yeniden toparlanmanın en sivri figürü, bilgin ve devlet adamı Metokites yaptırdığı sarayın yanındaki manastırı ihya etmiş. Kilisenin ortadaki eski kısmını (Naos) koruyup giriş tarafına iki koridor (Narteks) ve yan cepheye eklemlenen pareklezyonu inşa ettirmiş muhtemelen. Buraya dair orijinal belgelerde inşa süreci ile ilgili net bilgi yok, ancak dini referanslarının detaylı anlatıldığını söyleyebiliriz. “Hep yararlı olacak bir hazineye sahip” olan manastırın “tüm ölümlülerin kullanımına sunulduğunu” özellikle vurgulamış Metokites. Siyasi gücünü kaybettikten sonra sürgüne giden Metokites, hayatının son yıllarını manastırda geçirmek üzere 1330’dan sonra dönmüş.


Kariye'de resmedildiği haliye Metokites.


Bugün eski manastır kompleksinden geriye sadece daha sonra 1511’de camiye çevrilen kilise ve şapel kısmı kalmıştır. Camiye dönüştürüldüğü sırada mozaik ve fresklere kaplama dahi yapılmadığı için, mümkün mertebe en iyi şekilde günümüze kadar gelebilmiştir. Bu kalan merkez yapıyı, çevre mahalledeki dokunun kalan kısmıyla, sivil toplum girişimleri yakın geçmişte korumaya alıp müzeye dönüştürmüş.

İçeriye girildiğinde sağdaki şapelden başlamak en iyi tercih olarak görünüyor. Bu sonu yarım kubbeli eklentiye pareklezyon deniyor Rum Ortodoks mimarisinde. Kenarlardaki mezarlara ayrılmış nişlerin üzerindeki bazı örnekler hariç fresklerin çoğu koridorları kaplayan mozaiklerin ardından 1320-21 yıllarında yapılmış. Direkt karşıda, kubbenin içinde en önemli tasvirler mevcut. İsa’nın dirildikten sonra gelip Adem ve Havva’nın kişiliğinde resmedilmiş insanları cennete götürdüğü Anastasis olarak bilinen (üzerinde de yazılı) bir sahne bu. İsa’nın ayakları altında parçalanmış zincirler, kilitler ve anahtarlarla birlikte eski ahit peygamberlerini esaret altında tutan şeytanı da resmetmişler. Bu peygamberler arasında Yahya, Davud ve Süleyman’ı Adem’in arkasında görebilirsiniz. Başta Metokites olmak üzere (solda mermer kemerli nişte yatanın o olduğu tahmin ediliyor) buraya defnedilmiş ruhbanın da ölüm sonrasında beklentilerin anlattığını düşünebiliriz. Bu nişlerin içine gömülü mermer kapaklı mezarlara “yalancı lahit” de deniliyor.


Hemen bir adım berideki tonozda ise Deisis ve son yargı sahneleri işlenmiş. Meryem Ana ve Vaftizci Yahya’nın İsa Mesih’in iki yanında tüm insanlar için bağışlanma talep ederken tasvir edildiği sahnenin üstünde bir meleğin ay ve güneşin de içinde olduğu gökleri “dürmesi” bize bu anın mahşerde, dünya sona erdiğinde gerçekleştiğini anlatıyor. Alta doğru devam eden uzantıda ise bir terazide ruhlar, haklarında hüküm verilmek üzere tartılıyor. Kırmızı renkte ateşten bir ırmak gibi uzayan kısım cehennem olmalı ki, küçük iblisler bazı ruhları oraya götürmekte. Genel olarak cennete kabul mefhumunu Hristiyanlığın esas figürleriyle bütün yüzeylerde işlendiğini görebilirsiniz.


Göğün "dürülmesi" detaylı:

Фреска в Хоре. Кто ответит, что за улитку держит ангел, получит от меня чего-нибудь хорошее.) #orthodox
radioich (@radioich) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Göğün "dürülmesi" detaylı:

Фреска в Хоре. Кто ответит, что за улитку держит ангел, получит от меня чего-нибудь хорошее.) #orthodox
radioich (@radioich) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Girişin hemen ardından ardışık gelen koridorlarda ise İsa ve Meryem’in hayatlarından kesitler mozaiklere işlenmiş durumda. Altın kaplamalı, genelde cam olan parçalar dışında bütün taşlar orijinal rengi ile kullanılmış. Yedi asır sonra hala böyle canlı olmaları gerçekten çok etkileyici. İçteki narteksin kuzey kubbesinde Meryem’in Kral Davud’un soyundan gelen 16 atası, güney kubbesinde ise İsa’nın Adem’den beri gelen 24 atası kıvrımların üzerine işlenmiş. Bunların dışında bu bölümün en dominant akışı Meryem’in hikayelerini resmeden sahneler. Kuzeydeki köşede Yoahim ve Anna’nın çocuk özlemini ve Meryem’in doğuşunun müjdelenmesini anlatan paneller var. Devamında Anna’nın hizmetkarlar arasında doğum yaptığı sahne var ki, onu da Meryem’in bebekliği ve çocukluğu takip ediyor. Bu kısmın hala tek parça duran panolarının sonu, Meryem’in gebelik haberini melekten alması ve Yusuf’un çalışmak için ayrılması ile geliyor.


Roma dönemindeki günlük hayatla ilgili ilginç detaylar da mevcut. Vergi için kayıt alındığı sırada Yusuf, iki oğlunun önünde, Meryem'in bebeğinin babası olduğunu memurlara söylüyor.


Girişin hemen ardından ardışık gelen koridorlarda ise İsa ve Meryem’in hayatlarından kesitler mozaiklere işlenmiş durumda. Altın kaplamalı, genelde cam olan parçalar dışında bütün taşlar orijinal rengi ile kullanılmış. Yedi asır sonra hala böyle canlı olmaları gerçekten çok etkileyici. İçteki narteksin kuzey kubbesinde Meryem’in Kral Davud’un soyundan gelen 16 atası, güney kubbesinde ise İsa’nın Adem’den beri gelen 24 atası kıvrımların üzerine işlenmiş. Bunların dışında bu bölümün en dominant akışı Meryem’in hikayelerini resmeden sahneler. Kuzeydeki köşede Yoahim ve Anna’nın çocuk özlemini ve Meryem’in doğuşunun müjdelenmesini anlatan paneller var. Devamında Anna’nın hizmetkarlar arasında doğum yaptığı sahne var ki, onu da Meryem’in bebekliği ve çocukluğu takip ediyor. Bu kısmın hala tek parça duran panolarının sonu, Meryem’in gebelik haberini melekten alması ve Yusuf’un çalışmak için ayrılması ile geliyor.


Roma dönemindeki günlük hayatla ilgili ilginç detaylar da mevcut. Vergi için kayıt alındığı sırada Yusuf, iki oğlunun önünde, Meryem'in bebeğinin babası olduğunu memurlara söylüyor.


İç kapının güney tarafında, iç cephedeki duvarda ilk gördüğümüz freskteki gibi bir Deisis sahnesi mevcut. Meryem’in İsa’dan af dilediği bu anda eteğinin yanında beliren yüz, Prens İsak Komnenos imiş. Sağda ise rahibe kıyafetleri içinde bu sefer Paleiologos Hanedanı’ndan, Moğollara gelin gittiği için Moğol prenses olarak da bilinen Maria var. Muhtemelen farklı zamanlarda Chora’nın tamir ve restorasyonuna yaptıkları katkılar sayesinde burada yer bulmuşlardı.

#mutlupazarlar 😊
Ayla ELMA (@aylaelma) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

İç kapının güney tarafında, iç cephedeki duvarda ilk gördüğümüz freskteki gibi bir Deisis sahnesi mevcut. Meryem’in İsa’dan af dilediği bu anda eteğinin yanında beliren yüz, Prens İsak Komnenos imiş. Sağda ise rahibe kıyafetleri içinde bu sefer Paleiologos Hanedanı’ndan, Moğollara gelin gittiği için Moğol prenses olarak da bilinen Maria var. Muhtemelen farklı zamanlarda Chora’nın tamir ve restorasyonuna yaptıkları katkılar sayesinde burada yer bulmuşlardı.

#mutlupazarlar 😊
Ayla ELMA (@aylaelma) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

En iç bölüme (Naos) girerseniz ise, görsel tasvirli panellerin çok az sayıda olduğunu fark edeceksiniz. En önemli parça, hemen kapının üzerindeki Meryem’in vefat anını gösteren (Koimesis) panodur. Hristiyanlığın bütün önemli figürlerinin bir lahidin etrafında hazır bulunduğu anda Aziz Petrus (Peter) buhurdanı sallarken Pavlus (Paul) üzgün bir şekilde izlemektedir. Bu sırada cennetin kapısını bekleyen altı kanatlı meleklerin hemen önündeki İsa, Meryem’in ruhunun kusursuz masumiyetini simgeleyen bebeği cennete götürmektedir. Bu iç bölümün hasarlı diğer parçaları İncil ile İsa ve bebek İsa’yı tutan Meryem figürleridir.


Dış narteksin kapısının hemen üstündeki, bir eliyle kutsal üçlemeyi gösterirken diğer eliyle kitab-ı mukaddesi tutan İsa portresi, Pontakrator olarak bildiğimiz duruşunu resmediyor. Bütün kutsal şahsiyetlerin başlarının etrafındaki halenin içinde İsa resmedilirken, haç eklendiği detayını da kaçırmayın. Yüzün unsurları dikkatle incelendiğinde genelde panolarda da göze çarpan oldukça natüralist tarzın bu büyük ölçekli yüz tasvirinde iyice öne çıktığını söyleyebiliriz. Koridorda bir sağa bir sola yürüyerek İsa figürünün gözleriyle bütün koridoru takip ettiği iddiasını test edebilirsiniz. Bir iç kapıdaki kapının iki yanında Aziz Petrus ve Pavlus’u detaylı tasvirleriyle görebilirsiniz.


Hemen sağdaki panel ile başlamak, İsa Mesih’in hikayesini takip için en doğru yol. Burada üç kahin kralın gökteki yıldızın doğumunu müjdelediği Yahudilerin yeni kralını arayışları ve sonunda İsrail’in kralı Herod’un huzuruna kadar gelişlerini görüyoruz. Bu üçlü, İsa’yı bulsa da Herod’a yerini söylemezler, çünkü niyetini anlamışlardır. Bunun üzerine sağ tarafa doğru devam eden panoların üzerinde masumların katledilişinin trajik tasvirlerini görürüz. Zira Herod Betlehem (Beytüllahim) civarında iki yaşından küçük bütün bebeklerin öldürülmesini emretmiştir. Bugün bazıları tam olmayan panellerde Yusuf’un İsa’yı Mısır’a kaçırması ve Elizabeth’in Yahya’yı mağarada saklaması takip edilebiliyor.

En iç bölüme (Naos) girerseniz ise, görsel tasvirli panellerin çok az sayıda olduğunu fark edeceksiniz. En önemli parça, hemen kapının üzerindeki Meryem’in vefat anını gösteren (Koimesis) panodur. Hristiyanlığın bütün önemli figürlerinin bir lahidin etrafında hazır bulunduğu anda Aziz Petrus (Peter) buhurdanı sallarken Pavlus (Paul) üzgün bir şekilde izlemektedir. Bu sırada cennetin kapısını bekleyen altı kanatlı meleklerin hemen önündeki İsa, Meryem’in ruhunun kusursuz masumiyetini simgeleyen bebeği cennete götürmektedir. Bu iç bölümün hasarlı diğer parçaları İncil ile İsa ve bebek İsa’yı tutan Meryem figürleridir.


Dış narteksin kapısının hemen üstündeki, bir eliyle kutsal üçlemeyi gösterirken diğer eliyle kitab-ı mukaddesi tutan İsa portresi, Pontakrator olarak bildiğimiz duruşunu resmediyor. Bütün kutsal şahsiyetlerin başlarının etrafındaki halenin içinde İsa resmedilirken, haç eklendiği detayını da kaçırmayın. Yüzün unsurları dikkatle incelendiğinde genelde panolarda da göze çarpan oldukça natüralist tarzın bu büyük ölçekli yüz tasvirinde iyice öne çıktığını söyleyebiliriz. Koridorda bir sağa bir sola yürüyerek İsa figürünün gözleriyle bütün koridoru takip ettiği iddiasını test edebilirsiniz. Bir iç kapıdaki kapının iki yanında Aziz Petrus ve Pavlus’u detaylı tasvirleriyle görebilirsiniz.


Hemen sağdaki panel ile başlamak, İsa Mesih’in hikayesini takip için en doğru yol. Burada üç kahin kralın gökteki yıldızın doğumunu müjdelediği Yahudilerin yeni kralını arayışları ve sonunda İsrail’in kralı Herod’un huzuruna kadar gelişlerini görüyoruz. Bu üçlü, İsa’yı bulsa da Herod’a yerini söylemezler, çünkü niyetini anlamışlardır. Bunun üzerine sağ tarafa doğru devam eden panoların üzerinde masumların katledilişinin trajik tasvirlerini görürüz. Zira Herod Betlehem (Beytüllahim) civarında iki yaşından küçük bütün bebeklerin öldürülmesini emretmiştir. Bugün bazıları tam olmayan panellerde Yusuf’un İsa’yı Mısır’a kaçırması ve Elizabeth’in Yahya’yı mağarada saklaması takip edilebiliyor.

Dış narteksin kuzey tarafına dönüldüğünde panoların kalan parçalarında Kudüs’e dönen genç İsa’nın ibadethanelerde ve alimler arasındaki hali gösteriliyor. Bu kuzeydeki tonozun orta kısmında ise İsa’nın Yahya tarafından vaftiz edilmesi ve şeytan tarafından cezbedilmeye çalışılması anlatılıyor. Ana girişin hemen önündeki tonozun etrafında hala mevcut olan kısımlarda İsa’nın mucizeleri anlatılıyor. Gittiği düğünde boş testilere doldurulan suyu şaraba çevirmesi, ekmeği bölerek çoğaltması, bu kısmın en dikkat çekenleri. Giriş yönüne göre sağ tarafa doğru cüzamlıları, körleri, sakatları iyileştirmesi gibi sahneleri birbiri ardına gelir.



Kısacası, ilk sağdaki eklenti şeklindeki şapelde yapının varlık sebebine biraz dokunarak başlamak, yapının manasının daha iyi anlaşılmasına yardım ettiği için ideal. Devamında iç narteksteki Meryem Ana’nın hayatı ile devam etmek ve vefatına en iç mekanda şahit olmak, bizi en dış koridordaki İsa Peygamber’in hikayesine daha iyi nüfuz edebilecek hale getiriyor. Bu devirlerde yaşayan insanların hayatlarına yön verici hikayeleriyle böyle ayrıcalıklı yerlerde tanıştığı kesin. Belki bir 3D belgesel değil, ancak çağı itibariyle muhtemelen biyografik dini referansların inanılmaz derecede sofistike bir anlatımı olduğu şüphe götürmez. Bütün bu dini ağırlığının ötesinde, bu geç Bizans devrinin mozaik sanatındaki derinlik, canlılık ve doğallığın ertesi yüzyılda Akdeniz’in başka bir merkezinde başlayacak, sonradan Rönesans olarak bilinecek bir sanatsal canlanmaya önayak olduğu tezleri mevcut. O eski ihtişamlı Roma geçmişinden siyasi ve ekonomik güç olarak uzak olsa da çok sofistike bir sanat anlayışının geriye kalan en güzel koleksiyonu Kariye Müzesi'nde bekliyor.

Dış narteksin kuzey tarafına dönüldüğünde panoların kalan parçalarında Kudüs’e dönen genç İsa’nın ibadethanelerde ve alimler arasındaki hali gösteriliyor. Bu kuzeydeki tonozun orta kısmında ise İsa’nın Yahya tarafından vaftiz edilmesi ve şeytan tarafından cezbedilmeye çalışılması anlatılıyor. Ana girişin hemen önündeki tonozun etrafında hala mevcut olan kısımlarda İsa’nın mucizeleri anlatılıyor. Gittiği düğünde boş testilere doldurulan suyu şaraba çevirmesi, ekmeği bölerek çoğaltması, bu kısmın en dikkat çekenleri. Giriş yönüne göre sağ tarafa doğru cüzamlıları, körleri, sakatları iyileştirmesi gibi sahneleri birbiri ardına gelir.



Kısacası, ilk sağdaki eklenti şeklindeki şapelde yapının varlık sebebine biraz dokunarak başlamak, yapının manasının daha iyi anlaşılmasına yardım ettiği için ideal. Devamında iç narteksteki Meryem Ana’nın hayatı ile devam etmek ve vefatına en iç mekanda şahit olmak, bizi en dış koridordaki İsa Peygamber’in hikayesine daha iyi nüfuz edebilecek hale getiriyor. Bu devirlerde yaşayan insanların hayatlarına yön verici hikayeleriyle böyle ayrıcalıklı yerlerde tanıştığı kesin. Belki bir 3D belgesel değil, ancak çağı itibariyle muhtemelen biyografik dini referansların inanılmaz derecede sofistike bir anlatımı olduğu şüphe götürmez. Bütün bu dini ağırlığının ötesinde, bu geç Bizans devrinin mozaik sanatındaki derinlik, canlılık ve doğallığın ertesi yüzyılda Akdeniz’in başka bir merkezinde başlayacak, sonradan Rönesans olarak bilinecek bir sanatsal canlanmaya önayak olduğu tezleri mevcut. O eski ihtişamlı Roma geçmişinden siyasi ve ekonomik güç olarak uzak olsa da çok sofistike bir sanat anlayışının geriye kalan en güzel koleksiyonu Kariye Müzesi'nde bekliyor.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.