Kansersek Söyleyin, Bilelim

Ezgi Özkurt 19.08.2016

'Sakla samanı gelir zamanı', bu konu için geçerli değil.

'En Son Babalar Duyar' diye bir dizi vardı, evin içinde olup biteni en son ailenin babası duyuyordu. Bu mantıklı, kısmen. Ama söz konusu kanser olunca, 'kanser olduğunu hastaya söylemek veya söylememek' tartışması biraz garip oluyor. Hastalığın psikolojik boyutu, yaşanan şok, arkasından gelen depresyon süreci (bu herkeste olmasa bile) oldukça ağır. Ama bununla baş etmenin yolları var. Yeter ki hasta mıyız, değil miyiz, bilelim.

DHA'nın haberine göre, Uzman Klinik Psikolog Sırma Palademir, hastalığını bilmesinin hasta yararına olduğunu söyledi. Açıklamasının devamında ise, "Yapılan araştırmalar kişinin hastalığı hakkında konuşabilmesinin, duygularını ifade edebilmesinin ve yaşadığı zorlukları paylaşmasının kanserle baş etmeye olumlu katkıda bulunduğunu ve hastanın duygusal yükünü azaltarak ruhsal bir rahatlama sağladığını saptamıştır" dedi.

Kansersek Söyleyin, Bilelim

Palademir şöyle devam etti:

"Tanıyla birlikte anksiyete, korku, endişe gibi duygulanımlar tetiklenir ve kişi bunlarla baş etmekte zorlandığında sıklıkla öfke hisseder. Kanser hastalığı, uygulanan tedavi planının özelliklerine bağlı olarak kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte genel olarak hastanın günlük hayatının akışını, işlevselliğini, meslek yaşamını, aile hayatını, cinsel yaşamını, beslenme düzenini, ilişkilerini ve sosyal yaşamını doğrudan etkilemektedir. Bunun yanı sıra çoğunlukla kişi önemli bedensel değişimler ve kayıplar (saçların dökülmesi, tedavinin yan etkilerine bağlı bazı işlevsel kayıplar vb.) yaşar. Dolayısıyla kişinin bu değişimleri kabullenmesi ve tedaviye uyum sağlaması her zaman kolay olmamaktadır."

Hepimizin bildiği fizyolojik etkiler, beraberinde psikolojik problemleri de -doğal olarak- getiriyor. Bazı insanlar bu hastalıkla güçlü bir şekilde savaşabiliyor ve hastalığı yenebiliyor ve bu insanlara hayran olmamak elde değil. Hepimiz bu kadar güçlü olamıyoruz. Olmak zorunda da değiliz aslında, insanız ve yıkılabiliyoruz, dağılabiliyoruz, dağılan parçaları tekrar toparlayıp, zaman içinde kendimizi yeniden inşa da edebiliyoruz. Yeniden inşa aşamasına gelmek hiç kolay olmuyor tabii. Kübler Ross Modeli'ni şöyle bir anımsayınca, olayı biraz daha teorik bir biçimde açıklamak mümkün oluyor.

Kübler Ross - Üzüntünün 5 aşaması

1. İnkar (Denial)

2. Kızgınlık (Anger)

3. Pazarlık (Bargaining)

4. Depresyon (Depression)

5. Kabullenme (Acceptance)

"Hayır, böyle bir şey olmuş olamaz" ile başlayıp "Böyle bir şey nasıl olabilir?!!!" ile devam eden; "Bu oldu ama atlatırsam eğer şöyle yapacağım"dan, "Bunu kesinlikle atlatamayacağım, her şey berbat oldu"ya geçen ve son olarak "Evet bu oldu ve bunu kabullenip bununla başa çıkmaya çalışacağım" aşamasında son bulan bir süreçten bahsediliyor. Zor, inişli çıkışlı ve yıpratıcı bir süreç. Ama vücudumuzda ne olup bittiğini bilelim ve psikolojik etkileri için yardım almaktan çekinmeyelim.

Uzm. Klinik Psikolog Palademir, ise konuyla ilgili açıklamasını şu sözlerle sonlandırdı:

"Tanının hasta tarafından nasıl karşılandığı, kişide ne tür duygulanımları tetiklediği, iç dünyasında neleri harekete geçirdiği hastadan hastaya değişkenlik gösterir. Kanser hastalarında ortaya çıkan psikiyatrik bozukluklara ilişkin araştırmalar depresyon, anksiyete bozukluğu, majör depresyon, organik beyin sendromu ve kişilik bozukluklarının kanser hastalarında en sık görülen psikiyatrik bozukluklar olduğunu gösteriyor.

Kanser hastalığının tedavisi multidisipliner bir yaklaşım ve ekip çalışması gerektirir. Psiko-onkoloji kanser tedavisindeki gelişmelerle birlikte giderek önem kazanmış ve tedavi sürecinin parçası haline gelmiştir. Ancak ülkemizde kanser tedavisinin psikososyal yönü genellikle eksik kalmaktadır. Bunun başlıca nedeni kanser tanısının çoğunlukla hastadan (zaman zaman bazı yakınlarından) gizlenmesidir. Bu durum hem hasta hem de yakınları tarafından iki taraflı bir inkar ve yok saymaya neden olarak kişinin ve yakınlarının tanıya bağlı olarak gelişen psikolojik dinamiklerini çalışmayı imkansız kılar.

Oysa ki araştırmalar, kişinin hastalığı hakkında konuşabilmesinin, duygularını ifade edebilmesinin ve yaşadığı zorlukları paylaşmasının kanserle baş etmeye olumlu katkıda bulunduğunu ve hastanın duygusal yükünü azaltarak ruhsal bir rahatlama sağladığını saptamıştır. İzmir Kent Hastanesi olarak bireysel psikoterapi uygulamaları ve paylaşım grupları oluşturarak kanser hastalarımızın psikososyal uyumunu artırmayı, baş etme becerilerini güçlendirmeyi amaçlıyoruz."

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.