Kahkahanın Arkasında Yatan Bilim

Ece Soylu 22.08.2016

“Kahkahasız geçen bir gün, harcanmış bir gündür.” (Charlie Chaplin’e selam olsun.)

İstatistiklere göre; yetişkin bir insan günde ortalama 17 kez kahkaha atıyormuş. Halbuki, elinde kahvesi metroya yetişmeye çalışan plaza insanlarımızın ya da sabahın köründe metrobüs beklerken henüz göz kapaklarını tam anlamıyla açık tutmayı başaramayan milyonların; 15 yüz kası ve zygomatic majör kasını (üst dudağımızın yukarı kalkmasını sağlayan kasımızmış kendisi) kullanma zahmetine girip de kahkaha atacakmış gibi bir halleri yok. Demek ki ne oluyorsa, günün ileriki saatlerinde oluyor.

Kahkaha, vücudumuzun mizahı algılayışımıza karşı verdiği bir tepkidir. Bu nedenle ilk olarak ham maddemiz olan mizahı ele almamız gerekiyor.

Neyi, neden komik buluruz?

Komiklik algımız üzerine ortaya atılan 3 temel teori bulunuyor:

1- Uyuşmazlık Teorisi

Uyuşmazlık teorisi, beklenenin dışında karşılaşılan bir durumun komik algılanmasına dayanır. Aklımızdaki ile örtüşmeyen, mantıksız durumlar karşısında verebileceğimiz iki tepki vardır: Korkmak ya da gülmek. Hatta bazı durumlarda bu iki kavram birbiriyle karışabiliyor, korku anında istemsizce gülmeye başlamamız buna bir örnek. Ancak normal şartlarda, beklenmedik durumu algılayan beynimiz ortada herhangi bir tehdit görmüyorsa, meydana gelen uyuşmazlığı komik bulup gülme mekanizmamızı devreye sokuyor. Ancak bazı araştırmacılar bu teorinin tutarlı olmayabileceğini savunuyor. Uygunsuzluğun mizahı doğurması olası olsa da genellemede her insan için geçerli bir yargı olmadığını ileri sürüyorlar.

2- Üstünlük Teorisi

Aristotales’e kadar uzanan zamanda ortaya atılmış bu teoriye göre; mizahı körükleyen şey, birileri üzerinde kurduğumuz üstünlüğe bağlı. Karşımızdakinin yaptığı bir hata ya da statü farkı gibi etkenler bizi yaşanan olayın dışında tutuyor ve böylece olayı komik bulmamız kolaylaşıyor. Buna verebileceğimiz en basit örnek; düşen birine gülmemiz. O düşmüştür ve yerdedir ama siz konforlu alanınızdasınızdır; hal böyle olunca karşıdakinin başarısızlığı sizin mizah kaynağınız olur.

3- Rahatlama Teorisi

Gergin bir olayın ardından gelen gülme hissini bu teoriyle açıklayabiliriz. Baskı ve stresli durumlar altında gergin olan enerjimiz rahatlamanın yolunu gülmekte bulur. Freud gülmeyi, tüm bastırılmış duyguların dışa vurumu olarak tanımlar ve bu rahatlama teorisinin öncülerindendir. Gülmeyi bastırmaya çalışmanın gülme isteğini artırması da yine bu teoriye verilecek örnekler arasındadır.

Bu teoriler mizaha yaklaşımımızın temel yönelimini açıklamaya çalışsa da bir şeyi komik bulmamıza neden olan birçok faktör vardır. Mizahın kitlesel olması ve aynı zamanda ortak paydada buluşmanın da bir o kadar zor olması da bundan kaynaklanır. Mizaha yaklaşımımızı etkileyen en önemli faktörler yaş ve kültür faktörleridir. Erken yaşlarda yaşamsal tecrübenin azlığı ve hayatın yeni algılanmaya başlanması, etrafımızda olan biten çoğu şeyi şaşırtıcı bulmamıza neden olur. Dolayısıyla şaşırmak da gülmek de daha kolaydır. İleriki yaşlarda ise; düşüncelerin ve beynin olgunlaşmasıyla etrafımızda bizi hayrete düşürecek pek fazla şeye rastlamayız, çoğu şey olağandır artık bizim için ve dolayısıyla komik de değildir. Kültür faktörü ise en başta şakaların anlaşılması konusunda ayrıma yol açar. Her kültürün farklı birikimleri, yaşayış şekilleri vardır. Bir kültürde aykırılık olarak görüp komik bulabileceğiniz bir davranış başka bir kültürde son derece doğal olabilir. Tüm bunlar mizaha yaklaşımımızın geniş çerçevesini oluşturmaya yarayan faktörlerdir; ancak komiklik algımızın detayları büyük ölçüde bireysel birikimlerimizden etkilenir.

İstatistiklere göre; yetişkin bir insan günde ortalama 17 kez kahkaha atıyormuş. Halbuki, elinde kahvesi metroya yetişmeye çalışan plaza insanlarımızın ya da sabahın köründe metrobüs beklerken henüz göz kapaklarını tam anlamıyla açık tutmayı başaramayan milyonların; 15 yüz kası ve zygomatic majör kasını (üst dudağımızın yukarı kalkmasını sağlayan kasımızmış kendisi) kullanma zahmetine girip de kahkaha atacakmış gibi bir halleri yok. Demek ki ne oluyorsa, günün ileriki saatlerinde oluyor.

Kahkaha, vücudumuzun mizahı algılayışımıza karşı verdiği bir tepkidir. Bu nedenle ilk olarak ham maddemiz olan mizahı ele almamız gerekiyor.

Neyi, neden komik buluruz?

Komiklik algımız üzerine ortaya atılan 3 temel teori bulunuyor:

1- Uyuşmazlık Teorisi

Uyuşmazlık teorisi, beklenenin dışında karşılaşılan bir durumun komik algılanmasına dayanır. Aklımızdaki ile örtüşmeyen, mantıksız durumlar karşısında verebileceğimiz iki tepki vardır: Korkmak ya da gülmek. Hatta bazı durumlarda bu iki kavram birbiriyle karışabiliyor, korku anında istemsizce gülmeye başlamamız buna bir örnek. Ancak normal şartlarda, beklenmedik durumu algılayan beynimiz ortada herhangi bir tehdit görmüyorsa, meydana gelen uyuşmazlığı komik bulup gülme mekanizmamızı devreye sokuyor. Ancak bazı araştırmacılar bu teorinin tutarlı olmayabileceğini savunuyor. Uygunsuzluğun mizahı doğurması olası olsa da genellemede her insan için geçerli bir yargı olmadığını ileri sürüyorlar.

2- Üstünlük Teorisi

Aristotales’e kadar uzanan zamanda ortaya atılmış bu teoriye göre; mizahı körükleyen şey, birileri üzerinde kurduğumuz üstünlüğe bağlı. Karşımızdakinin yaptığı bir hata ya da statü farkı gibi etkenler bizi yaşanan olayın dışında tutuyor ve böylece olayı komik bulmamız kolaylaşıyor. Buna verebileceğimiz en basit örnek; düşen birine gülmemiz. O düşmüştür ve yerdedir ama siz konforlu alanınızdasınızdır; hal böyle olunca karşıdakinin başarısızlığı sizin mizah kaynağınız olur.

3- Rahatlama Teorisi

Gergin bir olayın ardından gelen gülme hissini bu teoriyle açıklayabiliriz. Baskı ve stresli durumlar altında gergin olan enerjimiz rahatlamanın yolunu gülmekte bulur. Freud gülmeyi, tüm bastırılmış duyguların dışa vurumu olarak tanımlar ve bu rahatlama teorisinin öncülerindendir. Gülmeyi bastırmaya çalışmanın gülme isteğini artırması da yine bu teoriye verilecek örnekler arasındadır.

Bu teoriler mizaha yaklaşımımızın temel yönelimini açıklamaya çalışsa da bir şeyi komik bulmamıza neden olan birçok faktör vardır. Mizahın kitlesel olması ve aynı zamanda ortak paydada buluşmanın da bir o kadar zor olması da bundan kaynaklanır. Mizaha yaklaşımımızı etkileyen en önemli faktörler yaş ve kültür faktörleridir. Erken yaşlarda yaşamsal tecrübenin azlığı ve hayatın yeni algılanmaya başlanması, etrafımızda olan biten çoğu şeyi şaşırtıcı bulmamıza neden olur. Dolayısıyla şaşırmak da gülmek de daha kolaydır. İleriki yaşlarda ise; düşüncelerin ve beynin olgunlaşmasıyla etrafımızda bizi hayrete düşürecek pek fazla şeye rastlamayız, çoğu şey olağandır artık bizim için ve dolayısıyla komik de değildir. Kültür faktörü ise en başta şakaların anlaşılması konusunda ayrıma yol açar. Her kültürün farklı birikimleri, yaşayış şekilleri vardır. Bir kültürde aykırılık olarak görüp komik bulabileceğiniz bir davranış başka bir kültürde son derece doğal olabilir. Tüm bunlar mizaha yaklaşımımızın geniş çerçevesini oluşturmaya yarayan faktörlerdir; ancak komiklik algımızın detayları büyük ölçüde bireysel birikimlerimizden etkilenir.

Kahkahanın Arkasında Yatan Bilim
Kahkahanın Arkasında Yatan Bilim
Kaynak: Pinterest
Kaynak: Pinterest

Gülerken vücudumuzda neler oluyor?

Vücudumuzdaki tüm aktiviteler gibi, gülmek de beyin merkezli gerçekleşiyor. Diğer açıklanabilmiş birçok hareketimizin aksine, gülme esnasında beyinde gerçekleşen mekanizmanın tam olarak nasıl işlediğini bilmiyoruz; ancak fikir oluşturmak adına elimizde yeterince veri var. İlk tespit edilen nokta, gülme esnasında beynin sadece bir merkezinin değil, birçok önemli yönetim noktasının harekete geçtiği. Potansiyel komik olayımız gerçekleştikten sonra saniyenin 4/10’u kadar kısa bir sürede, serebral kortekse (beyin zarı olarak da biliniyor ve beynimizin en geniş kısmı) elektrik dalgası gönderiliyor. Bu süre zarfı içerisinde yukarı bahsettiğimiz teoriler eşliğinde olayın komik olup olmadığına karar veren beynimiz, verdiği karara göre iki farklı yük iletimi yapıyor. Komik olduğuna karar vermişse elektrik dalgaları tarafından negatif yükler yakalanıyor ve bir kahkaha patlatıyoruz; olayın mizahi herhangi bir yanını görememişsek de pozitif yükler yakalanıyor ve vücudumuz herhangi bir tepki vermiyor.

Biraz daha detaylandırırsak, tam olarak şunlar gerçekleşiyor:

- Yaşananların komik olup olmadığına karar veren ilk beyin bölgemiz sol korteksimiz. Burada enine boyuna bir espri analizi yapılıyor.

- Bu sırada beynimizin sosyal ve duygusal tepkilerle ilişkili ön lobu harekete geçiyor.

- Sol korteks tek başına işin altından kalkamamış olacak ki; sağ yarım küremiz yıllardır biriktirdiğimiz entelektüel bilgi birikimini devreye sokarak sol korteksin veremediği kararı vermeye çalışıyor.

- Üretilen elektrik dalgaları, oksipital lobun duygusal işleme alanına doğru yayılıyor. (Beynimizin arkasında bulunan, görsel sinyalleri yorumlamaya yarayan hücreleri bulunduran beyin bölgemiz.)

- Olayın komik olduğuna el birliğiyle karar verilmişse, negatif yüklerle uyarılan motor bölümleri şakaya fiziksel tepki oluşturuyor.

Araştırmacıların dikkat çektiği en önemli nokta, diğer duygusal tepkilerin aksine mizaha verdiğimiz tepkinin beynin birçok bölümünden etkileniyor olması. Bu da beynin işlev gören herhangi bir bölümünde meydana gelecek ufak bir aksaklıkla bile mizah algımızın baştan aşağı değişmesi demek.

Gülerken vücudumuzda neler oluyor?

Vücudumuzdaki tüm aktiviteler gibi, gülmek de beyin merkezli gerçekleşiyor. Diğer açıklanabilmiş birçok hareketimizin aksine, gülme esnasında beyinde gerçekleşen mekanizmanın tam olarak nasıl işlediğini bilmiyoruz; ancak fikir oluşturmak adına elimizde yeterince veri var. İlk tespit edilen nokta, gülme esnasında beynin sadece bir merkezinin değil, birçok önemli yönetim noktasının harekete geçtiği. Potansiyel komik olayımız gerçekleştikten sonra saniyenin 4/10’u kadar kısa bir sürede, serebral kortekse (beyin zarı olarak da biliniyor ve beynimizin en geniş kısmı) elektrik dalgası gönderiliyor. Bu süre zarfı içerisinde yukarı bahsettiğimiz teoriler eşliğinde olayın komik olup olmadığına karar veren beynimiz, verdiği karara göre iki farklı yük iletimi yapıyor. Komik olduğuna karar vermişse elektrik dalgaları tarafından negatif yükler yakalanıyor ve bir kahkaha patlatıyoruz; olayın mizahi herhangi bir yanını görememişsek de pozitif yükler yakalanıyor ve vücudumuz herhangi bir tepki vermiyor.

Biraz daha detaylandırırsak, tam olarak şunlar gerçekleşiyor:

- Yaşananların komik olup olmadığına karar veren ilk beyin bölgemiz sol korteksimiz. Burada enine boyuna bir espri analizi yapılıyor.

- Bu sırada beynimizin sosyal ve duygusal tepkilerle ilişkili ön lobu harekete geçiyor.

- Sol korteks tek başına işin altından kalkamamış olacak ki; sağ yarım küremiz yıllardır biriktirdiğimiz entelektüel bilgi birikimini devreye sokarak sol korteksin veremediği kararı vermeye çalışıyor.

- Üretilen elektrik dalgaları, oksipital lobun duygusal işleme alanına doğru yayılıyor. (Beynimizin arkasında bulunan, görsel sinyalleri yorumlamaya yarayan hücreleri bulunduran beyin bölgemiz.)

- Olayın komik olduğuna el birliğiyle karar verilmişse, negatif yüklerle uyarılan motor bölümleri şakaya fiziksel tepki oluşturuyor.

Araştırmacıların dikkat çektiği en önemli nokta, diğer duygusal tepkilerin aksine mizaha verdiğimiz tepkinin beynin birçok bölümünden etkileniyor olması. Bu da beynin işlev gören herhangi bir bölümünde meydana gelecek ufak bir aksaklıkla bile mizah algımızın baştan aşağı değişmesi demek.

Kahkahanın Arkasında Yatan Bilim
Kahkahanın Arkasında Yatan Bilim
Kaynak: Pinterest
Kaynak: Pinterest

Gülmek ve sağlık arasındaki ilişki:

Gülmenin vücudumuz üzerinde birçok olumlu etkisi var. Bunların başında stres ve depresyonla olan savaşımızdaki desteği geliyor. Bunun için bilimsel veri ve kanıtlara ihtiyacımız yok sanırım. Hepimiz, kahkahalarla geçen birkaç dakikanın bile üzerimizde nasıl olumlu etkiler bıraktığını deneyimlemişizdir. Bunun sebebi gülmenin vücudumuzdaki gerginliği büyük ölçüde azaltarak stres hormonu seviyesini düşürmesi. Stres hormonundaki düşüş sadece ruhsal sağlık için değil, aynı zamanda bağışıklık sisteminin dengeli çalışması için de gerekli. Stres kontrolü ile güçlenen bağışıklık sistemimiz hastalıklara karşı vücut direncimizin artmasını sağlıyor. Bunun yanında, doğal ağrı kesici etkisi de gösteren kahkaha kronik ağrı problemi yaşayanlar için de tavsiye ediliyor. Hatta doktorla hastalarına, ağrılı bir işlem öncesi 15 dakikalık bir gülme ritüeli öneriyor. Ayrıca kahkaha ile birlikte vücudumuzdaki doğal katil hücre sayısı artıyor, bu hücreler tümör ve virüsleri yok etme konusunda oldukça başarılı. Kahkahanın bir diğer etkisi ise, solunum sistemindeki enfeksiyonlarla savaşan immunglobulin A’nın tükürükteki miktarını artırmak. Tüm bunların yanında, kahkaha için egzersizin en zahmetsiz hali de diyebiliriz. Araştırmalara göre; 100 kez atılan kahkaha sırasında harcanan enerji, 10 dakikalık kürek çekme ya da 15 dakikalık bisiklet egzersizinkine eşitmiş. Yani gülme esnasında harekete geçen diyafram, karın, solunum, yüz, sırt ve hatta bacak kaslarımız tam kapsamlı bir egzersize maruz kalıyor.

Bir de sizi kahkaha yogası ile tanıştıralım:

Kahkahanın faydalarını görüp insanların daha çok kahkaha atmasına vesile olmak istemiş olacak ki, Dr. Madan Kataria 1995 yılında ‘kahkaha yogası’ fikrini ortaya attı. Basit yoga nefes teknikleri ile kahkahayı birleştiren bu yogaya, kahkaha atmak için kendimize ortam yaratmak olarak bakabiliriz. Özellikle son dönemlerde yoga merkezleri ve bağımsız yogiler tarafından verilen kahkaha yogası seansları bulunuyor. Bu seansların en etkili yanı, grup halinde yapılıyor olması. Kahkaha bulaşıcıdır ve kalabalık ortamlarda gülmeye daha yatkınızdır. Haliyle bu seanslar sırasında kahkaha atmak da kolaylaşıyor.

Gülmek ve sağlık arasındaki ilişki:

Gülmenin vücudumuz üzerinde birçok olumlu etkisi var. Bunların başında stres ve depresyonla olan savaşımızdaki desteği geliyor. Bunun için bilimsel veri ve kanıtlara ihtiyacımız yok sanırım. Hepimiz, kahkahalarla geçen birkaç dakikanın bile üzerimizde nasıl olumlu etkiler bıraktığını deneyimlemişizdir. Bunun sebebi gülmenin vücudumuzdaki gerginliği büyük ölçüde azaltarak stres hormonu seviyesini düşürmesi. Stres hormonundaki düşüş sadece ruhsal sağlık için değil, aynı zamanda bağışıklık sisteminin dengeli çalışması için de gerekli. Stres kontrolü ile güçlenen bağışıklık sistemimiz hastalıklara karşı vücut direncimizin artmasını sağlıyor. Bunun yanında, doğal ağrı kesici etkisi de gösteren kahkaha kronik ağrı problemi yaşayanlar için de tavsiye ediliyor. Hatta doktorla hastalarına, ağrılı bir işlem öncesi 15 dakikalık bir gülme ritüeli öneriyor. Ayrıca kahkaha ile birlikte vücudumuzdaki doğal katil hücre sayısı artıyor, bu hücreler tümör ve virüsleri yok etme konusunda oldukça başarılı. Kahkahanın bir diğer etkisi ise, solunum sistemindeki enfeksiyonlarla savaşan immunglobulin A’nın tükürükteki miktarını artırmak. Tüm bunların yanında, kahkaha için egzersizin en zahmetsiz hali de diyebiliriz. Araştırmalara göre; 100 kez atılan kahkaha sırasında harcanan enerji, 10 dakikalık kürek çekme ya da 15 dakikalık bisiklet egzersizinkine eşitmiş. Yani gülme esnasında harekete geçen diyafram, karın, solunum, yüz, sırt ve hatta bacak kaslarımız tam kapsamlı bir egzersize maruz kalıyor.

Bir de sizi kahkaha yogası ile tanıştıralım:

Kahkahanın faydalarını görüp insanların daha çok kahkaha atmasına vesile olmak istemiş olacak ki, Dr. Madan Kataria 1995 yılında ‘kahkaha yogası’ fikrini ortaya attı. Basit yoga nefes teknikleri ile kahkahayı birleştiren bu yogaya, kahkaha atmak için kendimize ortam yaratmak olarak bakabiliriz. Özellikle son dönemlerde yoga merkezleri ve bağımsız yogiler tarafından verilen kahkaha yogası seansları bulunuyor. Bu seansların en etkili yanı, grup halinde yapılıyor olması. Kahkaha bulaşıcıdır ve kalabalık ortamlarda gülmeye daha yatkınızdır. Haliyle bu seanslar sırasında kahkaha atmak da kolaylaşıyor.

Merak edenleriniz için kahkaha yogası öğrenebileceğiniz bir kaynak: http://laughteryoga.org/

Kahkahanın faydasından bu kadar bahsetmişken, ‘gülmekten ölmek’ deyiminin gerçek olduğunu da kulaklarınıza küpe olması açısından belirtmek isterim. Çok yaygın bir ölüm şekli değil ama üçüncü sayfa haberlerine konu olmuş birkaç kahkahalı ölüm vakası bulunuyor. Her şeyin olduğu gibi gülmenin de fazlası zarar, suyunu çıkartmadan gülelim.

Merak edenleriniz için kahkaha yogası öğrenebileceğiniz bir kaynak: http://laughteryoga.org/

Kahkahanın faydasından bu kadar bahsetmişken, ‘gülmekten ölmek’ deyiminin gerçek olduğunu da kulaklarınıza küpe olması açısından belirtmek isterim. Çok yaygın bir ölüm şekli değil ama üçüncü sayfa haberlerine konu olmuş birkaç kahkahalı ölüm vakası bulunuyor. Her şeyin olduğu gibi gülmenin de fazlası zarar, suyunu çıkartmadan gülelim.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.