Kadın Yöneticiden Korkmak Derken?

Özge Kaya 19.01.2018

Bu konuda benim de söyleyeceklerim var.

Burada birkaç hafta önce kadın yöneticilerle ilgili bir yazı yayımlandı. Nicedir, bu başlık altında sıralanan maddelere dair iki kelam etmek istiyordum, bugüne kısmetmiş.

Neydi bu maddeler?


Kadın, erkeğe göre daha hırslıdır.

Kadınlar yüksek bir mevkideyse, arkalarından neler konuşulduğunu bilirler. Pek çok kişi onların çalışmak yerine farklı yollardan geçerek yükseldiği dedikodusunu yapar. Kadın buna “Saçmlmsna be slk!” demez, kendini kanıtlamak için daha çok çalışır, daha çok çalıştırır, gerekirse terör estirir.

Hırs kelimesi nedense bir erkeğe ithaf edildiğinde genelde başarı, çalışkanlık ve güç gibi anlamlara gelirken, kadın için söylendiğinde güç ve başarıyı elde etmek için her türlü yola başvuran bir fettan anlamına gelebiliyor.

Belki, yönetici kadınlar daha hırslıdır. Ancak, yukarıdaki paragrafın da ucundan biraz söylediği gibi bu hırs kadın olmaktan gelmez. Kadınların, o noktaya gelene kadar erkek yöneticilere kıyasla çok daha fazla çabalamaları, o noktaya geldikten sonra ise yöneticilik pozisyonunu gerçekten hak ettiklerini tekrar ve tekrar kanıtlamaları gerekliliğinden gelir.



Bazı kadın yöneticiler fitnedir, fücurdur.

Ayak kaydırma, yola taş koyma, arkadan konuşma gibi durumlar erkeklerde daha az görülür. Yönetici seviyesindeki kadınlar birbirlerine uyuz olurlarsa, koridorlarda Bihter Ziyagil entrikaları eser, filler tepişir, çimenler ezilir. Ezkaza bu fırtınalı ortamda kaldıysanız, mesela müdürlerden biri gelip size bilmek istemediğiniz bir şey anlattıysa (kesin bir çıkarı vardır), başınız dertte demektir. Arkanıza bakmadan kaçın, tuvalete falan saklanın.

Fitnelik, fücurluk zaten kadınlarda doğuştan geldiği düşünülen bir özellik, o yüzden burada da kendisine yer bulmasına şaşırmadım. Biraz da popüler dizilerdeki zeki, güçlü ama entrikacı kadın karakterlerin de etkisiyle kadınlar özelinde böyle bir algı mevcut. Hâlbuki fitnelik insana mahsustur. Yeri gelir, erkek de kendi çıkarı için fitnelik peşinde koşar. Tabii, siz ona yine hırs diyorsanız o başka.



Kadın yönetici halden anlar.

Diyelim ki malum günlerdesiniz, kafanızı bir türlü toparlayamıyorsunuz, iş yapacak haliniz yok. Kadın yöneticiniz, çok zorda kalacağı bir durum söz konusu değilse tepenize binmez. Başınızda vit vit edip sizi ani bir sinirle istifa edecek durumda bırakmaz. Tabii istifa etmeniz bizzat istediği bir şeyse, işler tamamen değişebilir. Bu durumun bir diğer olumsuz yönü de yöneticinizin ayda bir kez delirme ihtimali taşımasıdır, sizin anlayışlı olmanız gerekir.

Halden anlamak da tamamen yöneticinin insanlığına kalmış bir şeydir, kadınla erkekle ilgisi yoktur. Ama siz, işten kaytarmak adına grip, nezle ayağına yatıyorsanız dikkatli olun. Kadınlar yalanın ve uydurma bir mazeretin kokusunu alırsa bunun üstünde durmamazlık yapmaz. Başınıza gelecekler var demektir.



Bazı kadın yöneticilerin cinsel hayatları yoktur.

Kesinlikle seksist bir söylem değil, sonuçta bazı erkek yöneticilerin de cinsel hayatı yoktur. Böyle bir durumda ofisin yönetici goygoylayan erkekleri rahat eder, biraz sivrilen kadınları da kan kusmaya başlar. Bu durumda yapılabilecek tek şey, “Umarım yakında bir sevgili yapar” diye dua etmektir.

“Kesinlikle seksist bir söylem değil.” şeklinde bir savunmayla başladığına göre zaten bir sıkıntı var. Eksik/sorunlu bir cinsel hayatın kişiyi gerginleştirebileceği bir gerçek. Ancak, iyi bir yönetici özel hayatındaki sorunları işinden ayrı tutmayı bilir. Dolayısıyla, yöneticinizin kötü giden cinsel hayatından dolayı iş yerinde terör estirdiğini düşünüyorsanız, bu yöneticinizin beceriksizliğine işaret eder, cinsiyetine değil. (Zaten yöneticinizin seks hayatıyla ilgili nasıl fikir sahibi oluyorsunuz, onu hiç anlamadım.)



Çoğu kadın yönetici düzenlidir.

İşlerin tıkır tıkır, olması gerektiği gibi yürümesi bir kadın yönetici için önemlidir, çünkü arkasını her zaman sağlama alması, her koşulda haklı olması gerekir. Erkeklerin aksine, risk almaktan hoşlanmazlar. Bu nedenle, yöneticinize ne kadar kızarsanız kızın, onu %100 haksız bulmanız zordur.

Bu da bir yöneticide hali hazırda olması gereken vasıflardan biri. Ancak, kadınlara özel bir durum değil. Dakik ve düzenli çalışamayan, yarım yamalak iş yapan bir yöneticiniz varsa cinsiyetine bakmadan kim onu bu pozisyona getirdi, onu sorgulamanız gerekir.



Kadın yönetici övgü fakiri değildir.

Erkek yöneticilerle çalışırken, iyi bir iş yaptığınızda sadece işinizi yapmış olursunuz; bunun için takdir ya da teşekkür almazsınız. Kadın yöneticiler ekiplerini iyi motive eder, sırt sıvazlamayı daha iyi bilirler. Birbirinize terslendiğiniz bir durum söz konusu değilse, daha mutlu bir çalışma ortamına sahip olursunuz.

Kadınların duygu ve düşüncelerini ifade etmek konusunda erkeklerden daha istekli olduğu bir gerçek. Bu durumun, iş hayatına ve yöneticilik özelliklerine yansıması da kaçınılmaz. Peki, bu durum sadece cinsiyet farklılığından mı kaynaklanıyor, yoksa bu cinsiyetlere toplum tarafından atfedilmiş rollerden mi?



Bazı kadın yöneticiler hormonlarıyla çalışır.

Yine seksist bir yorum gibi görünebilir ama kadın olmak, hormonlu olmak demektir. Östrojenin bir kadına yaptıkları düşünüldüğü zaman, testosteronla uğraşmak çocuk oyuncağı kalır. Bu yüzden bazı kadın yöneticiler ara sıra, bazı bazı profesyonelliklerini kaybedebilirler. Kaprisler, şirretlikler, ağlama krizleri, bağırıp çağırmalar, küçük dağları ben yarattım havaları ve beklenmedik anlarda gelen patronluk taslama manevraları aslında o kadar da beklenmedik değildir; her zaman hazırlıklı olmayı gerektirir.

Seksist bir yorum gibi görünen ve gerçekten de seksist olan bir görüş daha. Evet, östrojen zaman zaman bünyeyi zorluyor, duygusal krizleri tetikleyebiliyor. Ama iş yerinde bağırıp çağırmalar, patronluk taslamalar sadece kadınların yaptığı şeyler mi? Erkekler de yeterince agresif değil mi?


Bireysel farklılıklardan kaynaklanan durumları kadın ve erkeğe indirgemek basit bir çözüm gibi gelebilir. Ama bu çözüm ortalığı daha da bulandırmaktan, uzun vadede işe yarar bir sonuca varmaktan bizi daha da uzaklaştırıyor.

Ayrımcılık aslında “kadın yönetici”, “kadın çalışan”, “kadın doktor” gibi ifadelerden başlıyor. Bu ifadeler, yöneticinin bir kadın olmasının sıra dışı bir durum olduğunu ima ederken, aynı zamanda yöneticiliğe gelen eleştirinin de kadın olmaktan kaynaklandığı sonucuna varıyor.

Zaten, iş hayatında kendine kısıtlı bir alan bulabilen, kendisinden hem iş hayatında üstün başarı hem de evinde/ailesinde gerekli düzeni sağlama yeteneği beklenen kadınları şirretlikle, fesatlıkla suçlamak ne kadar işe yarar bir çözüm, buyrun yorumlarda tartışalım.

Özge Kaya


Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.