Kadıköyü’nün Sakinleri: Rıhtım, Çarşı ve Bahariye

Adil Fide 31.05.2016

Yeme, içme, sosyalleşme harika ama Kadıköy’ün kozmopolitan mirasına dokunmak isteyenlerle Rıhtım, Çarşı ve Bahariye’den devam ediyoruz.

Ayrılık Çeşmesi'nden, Haydarpaşa ve Yeldeğirmeni üzerinden Kadıköy’e girmiştik. Kırım Savaşı ve esas olarak demiryolunun gelişinin nasıl bir büyümeyi tetiklediğini, bugün hala yerinde duran katmanlarıyla gözlemledik. Şimdi de Kadıköy merkeze doğru gelelim.

Rıhtım üzerinden bu merkeze bir sınır çizmek için İnciburnu Feneri’nden daha geçerli bir nokta olamaz. Hem dalgakıranlarla iskeleleri koruyor hem de tam buradan Anadolu yakasında Boğaziçi başlıyor. Aslında İstanbul’un yarı-mitolojik hikayesinde Kadıköy, yani “körler ülkesi” de rol sahibi. Megara’dan gemiye atlayan kolonici Byzas’a kahinler “körlerin karşısına yerleş” diyerek öğüt etmişler. Bu arada evet, kahinler hep bilmeceli konuşuyor bu hikayelerde. Karşıdaki yarımada boş iken, bu tarafta Chalcedon denen bölgeye yerleşmiş insanların bahsi geçen körler olacağını varsayıp kararını vermiş Byzas. Bugün surlar içindeki eski kent Byzantion olarak kurulmuş. Heredot’a göre ise yine aynı muhakeme ile buradakilerin kör olduğunu düşünen kişi bir Pers generali.

“Kadıköyü” tabiri ise Fatih’in çok itibar ettiği, İstanbul’u aldığında hemen yeni başkentin kadılığına getirdiği Hızır Bey’den gelir. Buradaki köy de kendisine arpalık (gelir kaynağı) olarak verilir. Aynı zamanda Türkçe, Arapça ve Farsça şiirleri olan kadı, fetihten altı sene sonra, genç yaşta vefat etmiş ama onun unvanıyla gelen isim kalıcı olmuş.

En #guzel #köy #Kadikoy 😎 . #Istanbul #oneistanbul #WHPonthego @oneistanbul
Mehmet Tiryaki (@me.tiryaki) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Buradan başlayıp iskelelere kadar gelen alan, sonradan doldurulduğu için Kumluk olarak bilinir semtin eskilerince. Kadıköy’ün idare, ulaşım ve tedarik merkezi de bu alana inşa edilen şehremaneti, iskele ve hal binası ile meydana gelmiş. Bu şekilde devrin karakteri mekana mimari ile işlenmiştir. Bu üç yapı Osmanlı’nın son yıllarından Cumhuriyet’in ilk yıllarına miras kalan Birinci Milli Mimari akımın örnekleridir. Meraklısına kültürel bir devamlılık çizgisini gösterir. Şehremaneti 1500’lerden beri kent idaresinin sorumlu makamının adı iken, modernleşme sürecinde bugün "belediye" olarak bildiğimiz kuruma evrilmiştir. 1869’daki düzenleme ile İstanbul 14 alt birime bölündüğünde ortaya çıkan 14 dairenin 13.'sü “Şehremaneti Kadıköy Dairesi” olmuştur. Tam da bu demiryolunun ilk zamanlarında Kadıköy bir sayfiye yerinden çıkıp bir kent kimliğine geçmektedir. İlk şehremini de Arkeoloji Müzesi’nin kurucusu, ressam Osman Hamdi Bey imiş. İskele ile çarşı arasındaki belediye binası 1912-14 yılları arasında mimar Terziyan tarafından inşa edilmiş. Geçtiğimiz yıllarda bir sanat, edebiyat, tarih ihtisas kütüphanesine dönüştürülerek kamu kullanımına açıldı. Mekanın limitleri belli ama yine de zevk ve küçük de olsa koleksiyon içeren bir ortamda çalışmak isteyenler için iyi bir alternatif.


Kadıköy’ün Beşiktaş İskelesi yine aynı mimari akımın (Moda ya da Beşiktaş’takiler kadar gösterişli olmasa da) bir örneğidir ama bunu fark etmek ya da gözlemek için birbirinden zevksiz alüminyum doğramaların, tentelerin arasından bakabilmeniz gerekir. Şehremaneti binasının üzerinden felaket, savaş ve işgal yılları geçmiştir artık; ve bu sefer 1920’li yıllarda Kadıköyü’nün ihyası kaldığı yerden başlar. İskele ile birlikte bir de hal binası düşünülür. Hal kelimesinin Türkçe'ye geçişinin de kökü olan Paris’in göbeğindeki meşhur “Les Halles” gibi bir yer istenmiş muhtemelen. 1925-27 yılları arasında İtalyan mimar Ferrari’nin yine birinci milli mimari üslubundaki binası borçla inşa edilir. Ancak ticaret erbabı kiracı olmak istemeyince bina uzun süre atıl kalır. 1940’tan itibaren 30 sene hal olarak kullanılan tesis, 80’lerdeki restorasyon süreçlerinden sonra konservatuar, zemin katı da Haldun Taner sahnesi olur.

#kadikoy #halduntanersahnesi #marti #photooftheday
Ahmet Emin Sensoy (@rahatyazar) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Muhtemelen bu kemerli kapılar, hal binasının dükkanlarının dışa açılan cepheleri için tasarlanmıştı.

Bu dolgu zeminin karşısına geçtiğinizde, bu doldurulmuş kıyıdan daha eski bazı yapılar da kendini gösteriyor. III. Mustafa’nın yaptırdığı caminin “İskele Camii” olarak anılması da bu konuda fikir veriyor olmalı. 1760'larda ve 1770’lerde dört cami yaptıran Sultan Mustafa’nın, daha prestijli olan diğer camilerinin hiçbirine ismini verememekten şikayetçi olduğu biliniyor. Yeniden inşa ettirdiği Fatih Camii, Üsküdar Ayazma Camii ve Laleli Camii için “Birini ecdada, birini suya, birini de bir meczuba kaptırdım” dediği rivayet edilir. Yapıldığı zamanların pastoral Kadıköy’ü düşünüldüğünde bir sultan camisine göre gösterişsiz olması sürpriz değildir. Bugün de etrafı binalarla kaplıdır. 1760’ta inşası tamamlanır. 1859 yılında tamirat geçirdiği, kapısındaki kitabesinde belirtilmiştir.


Neredeyse üç asırlık camide çinilerde ve kalem işi bordürlerin üzerinde minibüs gibi yeşil ışık kullanmak!

#HayırlıCumalar #kadıköy #iskelecami #happy #Friday #pray #mosque #turkey #muslim #istanbul
~gltn (@gultenkazak) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Bu eski sahil caddesinden geriye, cami dışında tek tük kalan parçalardan biri, köşedeki tavuk ve döner fastfood dükkanlarının bulunduğu bina. Muhitin eski Levantenleri zamanında bir İtalyan lisesinin ek binası imiş. Lisenin olduğu yere bugünkü PTT binası yapıldı yakın zamanda. Daha fazla uzatmadan iç sokaklara girdiğinizde, çarşının artık yerini restoran ve kafelere bıraktığı halini görüyorsunuz. Mühürdar Caddesi üzerinde eskiden kalanlar ise ibadethaneler. İlk blokta ardışık köşelerde Ayia Efimia Rum Ortodoks ve Surp Takavor Ermeni Kiliseleri var.


Mühürdar kiliselerinin önlerinin bugünlerde müdavimleri sokak müzisyenleri:

#kadıköy #eğlence #mühürdar #sokak
Zafer_İstanbul_Üsküdar (@zaferibo) tarafından paylaşılan bir video ()

Bu sırada Mühürdar’ın bütün Kadıköy’ü Moda’ya kadar nefis bir sivil mimari koleksiyonu ile dolaştığını unutmamak lazım.


Eski sahil yapılarından bir örnek:
Kaybolan tarihi eserlerimiz. Kadıköy Mühürdar'da bulunan Biliktanyan Efendi Köşkü... #kaybolantarihinpeşinde #tarih #osmanlı #ottamanempire #history #istanbul #kadıköy #mühürdar
Mehmet Dilbaz (@kaybolantarihinpesinde) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Efimia, antik Kadıköy’ün (Chalcedon) ilk Hristiyan figürlerinden. İçinde yaşadığı pagan toplum tarafından baskı ve işkence görüp öldürüldüğüne dair hikayeleri, daha sonraki yüzyıllarda İstanbul Hristiyanları için bir azize olarak görülmesine sebep olmuş ve adına bir kilise inşa edilmiş. Özellikle batıda, mahalle ve ibadethane isimlerinde daha çok örneği görülen, ilk Hristiyan şehitleri kültünün Kadıköy’deki ismi olarak görebiliriz. Hayatını resmeden, o zamanlarda bu kilisede asılı birçok rölyefin de birçok badireden sonra Fener Patrikhanesi’nde saklandığı söyleniyor.

Bu kilise Hristiyan dünyasındaki prestijini, tam bu noktada olmasa da Chalcedon’da, 451 yılında düzenlenen Kadıköy Konsili'nden alır. İznik’te 120 yıl önce toplanan konsilde, kutsal üçleme kabul edilmişti. Burada da İsa Mesih’in ilahi doğasıyla ilgili tartışmalar önde imiş. Bulunduğumuz yere dönersek, uzun süre bir manastırın bulunduğu yerde ilk kez 1694’te bir kilisenin yapımından bahsediliyor. 1830’da yeniden yapılan kilise, 1990’larda yeniden ibadete açılmış. Bugün semtin en büyük Ortodoks kilisesi ise birazdan üzerinde seyredeceğimiz Bahariye Caddesi üzerindeki Aya Triada (Kutsal Üçleme). 1902’de inşa edilmiş yapı, tıpkı Beyoğlu’ndaki adaşı gibi Islahat Fermanı sonrası mümkün olabilen gayrimüslim ibadethane ebatlarında.


Hemen diğer köşe ise 1858 tarihli bir Ermeni kilisesi Surp Takavor. Daha eskiden (1722’de) başka bir isimle (Surp Asvadzadzin) kayıtlarda geçen bir kilisenin yerine, bir yangının ardından, Erzurumlu Muradyan ailesinin yardımlarıyla inşa edilmiş. Mimarı da Mıgıriç Kalfa olarak geçiyor. Yapı, geleneksel Ermeni kiliselerinin dışında haç planlıdır. Ortanın üstü kubbeli, kolları kiremitlidir. Eskiden bir okul binası da varmış ancak daha sonra Moda’daki Aramyan Okulu açılınca kapanmış.

Gotik-vari üslubuyla dikkat çeken çan kulesi

#florist #colorful #flowers #chat #people #streetsofistanbul #streetlife #vendor #church #sunnyday #kadikoy #kadıköyçarşı #istanbuldayasam #sokaktahayatvar #cicekci #sohbetmuhabbet #renkli
Selma Insel ♓️ (@selmainsel) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()
#historical #tarihi #istanbul #kadıköy #ermeni #kilise #armenian #chorch #հայկական #եկեղեցի #իսթանպուլ #Պոլիս
Arman İspiroğlu | Photographer (@arman.ispiroglu) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()


Avludaki lahitler Muradyan Efendi ve Sutan Hanım’a aittir.

Year of the #angels #2016 🎐#melekler yılı
ΔΗΜΞT SΔΒΔNСI (@sabanciahmet) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Bir sonraki Güneşli Bahçe sokaktan sola giderken, sonda bütün mahalleye ismini veren Osmanağa Camii’ni görürsünüz. Burada Fatih devrinden beri Kadı Mehmed Efendi adına bir mescit mevcutmuş. Ama ismi, 1612’de Topkapı Sarayı ağalarından Osman Ağa’nın adıyla yenilenmiş. Son yeniden inşa 1878’deki yangından sonra yapılmış. İstanbul’un genel cami profiline göre mütevazı sayılabilecek binanın içerisindeki en dikkat çekici unsur ahşap malzeme kullanımı. Tavan, minber, U biçimli üst galeriler ve sütunları göz okşuyor. Binaların kitabelerini görmeye alışkınız. Burada girişteki panel eskimiş ama bugün avludaki çınara 1880’de İmam Asım Efendi diktiği bilgisi işlenmiş. Tam bir “anıt ağaç”.

#Osmanağa#Camii#Önü#Kadıköy#Altıyol#Günün#Fotoğrafı#ınstagram#İnstagud#İstanbul#Asia#Pazar#Photo#Turkey#

Özcan Yılmaz (@ozcnylmaz) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()
#osmanağa #camii #mosque 1612 #ottoman #islam #door #kadıköy #istanbul #ramazankareem
serdar (@hernestomark) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Avlu girişinin hemen aksi köşesinde 1732 tarihli bir çeşme var. Kabataş iskelelerinin hemen arkasındaki büyük meydan çeşmesini yaptıran Hekimoğlu Ali Paşa’nın, yine su konusunda bir küçük katkısı da Kadıköy’e olmuş. Osmanağa’dan tramvay yolunu takip ederek yukarıya yürüdüğünüzde semtin simgesi haline gelmiş boğa heykeliyle karşılaşacaksınız. Kendi toprakları dışına seyahat eden ilk sultan olan Abdülaziz, 1867’te hem Dünya Fuarı’nı ziyaret etmek hem de dış politika temaslarında bulunmak için Paris’e gider. Sadece ziyareti bile tartışmalı olan padişah, işlerini görüp beğendiği Bonheur’e sipariş ettiği 20 civarı heykel ile döner. Diğerleri gibi natüralizmin güzel bir temsilcisi olan boğamızın icrası ise Rouillard’a aittir. Tabii ki bu sürecin en ilginç ürünü, kendisinin de at üstündeki heykeli. Saraylarda, yalılarda, birçok parçası İstanbul’da hala görülebilen heykellerin en meşhuru bu Kadıköy boğasıdır. Sultan Aziz’in ardından defalarca yer değiştiren heykel en son bu noktaya varır. Bugünlerde Beylerbeyi Sarayı “dövüşen boğa”yı geri istiyor. Beylerbeyi’ne yolu düşenler saray bahçesinde diğer kardeş boğa heykelini de görebilirler.


Kadıköylüler üzerine titredikleri boğalarını bırakmak istemiyor.

Tamamdır artık üşümez, boğamız çok degerlidir ☺ #kadıköybelediye #Kadıköy #İstanbul #kadıköyboğa
Harun Korkmaz (@korkmazharun) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Bahariye’nin tramvayın geliş yönünden girişinde de bir Ermeni kilisesi var ancak cemaatleri farklı, zira bu ikincisi Ermeni Katolik mezhebinden. Zaten Surp Levon da Kadıköy 451 tarihli Konsili’nin başkanı Papa, Aziz Leo'nun Ermenice söyleniş şekli. O dönemde cemaati büyüdüğü için, 1905 yılında Sultan II. Abdülhamid’den izinle yeniden yapılmış. Kapının olduğu Ali Suavi Sokak, zanaatkar tezgahların bol olduğu, ilgililerin tadını çıkarabilecekleri bir yer.
#surplevonarmeniancatholicchurch #surplevonchurch #surplevon #armeniancatholicchurch #armenia #instaturkey #instaphoto #instapicture #pictureoftheday #photooftheday #history #instahistory #instacool #instaart #instalove #instapeace #instagood #instagram #kadıköy #istanbul #instaistanbul #instalike #culture #instaculture
özgünsss (@ozgunsss) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Kadıköy’ün en gösterişli binasına adını veren Süreyya Paşa, aslında ne general ne de üst düzey bir bürokrat. Askeriyeyi bırakıp iş hayatına atılsa da, Abdülhamid devrinin seraskeri (ordu komutanı) olan babası Rıza Paşa’nın ardından herkes bu şekilde anmış. Moda’daki Rıza Paşa sokağı da adını kendisinden alır. Cumhuriyet devrinde "İlmen" soyadını alacak olan Süreyya Bey, işgal yıllarında okullara bağış toplamak için opera düzenlemek istediğinde, bugün Rexx sinemasının olduğu yerde bulunan Apollon Tiyatrosu mekanı vermeye yanaşmamış. Bunun üzerine, kendisi bu tip aday bir yer yaptırmak istemiş. Almanya ve Fransa’da örnekler gezen İlmen, özellikle o sıralarda daha onuncu yılına bile gelmemiş, yenilikçi Champs-Elysees (Şanzelize) Tiyatro binasından çok etkilenmiş.Toplamda 5500 metrekarelik alan, hem operanın bazı sahne ve kulis ihtiyaçlarını karşılayamadığı hem de ülkede operadan ziyade yükselişte olan sinema ağırlık kazandığı için projenin akıbeti Süreyya Sineması’na dönüşmüş. İlk yıllarındaki müdürü Nazım Hikmet’in babası Hikmet Bey’dir ki, uğradığı haksızlık nedeniyle Nazım’ın Süreyya Paşa’yı neredeyse lanetlediği şiirleri meşhurdur. İlmen binayı miras olarak Darüşşafaka’ya bırakır. Bu yüzden 1950’den sonra farklı farklı amaçlarla kiraya verilir. En son 2005’te Kadıköy Belediyesi Darüşşafaka’dan 45 yıllığına kiralayıp restore eder, bazı şartları da iyileştirip ilk planlandığı gibi bir opera olarak faaliyete sokar.


Opera’nın ötesinde bina, batı sanatlarının icrasında başka yollar da açar. Mesela heykeller ilk Türk heykeltraş İhsan Özsoy’a ait.

|Dehşetengiz| #süreyya #opera #süreyyaoperası #kadıköy #bahariye #istanbuldayasam #istanbul #cephe #cephesüslemesi #operahouse #facade #window #historicalarchitecture #old #historical #tarihi #dehşetengizsurat #horrorface
Elif Tüzünkan (@eliftn) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Champs-Elysees’den ön cephe ve fuayeyi model alan tasarımın iç mekanı daha çok Alman operalarından esinlenme.

#türkiye #istanbul #kadıköy #süreyyasineması #süreyyaoperası#benimrenklerim #bugununkaresi #bir_dakika #oan_turkey #objektifimden #like #hayatakarken #gunungalerisi #durdurzamani #turkishfollowers #history #TagsForLikes #TFLers #photooftheday #20likes #amazing #followme #follow4follow #like4like #instalike

KursatOkutmus (@kursatokutmus) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Binadan 90 sene sonra opera gelir.

#opera#faust#süreyyaoperası #tragedia #goethe#kadıköy

Gonj 🍷☕️🎶📚🎭🎬🏋🏻❤️🌍 (@budgonj) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Binanın bütün aydınlatma parçaları burası için özel üretilmiş.

#süreyyaoperası #borusanquartet #ferhanferzanönder 👏👏

Melek Pınar Koçyiğit (@mpinary) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Elbette buradan sonra devam etmek için en iyi seçenek Moda. İsterseniz zevk olsun diye iki duraklığına tramvaya takılabilirsiniz. Diğer taraftan, bu bahsi geçen çok kültürlülüğü, semtin sıradan sivil mimarisini, ara sokaklardan yolu uzatarak gözlemek de menun edici bir tercih.


Adil Fide


Ayrılık Çeşmesi'nden, Haydarpaşa ve Yeldeğirmeni üzerinden Kadıköy’e girmiştik. Kırım Savaşı ve esas olarak demiryolunun gelişinin nasıl bir büyümeyi tetiklediğini, bugün hala yerinde duran katmanlarıyla gözlemledik. Şimdi de Kadıköy merkeze doğru gelelim.

Rıhtım üzerinden bu merkeze bir sınır çizmek için İnciburnu Feneri’nden daha geçerli bir nokta olamaz. Hem dalgakıranlarla iskeleleri koruyor hem de tam buradan Anadolu yakasında Boğaziçi başlıyor. Aslında İstanbul’un yarı-mitolojik hikayesinde Kadıköy, yani “körler ülkesi” de rol sahibi. Megara’dan gemiye atlayan kolonici Byzas’a kahinler “körlerin karşısına yerleş” diyerek öğüt etmişler. Bu arada evet, kahinler hep bilmeceli konuşuyor bu hikayelerde. Karşıdaki yarımada boş iken, bu tarafta Chalcedon denen bölgeye yerleşmiş insanların bahsi geçen körler olacağını varsayıp kararını vermiş Byzas. Bugün surlar içindeki eski kent Byzantion olarak kurulmuş. Heredot’a göre ise yine aynı muhakeme ile buradakilerin kör olduğunu düşünen kişi bir Pers generali.

“Kadıköyü” tabiri ise Fatih’in çok itibar ettiği, İstanbul’u aldığında hemen yeni başkentin kadılığına getirdiği Hızır Bey’den gelir. Buradaki köy de kendisine arpalık (gelir kaynağı) olarak verilir. Aynı zamanda Türkçe, Arapça ve Farsça şiirleri olan kadı, fetihten altı sene sonra, genç yaşta vefat etmiş ama onun unvanıyla gelen isim kalıcı olmuş.

En #guzel #köy #Kadikoy 😎 . #Istanbul #oneistanbul #WHPonthego @oneistanbul
Mehmet Tiryaki (@me.tiryaki) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Buradan başlayıp iskelelere kadar gelen alan, sonradan doldurulduğu için Kumluk olarak bilinir semtin eskilerince. Kadıköy’ün idare, ulaşım ve tedarik merkezi de bu alana inşa edilen şehremaneti, iskele ve hal binası ile meydana gelmiş. Bu şekilde devrin karakteri mekana mimari ile işlenmiştir. Bu üç yapı Osmanlı’nın son yıllarından Cumhuriyet’in ilk yıllarına miras kalan Birinci Milli Mimari akımın örnekleridir. Meraklısına kültürel bir devamlılık çizgisini gösterir. Şehremaneti 1500’lerden beri kent idaresinin sorumlu makamının adı iken, modernleşme sürecinde bugün "belediye" olarak bildiğimiz kuruma evrilmiştir. 1869’daki düzenleme ile İstanbul 14 alt birime bölündüğünde ortaya çıkan 14 dairenin 13.'sü “Şehremaneti Kadıköy Dairesi” olmuştur. Tam da bu demiryolunun ilk zamanlarında Kadıköy bir sayfiye yerinden çıkıp bir kent kimliğine geçmektedir. İlk şehremini de Arkeoloji Müzesi’nin kurucusu, ressam Osman Hamdi Bey imiş. İskele ile çarşı arasındaki belediye binası 1912-14 yılları arasında mimar Terziyan tarafından inşa edilmiş. Geçtiğimiz yıllarda bir sanat, edebiyat, tarih ihtisas kütüphanesine dönüştürülerek kamu kullanımına açıldı. Mekanın limitleri belli ama yine de zevk ve küçük de olsa koleksiyon içeren bir ortamda çalışmak isteyenler için iyi bir alternatif.


Kadıköy’ün Beşiktaş İskelesi yine aynı mimari akımın (Moda ya da Beşiktaş’takiler kadar gösterişli olmasa da) bir örneğidir ama bunu fark etmek ya da gözlemek için birbirinden zevksiz alüminyum doğramaların, tentelerin arasından bakabilmeniz gerekir. Şehremaneti binasının üzerinden felaket, savaş ve işgal yılları geçmiştir artık; ve bu sefer 1920’li yıllarda Kadıköyü’nün ihyası kaldığı yerden başlar. İskele ile birlikte bir de hal binası düşünülür. Hal kelimesinin Türkçe'ye geçişinin de kökü olan Paris’in göbeğindeki meşhur “Les Halles” gibi bir yer istenmiş muhtemelen. 1925-27 yılları arasında İtalyan mimar Ferrari’nin yine birinci milli mimari üslubundaki binası borçla inşa edilir. Ancak ticaret erbabı kiracı olmak istemeyince bina uzun süre atıl kalır. 1940’tan itibaren 30 sene hal olarak kullanılan tesis, 80’lerdeki restorasyon süreçlerinden sonra konservatuar, zemin katı da Haldun Taner sahnesi olur.

#kadikoy #halduntanersahnesi #marti #photooftheday
Ahmet Emin Sensoy (@rahatyazar) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Muhtemelen bu kemerli kapılar, hal binasının dükkanlarının dışa açılan cepheleri için tasarlanmıştı.

Bu dolgu zeminin karşısına geçtiğinizde, bu doldurulmuş kıyıdan daha eski bazı yapılar da kendini gösteriyor. III. Mustafa’nın yaptırdığı caminin “İskele Camii” olarak anılması da bu konuda fikir veriyor olmalı. 1760'larda ve 1770’lerde dört cami yaptıran Sultan Mustafa’nın, daha prestijli olan diğer camilerinin hiçbirine ismini verememekten şikayetçi olduğu biliniyor. Yeniden inşa ettirdiği Fatih Camii, Üsküdar Ayazma Camii ve Laleli Camii için “Birini ecdada, birini suya, birini de bir meczuba kaptırdım” dediği rivayet edilir. Yapıldığı zamanların pastoral Kadıköy’ü düşünüldüğünde bir sultan camisine göre gösterişsiz olması sürpriz değildir. Bugün de etrafı binalarla kaplıdır. 1760’ta inşası tamamlanır. 1859 yılında tamirat geçirdiği, kapısındaki kitabesinde belirtilmiştir.


Neredeyse üç asırlık camide çinilerde ve kalem işi bordürlerin üzerinde minibüs gibi yeşil ışık kullanmak!

#HayırlıCumalar #kadıköy #iskelecami #happy #Friday #pray #mosque #turkey #muslim #istanbul
~gltn (@gultenkazak) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Bu eski sahil caddesinden geriye, cami dışında tek tük kalan parçalardan biri, köşedeki tavuk ve döner fastfood dükkanlarının bulunduğu bina. Muhitin eski Levantenleri zamanında bir İtalyan lisesinin ek binası imiş. Lisenin olduğu yere bugünkü PTT binası yapıldı yakın zamanda. Daha fazla uzatmadan iç sokaklara girdiğinizde, çarşının artık yerini restoran ve kafelere bıraktığı halini görüyorsunuz. Mühürdar Caddesi üzerinde eskiden kalanlar ise ibadethaneler. İlk blokta ardışık köşelerde Ayia Efimia Rum Ortodoks ve Surp Takavor Ermeni Kiliseleri var.


Mühürdar kiliselerinin önlerinin bugünlerde müdavimleri sokak müzisyenleri:

#kadıköy #eğlence #mühürdar #sokak
Zafer_İstanbul_Üsküdar (@zaferibo) tarafından paylaşılan bir video ()

Bu sırada Mühürdar’ın bütün Kadıköy’ü Moda’ya kadar nefis bir sivil mimari koleksiyonu ile dolaştığını unutmamak lazım.


Eski sahil yapılarından bir örnek:
Kaybolan tarihi eserlerimiz. Kadıköy Mühürdar'da bulunan Biliktanyan Efendi Köşkü... #kaybolantarihinpeşinde #tarih #osmanlı #ottamanempire #history #istanbul #kadıköy #mühürdar
Mehmet Dilbaz (@kaybolantarihinpesinde) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Efimia, antik Kadıköy’ün (Chalcedon) ilk Hristiyan figürlerinden. İçinde yaşadığı pagan toplum tarafından baskı ve işkence görüp öldürüldüğüne dair hikayeleri, daha sonraki yüzyıllarda İstanbul Hristiyanları için bir azize olarak görülmesine sebep olmuş ve adına bir kilise inşa edilmiş. Özellikle batıda, mahalle ve ibadethane isimlerinde daha çok örneği görülen, ilk Hristiyan şehitleri kültünün Kadıköy’deki ismi olarak görebiliriz. Hayatını resmeden, o zamanlarda bu kilisede asılı birçok rölyefin de birçok badireden sonra Fener Patrikhanesi’nde saklandığı söyleniyor.

Bu kilise Hristiyan dünyasındaki prestijini, tam bu noktada olmasa da Chalcedon’da, 451 yılında düzenlenen Kadıköy Konsili'nden alır. İznik’te 120 yıl önce toplanan konsilde, kutsal üçleme kabul edilmişti. Burada da İsa Mesih’in ilahi doğasıyla ilgili tartışmalar önde imiş. Bulunduğumuz yere dönersek, uzun süre bir manastırın bulunduğu yerde ilk kez 1694’te bir kilisenin yapımından bahsediliyor. 1830’da yeniden yapılan kilise, 1990’larda yeniden ibadete açılmış. Bugün semtin en büyük Ortodoks kilisesi ise birazdan üzerinde seyredeceğimiz Bahariye Caddesi üzerindeki Aya Triada (Kutsal Üçleme). 1902’de inşa edilmiş yapı, tıpkı Beyoğlu’ndaki adaşı gibi Islahat Fermanı sonrası mümkün olabilen gayrimüslim ibadethane ebatlarında.


Hemen diğer köşe ise 1858 tarihli bir Ermeni kilisesi Surp Takavor. Daha eskiden (1722’de) başka bir isimle (Surp Asvadzadzin) kayıtlarda geçen bir kilisenin yerine, bir yangının ardından, Erzurumlu Muradyan ailesinin yardımlarıyla inşa edilmiş. Mimarı da Mıgıriç Kalfa olarak geçiyor. Yapı, geleneksel Ermeni kiliselerinin dışında haç planlıdır. Ortanın üstü kubbeli, kolları kiremitlidir. Eskiden bir okul binası da varmış ancak daha sonra Moda’daki Aramyan Okulu açılınca kapanmış.

Gotik-vari üslubuyla dikkat çeken çan kulesi

#florist #colorful #flowers #chat #people #streetsofistanbul #streetlife #vendor #church #sunnyday #kadikoy #kadıköyçarşı #istanbuldayasam #sokaktahayatvar #cicekci #sohbetmuhabbet #renkli
Selma Insel ♓️ (@selmainsel) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()
#historical #tarihi #istanbul #kadıköy #ermeni #kilise #armenian #chorch #հայկական #եկեղեցի #իսթանպուլ #Պոլիս
Arman İspiroğlu | Photographer (@arman.ispiroglu) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()


Avludaki lahitler Muradyan Efendi ve Sutan Hanım’a aittir.

Year of the #angels #2016 🎐#melekler yılı
ΔΗΜΞT SΔΒΔNСI (@sabanciahmet) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Bir sonraki Güneşli Bahçe sokaktan sola giderken, sonda bütün mahalleye ismini veren Osmanağa Camii’ni görürsünüz. Burada Fatih devrinden beri Kadı Mehmed Efendi adına bir mescit mevcutmuş. Ama ismi, 1612’de Topkapı Sarayı ağalarından Osman Ağa’nın adıyla yenilenmiş. Son yeniden inşa 1878’deki yangından sonra yapılmış. İstanbul’un genel cami profiline göre mütevazı sayılabilecek binanın içerisindeki en dikkat çekici unsur ahşap malzeme kullanımı. Tavan, minber, U biçimli üst galeriler ve sütunları göz okşuyor. Binaların kitabelerini görmeye alışkınız. Burada girişteki panel eskimiş ama bugün avludaki çınara 1880’de İmam Asım Efendi diktiği bilgisi işlenmiş. Tam bir “anıt ağaç”.

#Osmanağa#Camii#Önü#Kadıköy#Altıyol#Günün#Fotoğrafı#ınstagram#İnstagud#İstanbul#Asia#Pazar#Photo#Turkey#

Özcan Yılmaz (@ozcnylmaz) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()
#osmanağa #camii #mosque 1612 #ottoman #islam #door #kadıköy #istanbul #ramazankareem
serdar (@hernestomark) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Avlu girişinin hemen aksi köşesinde 1732 tarihli bir çeşme var. Kabataş iskelelerinin hemen arkasındaki büyük meydan çeşmesini yaptıran Hekimoğlu Ali Paşa’nın, yine su konusunda bir küçük katkısı da Kadıköy’e olmuş. Osmanağa’dan tramvay yolunu takip ederek yukarıya yürüdüğünüzde semtin simgesi haline gelmiş boğa heykeliyle karşılaşacaksınız. Kendi toprakları dışına seyahat eden ilk sultan olan Abdülaziz, 1867’te hem Dünya Fuarı’nı ziyaret etmek hem de dış politika temaslarında bulunmak için Paris’e gider. Sadece ziyareti bile tartışmalı olan padişah, işlerini görüp beğendiği Bonheur’e sipariş ettiği 20 civarı heykel ile döner. Diğerleri gibi natüralizmin güzel bir temsilcisi olan boğamızın icrası ise Rouillard’a aittir. Tabii ki bu sürecin en ilginç ürünü, kendisinin de at üstündeki heykeli. Saraylarda, yalılarda, birçok parçası İstanbul’da hala görülebilen heykellerin en meşhuru bu Kadıköy boğasıdır. Sultan Aziz’in ardından defalarca yer değiştiren heykel en son bu noktaya varır. Bugünlerde Beylerbeyi Sarayı “dövüşen boğa”yı geri istiyor. Beylerbeyi’ne yolu düşenler saray bahçesinde diğer kardeş boğa heykelini de görebilirler.


Kadıköylüler üzerine titredikleri boğalarını bırakmak istemiyor.

Tamamdır artık üşümez, boğamız çok degerlidir ☺ #kadıköybelediye #Kadıköy #İstanbul #kadıköyboğa
Harun Korkmaz (@korkmazharun) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Bahariye’nin tramvayın geliş yönünden girişinde de bir Ermeni kilisesi var ancak cemaatleri farklı, zira bu ikincisi Ermeni Katolik mezhebinden. Zaten Surp Levon da Kadıköy 451 tarihli Konsili’nin başkanı Papa, Aziz Leo'nun Ermenice söyleniş şekli. O dönemde cemaati büyüdüğü için, 1905 yılında Sultan II. Abdülhamid’den izinle yeniden yapılmış. Kapının olduğu Ali Suavi Sokak, zanaatkar tezgahların bol olduğu, ilgililerin tadını çıkarabilecekleri bir yer.
#surplevonarmeniancatholicchurch #surplevonchurch #surplevon #armeniancatholicchurch #armenia #instaturkey #instaphoto #instapicture #pictureoftheday #photooftheday #history #instahistory #instacool #instaart #instalove #instapeace #instagood #instagram #kadıköy #istanbul #instaistanbul #instalike #culture #instaculture
özgünsss (@ozgunsss) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Kadıköy’ün en gösterişli binasına adını veren Süreyya Paşa, aslında ne general ne de üst düzey bir bürokrat. Askeriyeyi bırakıp iş hayatına atılsa da, Abdülhamid devrinin seraskeri (ordu komutanı) olan babası Rıza Paşa’nın ardından herkes bu şekilde anmış. Moda’daki Rıza Paşa sokağı da adını kendisinden alır. Cumhuriyet devrinde "İlmen" soyadını alacak olan Süreyya Bey, işgal yıllarında okullara bağış toplamak için opera düzenlemek istediğinde, bugün Rexx sinemasının olduğu yerde bulunan Apollon Tiyatrosu mekanı vermeye yanaşmamış. Bunun üzerine, kendisi bu tip aday bir yer yaptırmak istemiş. Almanya ve Fransa’da örnekler gezen İlmen, özellikle o sıralarda daha onuncu yılına bile gelmemiş, yenilikçi Champs-Elysees (Şanzelize) Tiyatro binasından çok etkilenmiş.Toplamda 5500 metrekarelik alan, hem operanın bazı sahne ve kulis ihtiyaçlarını karşılayamadığı hem de ülkede operadan ziyade yükselişte olan sinema ağırlık kazandığı için projenin akıbeti Süreyya Sineması’na dönüşmüş. İlk yıllarındaki müdürü Nazım Hikmet’in babası Hikmet Bey’dir ki, uğradığı haksızlık nedeniyle Nazım’ın Süreyya Paşa’yı neredeyse lanetlediği şiirleri meşhurdur. İlmen binayı miras olarak Darüşşafaka’ya bırakır. Bu yüzden 1950’den sonra farklı farklı amaçlarla kiraya verilir. En son 2005’te Kadıköy Belediyesi Darüşşafaka’dan 45 yıllığına kiralayıp restore eder, bazı şartları da iyileştirip ilk planlandığı gibi bir opera olarak faaliyete sokar.


Opera’nın ötesinde bina, batı sanatlarının icrasında başka yollar da açar. Mesela heykeller ilk Türk heykeltraş İhsan Özsoy’a ait.

|Dehşetengiz| #süreyya #opera #süreyyaoperası #kadıköy #bahariye #istanbuldayasam #istanbul #cephe #cephesüslemesi #operahouse #facade #window #historicalarchitecture #old #historical #tarihi #dehşetengizsurat #horrorface
Elif Tüzünkan (@eliftn) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Champs-Elysees’den ön cephe ve fuayeyi model alan tasarımın iç mekanı daha çok Alman operalarından esinlenme.

#türkiye #istanbul #kadıköy #süreyyasineması #süreyyaoperası#benimrenklerim #bugununkaresi #bir_dakika #oan_turkey #objektifimden #like #hayatakarken #gunungalerisi #durdurzamani #turkishfollowers #history #TagsForLikes #TFLers #photooftheday #20likes #amazing #followme #follow4follow #like4like #instalike

KursatOkutmus (@kursatokutmus) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Binadan 90 sene sonra opera gelir.

#opera#faust#süreyyaoperası #tragedia #goethe#kadıköy

Gonj 🍷☕️🎶📚🎭🎬🏋🏻❤️🌍 (@budgonj) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Binanın bütün aydınlatma parçaları burası için özel üretilmiş.

#süreyyaoperası #borusanquartet #ferhanferzanönder 👏👏

Melek Pınar Koçyiğit (@mpinary) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Elbette buradan sonra devam etmek için en iyi seçenek Moda. İsterseniz zevk olsun diye iki duraklığına tramvaya takılabilirsiniz. Diğer taraftan, bu bahsi geçen çok kültürlülüğü, semtin sıradan sivil mimarisini, ara sokaklardan yolu uzatarak gözlemek de menun edici bir tercih.


Adil Fide


Ayrılık Çeşmesi'nden, Haydarpaşa ve Yeldeğirmeni üzerinden Kadıköy’e girmiştik. Kırım Savaşı ve esas olarak demiryolunun gelişinin nasıl bir büyümeyi tetiklediğini, bugün hala yerinde duran katmanlarıyla gözlemledik. Şimdi de Kadıköy merkeze doğru gelelim.

Rıhtım üzerinden bu merkeze bir sınır çizmek için İnciburnu Feneri’nden daha geçerli bir nokta olamaz. Hem dalgakıranlarla iskeleleri koruyor hem de tam buradan Anadolu yakasında Boğaziçi başlıyor. Aslında İstanbul’un yarı-mitolojik hikayesinde Kadıköy, yani “körler ülkesi” de rol sahibi. Megara’dan gemiye atlayan kolonici Byzas’a kahinler “körlerin karşısına yerleş” diyerek öğüt etmişler. Bu arada evet, kahinler hep bilmeceli konuşuyor bu hikayelerde. Karşıdaki yarımada boş iken, bu tarafta Chalcedon denen bölgeye yerleşmiş insanların bahsi geçen körler olacağını varsayıp kararını vermiş Byzas. Bugün surlar içindeki eski kent Byzantion olarak kurulmuş. Heredot’a göre ise yine aynı muhakeme ile buradakilerin kör olduğunu düşünen kişi bir Pers generali.

“Kadıköyü” tabiri ise Fatih’in çok itibar ettiği, İstanbul’u aldığında hemen yeni başkentin kadılığına getirdiği Hızır Bey’den gelir. Buradaki köy de kendisine arpalık (gelir kaynağı) olarak verilir. Aynı zamanda Türkçe, Arapça ve Farsça şiirleri olan kadı, fetihten altı sene sonra, genç yaşta vefat etmiş ama onun unvanıyla gelen isim kalıcı olmuş.

En #guzel #köy #Kadikoy 😎 . #Istanbul #oneistanbul #WHPonthego @oneistanbul
Mehmet Tiryaki (@me.tiryaki) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Buradan başlayıp iskelelere kadar gelen alan, sonradan doldurulduğu için Kumluk olarak bilinir semtin eskilerince. Kadıköy’ün idare, ulaşım ve tedarik merkezi de bu alana inşa edilen şehremaneti, iskele ve hal binası ile meydana gelmiş. Bu şekilde devrin karakteri mekana mimari ile işlenmiştir. Bu üç yapı Osmanlı’nın son yıllarından Cumhuriyet’in ilk yıllarına miras kalan Birinci Milli Mimari akımın örnekleridir. Meraklısına kültürel bir devamlılık çizgisini gösterir. Şehremaneti 1500’lerden beri kent idaresinin sorumlu makamının adı iken, modernleşme sürecinde bugün "belediye" olarak bildiğimiz kuruma evrilmiştir. 1869’daki düzenleme ile İstanbul 14 alt birime bölündüğünde ortaya çıkan 14 dairenin 13.'sü “Şehremaneti Kadıköy Dairesi” olmuştur. Tam da bu demiryolunun ilk zamanlarında Kadıköy bir sayfiye yerinden çıkıp bir kent kimliğine geçmektedir. İlk şehremini de Arkeoloji Müzesi’nin kurucusu, ressam Osman Hamdi Bey imiş. İskele ile çarşı arasındaki belediye binası 1912-14 yılları arasında mimar Terziyan tarafından inşa edilmiş. Geçtiğimiz yıllarda bir sanat, edebiyat, tarih ihtisas kütüphanesine dönüştürülerek kamu kullanımına açıldı. Mekanın limitleri belli ama yine de zevk ve küçük de olsa koleksiyon içeren bir ortamda çalışmak isteyenler için iyi bir alternatif.


Kadıköy’ün Beşiktaş İskelesi yine aynı mimari akımın (Moda ya da Beşiktaş’takiler kadar gösterişli olmasa da) bir örneğidir ama bunu fark etmek ya da gözlemek için birbirinden zevksiz alüminyum doğramaların, tentelerin arasından bakabilmeniz gerekir. Şehremaneti binasının üzerinden felaket, savaş ve işgal yılları geçmiştir artık; ve bu sefer 1920’li yıllarda Kadıköyü’nün ihyası kaldığı yerden başlar. İskele ile birlikte bir de hal binası düşünülür. Hal kelimesinin Türkçe'ye geçişinin de kökü olan Paris’in göbeğindeki meşhur “Les Halles” gibi bir yer istenmiş muhtemelen. 1925-27 yılları arasında İtalyan mimar Ferrari’nin yine birinci milli mimari üslubundaki binası borçla inşa edilir. Ancak ticaret erbabı kiracı olmak istemeyince bina uzun süre atıl kalır. 1940’tan itibaren 30 sene hal olarak kullanılan tesis, 80’lerdeki restorasyon süreçlerinden sonra konservatuar, zemin katı da Haldun Taner sahnesi olur.

#kadikoy #halduntanersahnesi #marti #photooftheday
Ahmet Emin Sensoy (@rahatyazar) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Muhtemelen bu kemerli kapılar, hal binasının dükkanlarının dışa açılan cepheleri için tasarlanmıştı.

Bu dolgu zeminin karşısına geçtiğinizde, bu doldurulmuş kıyıdan daha eski bazı yapılar da kendini gösteriyor. III. Mustafa’nın yaptırdığı caminin “İskele Camii” olarak anılması da bu konuda fikir veriyor olmalı. 1760'larda ve 1770’lerde dört cami yaptıran Sultan Mustafa’nın, daha prestijli olan diğer camilerinin hiçbirine ismini verememekten şikayetçi olduğu biliniyor. Yeniden inşa ettirdiği Fatih Camii, Üsküdar Ayazma Camii ve Laleli Camii için “Birini ecdada, birini suya, birini de bir meczuba kaptırdım” dediği rivayet edilir. Yapıldığı zamanların pastoral Kadıköy’ü düşünüldüğünde bir sultan camisine göre gösterişsiz olması sürpriz değildir. Bugün de etrafı binalarla kaplıdır. 1760’ta inşası tamamlanır. 1859 yılında tamirat geçirdiği, kapısındaki kitabesinde belirtilmiştir.


Neredeyse üç asırlık camide çinilerde ve kalem işi bordürlerin üzerinde minibüs gibi yeşil ışık kullanmak!

#HayırlıCumalar #kadıköy #iskelecami #happy #Friday #pray #mosque #turkey #muslim #istanbul
~gltn (@gultenkazak) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Bu eski sahil caddesinden geriye, cami dışında tek tük kalan parçalardan biri, köşedeki tavuk ve döner fastfood dükkanlarının bulunduğu bina. Muhitin eski Levantenleri zamanında bir İtalyan lisesinin ek binası imiş. Lisenin olduğu yere bugünkü PTT binası yapıldı yakın zamanda. Daha fazla uzatmadan iç sokaklara girdiğinizde, çarşının artık yerini restoran ve kafelere bıraktığı halini görüyorsunuz. Mühürdar Caddesi üzerinde eskiden kalanlar ise ibadethaneler. İlk blokta ardışık köşelerde Ayia Efimia Rum Ortodoks ve Surp Takavor Ermeni Kiliseleri var.


Mühürdar kiliselerinin önlerinin bugünlerde müdavimleri sokak müzisyenleri:

#kadıköy #eğlence #mühürdar #sokak
Zafer_İstanbul_Üsküdar (@zaferibo) tarafından paylaşılan bir video ()

Bu sırada Mühürdar’ın bütün Kadıköy’ü Moda’ya kadar nefis bir sivil mimari koleksiyonu ile dolaştığını unutmamak lazım.


Eski sahil yapılarından bir örnek:
Kaybolan tarihi eserlerimiz. Kadıköy Mühürdar'da bulunan Biliktanyan Efendi Köşkü... #kaybolantarihinpeşinde #tarih #osmanlı #ottamanempire #history #istanbul #kadıköy #mühürdar
Mehmet Dilbaz (@kaybolantarihinpesinde) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Efimia, antik Kadıköy’ün (Chalcedon) ilk Hristiyan figürlerinden. İçinde yaşadığı pagan toplum tarafından baskı ve işkence görüp öldürüldüğüne dair hikayeleri, daha sonraki yüzyıllarda İstanbul Hristiyanları için bir azize olarak görülmesine sebep olmuş ve adına bir kilise inşa edilmiş. Özellikle batıda, mahalle ve ibadethane isimlerinde daha çok örneği görülen, ilk Hristiyan şehitleri kültünün Kadıköy’deki ismi olarak görebiliriz. Hayatını resmeden, o zamanlarda bu kilisede asılı birçok rölyefin de birçok badireden sonra Fener Patrikhanesi’nde saklandığı söyleniyor.

Bu kilise Hristiyan dünyasındaki prestijini, tam bu noktada olmasa da Chalcedon’da, 451 yılında düzenlenen Kadıköy Konsili'nden alır. İznik’te 120 yıl önce toplanan konsilde, kutsal üçleme kabul edilmişti. Burada da İsa Mesih’in ilahi doğasıyla ilgili tartışmalar önde imiş. Bulunduğumuz yere dönersek, uzun süre bir manastırın bulunduğu yerde ilk kez 1694’te bir kilisenin yapımından bahsediliyor. 1830’da yeniden yapılan kilise, 1990’larda yeniden ibadete açılmış. Bugün semtin en büyük Ortodoks kilisesi ise birazdan üzerinde seyredeceğimiz Bahariye Caddesi üzerindeki Aya Triada (Kutsal Üçleme). 1902’de inşa edilmiş yapı, tıpkı Beyoğlu’ndaki adaşı gibi Islahat Fermanı sonrası mümkün olabilen gayrimüslim ibadethane ebatlarında.


Hemen diğer köşe ise 1858 tarihli bir Ermeni kilisesi Surp Takavor. Daha eskiden (1722’de) başka bir isimle (Surp Asvadzadzin) kayıtlarda geçen bir kilisenin yerine, bir yangının ardından, Erzurumlu Muradyan ailesinin yardımlarıyla inşa edilmiş. Mimarı da Mıgıriç Kalfa olarak geçiyor. Yapı, geleneksel Ermeni kiliselerinin dışında haç planlıdır. Ortanın üstü kubbeli, kolları kiremitlidir. Eskiden bir okul binası da varmış ancak daha sonra Moda’daki Aramyan Okulu açılınca kapanmış.

Gotik-vari üslubuyla dikkat çeken çan kulesi

#florist #colorful #flowers #chat #people #streetsofistanbul #streetlife #vendor #church #sunnyday #kadikoy #kadıköyçarşı #istanbuldayasam #sokaktahayatvar #cicekci #sohbetmuhabbet #renkli
Selma Insel ♓️ (@selmainsel) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()
#historical #tarihi #istanbul #kadıköy #ermeni #kilise #armenian #chorch #հայկական #եկեղեցի #իսթանպուլ #Պոլիս
Arman İspiroğlu | Photographer (@arman.ispiroglu) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()


Avludaki lahitler Muradyan Efendi ve Sutan Hanım’a aittir.

Year of the #angels #2016 🎐#melekler yılı
ΔΗΜΞT SΔΒΔNСI (@sabanciahmet) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Bir sonraki Güneşli Bahçe sokaktan sola giderken, sonda bütün mahalleye ismini veren Osmanağa Camii’ni görürsünüz. Burada Fatih devrinden beri Kadı Mehmed Efendi adına bir mescit mevcutmuş. Ama ismi, 1612’de Topkapı Sarayı ağalarından Osman Ağa’nın adıyla yenilenmiş. Son yeniden inşa 1878’deki yangından sonra yapılmış. İstanbul’un genel cami profiline göre mütevazı sayılabilecek binanın içerisindeki en dikkat çekici unsur ahşap malzeme kullanımı. Tavan, minber, U biçimli üst galeriler ve sütunları göz okşuyor. Binaların kitabelerini görmeye alışkınız. Burada girişteki panel eskimiş ama bugün avludaki çınara 1880’de İmam Asım Efendi diktiği bilgisi işlenmiş. Tam bir “anıt ağaç”.

#Osmanağa#Camii#Önü#Kadıköy#Altıyol#Günün#Fotoğrafı#ınstagram#İnstagud#İstanbul#Asia#Pazar#Photo#Turkey#

Özcan Yılmaz (@ozcnylmaz) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()
#osmanağa #camii #mosque 1612 #ottoman #islam #door #kadıköy #istanbul #ramazankareem
serdar (@hernestomark) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Avlu girişinin hemen aksi köşesinde 1732 tarihli bir çeşme var. Kabataş iskelelerinin hemen arkasındaki büyük meydan çeşmesini yaptıran Hekimoğlu Ali Paşa’nın, yine su konusunda bir küçük katkısı da Kadıköy’e olmuş. Osmanağa’dan tramvay yolunu takip ederek yukarıya yürüdüğünüzde semtin simgesi haline gelmiş boğa heykeliyle karşılaşacaksınız. Kendi toprakları dışına seyahat eden ilk sultan olan Abdülaziz, 1867’te hem Dünya Fuarı’nı ziyaret etmek hem de dış politika temaslarında bulunmak için Paris’e gider. Sadece ziyareti bile tartışmalı olan padişah, işlerini görüp beğendiği Bonheur’e sipariş ettiği 20 civarı heykel ile döner. Diğerleri gibi natüralizmin güzel bir temsilcisi olan boğamızın icrası ise Rouillard’a aittir. Tabii ki bu sürecin en ilginç ürünü, kendisinin de at üstündeki heykeli. Saraylarda, yalılarda, birçok parçası İstanbul’da hala görülebilen heykellerin en meşhuru bu Kadıköy boğasıdır. Sultan Aziz’in ardından defalarca yer değiştiren heykel en son bu noktaya varır. Bugünlerde Beylerbeyi Sarayı “dövüşen boğa”yı geri istiyor. Beylerbeyi’ne yolu düşenler saray bahçesinde diğer kardeş boğa heykelini de görebilirler.


Kadıköylüler üzerine titredikleri boğalarını bırakmak istemiyor.

Tamamdır artık üşümez, boğamız çok degerlidir ☺ #kadıköybelediye #Kadıköy #İstanbul #kadıköyboğa
Harun Korkmaz (@korkmazharun) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Bahariye’nin tramvayın geliş yönünden girişinde de bir Ermeni kilisesi var ancak cemaatleri farklı, zira bu ikincisi Ermeni Katolik mezhebinden. Zaten Surp Levon da Kadıköy 451 tarihli Konsili’nin başkanı Papa, Aziz Leo'nun Ermenice söyleniş şekli. O dönemde cemaati büyüdüğü için, 1905 yılında Sultan II. Abdülhamid’den izinle yeniden yapılmış. Kapının olduğu Ali Suavi Sokak, zanaatkar tezgahların bol olduğu, ilgililerin tadını çıkarabilecekleri bir yer.
#surplevonarmeniancatholicchurch #surplevonchurch #surplevon #armeniancatholicchurch #armenia #instaturkey #instaphoto #instapicture #pictureoftheday #photooftheday #history #instahistory #instacool #instaart #instalove #instapeace #instagood #instagram #kadıköy #istanbul #instaistanbul #instalike #culture #instaculture
özgünsss (@ozgunsss) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Kadıköy’ün en gösterişli binasına adını veren Süreyya Paşa, aslında ne general ne de üst düzey bir bürokrat. Askeriyeyi bırakıp iş hayatına atılsa da, Abdülhamid devrinin seraskeri (ordu komutanı) olan babası Rıza Paşa’nın ardından herkes bu şekilde anmış. Moda’daki Rıza Paşa sokağı da adını kendisinden alır. Cumhuriyet devrinde "İlmen" soyadını alacak olan Süreyya Bey, işgal yıllarında okullara bağış toplamak için opera düzenlemek istediğinde, bugün Rexx sinemasının olduğu yerde bulunan Apollon Tiyatrosu mekanı vermeye yanaşmamış. Bunun üzerine, kendisi bu tip aday bir yer yaptırmak istemiş. Almanya ve Fransa’da örnekler gezen İlmen, özellikle o sıralarda daha onuncu yılına bile gelmemiş, yenilikçi Champs-Elysees (Şanzelize) Tiyatro binasından çok etkilenmiş.Toplamda 5500 metrekarelik alan, hem operanın bazı sahne ve kulis ihtiyaçlarını karşılayamadığı hem de ülkede operadan ziyade yükselişte olan sinema ağırlık kazandığı için projenin akıbeti Süreyya Sineması’na dönüşmüş. İlk yıllarındaki müdürü Nazım Hikmet’in babası Hikmet Bey’dir ki, uğradığı haksızlık nedeniyle Nazım’ın Süreyya Paşa’yı neredeyse lanetlediği şiirleri meşhurdur. İlmen binayı miras olarak Darüşşafaka’ya bırakır. Bu yüzden 1950’den sonra farklı farklı amaçlarla kiraya verilir. En son 2005’te Kadıköy Belediyesi Darüşşafaka’dan 45 yıllığına kiralayıp restore eder, bazı şartları da iyileştirip ilk planlandığı gibi bir opera olarak faaliyete sokar.


Opera’nın ötesinde bina, batı sanatlarının icrasında başka yollar da açar. Mesela heykeller ilk Türk heykeltraş İhsan Özsoy’a ait.

|Dehşetengiz| #süreyya #opera #süreyyaoperası #kadıköy #bahariye #istanbuldayasam #istanbul #cephe #cephesüslemesi #operahouse #facade #window #historicalarchitecture #old #historical #tarihi #dehşetengizsurat #horrorface
Elif Tüzünkan (@eliftn) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Champs-Elysees’den ön cephe ve fuayeyi model alan tasarımın iç mekanı daha çok Alman operalarından esinlenme.

#türkiye #istanbul #kadıköy #süreyyasineması #süreyyaoperası#benimrenklerim #bugununkaresi #bir_dakika #oan_turkey #objektifimden #like #hayatakarken #gunungalerisi #durdurzamani #turkishfollowers #history #TagsForLikes #TFLers #photooftheday #20likes #amazing #followme #follow4follow #like4like #instalike

KursatOkutmus (@kursatokutmus) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Binadan 90 sene sonra opera gelir.

#opera#faust#süreyyaoperası #tragedia #goethe#kadıköy

Gonj 🍷☕️🎶📚🎭🎬🏋🏻❤️🌍 (@budgonj) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Binanın bütün aydınlatma parçaları burası için özel üretilmiş.

#süreyyaoperası #borusanquartet #ferhanferzanönder 👏👏

Melek Pınar Koçyiğit (@mpinary) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Elbette buradan sonra devam etmek için en iyi seçenek Moda. İsterseniz zevk olsun diye iki duraklığına tramvaya takılabilirsiniz. Diğer taraftan, bu bahsi geçen çok kültürlülüğü, semtin sıradan sivil mimarisini, ara sokaklardan yolu uzatarak gözlemek de menun edici bir tercih.


Adil Fide


BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.