İttihat ve Terakki - Çöküş

Tolga Gerger 18.09.2016

İktidardan çöküşe İttihat ve Terakki'yi anlatmaya devam ediyoruz.

İttihat ve Terakki - Çöküş

Dünya tarihindeki bütün siyasi düşünceler kendince iyi olanı yansıtmaya çalışır. Her siyasi partinin kendine göre bir dünya görüşü ve taraftar kitlesi vardır. Düşünceler taraftar toplamak için esnetilebilir fakat taban seçmen kitlesi ve partilerin inandığı değerler baki kalır. Olağanüstü durumlar, olağanüstü zamanlar hariç... İttihat ve Terakki hürriyet kavramını esas alarak yola çıkar, eşit temsil hakkına inanır. Fakat yaşanan gelişmeler sonucunda, bu düşünceyi değiştirip yerine kendince bir despotluğu dikte ettirmeye çalışan bir rejim haline dönüşür. Yapılmak istenenle şartlar çeliştiği an tarih kendi akışına müdahale eder ve olaylar kimsenin istemediği noktaya gider.

Türkiye siyasi tarihine bırakılan bir gelenek

1909 yılında siyasi bir parti olarak kendini değiştiren cemiyet, muhalefeti zorla sindirme yoluna girerek Türk siyasi tarihine bir gelenek bıraktı. Bu dönemden sonra bütün istediklerini zorla gerçekleştireceklerdi. Halen tam nedeni bilinmeyen fakat tahminler yürütülen 31 Mart Ayaklanması işte böyle bir süreçte meydana geldi. 31 Mart Ayaklanması, başlı başına incelenmesi gereken bir konu. Meşrutiyetin tekrar gelmesinden rahatsız olan bütün bir kitlenin İstanbul'da toplanması ve başlattığı ayaklanma, Mahmut Şevket Paşa komutasındaki ordu tarafında bastırıldı. Enver Paşa İstanbul'a adeta ikinci bir Fatih edasıyla girdiğinde İttihat ve Terakki, siyasi rakiplerini ve Meşrutiyet karşıtlarını yok etti. Abdülhamit tahttan indirildi.

Tarihimizde bugün dahil tartışılan bu hareket, bazı siyasi düşünce sahiplerini halen rahatsız etmektedir. Oysa 31 Mart Ayaklanması'nı bastıran Hareket Ordusu, asli unsurunu yerine getirmiştir. Yine çok bilinen yanlışlardan bir tanesi de Mahmut Şevket Paşa'nın İttihatçı olduğu suçlamasıdır. Bu asla tarihin gerçekleriyle bağdaşmamaktadır. Darağaçları kurulur ve bir devir böylelikle kapanmıştır.

İttihat ve Terakki - Çöküş

Sopalı seçimler

İttihat ve Terakki ilk amacını gerçekleştirmiş, Abdülhamit'i tahttan indirmişti fakat dünya yeni ve daha tehlikeli bir savaşa doğru sürükleniyordu. Saflar netleşmeye başladıkça, zaten kırılgan olan ülke coğrafyası, siyasi yaşama da sirayet ediyordu. Hürriyet ve İtilaf Partisi cemiyete karşı bir rakip olarak ortaya çıkmıştı. Yapılan seçimlerdeki baskı ve yanlışları örtme çabası şiddet ortamını meydana getirmişti. Tarihe "Sopalı Seçimler" olarak geçen bu dönemde İttihat ve Terakki Partisi hemen her yerde seçimi kazandı. Muhalifler bunun üzerine seçimi tanımadı ve karşı bir darbe yaptılar. Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne mensup kişiler hükümet merkezini bastılar. Yaverleri etkisiz hale getirip hükümet üyelerine silah doğrulttular. Yaşanan tartışmada Yakup Cemil, Harbiye Nazırı Nazım Paşayı öldürdü. Sadrazam Kamil Paşa ise kafasına silah dayatılıp zorla istifa ettirildi. İttihat ve Terakki, 23 Ocak 1913 tarihinden itibaren tamamen yönetimi ele aldı. Ta ki 1918 Ekiminin sonuna kadar.

Hürriyet ve Osmanlı idealinin sonu

Balkan Savaşlarının yarattığı kaos, toplumu o dönem etkilediği gibi, etkisini bugün de taşır. Tevfik Çavdar'ın kitabında Balkan Savaşı'ndaki çekilmeyi çok iyi anlattığı pasajlar vardır. Sadece gömleği ile kaçan kız çocuklarından tutun, yalın ayak binlerce insan, trenlerde ölüler ile kaçanlar ve birçok acı dolu hikaye. Kaçanların ardında nefretle saldıran ve yüzyıllardır komşusu olan Balkan halkları... İttihat ve Terakki, işte böyle bir atmosferde hürriyet ve Osmanlı idealizminden vazgeçer. Bu devlette ve halkta genel olarak yerleşir. Tarihimizde milliyetçilik ve ulus devlet anlayışında Balkan bozgununun büyük etkisi vardır. Yaşanan bu felaket sonrası İttihat ve Terakki, Türk unsurunu öne alan birçok politika izler.

Askerin maaşını ödemek için girilen bir savaş

Böyle bir atmosferde herkes yaklaşan büyük savaşı hissetmektedir. Dünya artık net bloklara ayrılmış, ilk kurşunun kimden geleceğini beklemektedir. İttihat ve Terakki üyeleri, İngilizler ve Fransızlar'a yakınlaşmaya çalışır fakat onlar bu ittifakı istemezler. Orta Doğu'ya nüfuzu yayılan Almanya bu dönemde imdada yetişmiştir. Tarihin o dönemini yorumlarken, Almanya'ya itildik desek yanlış bir yorum yapmayız çünkü herkes gibi İttihat ve Terakki de artık devletin sonunun geldiğini biliyordu. Tek amaçları devletin bu yıkılışını geciktirmekti. Yapılan hamlelerde bunu net bir şekilde görürüz. Muhittin Brigen Cemal Paşa'ya neden savaşa girdiklerini sorunca, "Askerlerin maaşını ödemek için" cevabını vermiştir. Birinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan gelişmeler bunu ispatlar şekildedir. Onlar yenildi diye biz de yenik sayıldık ifadesi son derece yanlış. Biz, bu savaşta yenildik. İttihat ve Terakki dönemindeki en önemli gelişme, şüphesiz, Ermeni Tehciri'dir. Bu olay başlı başına anlatılması gereken bir olay olmakla birlikte, karşılıklı hataların ve acıların getirdiği bir hadisedir. Tehcir sonrası İttihat ve Terakki üyelerine karşı büyük bir nefret dalgası yayılmıştır.

İttihat ve Terakki - Çöküş

Direniş siyasi mi olacak, askeri mi?

Kasım 1918 tarihine yaklaşırken bürokraside büyük bir koşuşturma vardı. Savaş artık kaybedilmişti. Başta Enver Paşa, Talat Paşa ve Cemal Paşa olmak üzere, İttihat ve Terakki'nin bir çok üyesi 1-2 Kasım gecesi Alman denizaltısına binerek ülkeyi terk ettiler. 5-6 Kasım günü İttihat ve Terakki Partisi kendisini fesh etti. Ülkeyi terk edenler daha denizaltında ilk fikir ayrılığını yaşamaya başladılar. Talat Paşa siyasi bir mücadeleyi savunurken, Enver Paşa askeri bir mücadeleyi savunmaktaydı. Denizaltı Kırım'a geldiğinde, yolları bir daha hiç birleşmedi.

Roma, Berlin, Tiflis ve Tacikistan

Kurtuluş Savaşı yıllarında İttihatçı üyeler Milli Mücadele'ye katılırlar. Mustafa Kemal ile olan mektuplaşmaları vardır. Enver askeri bir güçle Anadolu'ya girmek ister. Sakarya Meydan Savaşı kritik bir dönemeç olur. Tarih varsayımlarla yapılmaz fakat Sakarya'da bir yenilgi olmuş olsaydı, Enver ülkeye girecek ve yönetimi devir alacak konumdaydı. Tehcirin yarattığı nefret dalgası sonucunda İttihat ve Terakki'nin birçok üyesi Ermeni çetelerce öldürülür. Sait Halim Paşa Roma'da, Talat Paşa Berlin'de, Cemal Paşa ise Tiflis'te öldürülür. Enver Paşa ise daha farklı bir mücadele içine girmiştir. Tacikistan'da verdiği mücadele sırasında öldürülür.

Mustafa Kemal'e düzenlenen suikastten sonra...

Cumhuriyet döneminde Mustafa Kemal'e yapılmaya çalışılan suikast girişimi sonrası İttihatçılar'ın bu korkunç saldırı girişiminde parmağı olduğu tespit edilir. Halen tartışılan bu olayda bazı suçsuz insanlar da yargılanır ve 14 kişi idam edilir. Bu olay sonrası tamamen tasviye gerçekleşir.

İttihat ve Terakki, imparatorluğun son deminde ortaya çıkan bir siyasi oluşumdur. Vatanı kurtarmak için yola çıkanlar, sonrasında inandıkları düşüncelerin yıkıldığını görürler. Özellikle Balkan Savaşı sonrası yaşanan şok dalgası fikirlerini değiştirir. Siyasi hayatımıza iyi ya da kötü birçok miras bırakmışlardır. Dönemlerinde olan hadiseler halen tartışılmakta, yeni belgeler halen ortaya çıkıyor. Tarih yazılmaya devam ediyor.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.