İttihat ve Terakki-Başlangıç ve İktidar

Tolga Gerger 17.09.2016

Bir devrin ve bir neslin partisi.

İttihat ve Terakki-Başlangıç ve İktidar

Ünlü hukukçu Tarık Zafer Tunaya'nın İttihat ve Terakki için çok güzel bir ifadesi var "Bir devrin ve bir neslin partisi". Gerçektende önce gizli bir teşkilat olan, sonra cemiyet ve ondan sonra partileşen İttihat ve Terakki bu kavramın üzerine kurulmuş bir yapı. Öyle bir birliktelik ki bunun içinde Enver Paşa, Ziya Gökalp hatta kısa bir dönem de olsa Atatürk'ün bile içinde bulunduğu birçok kişinin varlık gösterdiği bir oluşum. İttihat ve Terakki, bütün tarihi olaylarda ve kişilerde olduğu gibi, o dönemin şartlarına göre yorumlanması gerekliliğinin olduğu bir cemiyettir. Günümüzde bu teşkilat ve burada yer almış kişiler ya çok sert bir dille eleştiriliyor ya da hayranlık duyuluyor. Her iki durumun da aşırısı bir saplantı. Ortada bir imparatorluk var ve ayakta kalması tamamen tesadüflere bağlı. Böyle bir dönemde gelen iktidar ve ondan sonra yaşananlar gösteriyor ki gelen, gideni aratıyor. İttihat ve Terakki, tıpkı tarihin diğer konularında olduğu gibi objektif bir şekilde anlatılmalıdır.

İttihat ve Terakki'nin kuruluşunun arka planı

Her insanın bir ömrü olduğu gibi, devletlerin de bir ömrü vardır. Osmanlı İmparatorluğu işte bu ömrün son günlerindeydi artık. Batının "Hasta Adam" dediği Osmanlı, üzerinde planların yapıldığı bir yer haline gelmişti. Herkesin kendine göre çıkarları vardı. Örneğin İngilizler, Doğu ticaret yollarının denetimini sağlamak istiyordu. Ruslar yayılmacı bir politika gösteriyor, Fransızlar yeni hakimiyet sahaları geliştirmeye çalışıyordu. Buna bir de Fransız İhtilali sonrası yayılan milliyetçilik akımını eklersek, işler daha bir karmaşık hale gelmektedir. Osmanlı bürokrasisinin Fransız İhtilali'ni iyi yorumlamadığını söylemek galiba yanlış olmaz. Dönemin Osmanlı yazarlarının bir benzetmesiyle "Yeni Frenk düşünceleri yeni frengi hastalığı gibi" yayılmıştı. Devlet otoritesinin zayıf olduğu her yerde isyanlar oluyor, bu isyanlara bölgede çıkarı olan devletler destek veriyordu. II. Abdülhamit ülkenin bu zor zamanında devleti sıkı bir irade ile yönetiyordu. Batının ilerleyişini gören ve yeni eğitim kurumlarından çıkan askeri ya da sivil genç kadrolar artık devletin II. Abdülhamit tarafından yönetilmeyeceğine, hürriyetin gelmesi gerektiğine inanıyordular. Özellikle edebiyatta Namık Kemal gibi aydınlar, artık bu sürece müdahale edilmesi gerektiğini vatansever havada ürettikleri eserler ile topluma yayıyorlardı. Abdülhamit'i tahttan indirmek ve devleti kurtarmak için birçok cemiyet kuruldu. İşte bu cemiyetlerden bir tanesi, 1889 (Fransız İhtilali'nden 100 yıl sonra kurulması ilginçtir) yılında kurulan İttihat ve Terakki Cemiyeti'dir.

İttihat ve Terakki-Başlangıç ve İktidar

Tıbbiye Mektebinin karşısındaki odunlukta atılan tohumlar

İttihat ve Terakki, Tıbbiye Mektebinden dört öğrenci olan İbrahim Temo, İshak Sükuti, Abdullah Cevdet, Mehmet Reşit tarafından kurulan bir örgüttür. Anıların bize anlattığı kadarıyla, okulun karşısındaki odunlukta toplanan ve Abdülhamit karşıtı olan bu grup, daha sonra büyüyecek ve Osmanlı İmparatorluğu'nun yönetimini ele geçireceklerdir. Tıbbiye öğrencilerinin kurduğu bu gizli teşkilat, günden güne farklı destekçiler kazanmaya başlar. Askeri ve sivil erkan üzerinde hızla yayılan İttihat ve Terakki, 1895 yılında nizamnamesini hazırlar. Amaç bellidir; Abdülhamit tahtan indirilecek, Osmanlı ruhunu yansıtan bir meclis açılacak ve hürriyet idaresi ülkeye hakim olacaktır.

Ve darbe planı ortaya çıkar

Şartlar artık hazırdır. Askeri kanatın darbe planı ortaya çıkınca yüzlerce cemiyet üyesi tutuklanır, ağır işkencelere maruz bırakılırlar ve büyük çoğunluğu sürgüne gönderilir. Tarihe "Şeref Kurbanları" olarak geçecek bu olay, İttihat ve Terakki cemiyetini farklı bir yöne sürükler. Avrupa başkentlerinde çeşitli toplantılar yapılır. Bunun sonucu olarak rejim aleyhtarı gazeteler çıkarılır. Toplantılar çoğunlukla yurt dışında devam ederken, Osmanlı topraklarında bulunan cemiyet üyeleri gizliliğe son derece önem vermektedirler. 3-4 kişilik çalışan ve hücre tipi örgütlenen İttihat ve Terakki'de, örneğin Selanik'te bulunan üye, Şam'da bulunan üyeyi tanımamaktadır fakat iletişim üst yönetimce sağlanır. İşte bu süreçte cemiyete üye olanlardan biri de Mustafa Kemal olmuştur. Mustafa Kemal, yer aldığı örgüte karşı olumsuz bir duruş sergilemiş ve kısa sürede bunlardan ayrılmıştır.

İttihat ve Terakki yoğunlukla Balkanlar'da bulunuyordu. Askeri kanatta yer alan bütün üyeleri incelersek, hemen hepsinin ya eşkıya diye tanımlanan isyancı grupların peşinde olduğunu ya da belli stratejik konumdaki birliklerin başında olduğunu görürüz. İttihat ve Terakki'de kararlar, Merkezi Umumiye adlı bir üst yönetim tarafından alınmaktaydı. Sovyet yönetimindeki Politbüroya benzetilse de dünyada eşine rastlanmayan bir idare şekli vardı. Orada bulunan herkesin eşit söz sahibi olduğu ve ikna yöntemiyle kararların alındığı Merkezi Umumiye sonrasında, İttihat ve Terakki'nin en kritik kararlarına imza atacaktı.

İttihat ve Terakki-Başlangıç ve İktidar

Fitili ateşleyen Reval görüşmesi

İngiltere Kralı VII. Edward ile Rus Çarı II. Nikola, Estonya’nın başkenti Reval’de 8-9 Haziran 1907 tarihinde bir araya geldiler. Görüşmenin esas konusu Makedonya ve Boğazlar konusu idi. Bu görüşmede İngiltere ile Rusya’nın Osmanlı İmparatorluğu'nu parçalama ve bölüşme konusunda anlaştıkları biliniyordu. İttihat ve Terakki artık güçlü bir konumdaydı. Öyle ki Abdülhamit 'İttihatçılar kimdir?' diye sorduğunda "Efendim bendeniz kulunuzdan başka herkes İttihatçıdır" yanıtını alacaktı. Reval'de yapılan anlaşmanın özellikle Makedonya'nın elden çıkarılması hükmü üzerine İttihat ve Terakki Cemiyeti harekete geçti. Resneli Niyazi ve Enver Paşa harekete geçerek isyan başlattılar. İsyanın Rumeli topraklarında büyümesi üzerine padişah Meşrutiyet'i ilan etmek zorunda kaldı. 1908 Hareketi ya da devrimi olarak anılan bu hamleyle İttihat ve Terakki yönetime ilk müdahalesini yapmış oldu. Yurt çapında Abdülhamit yanlısı devlet adamları ve askerler öldürüldü.

1908 Devrimi'nin sonucuyla ülkede hürriyet havası yayılır. Bu, sanatta ve yaşantıda kısa bir sürede etkisini gösterir. Fransız tipi bir aydınlanmayı savunan cemiyet başarılı olmuştur fakat daha yapılacak işler vardır. İttihat ve Terakki, Meşrutiyet yönetimini kabul ettirdikten sonra kendisini partileştirir. Bu süreçten sonra cemiyet, iktidarı tamamen ele geçirmeye çalışacak, büyük zaferleri ve büyük malubiyetleri aynı anda görecek, devirdiği yönetimden daha sert uygulamalar sergileyecektir.

Devam edecek...

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.