İstanbul'un Yaşadığı Felaketler

Tolga Gerger 06.11.2016

Bu aziz şehir bugüne dek hangi felaketleri yaşadı? Sırada neler var ve biz bunlara hazırlıklı mıyız?

İstanbul'un Yaşadığı Felaketler

Yaşadığımız şehir İstanbul'un felaketlerle geçen tarihi, bize tüyler ürpertici gerçekleri hatırlatır. Her ne kadar, felaketleri önlemek için günümüzde bu konuda çalışmalar yapıldığı iddia edilse de, bunlar tatmin edici şeyler değil. Geçtiğimiz günlerde yaşadığım bir hadise, konunun daha iyi anlaşılması için iyi bir örnek teşkil ediyor.

Yüksek ateşten dolayı hastahaneye gittim. Acilden çıktıktan sonra hastahane bahçesinde yıllardır gördüğüm bir konteyner vardı. Bu nedir, ne değildir, ne işe yarar diye sormak istedim. Güvenlikten sorumlu beyefendi de cevap olarak deprem için bekletilen bir konteyner olduğunu söyleyince şaşkınlığımı gizleyemedim. Etrafı pas tutmuş, öylece bırakılmış... İçinde hangi malzemeler var, bilinmez ama bana göre çoktan bozulmuştur.

Elbette bunu tam anlamıyla bilmiyorum fakat gerçek şu; muhtemelen 99 depreminin ertesinden bu yana orada bekletilen bu konteyner, depremden sağlam çıkabilir mi? İstanbul için uzunca bir zamandır "deprem çok yakın" deniyor. İtalya'da çok yeni yaşanan iki deprem sonrası bazı uzmanlar, fay hatlarında hareketlilik olduğunu söylüyor. Bu şehirde yaşayan herkesle deprem hakkında konuştuğunuzda ise yorumlar aynı: Büyük bir felaket bizi bekliyor!

Uzun süredir 'kentsel dönüşüm' adı altında, 'değiştirilen' bir şehircilik anlayışı ile karşı karşıyayız. İstanbul'un tarihi değerleri de, bu sözde dönüşümden ötürü zarar görmekte. Dönüşüm sanki olası deprem için değil, rant için yapılır hale gelmiş. Bu şehir, zaten tarihi felaketler anlamında oldukça sıkıntılı bir konumda... Elimizde, deprem ya da sonrasında yaşanan hadiselere ait oldukça fazla kaynak var. Önlemler ise sadece göz boyama taktiği şeklinde.

Şehir, sadece olası bir depreme değil, yangın, fırtına hatta sel gibi bazı doğal afetlere de hazırlıklı değil. Tarihin her döneminden ders çıkartmak bundan dolayı oldukça önemli. Yaşanabilecek felaketleri önlemek insan eliyle mümkün fakat yine insan eliyle felaketlere davetiye çıkartmak da mümkün. İstanbul'un felaketler tarihine baktığımızda bu konuya dair birçok örnek bulabiliriz.

İstanbul'un Yaşadığı Felaketler

İstanbul'un iklim yapısının değiştiği hepimizin malumu. Çok değil, kendi büyüklerimizden dinlediğimiz hikayeler gösteriyor ki, yazlar da kışlar da birbirine karışmış durumda. Bunda, yaşanılan şehirlerin doğal yapılarının bozulmasından tutun da, yeşil alanların yok edilmesine kadar birçok neden var. Buna bir de küresel iklim değişimi faktörü eklenince, yaşadığımız şehirlerde aynı havayı hissedemediğimizi söylemek mümkün.

1785 yılında Talisanizade Tarihi'nde anlatılan olay, buna bir örnektir. 25 Şubat 1785 tarihinde, o dönem vefat eden Şehzade Murat'ın cenazesi sonrasında, İstanbul'da büyük bir fırtına yaşanır. Yaşanan fırtına sonrasında, binlerce evin çatısı uçar, kayıklar batar, hatta ağaçlar yerinden sökülür. Fırtınanın boyutu o denli korkunçtur ki, Samatya ile Eminönü arasında 3000'den fazla ceset toplanmıştır. Yedikule açıklarına vuran cesetler, halkta büyük panik yaratır. Hafız Abdullah, bunu 'küçük kıyamet' olarak yorumlamıştır. Bu felaketin esas nedeni, İstanbul'da ulaşımın kayıklarla yapılmasıdır... Halk, bu kısa süreli fırtınanın etkisini uzun bir süre yaşamıştır.

İstanbul'da seller de, büyük felaketlere neden olmuştur. Çok değil, iki-üç yıl öncesine kadar bu tarz olayların İstanbul'da halen yaşandığını gördük. Anadolu'da nehir taşması sonrası, önlem alınmadığı için yaşanılan olayları hepimiz halen görmekteyiz.

1563 yılında Kanuni Sultan Süleyman, Ayastefanos yani bugünkü Yeşilköy civarına gider. Ani sağanak yağış, bir anda sele dönüşür. Kanuni ve mahiyeti, kendilerini Defterdar İskender Paşa Sarayı'na zar zor atar. Su, köşke girer ve üst katlara doğru yükselir. Bir içoğlanı, Kanuni'yi omzuna alarak üst kata çatıya çıkarır. Yağmur dinip de sel suları çekildiğinde ortaya çıkan manzara korkunçtur. Şehrin su kemerleri yıkılmış, evler harabeye dönmüştür. Kanuni verdiği fermanla bunların tamirini daha sonra sağlamıştır.

İstanbul'un felaketler tarihinde en önemli konu, hiç şüphesiz depremlerdir. Bu şehir her 250 yılda bir, büyük depremler görmüştür. 1766 yılında, İstanbul son büyük depremini yaşadı. 'Felaket saati' korkunç bir ifade olmakla birlikte, bu 250 yıl dolmuş bulunmakta... Son Gölcük depreminin İstanbul'a etkisi herkesin malumu. Deprem, bu şehirde olmamasına rağmen Avcılar bu büyük felaketten çok etkilendi. Deprem sonrası, yarı hasarlı binalar hakkında yıkım kararı alındı. Çoğu kişiden duyduğum, Avcılar'da hasarlı binaların sıva ile kapatılarak yeniden yerleşime açıldığıdır. Sırf bu düşünce yapısı bile yaşanabilecek felaketlerin hangi boyutlara ulaşabileceğinin net bir göstergesi...

İstanbul'un Yaşadığı Felaketler

İstanbul'da yaşanan ve kayıtlara geçen depremleri incelediğimizde karşımıza korkunç bir manzara çıkmaktadır.

- 434 yılında İstanbul 4 ay boyunca sallanmıştır.

- 446 yılında ise 3 ay süren depremler olmuştur.

- 477 yılında 40 gün süren depremler İstanbul'da birçok yapıyı yıkmıştır.

- 554 yılında bu kez aralıklarla iki deprem yaşanmıştır. Bu depremde surlar büyük hasar görmüştür.

- 557 yılındaki deprem sonrası büyük dalgalar olmuştur. Bizans tarihçileri depremin şiddetinden yıldızların yer değiştirdiğini yazmışlardır.

- 1010 yılının Ocak ayından Mart ayına kadar büyük depremler olmuştur.

- 1034, 1037 ve 1040 yıllarında İstanbul'da depremler olmuştur.

- 1063 yılında İstanbul, Trakya bölgesi ve İznik'de hissedilen büyük bir deprem olmuştur.

Bu kaynaklara, Bizans kronikleri yardımıyla ulaşabilmek mümkündür. 1509 yılında yani 2. Bayezid döneminde büyük bir deprem yaşanır. Padişahın yatak odasının tavanı, bu deprem sonrasında çökmüştür. Topkapı Sarayı bu depremde büyük zarar görür. Elimizdeki belgelere göre 109 cami ve 1070 ev yıkılır. Özellikle bu depremin, yaşanabilecek olası felaketler karşısında bir noktası oldukça önemlidir. Her ne kadar İstanbul okyanus kıyısında olmasa da 1509 Depremi'nde sular, surları aşmıştır. Kaynaklarda yazdığına göre sular çekildikten sonra Galata Kulesi'nin dibinden balıklar toplanmıştır. Bu, bize şunu net olarak gösteriyor ki; deprem sonrasında sular o bölgeye kadar gelmiştir. Bu deprem sonrasında ölü sayısı 13.000'den yüksektir. 12 Haziran 1542, 1718, 5 Mart 1719 ve 1763 tarihlerinde de İstanbul'da hissedilen depremler yaşanmıştır.

23 Nisan 1766'da İstanbul, tarihinin son büyük depremini yaşar. Bu depremin Kırım'dan hissedildiğine yönelik tarihi kayıtlar mevcuttur. Çorlu ve Büyükçekmece bölgesi yerle bir olur. Fatih ve Bayezid Camileri yıkılır, binlerce kişi hayatını kaybeder. Osmanlı tarihçileri bu depreme Kıyamet-i Sübra (Küçük Kıyamet) demişlerdir. Ermeni şair Minas Cerayyan, bu felaketin günahlar yüzünden yaşandığını anlatan bir destan yazmıştır.

1894 yılında ise tahmini İzmit merkezli büyük bir deprem olur. Etkisi İstanbul'da da hissedilir. Deniz kıyısında suların ısındığına hatta bazı noktalarda kaynamanın göründüğü anlatılmaktadır. 2. Abdülhamit, Atina Rasathanesinden yardım istemiştir, bunun üzerine kapsamlı bir rapor çıkartılır. İstanbul'un ahşap yapılardan taş yapılara dönmesi bu döneme rastlar. Yaşanan deprem sonrası Kapalıçarşı'nın önemli bir kısmı da yıkılmıştır.

İstanbul'un Yaşadığı Felaketler

İstanbul'un yaşadığı felaketlerden biri de yangınlardır. 1510 ve 1639 yıllarında olan yangınlar, İstanbul'da çok büyük yıkımlara neden olmuştur. Bu şehrin yaşadığı en önemli felaketlerden bir başkası ise bahsedilmese de vebadır.

Veba, Avrupa tarihini derinden sarsan bir hastalıktır. 1348 yılında, Dünya tarihi en büyük salgınlardan birini yaşar. Asya üzerinden geldiği varsayılan vebanın Avrupa'ya yayılması hakkındaki en önemli yorum, Kırım'da olan bir kale kuşatmasıdır. Kırım Tatarları, 1348 yılında Venediklilere ait bir kaleyi kuşatır. Kuşatma sırasında, vebalı cesetler mancınıkla kale içine atılır. Hastalığa yakalananlar, gemilerle İtalya'ya giderler. Hastalık, farelerle de kolayca yayıldığı için veba kısa bir sürede tüm Avrupa'yı sarar. 75 milyonluk Avrupa nüfusunun 25 milyonundan daha fazlasının bu hastalık sonrası öldüğü tahmin edilmektedir. 1348 yılında yaşanan bu hastalık büyük kaos yaratır. Dini anlamda halen koyu temeller üzerinde yaşayan Avrupa'da tarikatlar ortaya çıkar. Tanrının insanların günahları yüzünden dünyaya gönderdiğine inanılan veba yüzünden Almanya'da sayıları 800 bini aşan Kırbaçcılar Tarikatı gibi örgütler ortaya çıkar. Bu insanlar şehirden şehre dolaşıp kendini kırbaçlayarak, insanları günahlardan arınmaya davet eder. Kediler, bu hastalık öncesinde cadı olarak görülüp yok edilmiştir. Hastalığın fareler tarafından yayıldığı anlaşılınca, kediler hakkındaki bu önyargı da biter. Günümüzde sevimli dostlarımız kedilerin halen var olması bu olaya dayanır. Veba önlenemeyince de, bunun suçlusu olarak Yahudiler görülür ve Avrupa şehirlerinde büyük katliamlar gerçekleştirilir.

Veba eski dilde 'taun' olarak geçmektedir. Genellikle kitaplarda 'Mübarek Taun' olarak adlandırılan bu hastalığın etkisi Osmanlı'nın Balkanlardaki ilerleyişini ise olumlu anlamda etkiler. Veba, İstanbul'da ilk olarak 1591 yılında görülmüştür. Günümüzdeki Okmeydanı ve Alemdağ'da bu nedenle toplu dualar edilir. İstanbul'daki seyyahlar, Türklerin veba hastalığının ismini bile ağızlarına almadığını ve dini tevekkül ile bu hastalıkla mücadele ettiklerini yazmışlardır.

İstanbul, felaketlerin yaşandığı bir şehir... 2016 yılında insanlık artık kendi geleceğine yön verebilecek teknoloji ve bilgi birikimine sahip. Bunları iyi yönde kullanabilirsek bu şehir olası felaketlerden kurtulur. Rant ve göstermelik uygulamalarla felaketlerin önüne geçemeyiz. Bunun için önlemimizi almalı ve bu konuda insanları bilinçlendirmeliyiz. Bu, herkesin görevi!

Tarih yazılmaya devam ediyor...


KAYNAKLAR:Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı, Minas Cerayyan Destanı, Evliya Çelebi/Seyahatname, Sean Martin/Kara Ölüm: Orta Çağ'da Veba.

TEŞEKKÜRLER: Graz'dan Şimal ve Arşivci Sayın Murat Akdeniz.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.