İstanbul Sokaklarında Bir Grup Don Kişot Dolaşıyor!

Erdem Şimşek 02.09.2016

İki tekerlerini doğadan, yaşamdan ve özgürlükten yana döndüren Don Kişot Bisiklet Kolektifi, her türlü ayrımcılığa karşı da net bir çizgi çekiyor

İstanbul Sokaklarında Bir Grup Don Kişot Dolaşıyor!

İki tekerlerini doğadan, yaşamdan ve özgürlükten yana döndüren Don Kişot Bisiklet Kolektifi, her türlü ayrımcılığa karşı da net bir çizgi çekiyor

İstanbul sokaklarında bir grup Don Kişot dolaşıyor! Rosinante’leri iki tekerli Don Kişot Bisiklet Kolektifi, gün oluyor piknikte buluşuyor, gün oluyor gece gezmesi yapıyor, gün oluyor eylemlerde bisikletleriyle yer alıyorlar. Temel değerlerini belirlemek için yazdıkları manifestoda her türlü ayrımcılığa karşı olduklarının altını çizen kolektif, hiyerarşi içermeyen bir yapılanmaya sahip. Onlar için bisiklet, yalnızca bir spor aracı değil. İki teker, her şeyden önce doğadan, yaşamdan ve özgürlükten yana dönüyor. Facebook sayfaları ve Telegram kanalından yaptıkları duyurularla etkinliklerini herkese açık bir şekilde paylaşan Don Kişot Bisiklet Kolektifi’nden Ege Su, Merve Vardar ve Fatih Erikli ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Biz kendilerini tanıdığımız için şimdiden mutlu olduk, bisikletimizi bir sonraki etkinliklerine katılmak üzere gölgelerden çıkardık. Eh, siz de bu keyifli söyleşiden sonra bir bisikletinizin yanına uğrayın. Belki ona “Hadi dışarı çıkalım” dersiniz.


Nasıl başladı Don Kişot Bisiklet Kolektifi’nin hikayesi?

Don Kişot İşgal Evi’nden (Don Kişot Sosyal Merkezi) çıktı kolektif. Gezi’den hemen sonra insanlarda buluşabilecekleri bir mekan arayışı vardı. Don Kişot İşgal Evi’nin bulunduğu bina senelerdir boş, sahibi olmayan bir binaydı. Orası sosyal merkez haline döndürüldü. Birçok etkinliğe ev sahipliği yaptı. Sonra oradaki insanlar, bisiklete çok fazla ilgi olduğunu görünce, bisiklet kolektifi kurmaya karar veriyorlar. Kurulma toplantısını hep birlikte yaptık. Bir kolektif olarak değerlendirmeye karar verdik. Başkanımız, derneğimiz olmasın, herkes eşit olsun, hiyerarşi olmasın dedik. Don Kişot İşgal Evi’nde işler nasıl işliyorsa bisiklet kolektifinde de işler öyle işlesin dedik. Kurulduktan birkaç ay sonra Don Kişot İşgal Evi kapandı. Bir mahkeme sonunda sahibi belli oldu. Bina sahibi geldi, “artık bina benim” dedi. Zaten Don Kişot İşgal Evi kurulurken de sahibi belli olunca biz çıkacağız denilerek kurulmuş, bu yüzden herhangi bir direniş gösterilmeden boşaltıldı. Oradan geriye de bir tek Bisiklet Kolektifi kaldı. İlk kurulduğumuzda tanışmak için bir Caddebostan turu yapalım dedik, orada sekiz kişi falan vardı. Oradakilerin hepsi devam ediyor. İkinci turumuzda Belgrad Ormanı’na gittik. Bir anda 20 kişi oldu katılımcı sayısı. Biz, bizim evde kahvaltı yaparız demiştik. Evimiz ufak ama sığarız, sığıyoruz derken, camdan bir baktım, bir 20 kişi daha bekliyor dışarıda. Bir anda çoğalmaya başladık. Çok hızlı oldu yani büyümesi. Sürekli yeni insanlar geliyor, bir kısmı uzun süre kalıyor, toplantılara geliyor, bazısı sadece sürüşlere geliyor. Bir yandan Don Kişot’tan gelen bir kolektif olduğumuz için aktivist bir grubuz. Bize uygun gelen eylemlere de katılmaya çalışıyoruz. Bize benzer topluluklarla ortak işler yapmaya çalışıyoruz. En çok ortak etkinlik yaptığımız topluluk Kuzey Ormanları Savunması mesela.


Topluluğu oluştururken neleri temel aldınız?

İlk toplantıdan bu yana biz, ırkçılığa, milliyetçiliğe, ayrımcılığa karşı bir çizgi oluşturduk. Bunları özellikle belli etmek için bir manifesto yazdık. Hiyerarşi karşıtı, ırkçılık, milliyetçilik, her türlü ulusalcılık, her türlü bayrağa karşıyız. Bu turlarda herhangi bir grubun propagandası yapılmıyor. Buna pek müsaade etmiyoruz. Bizi asıl birleştiren şeyleri belirleyebilmek için, bu düşüncelerimizin yazılı olmasını istedik, o yüzden manifesto yazdık. Don Kişot’tan geldiği için insanların temel profili belliydi. Bir gün birisi ters bir şey yaptığında diyebileceğimiz bir şey olsun diye bir manifesto yazdık. Genelde zaten bu değerleri benimsememiş birisi geldiğinde kendi ayrılıyor. Biz kimseye git demedik şimdiye kadar. Biz de artık gruba yeni gelen birine, bizi daha iyi tanımaları için manifestomuzu gönderiyoruz. Manifestoda açık açık şunu yazmıştık: Yolda daha zayıf görüldüğü için bir bisikletlinin sıkıştırılması ile bir kadına tecavüz edilmesi, bir transın yakılması, bir işçinin çalışırken ölmesi arasında çok büyük bir fark yok. Hepsi benzer şeyler. Biz bunları tek bir konu olarak ele aldığımız için dünyaya da bu şekilde bakıyoruz. Etkinliklerimizi de buna göre planlıyoruz. O yüzden 1 Mayıs’a gidiyoruz. 1 Mayıs ile bisiklet çok alakalı gözükmeyebilir ama bize göre bu boğuştuğumuz sorunlar çok farklı şeyler değil. O yüzden hepsine bir bütün olarak bakarak mücadele ediyoruz.

İstanbul Sokaklarında Bir Grup Don Kişot Dolaşıyor!

Bugüne kadar neler yaptınız? Ne tür etkinlikler yaptınız?

Etkinliklerimizin üçte ikisi eğlence amaçlı oluyor. Orada sürelim, burada sürelim, gezmeye gidelim, piknik yapalım gibi. Onun da aslında bir faydası var. Çünkü birçok insan şehirde bisiklet sürmeye çok korkuyor. Bizim turlarımıza gelenler arasında da yalnızca bizimle bisiklet sürenler var. Yani kendi başına sürmüyor. Yeni gelenlerin korkmaması için de buna uygun etkinlikler yapıyoruz. Caddebostan’da bisiklet öğrenme atölyesi yaptık, tamir atölyeleri yaptık. Tamir bakımda henüz çok ileri gidemedik. Bu kış herkesin bisikletini bakıma almayı düşünüyoruz. İnsanlar bisikletlerini, yağmurda, çamurda sürüyorlar ve bir süre sonra bakım yapılması gerekiyor. Bisikletçiye götürdüklerinde istedikleri gibi olamayabiliyor. O yüzden kendi kendimize yapma niyetindeyiz. Eylemlere gittik. 1 Mayıs’a örneğin. Kuzey Ormanları Savunması’nın eylemlerine katıldık. Bisikletle gidince bir eyleme, daha çok ilgi çekiyor ve farkındalık daha çok artıyor. İnsanlar baya mutlu oluyorlar hatta. Aliağa’da termik santrale karşı bir eylem vardı. Kuzey Ormanları Savunması bize bir kamyonet ayarladı. Kamyonete doldurduk bisikletleri. Orada Karşı Bisiklet grubu ve başka bir ilçenin bisiklet grubu ile karşılaştık. 50 bisiklet ile zilli, kornalı bir şekilde oraya girince insanlar baya sevindiler. Nasıl translar alana gelip “Nerdesin aşkım, burdayım aşkım” dediklerinde insanlar sevinip eğleniyorsa, bisikletin de benzer bir etkisi oluyor. Buradan yola çıkarak kendi içimize ritm kolektifi yapalım dedik. Eylemin içinde ritmli bir şeyler yapalım, motivasyon olsun, keyifler yerine gelsin dedik. Yazın başında başladık, çok ilerlemedik ama çalışmalar devam ediyor.


İstanbul gibi büyük bir şehirde bisikletin yeri nerede? İstanbul’da bisiklet sürmenin zorlukları neler?

Gün geçtikçe daha çok bisikletli insan görüyoruz. Spor amaçlı kullanıldığı gibi, ulaşım aracı olarak da kullanılıyor. İstanbul Yeditepe diye bir tabir vardır ya, aslında bisiklet kullanımının yaygın olduğu şehirler bu tip şehirler. Wikipedia’da yedi tepe üzerine kurulduğu söylenen şehirlere dair bir metin vardı, baktığımızda hepsi de bisiklet kullanımının yaygın olduğu şehirler. İstanbul’daki o tepeler, yokuşlar çok problem değil, onlar aşılıyor. İstanbul’daki en büyük problem trafik. Onda da daha çok bisikletli olarak bunu aşmamız gerekiyor. Bu da iyi yönde gidiyor. Bisiklet yollarının olması bir açıdan önemli. Asfalttan sürdüğünüz zaman trafik kurallarını da çok iyi bilmeniz gerekiyor. Mesela kolektifte güvenli sürüş hakkında bir sunum yapmıştı bir arkadaş. O, otomobil kullandığı için otomobillerin ne yapacağını çok iyi biliyor ve bunları anlatıyor. Otomobil sürmeyen kişi, arabaların ne yapacağını tahmin edemez. Sürekli tetikte olmamız gerekiyor, bu yüzden de baya yorucu olabiliyor İstanbul’da bisiklet sürmek. Karşıda sahil yolunda çok uzun bir bisiklet yolu var. Orası muhtemelen en kullanılır yer. Avrupa sahilinde bir bisiklet yolu var, 400 metre. Çok anlamsız, süs olması için konulmuş gibi. İnsanlar gittikçe daha çok sürüyor ama çoğunlukla evinden çıkıp kısa geziler şeklinde gerçekleşiyor bu. Ulaşım amaçlı kullanımı hâlâ çok yaygın değil. Bisiklet trafik sorununu çözebilecek bir şey ama insanlar bisiklet kullanmaya çekiniyor. İstanbul koşullarını düşünürsek, şehrin şu anki durumuna bakarsak, İstanbul’un her yerine bisiklet yolu yapmak çok zor. Daha uygulanabilir ve daha kısa vadede çözüm getirecek olan şey şerit paylaşımı. Sağ şeridi bisikletçilerin de kullanabileceği konusunda sürücüleri bilinçlendirebilirsek, trafikte bisiklet kullanımı daha da artar. Bu bisiklet yolunu beklemekten daha iyi bir çözüm gibi duruyor. Tabii sürücüler bugünkü gibi olmasalardı, bisiklet yoluna da ihtiyacımız kalmazdı. Sürücüler yüzünden bisiklet yolu diyoruz. Belli başlı şeyler var. Minibüsçüler, taksiciler çok sıkıntılı, otobüs sürücülerinin bir kısmı çok sıkıntılı. Bir anda önüne geçip durabiliyor, sen yokmuşsun gibi davranabiliyor. Bunlar için broşür gibi bir şey oluşturalım dedik bir ara. Dikkat etmeleri gereken şeyleri söyleyelim. O yolun ikimize ait olduğunu söyleyelim. Çünkü bazı insanlar kaldırımdan gitmemiz gerektiği gibi saçma düşünceleri savunuyorlar. Bir gün Merve taksinin yanında geçerken taksici kapıyı açtı ve Merve yere düştü, bu olaydan sonra böyle bir şey yapalım dedik. Benzer olaylarda bir sticker yapıştıralım dedik. Henüz uygulamaya koymadık ama yakın zamanda yaparız.


Üçüncü köprüyle ilgili düşünceleriniz neler? Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Üçüncü köprü ulaşım sorununu çözmek için yapıldığı söylenen bir köprü. Köprünün nereye yapıldığını biliyoruz. Orada iki ormanı birleştiren bir köprü, doğru düzgün bir yerleşim yok, sadece köyler var. Transit geçişler için kurgulanmış daha çok. Transit geçişler de İstanbul trafiğinin yüzde 2-3 kadar bir dilimini ifade ediyor.O yüzden çok anlamlı değil. Zaten trafik sorunu çözmek için ayrı bir köprü yapmak da mantıklı değil. Karayolu sorununu çözmek için yine bir karayolu yapıyorsunuz. O zaman her yere asfalt döşeyelim, sorun çözülsün. Doğa talanı olarak baktığımızda da ormanın ortasında devasa bir boşluk olduğunu görüyoruz. Ormanı bu şekilde ikiye bölmek de oradaki canlılar açısından çok tehlikeli. Ormandaki yaşam döngüsünü bozan bir durum. Yapım aşamasında da gördük bunu. Domuzlar yüzerek karşıdan karşıya geçmeye çalıştı. Bebekte yavru domuz bulundu. Bazı bisikletliler tarafından bisiklet yolu yapılması gündeme geldi. O da bize çok mantıksız geldi. Birincisi, bisikleti doğa ile ilişkilendirdiğimizde doğa talanına sebep olan bir projeye bisikleti katmak ve onu meşrulaştırmak doğru gelmedi bize. İkincisi oraya bisiklet yolu yapmak, kimseye bir şey ifade etmeyecek. Kim nereden nereye gidecek? Şehir içine bisiklet yolu yapılmıyorken, üçüncü köprüye bisiklet yolu yapsan ne fark edecek? Bunu da yazdığımız bir yazıyla açıklamaya çalıştık. Biz, bisikleti performans, spordan çok, felsefesini oturtarak tanımladığımız için daha çok çevremize zarar vermeme amaçlı da kullanıyoruz. Dolayısıyla oradaki talana baktığımızda, orada yapılması konuşulan bisiklet yolu da samimi gelmiyor.

İstanbul Sokaklarında Bir Grup Don Kişot Dolaşıyor!

Yurt dışı tecrübelerinizi paylaşır mısınız? Bu yakında bir tura gitmişsiniz.

Evet, Yunanistan, Arnavutluk ve Makedonya’yı içeren bir tur yaptık. Yunanistan mükemmel bir ülkeydi bisiklet için. Fazla bisiklet yolu yok ama olduğu yerde de çok dikkat ediliyor. Mesela rıhtıma bisiklet yolu yapılmış ve kimse o bisiklet yoluna girmiyor. Spor yapmak için bisikletiyle hız yapanlar var ama kimse girmediği için çok rahatlar. Ana yolda bisikletle giderken de çok dikkatliler, saygılılar. Mesela, emniyet şeridi yok ya da çalılarla kaplanmış, mecburen oto yoldan gidiyoruz, arkamızdan kocaman bir otobüs geliyor ve kornaya basmadan on dakika bekleyebiliyor. Burada olsa daha uzaktan gelirken kornaya basmaya başlıyorlar. Arnavutluk’ta çok anlatacak bir şey yok, orası Türkiye gibiydi. Girdiğimiz gibi fark edildi. Makedonya’ya gelirsek, Üsküp çok düz, geniş yolları olan bir şehir. Bisiklet kullanımı nispeten yaygın ama otomobil sürücüler çok vahşi, İstanbul’dan kat kat daha kötü. Birisinden az kalsın dayak yiyordum. Buna rağmen insanların orada bisiklet sürmesi güzel bir şey ama bisiklet yolu yapmışlar mesela, kaldırıma yapmışlar. Üzerinde reklam tabelası var, araba park etmiş, insanlar yürüyor, çekinmiyor. O da kötü bir örnekti. Bulgaristan’a vize alamadığımız için oradan dönüş yaptık. Özellikle Yunanistan’ın bisikletliler için cennet olduğunu söyleyebilirim. Kendine çok güvenmeyen kişiler bile şehirden şehre yolculuk yapabilir.


Bisiklet genellikle yaz aylarıyla ilişkilendiriyor ama önümüz kış. Sonbahar ve kış bisiklet için gerçekten çok mu sıkıntılı?

Sonbahar, ilkbahar aslında çok güzel, çok rahat sürülür. Yağmurdan korunmak için herhangi bir çözüm bulduğunuz sürece bir sıkıntı yok. Kışın da nasıl dışarıda kendinizi soğuktan koruyorsak, bisiklette fazladan rüzgar geliyor, ona göre bir korunma gerekiyor. Mesela ben kar yağdığında zevk için Tarabya’da Galata’ya bisiklet sürdüm, çok keyifli oldu. Kışın bisiklet sürmek için nasıl giyinmeli, neler yapmalı şeklinde bir sunum da hazırlıyoruz. Bunu grubumuza da ekleyeceğiz. Oradan da bu bilgilere ulaşabilirler. Etkinliklerimizi de Facebook sayfamızdan duyuruyoruz. Ayrıca Telegram kanalımızdan duyuruyoruz. Bütün toplantı ve etkinliklerimiz herkese açık. İsteyen herkes katılabilir.


Kişisel olarak bisiklet size ne ifade ediyor?

Ege: Sürdürülebilir ulaşım diyebilirim. Herhangi bir şeye bağımlı değil. Parça ihtiyacı vs. olabiliyor ama genel olarak sürdürülebilir. Kas gücüyle ilerlediği için çevreye herhangi bir zararı yok. Beni en çok etkileyen yanı bu olmuştu. İlk kez bir bisiklet turuna gittiğimde, o zamanlar Latin Amerika hayali kuruyordum. Bisiklet hayatımda yoktu çok fazla, Turdan sonra çok güzelmiş dedim, çevreye de bir zararı yok. O zaman bisikletle dünyayı dolaşabileceğimi fark ettim. O zaman yama yapmayı bile bilmiyordum.

Fatih: Bisiklet özgür, gözetimsiz bir ulaşım aracı benim için. Bir araba ya da motosikletin bir kimliği var, plakası var. O, gözetlenen bir araç. Bisiklette hiçbir şekilde böyle bir şey yok. Gözetimsiz bir şekilde şehirler arası, ülkeler arası gezebiliyorsunuz.

Merve: İlk uzun turumu yapmadan önce bisikletle aramda bir bağ yoktu. İlk kez 4-5 günlük bir tur yaptığımda, bir yerden bir yere varıp akşam çadırımı kurduğumda, kendi emeğimle bunu yaptığım için mutlu oluyordum. Ucuz, doğaya zarar vermeyen, daha çok özgürlüğü ifade eden bir ulaşım aracı benim için.


Şimdiye kadar yaptıklarınıza bakarak "ya biz daha çok şey yapabiliriz" hissiyatı içine giriyor musunuz?

Tabii ki. Mesela yapmamız gereken şeylerin bir listesi var ama vakit olmadığından yapamıyoruz. Ama daha yolun çok başındayız ve daha çok şey yapabileceğimizi hissediyoruz. 20 kişi çekirdek kadromuz var ve bunun çoğunluğunu beyaz yakalılar oluşturuyor. Beyaz yakalı çalışanlar, boş kaldıklarında kendilerini motive edecek şeylere vakit ayırıyorlar. O gün iyi hissetmiyorsa, gelmeyebiliyor etkinliğe. Bunu nasıl aşabiliriz diye konuşuyoruz ama o his de hep yaşıyor. Birisi fikri ortaya atıp sürdürmeye devam ederse işler ilerliyor. Kimseye zorla iş yaptırmak gibi bir tarzımız yok, inisiyatif alan olunca işler ilerliyor.


Bu yakında etkinlikleriniz var mı?

Yaz boyunca her Perşembe akşamı sürüşler yapıyoruz. Genellikle sahilde, kısa mesafeli geziler oluyor. Olabildiğince iş çıkış saatlerine getiriyoruz. Yazın hemen her hafta sonu etkinliklerimiz oluyor. Kışın daha çok toplantılar şeklinde geçiyor. Bu kış, tamir bakım atölyeleri yapmak istiyoruz. Önümüzdeki bahara tertemiz çıkmak için. Yine bu kış, film gösterimleri yapabiliriz diye düşünüyoruz.

İstanbul Sokaklarında Bir Grup Don Kişot Dolaşıyor!

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.