İsrail ve Filistin - 2

Tolga Gerger 25.08.2016

Filistin meselesi nasıl kaynayan bir kazan haline geldi?

İsrail ve Filistin - 2

19. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren bölge, çeşitli coğrafyalardan gelen Yahudilerin yerleştiği bölge haline gelmeye başladı. Doğu Avrupa, Kafkaslar, Balkanlar gibi bölgelerden umutla bölgeye geniş akınlar oldu. Durumdan rahatsız olan ve bölgede sonrasında Filistinli olarak adlandırılan Arap çoğunluk, bu durumu Osmanlı yönetimine şikayet ettiler. Gelen yoğun şikayetler üzerine bölgeye Yahudi göçü durduruldu. Bu kez bölgedeki ABD elçiliği gelen Yahudileri kendi vatandaşı olarak gösterdi. Bunun sonrasında bölgeye göçler ABD vatandaşıymış gibi gösterilerek devam etti. Almanya ise kendi topraklarında bulunan Yidiş dili konuşan Yahudileri bölgeye göç konusunda teşvik ediyordu. Almanya'nın bu desteği sadece Yahudileri değil, bazı Hristiyan topluluklarını da teşvik ederek bölgeye yerleşmelerini sağladı. 1878 Osmanlı-Rus savaşından sonra Dobruca ve Bulgaristan'dan gelen Çerkesler de bu bölgeye yerleştirildi. 1890'ların sonuna gelindiğinde bölge çok uluslu, farklı dillerin konuşulduğu bir yer haline gelmişti.

Osmanlı idaresi bölgeye olan bu aşırı göçü önlemeye çalışmasına rağmen her daim bir alternatif yol bulunuyor ve bölgeye göç önlenemiyordu. II. Abdülhamit'in bölgeye göçü önleme isteği bilinmektedir fakat göçün de o dönem başladığı tarihi kayıtlarda mevcuttur.

İsrail ve Filistin - 2

Birinci Dünya Savaşı'nın son yıllarında İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur Balfour'un yine kendi adını taşıyan Balfour Deklerasyonu bölge üzerinde bir Yahudi devletinin kapılarını açmıştır. Bildiride her ne kadar "ülkedeki öteki sakinlerin medeni ve dinsel haklarının ihlal edilmemesi" şart koşulsa da bölgede bu devletin Yahudi düşünce bazlı oluşacağı açık bir gerçek halinde görünmektedir. Göçler her ne kadar fazla olsa bile Dünya Savaşı sonrası Milletler Cemiyeti'nin bölge üzerinde yaptığı nüfus kontrolünde bugünkü İsrail'in yarısı bile Yahudilere ait değildi. Dünya Savaşı sırasında Yahudi liderler Osmanlı yanında yer alsa da geleceğin İngiltere'de olacağını anlamışlardı. Balfour Deklarasyonu'na göre hazırlanan planda bir Yahudi Ocağı kurulacak, bu ocak kültürel otonomi ve idareye iştirak hakkına kavuşacaktı. Fakat bölgenin kırılgan yapısı, ayrıca dünyada meydana gelen hadiseler, bu Yahudi Ocağı fikrini devlet düşüncesine dönüştürecekti. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında Yahudilere uygulanan soykırım sonrasında bölgeye göç olabildiğince artmıştır. İşte bu noktada silahlanan Yahudiler, artık bölgede bağımsız bir devlet isteme noktasına gelmiştir. Bölgedeki Filistinliler kendilerini tanımadan yapılan bu anlaşmaya karşı çıkmışlar, karşılıklı çatışmalar artık kaçınılmaz hale gelmiştir.

14 Mayıs 1948 tarihinde İsrail Devleti kurulmuştur. Hemen ardından Arap devletleri bu yeni kurulan devlete savaş açmışlardır. Bölgede 1948 yılından itibaren birçok savaş olmuştur. En vahimi ise çözüm önerisi getiremeyen uluslararası güçlerin hataları ve iki tarafın şahin yöneticilerinin yanlış politikaları olmuştur.

İsrail ve Filistin - 2

1948 yılında alınan karara göre, iki farklı bölge Araplar ve Yahudilere ayrıldı. Kudüs serbest bölge olarak bir herhangi bir yönetim altında olmamak üzere, üç dinin kutsal bölgesi olarak belirlendi. Fakat ilk savaş sonrasında bu durum bozuldu. Yeni devlet İsrail savaşı kazandı. Kudüs'ü ise Ürdün'e bıraktı. 1993 yılında yapılan Oslo Anlaşması birbirini tanıma, varlığını kabullenme amacıyla imzalansa da bu hiçbir zaman mümkün olmadı. 1988 yılında Filistin tanındı fakat hangi açıdan, ne şekilde tanındığı halen net bir durum değildir. Her iki tarafın keskin uçları bir anlaşmaya yanaşmamaktadır.

Uluslararası hukukun ne kadar çaresiz olduğuna dair en büyük örnek Lahey Adalet Divanı'nın 2004 yılında vermiş olduğu karardır. Bu karara göre İsrail'in Filistin sınırında çekmiş olduğu duvar yasa dışıdır. Bu durum İsrail'e iletilir, İsrail ise buna karşılık çekilen duvar sonrası terör saldırılarının %90 azaldığına yönelik belgeler öne sürer.

Bölge uzun yıllardır çektiği acılara her geçen gün yenisini eklemektedir.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU YAZARDAN

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Gazetemsi
Facebook'ta takip et Twitter'da takip et Youtube'da takip et Instagram'da takip et

©2016 Gazetemsi.com. Her hakkı saklıdır.